Hukuk Devleti İlkesinin Gerekleri

Konusu 'Diğer Dersler' forumundadır ve RüzGaR tarafından 6 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Hukuk Devletinin Gerekleri
    Hukuk devleti, her şeyden önce devletin hukuka bağlı olmasını, adaletle hareket etmesini gerektirmektedir. Bu gerek, kamu otoritelerinin yetki alanlarının, kişiler için genel bir koruma, geleceğe dönük öngörü yapma imkanı sağlayacak şekilde tespit edilmesi ile temin edilebilir. Hukuk devleti ilkesi, yönetilenlerin hukuki güvenliğini sağlayan, hukuk düzenine yalnız fertlerin değil, kamu otoritesinin de uymasını gerektiren bir ilkedir. Hukuki güvenlikten bahsedilebilmesi için ise bazı şartların yerine getirilmesi şarttır. Bunlar;

    a) Temel hakların güvence altına alınması
    Hukuk devleti, kişilerin devlet baskısı karşısında korunmaları gereksinmesinden doğmuştur. Kişileri devlete karşı koruyan hak ve hürriyetler olan "koruyucu haklar", devletten istenebilecek "isteme hakları" ile iktidarın kullanılmasına katılmasını sağlayan "katılma hakları" olarak belirlenen temel hakların güvence altına alınması, kişileri devlet baskısı karşısında koruyan, hukuk devleti ilkesinin önemli unsurlarından birisidir.

    Temel hak ve hürriyetlerin güvence altına alınması, çağdaş, hukuk devletlerinde kabul edilen beynelmilel hukuk kaidelerinin hukuk sistemince kabulüne bağlıdır. Bu kaidelerin başlıcaları, kanunsuz suç ve ceza olmaz, suçluluğu mahkeme kararıyla kesinleşmeyen kişilerin suçsuz sayılması (suçluluk varsayımı), ceza sorumluluğunun şahsiliği kaideleridir. Bu gibi kaidelerin kabulü, hukuk devletinin tesisine imkan verecektir.

    b) İdarenin hukuka bağlılığı
    Hukuk devletinde, aslolan hukukun üstünlüğü, yani idarenin bütün eylem ve işlemleriyle, kamu düzeninin hukuka uygunluğudur. İdarenin kendisini hukuka bağlı sayması, hukuka uygunluktan ayrılmamaları ilkesi, hukuk devletinin esasını oluşturmaktadır.

    Hukuk devletinde idare, serbest olmayıp, hukuk kaidelerine uymak mecburiyetindedir. Hukuk devleti, kanunu olan ve bu kanunları tatbik edilen devletler olarak anlaşılmamalıdır. Bu halde ondokuzuncu yüzyılda olduğu gibi kanunların egemenliği söz konusu olur, kanun devletinden bahsedilirdi. Çağdaş demokratik ülkelerde bilhassa II. Dünya Savaşı'ndan sonra, kanunların egemenliği yerine hukukun üstünlüğü ilkesi geliştirildi. Temel hak ve hürriyetlerin yasalarla güvence altına alındığı, idare edenlerin, idare edilenlere yönelik eylem ve işlemlerinde hukuka bağlı kalındığı devlet anlayışı, hukuk devletinin gereği olarak kabul edildi.

    c) Yasamanın hukuka bağlılığı
    "Hukuk Devleti"nin "pozitif hukuku olan Devlet" gibi mütalaa edilmemesi gerekmektedir. Aksi halde "yaşama organı" hukukun beynelmilel prensiplerini ihlal ile adalet duygusuna, kamu vicdanına aykırı hareket ederek yaptığı düzenlemelerle, hukuk devleti yerine "kanun devleti" kavramı ikame edebilir.

    Bu sebeple, hukukun üstünlüğünün kabul edildiği bir ülkede, sadece idarenin hukuka bağlılığı kafi değildir. İdarenin hukuka bağlılığı ve bu bağlılığın yargısal denetimi yanında, yasama organının da hukuka uygunluğunun sağlanması gerekmektedir. Hukukun üstünlüğünün korunması ve çoğunluğun azınlığa tahakkümünün önlenmesi bakımından, yasama organının hukuka uygunluğunu sağlayacak bir yargı sisteminin kurulması da hukuk devletinin gereklerindendir.

    d) Yargı bağımsızlığı
    Hukuk devletinin gereği, yalnız yürütmeyi değil yasamayı da hukuka bağlılıktan ayrılmamaya zorlamaktadır. Bu halde hukukun üstünlüğünün en önemli aracı hiç şüphesiz yargıdır. Yasama ve yürütmenin hukuka uygunluğunun temini ile görevlendirilen yargının özel bir durumu vardır. Buna göre yargı bağımsızdır ama aynı zamanda yasama ve yürütmeyi yargısal yönden denetleme yetkisini haizdir. Diğer bir söyleyişle, yargı sadece fertler arasındaki ihtilafları çözen, kamu düzenini koruyan bir erk değildir. Yargı, temel niteliği itibariyle, yasamayı ve yürütmeyi denetleyen bunların hukuka uygunluğunu temin eden bir erktir.turkeyarena.com

    Yargının bu fonksiyonunu yerine getirmesinin temel şartı ise yargının bağımsızlığı, yani yasama ve yürütmenin yargı erkine her ne sebeple olursa olsun müdahale edememesidir.

    Yargı bağımsızlığı temin edilmeden, temel hak ve hürriyetler teminat altına alınmadan, yürütme ve yasamanın hukuka bağlılığını temin etmek ve hukuk devleti idealine ulaşmak mümkün olmaz. Bu şartların yanında demokratik bir rejimin gerektirdiği özelliklere riayet etmek, mesela eşit şartlardaki bütün vatandaşların katıldığı, gizli oy açık sayım ilkesine dayanan, yargının gözetim ve denetiminde yapılarak belli sürelerde yenilenen, serbest seçimlerle siyasi iktidarın belirlenmesi, çoğulculuk, açıklık ve çoğunluğun tahakkümünün engellenmesiyle çoğunluk tarafından yönetim hukuk devletini pekiştiren unsurlardır.
     



  2. Berra Well-Known Member

    teşekkürler süper olmuş
     

Sayfayı Paylaş