Her YÖnÜyle Adsl

Konusu 'İnternet' forumundadır ve salihsat tarafından 3 Temmuz 2007 başlatılmıştır.

  1. salihsat Well-Known Member


    Tüm yönleriyle ADSL
    Ülkemizde İnternet’in son kullanıcıya ulaşması 1996-97 yıllarında gerçekleşti. Bürokrasinin duyarsızlığı ve bilgisizliği, alt yapı eksikliği, sermaye yetersizliği… Ne derseniz deyin İnternet’le buluşmamız hayli geç oldu, geç olsun ama güç olmasın diye bir atasözümüz vardır, ama bizde işler hem geç hem de güç bela yürüyor çoğu zaman.
    Son kullanıcıya sunulan ilk bağlantı seçeneği, telefon hatları üzerinden modem ile dial-up bağlantı şeklindeydi. Zaman içinde İnternet’e bağlantı seçeneklerimiz çeşitlendi, ancak belki de en uygun seçenek olan ADSL oldukça geç ve zahmetli bir şekilde kullanıma sunuldu. Bugün itibariyle gerek Türk Telekom gerekse özel sektör ADSL hizmeti vermeye başladı, önümüzdeki dönemde hem hizmet kalitesi, hem de fiyatlar açısından daha güzel gelişmeler bekleyebiliriz.

    ADSL binlerce kişinin tercih ettiği bağlantı türü olunca, bu teknoloji hakkında kapsamlı bir yazı hazırlamak gereği ortaya çıktı. Karşınızda oldukça kapsamlı bir ADSL yazısı var, ister ADSL almayı düşünüyor olun, ister halihazırda kullanıyor olun bu yazıda faydalı bir şeyler bulacağınıza inanıyorum.

    İsterseniz, ADSL’i anlatmaya başlamadan önce İnternet’e bağlanabilmek için elimizde olan diğer seçenekleri kısaca inceleyelim:

    Kiralık hat
    Bu seçenek sadece kurumsal kullanıcılar için geçerli. İş yerinizle servis sağlayıcı arasında Telekom’un data hatları üzerinden sabit bir bağlantı sağlanıyor.

    Servis sağlayıcıya İnternet bağlantısı için bir ücret öderken, Telekom’a da data hattı için ayrı bir ücret ödeniyor. Maliyetleri topladığınızda en düşük hızdaki bağlantılar için dahi aylık yüzlerce dolar para ödenmesi gerekiyor, ayrıca bağlantı için alınacak özel modemler/yönlendiriciler de yine yüzlerce dolara mal oluyor. Kurumsal kullanıcılar için uzun bir süre bu tip bağlantı tek seçenek olarak görülüyordu ancak ADSL bu durumu değiştirebilir.

    Kiralık hatların ADSL’e göre avantajı senkron olması, yani 128 kbps bir hat aldığınızda bu 128 kpbs gönderim ve alım yapabileceğiniz anlamına geliyor (oysa ADSL’de indirim hızı yüksek ama gönderim hızları düşük 2048 / 512 gibi).

    Ayrıca kritik uygulamalarda kiralık hatlar daha güvenli, bir kere çalışır hale gelince, kolay kolay sorun yaşamıyorsunuz
    [​IMG]
     



  2. salihsat Well-Known Member

    Uydu
    Uydu üzerinden İnternet çok yüksek hızları vaadetmesine rağmen bazı dezavantajları nedeniyle yeterli ilgiyi göremedi. Yakın bir zamana kadar uydu bağlantısı için kurulacak ekipman pahalıydı ve tek yönlü veri aktarımına izin veriyordu. Yani uydu üzerinden sadece veri indirebiliyordunuz. Veri gönderimi için yine telefon hattından ikinci bir bağlantınızın olması gerekiyordu. Ancak şu anda karasal hatlardan bağımsız, veri alıp gönderebilen uydu seçenekleri mevcut (www.dexar.com ). Ayrıca son dönemde rekabet ve yaygınlaşma sonucu fiyatlarda da önemli düşüşler meydana geldi.Yüksek maliyetler ve uygulama zorluklarını yanı sıra uydunun kendine has bazı dezavantajları var. Gecikme bunlardan birisidir. Size ulaşacak bilgi önce servis sağlayıcıdan uzaydaki uyduya, oradan da sizin çanak anteninize kadar uzun bir mesafe kat etmek zorunda. Bu durumda bazı uygulamalarda (on-line oyunlar gibi) problemler söz konusu olabiliyor.
    Ancak uydu bağlantısı size “uydu” ile haberleşme imkanı verdiği için bir takım ekstralara sahip. Örnek olarak, tüm uydu yayınlarını izleyebilme, kendi uydu yayınınızı yapabilme böylece sizin kanalınızı izleyenlere on-line eğitim ve benzeri hizmetleri sunabilme sayılabilir.

