Hilozoizm - Hobbesculuk

Konusu 'Felsefe' forumundadır ve RüzGaR tarafından 29 Eylül 2009 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Hilozoizm - Hobbesculuk

    Hilozoizm
    Maddenin canlı olduğunu veya madde ile hayatın birbirinden ayrılmazlığını ileri süren sistemleri belirtmek için İngiliz filozofu Cudworth'un ortaya attığı kelime.

    Hilozoizm, maddeyi, cansız ve hareketsiz bir gerçeklik olarak gören mekanizmin (Demokritos, Epikuros, Descartes) karşıtıdır. Hilozoizm, evreni, tüm ve tek bir canlı varlık olarak ele alır. Bu, ilk yunan filozoflarının ve stoa'cıların benimsediği görüştür.

    Hobbesculuk
    İngiliz düşünürü Thomas Hobbes (1588-1679), genel olarak maddeciliğin, özel olarak da İngiliz maddeciliğinin babası sayılır. Diyalektik maddeciliğin kurucuları "Maddecilik, İngiltere'nin gayrı meşru çocuğudur" dedikten sonra şunları eklerler; "Maddeciliğin ilk biçimi adcılıktır. İngiliz skolastiği Duns Scottus, özdeğin düşünebilmesinin mümkün olup olmadığını sormakla tanrıbilimi maddeci görüşten yana çıkmaya zorlamıştı. Deneysel bilimin babası Bacon, çocuksu bir biçimde de olsa, maddeciliğin evrensel gelişmesine imkanlar hazırladı.

    Maddecilik daha sonraki gelişmesinde tekyanlı bir düşünce haline gelir. Hobbes, Bacon Maddeciliğini sistemleştirir". Hobbes "maddesel olmayan ruh yoktur" ve "deneysel bilimin dışında gerçek hiç bir bilgi yoktur" demiştir. Hobbes'a göre felsefe yapmak, doğru düşünmektir. Düşünmekse katmak, ayırmak, toplamak, çıkarmak; bir başka deyişle, saymak demektir.

    Şu halde doğru düşünmek, birleştirilmesi gerekeni birleştirmek, ayrılması gerekeni ayırmaktır. Birleşebilen ya da ayrılabilen şeyler cisimlerdir. Demek ki felsefenin cisimlerden başka bir konusu olamaz. Ruhlar, Melekler. Tanrı düşünülemez. Bu soyut kavramlar felsefe konuları değil, inan konularıdır. Felsefenin konusu cisimler, metodu da dış ve iç duyarlıktır. Dış ve iç duyarlığın her ikisi de deneye dayanır. Gözlem biliminin dışında gerçek hiç bir bilgi yoktur.

    Hobbes'a göre sınırsız özgürlük diye bir şey yoktur. Biz insanların davranışları dayanılmaz içgüdülerin elindedir. Tutkusuz akıl, çekiciliği olmayan töresel ilkeler insanlar üstünde hiç bir etki yapamaz. Bir istekten sonra gelen davranışımızı yönetmek bizim elimizdedir ama isteğimizi yönetmek elimizde değildir. Her davranışın yeter bir nedeni vardır. Yeter neden, zorunluluktur. Evrendeki her cisim gibi insan da bu zorunluluğa bağlıdır. Her şeyde olduğu gibi törede de en gerçek yönetici çıkar (menfaat) düşüncesidir.

    Salt iyi, salt kötü, salt tüze (adalet), salt töre (ahlak) yoktur, bunlar uydurulmuş kavramlardır. Gerçekte iyi, hoşa giden, kötü de hoşa gitmeyen şeydir. Doğada olduğu gibi devlette de hakkı meydana getiren güç (kuvvet)'tür. Gerçek devlet, herkesin herkese karşı kavgasıdır. Devlet bu kavgaya bir dereceye kadar son verdiği için onun emrettiği erdem, yasak ettiği erdemsizliktir.
     



Sayfayı Paylaş