Hipertiroidi Nedir, Hipertiroidi Neden Olur

Konusu 'Sağlık-Genel' forumundadır ve elif tarafından 24 Ocak 2009 başlatılmıştır.

  1. elif Moderator


    Hipertiroidizm (Zehirli Guatr)
    Tiroid bezesinin gereğinden daha fazla hormon salgıladığı tiroid hastalığı türüne türüne hipertiroidizm (toksik guatr, zehirli guatr) denir. Zehirli guatr, nodüllü veya nodülsüz olabilir.

    Nodülsüz zehirli guatrların hepsine “Graves hastalığı”, “Basedow Graves hastalığı” ve “Basedow hastalığı” demek yaygın alışkanlık olmuştur. Ancak, nodülsüz guatrların sadece bir kısmı bu isimlerle anılır, diğerleri sadece “hipertiroidizm” olarak adlandırılır. Nodüllü zehirli guatr (toksik nodüler guatr veya toksik adenom); sıcak nodüllü zehirli guatr (çok çalışan nodüllü zehirli guatr) ve sıcak otonom nodüllü zehirli guatr (çok çalışan baskın nodüllü zehirli guatr) şeklinde olabilir.

    Zehirli guatr’da her hastanın boğazında şişlik olmaz. Hastaların çoğunda boğazın dışarıdan görünümü normaldir. Hatta bu nedenle halk arasında bu guatr türüne ‘iç guatr’ da denir, ancak tıp camiasında “iç-dış guatr” tanımlaması yoktur.

    Zehirli guatr’da şikayetler:
    • Çarpıntı,
    • Ellerde titreme,
    • Vücutta titreme,
    • Ani kilo kaybı,
    • Saç dökülmesi,
    • Kaşıntı,
    • Boğazda dolgunluk ve sıkıntı
    • Aşırı iştah dolayısıyla çok yemek yeme ve çok su içme,
    • Aşırı terleme,
    • Aşırı sinirlilik
    • Bulantı
    • İshal
    • Çabuk yorulma
    • Adet düzensizliği
    • Çok sık dışkılama
    • Panik atak
    • Horlama
    • Erken boşalma
    • Gözlerin ileri doğru çıkması (egzoftalmi)

    Bazı hastalarda göğüs ve boyunda devamlı bir kızarıklık söz konusu olabilir. Nodülsüz zehirli guatrlı hastaların bazılarında gözlerde büyüme ve gözlerin ileriye doğru çıkması (egzoftalmi) görülür. Bunların hepsi birlikte olmak zorunda değildir. Bu şikayetlerin bazıları ön plandadır, diğer şikayetler ancak doktorun sorgulaması ile ifade edilebilir.

    ZEHİRLİ GUATR’IN TEDAVİSİ
    Zehirli guatrın tedavisi; gereğinden fazla üretilen tiroid hormonlarının normal seviyenin altına düşürülmesidir. Tedavi, kalıcı ve kalıcı olmayan tedavi olarak ikiye ayrılır. Kalıcı tedavi için batı ülkelerinde (özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da) radyoaktif iyot (kapsül) tercih edilirken Türkiye’de ve diğer bazı ülkelerde hala ameliyatla tedavi daha sıklıkla yapılmaktadır.

    Kalıcı olmayan tedavi ise tiroid karşıtı ilaçlarla (karbimazol ve propiltiourasil) ile yapılan tedavi olup her zaman tiroid hormonları yeterli düzeyde ve kısa sürede düşürülemez; düşürse bile “bir süre” sonra hormonlar tekrar yükselip hastalık belirtilerinin ortaya çıkar. Bu türden tedavide hastalığın ne kadar süre sonra tekrarlayacağı belli değildir; her hastada faklıdır ancak genç hastalarda kısa süre sonra zehirli guatr yeniden alevlenir. Tiroid karşıtı ilaçları uzun süre kullanıldığında karaciğer, kan hücreleri ve üreme hücreleri (sperme ve yumurta hücreleri) üzerine ciddi yan tesirler oluşturabileceğinden bu tedavi altındaki hastaların sık aralıklarla (her ay kontrolü gerekir. Ayrıca, başta nodül ve tiroid bezesinde büyüme olmayan hastalarda kısa süre sonra nodül gelişimi ve tiroidin büyümesi (guatr) görülebilir. Bu tedavi için genel kural eninde sonunda hastalığın tekrarlaması (nüks)’dır; “iki ileri bir geri”.

    Ameliyatla tedavi; ülkemizde hala en çok kullanılan yöntem olsa da batı ülkelerinde her geçen gün ameliyatsız tedavi yöntemleri daha fazla rağbet görmektedir. Örneğin, Amerika Birleşik Devletlerinde ve Kanada’da zehirli guatr’da tek seçenek düşük doz radyoaktif iyot tedavisidir. Bazı Avrupa ülkelerinde ameliyat hala kullanılsa da her geçen yıl ameliyat edilen hasta sayısı hızla azalmaktadır.

    Genel olarak tıbbın tüm alanlarında bu türden bir değişim yaşanmaktadır. Örneğin bundan 15-20 yıl önce mide ve oniki parmak barsağı ülseri olan bütün hastalar ameliyat edilirken bugün ülserli hastalar sadece ilaçla tedavi ediliyor. Aynı şekilde, bademcik ve geniz eti ameliyatları da artık batı ülkelerinde gittikçe daha az yapılır hale gelmiştir. Türkiye, tiroid alanında tam bu değişim dönemindedir.

    Ses tellerine giden sinirlerin kesilmesi veya koparılması, kalbin fibrilasyona girmesi, akciğere kanama, tiroid krizi, kalsiyum bezelerinin çıkarılması ve nadiren de olsa ameliyat bölgesindeki damarların ve gırtlağın zarar görmesi tiroid ameliyatının risklerindendir. Bu risklerin çoğunluğu ölümcül olabildiği gibi diğerleri de hayat kalitesini önemli ölçüde düşüren sağlık sorunlarına neden olur.

    Ameliyat sonrasında devamlı tiroid hormonu kullanımı gerekir. Aksi halde, hastada tiroid hormon yetmezliği ve zehirli guatr tekrarlaması sık görülür. Çünkü ameliyat sonrasında normalin altına düşen tiroid hormonu ve yükselen TSH nedeniyle kalıntı doku devamlı uyarılır ve kalıntı doku önce büyür sonra zehirli guatr veya nodül tekrarlayabilir. Yani, “ameliyatla guatr temizlendi, hiçbir ilaç kullanmayacağım” şeklinde bir tıbbi yaklaşım yoktur.

    RAI kapsül tedavi, düşük doz radyoaktif iyot tedavisidir. Kalıcı bir tedavi olan bu yöntemde, bir kapsül içine konulmuş toz halindeki radoaktif iyot’un tiroid’e yerleşip bu organın hücrelerinin aşırı hormon salgılama yeteneğini yok etmesi ve daha sonraki süreçte bu organın küçülmesini sağlaması esasına dayanır. Son derece güvenli, yüksek tecrübe birikimi bulunan bir tedavi şekli olup her yaşta hastaya uygulanabilir. Sanıldığının aksine; kısırlık ve kanser yapmaz.
     



Sayfayı Paylaş