    [​IMG]
    Ancak ortalama bir İnternet kullanıcısı için en ideal çözüm olmadığını görüyoruz. Bu en azından ülkemiz için şu anda böyle, ancak yurtdışında daha uygun fiyatlı uydu çözümleri mevcut. Uydu üzerinden çok yüksek hızlarda indirme (download) yapılabildiği için gelecekte yine uydu İnternet öne çıkabilir.Bu arada uydudan veri indirmekle ilgili bir noktayı açıklamak lazım. Uydu İnternet kullanmak için bir dijital uydu kartına (bilgisayara takılacak bir PCI kart), çanak anten ve LNB'ye ihtiyacınız var. Daha sonra bu hizmeti veren firmalara başvurup, parasını ödeyip abone olmanız gerekiyor. Bundan sonra normal olarak İnterneti kullanabilirsiniz. Ancak eğer bir dijital uydu kartınız ve uydu/lnb setiniz varsa, çeşitli programlar kullanarak, uydu İnternet servisini parasını vererek kullanmakta olan kullanıcıların indirdikleri dosyaları sizde kendi bilgisayarınıza kaydedebiliyorsunuz. Uydunun doğası gereği bir kullanıcıya gönderilen veri aslında o bölgedeki tüm uydu antenlere ulaşıyor. Siz de, sizin çanağınıza da gelen bu veriyi kendi bilgisayarınıza kaydedebiliyorsunuz. Ancak bunu İnternet bağlantısı olarak tanımlamak mümkün değil. Çünkü belli bir web sayfasını veya dosyayı seçip indirmeniz mümkün değil, sadece diğer kullanıcıların o anda indirmekte olduğu dosyaları sizde kendi bilgisayarınıza kaydedebiliyorsunuz
     
  3. salihsat Well-Known Member

    Kablonet“Türkiye'de Kablo TV yayınları 1991 yılında PTT tarafından dokuz büyük ilde başlatılmış (İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Konya, Antalya, Gaziantep, Kayseri) ve kısa sürede yoğun ilgi görmüştür. Önceleri 22 televizyon kanalı, 4 radyo istasyonu ile yayınına başlayan Kablo TV, kısa sürede televizyon kanalı sayısını 35'e çıkarmıştır. Bu gün 45 televizyon kanalı Kablo TV sistemi üzerinden yayınlanmaktadır. 1997 yılında mevcut 9 bölgeye ilave olarak 21 yeni yayın bölgesinde Kablo TV Hizmetlerinin verilebilmesi için Türk Telekom Gelir Paylaşımı esasına göre ihaleye çıkmış, Kablo İletişim firmaları da bu bölgelerdeki yatırımlarını tamamlayarak Kablo TV hizmeti vermeye başlamışlardır.”Kablo İletişimcileri Derneği'nin web sitesinde (http://www.kaider.org.tr) Türkiye’de kablotv şebekesinin tarihçesi böyle anlatılmış. Kablo TV, bir bölgede her binaya koaksiyel kablo çekilmesi ve TV yayınının bu kablo üzerinden verilmesidir. Yurt dışında, özellikle de ABD’de çok geniş kablo tv şebekleri mevcuttur ve milyonlarca abonesi vardır. Tek bir kablo üzerinden yüzlerce tv kanalı çok net görüntüyle (antendeki gibi parazit olmaksızın) izlenebilir.
    Daha sonraları, “Madem her eve kablo çekmişiz, niye aynı hat üzerinden İnternet erişimi de vermiyoruz?” denilerek kablo tv şebekesinden İnternet bağlantısı sağlanmaya başlamıştır. Ülkemizde kablonet olarak adlandırılan bu hizmet bulunmaktadır (kablonet aynı zamanda bu işi yapan firmalardan birisinin ismidir, ben genel manada kullanıyorum). Ancak öncelikle bölgenizde kablolu tv şebekesinin bulunması ve şebekeyi işleten firmanın İnternet hizmeti vermesi gerekmektedir. Yani evinizde kablo tv olması, kablonet kullanabileceğinizi garanti etmez. Kablonet için şebeke üzerinde bir takım değişiklikler yapılması gerektiği için yeterli abone olmayan yerlerde kablotv olsa bile kablonet olmayabiliyor.
    Kablonet için kablo modem denilen bir cihaz kullanılır. Kablonet’in telefon hatlarıyla hiçbir ilgisi yoktur. 7/24 İnternet’e bağlı kalabilirsiniz ve aylık sabit bir ücret ödersiniz.
    [​IMG]
    Ancak Kablonet’in birkaç dezavantajından söz etmek gerekiyor. Öncelikle evinizde/mahallenizde kablo tv şebekesinin döşenmiş olması gerekiyor. Ülkemizde uygun fiyatına rağmen çeşitli nedenlerle kablo tv şebekesi çok yaygınlaşamamıştır. Sadece büyük şehirlerin bazı semtlerinde kablo tv şebekesi bulunuyor. Kablonet’in belki de en çok eleştiri alan yönü ise paylaşımlı bir sistem olmasıdır. Mahallenizdeki kablotv şebekesinin ortak bir İnternet çıkışı bulunmaktadır. Örneğin mahalledeki şebekenin çıkışı 1 Mbit olsun, eğer sadece siz hattı kullanıyorsanız satın aldığınız bağlantı hızınızı sonuna kadar kullanıp, örneğin 256 kbit bağlantınız varsa 30kbit/sn hızında indirme yapabilirsiniz. Böylece 4-5 kişi aynı anda İnternet’i sorunsuzca kullanabilir. Ama bağlananların sayısı arttıkça performans düşmeye başlar. Mahallede aynı anda 100 kişi Kazaa’dan indirme yaptığında, her bir kullanıcının bant genişliği (yani İnternet’ten belli bir anda indirebileceği veri miktarı) oldukça düşecektir. Tabii ki bu problem, kablotv şebekesinin İnternet çıkışı arttırılarak çözülebilir. Esasen kablotv şebekesinin kendi içinde 10 Megabit gibi yüksek hızlarda veri transferi mümkündür. Ancak şebekenin İnternet çıkışı tüm kullanıcılara paylaştırılır.
    [​IMG]
    Ayrıca kablotv şebekesi üzerinde çeşitli nedenlerle çok sık arıza olduğunu sık sık duyuyoruz, ancak bu durum teknolojiyle değil, uygulama ve hizmet kalitesiyle ilgili bir durum.

