Hz. Adem'in Fiziksel Özellikleri

Konusu 'Peygamber Efendimiz(SAV)' forumundadır ve hakan788 tarafından 25 Temmuz 2015 başlatılmıştır.

  1. hakan788 Well-Known Member


    Hz. Adem'in Fiziki Özellikleri

    Ebû Hüreyre (R.A.)’den rivayete göre, Nebi (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:

    “Allah Âdem (Peygamber)’i (şu güzel insan kılığında) yarattı. Boyunun uzunluğu, (bugünün kullanılan ölçü mikyasıyla) 60 zira’ idi,... Âdem, beşerin büyük atası olduğu için, Cennet’e her giren kişi, Âdem’in bu güzel suretinde girecektir. Âdem’in (sonra gelen) ahfadı, onun güzelliğinden birer parçasını kaybetmeye devam etti. Nihayet bu eksiliş, şimdi (Muhammed ümmetinde) sona erdi”. (Tecrid Ter., IX, 77.)

    Hz. Âdem’in boyunun 60 zira’ olması, İbn-i Haldun ve Ferid Vecdî’ye göre, Cennet’teki boy ölçüsüdür. Havva ile yere inince, yeryüzünün şartlarına göre kendine normal bir boy uzunluğu verilmiştir.

    Bu hadîsin bazı rivayet tarîklerinde “Allah, Âdem’i kendi sûretinde yarattı” vârid olmuştur. Bu hadîsin başka bir rivayet tarikında da Allah’ın, insanı Rahmân’ın suretinde yarattığı vârid olmuştur. Adem’in, dolayısıyla insanların Rahmanın suretinde yaratılması şöyle izah edilmiştir:

    “Şu mezkûr hadîs-i şerifin çok makasıdından birisi şudur ki: İnsan, İsm-i Rahmân’ı tamamiyle gösterir bir surettedir. Evet, sabıkan beyan ettiğimiz gibi, kâinatın simasında binbir ismin şualarından tezahür eden İsm-i Rahman göründüğü gibi, zemin yüzünün simasında, Rubûbiyyet-i mutlaka-i İlâhiyye’nin hadsiz cilveleriyle tezahür eden İsm-i Rahman gösterildiği gibi, insanın sûret-i camiasında küçük bir mikyasta zeminin siması ve kâinatın siması gibi yine o İsm-i Rahmân’ın cilve-i etemmini gösterir demektir. Hem işarettir ki Zât-ı Rahmânirrahîm’in delilleri ve âyineleri olan zîhayat ve insan gibi mazharlar o kadar o Zât-ı Vâcibü’l-Vücûd’a delâletleri kat’î ve vazıh ve zahirdir ki, Güneşin timsâlini ve aksini tutan parlak bir âyine parlaklığına ve delâletinin vuzuhuna işareten “o âyine Güneştir” denildiği vakit, “insanda sûret-i Rahman var” vuzûh-u delâletine ve kemâl-i münâsebetine işareten denilmiş ve denilir. Ve ehl-i Vahdetü’l-Vücûd’un mutedil kısmı “La Mevcûde illâ hû” bu sırra binaen bu delâletin vuzuhuna ve bu münasebetin kemâline bir unvan olarak demişler”. (Nursi, Sözler, 12-13.)
     



Sayfayı Paylaş