    Diğer bir husus da fiyat elbette. Eğer bulunduğunuz bölgede hem kablonet hem de ADSL varsa fiyatlarını karşılaştırıp ona göre karar vermeniz gerekiyor.
     
  4. salihsat Well-Known Member

    Çevirmeli Ağ (Dial-Up)
    Ülkemizde hala en çok kullanılan bağlantı şekli çevirmeli ağdır. Hepimizin evinde telefon hattımız var. Modemler ise 10 dolara kadar düşen fiyatlarıyla adeta her PC’nin vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Aslına bakarsanız, ADSL veya kablonet kullansanız bile, zaman zaman dial-up bağlanmak isteyebileceğiniz durumlar olacaktır.

    [​IMG]
    Tabii ki çevirmeli ağ İnternet’in nimetlerinden tam olarak faydalanmak için yeterli bir çözüm değil. En önemli problem hız; çevirmeli bağlantı ile ulaşabileceğiniz maksimum hız 56000 bit/saniyedir. Bu ise, saniyede (yaklaşık olarak) 7 Kilobayt’la download yapabilirsiniz demektir. Ancak bu “en iyi koşullarda” geçerli bir hesaplamadır. Ortalama bir İnternet kullanıcısı 43000-50000 Bit/Saniye arası bir hızla bağlanır ve download’lar 5 K’yı geçmez. Böyle bir bağlantı üzerinden radyo dinlenebilir ancak canlı tv yayınlarının kesintisiz izlenmesi pek mümkün olmaz.

    Girdiğiniz sitelerde “html versiyon” üzerine tıklamak, “flash versiyon” üzerine tıklamaktan daha akıllıca bir hareket olur, çünkü 500k’lık bir flash dosyasının yüklenmesi dakikalar alacaktır.

    İnternetin sunduğu onlarca özellik, dial-up’la anlamsızlaşmaktadır. Örneğin ben sürekli bağlı değilsem ICQ kullanmanın ne mantığı var? Eğer ikide birde bağlantım kopacaksa dosya indirmenin, hele film veya mp3 indirmenin neresi zevkli diye düşünebilirsiniz ve bence haklısınız.

    Dial-up’ın böyle dezavantajları olsa da hala en yaygın kullanılan bağlantı şekli ve bir süre daha bu böyle sürecek diyebiliriz.
     
  5. salihsat Well-Known Member

    GPRS
    Cep telefonunuz üzerinden İnternet’e bağlanmak ister misiniz? Doğrusu ben isterim. Alırım laptop’ımı, çıkarım dağlara tepelere, bir yandan manzara, bir yandan da chat yaparım…

    [​IMG]
    GPRS veya General Packet Radio Service, cep telefonu şebekesi üzerinden veri alıp göndermeye yarayan teknolojinin ismidir. GSM hattınızı GPRS’e açtırdıktan sonra, GPRS özelliği olan telefonunuzu bilgisayarınıza bağlıyorsunuz. Gerekli ayarlamaları yaptıktan sonra 7/24 İnternet’e bağlısınız.

    Telsim bir dönem GPRS bağlantısını aylık sabit bir ücretle veriyordu, oldukça düşük olan bu ücret, bir çok kişiyi dial-up yerine GPRS kullanmaya sevk etmişti. Ancak şu anda tüm cep telefonu şebekesi işletmecileri GPRS hizmetini indirilen veri miktarına göre ücretlendiriyorlar. Yani, gene 7/24 bağlısınız, ancak veri indirdikçe, kilobayt başına belli bir ücret ödüyorsunuz.

    GPRS ortalama bir ev/ofis kullanıcısı için uygun bir çözüm değil. Pahalı ve aynı zamanda dial-up’tan bile daha yavaş. Ancak ileride daha yüksek hızlarda bağlantı seçenekleri çıkabilir, fiyat olarak ADSL ve benzeri çözümlere yaklaşması ise zor.

    Ancak, GPRS’in tam bir kurtarıcı olduğu uygulamalar da yok değil. Örneğin bayileri dolaşıp fiyat veren, sipariş alan plasiyer tipi elamanlar için, bir Pocket pc, GPRS bağlantısı ve genellikle web tabanlı bir uygulama üzerinden veri girişi en kolay çözüm durumunda olabiliyor.

    Bilgi için : http://www.telsim.com.tr/servisler/operator_servisleri/GPRS/index.php
     
  6. salihsat Well-Known Member

    ISDN
    Integrated Services Digital Network’ün kısaltması olan ISDN aslında salt İnternet bağlantısından veya veri aktarımından daha fazlasını sunan bir teknolojidir.

    ADSL başlığı altında daha ayrıntılı inceleyeceğimiz gibi, evimiz/ofisimiz ile telefon santrali arasında kalan bakır kablo çifti (local loop, last mile) telefon şebekesinin en zayıf ama aynı zamanda en yaygın ve kısa zamanda değişmesi (bakırın fiberle değiştirilmesi gibi) mümkün gözükmeyen kısmıdır. Kullanıcı ile telefon santrali arasında haberleşme analog olarak gerçekleşmektedir ve bunun ileride anlatacağımız gibi bir çok kısıtlayıcı yönü bulunmaktadır.

    İşte ISDN ile, veri, daha henüz kullanıcı tarafında iken dijitale çevrilmektedir. Bunun sonucu olarak eğer ISDN hattınız varsa; 8 taneye kadar farklı cihazı (telefon, faks, bilgisayar) tek ISDN hattına bağlayabilirsiniz ve aynı bakır hatta bağlı olmalarına rağmen bu cihazların farklı telefon numaraları olabilir. Aynı anda bu cihazlardan 2 tanesi veri alışverişi yapabilir (Basic Rate denilen ve ev/işyeri tipi kullanıcılar için önerilen ISDN tipi için).

    ISDN üzerinden 128/128 Kbps veri aktarımı yapılabilir. Aynı anda da telefon hattınız üzerinden konuşma yapmanız da mümkündür.

    ISDN hattınıza özel ISDN cihazları bağlayabileceğiniz gibi bir aparatla normal analog telefonunuzu ve hatta analog modeminizi bağlayabilirsiniz. ISDN hattında normal hat gibi karşı tarafın telefon numarasını çevirir ve konuşur/nete bağlanırsınız. Bağlı kaldığınız süre için para ödersiniz. ISDN’de iki kanal mevcuttur. Her bir kanal 64 Kbps hızındadır. Sizin hız talebinize göre önce ilk kanal, sonra da otomatik olarak ikinci kanal devreye girer. İkinci kanalın devreye girmesiyle 2 katı kontör atmaya başlayacaktır.

    [​IMG]
     
  7. salihsat Well-Known Member

    ADSL
    Ayrıntısıyla inceleyeceğimiz ADSL (Asymmetric Digital Subscriber Line / Asimetrik Sayısal Abone Hattı) teknolojisi aslında xDSL diye adlandırılan iletişim teknolojisi ailesinin bir üyesidir. xDSL ailesi uzak mesafeler arasında sıradan bakır kablolar (telefon hatları) üzerinden yüksek miktarda veri aktarımı yapmayı mümkün kılan teknolojiye verilen genel bir isimdir. Farklı türleri vardır ve baştaki “x” harfi bunu ifade eder (ADSL, VDSL vb.).

    Yukarıda kısaca değişik bağlantı şekillerini inceledik. Olayı kısaca “orada bir İnternet var uzakta ve bizim ona bağlanmamız lazım...” şeklinde özetleyebiliriz. Mesele evimiz/işyerimizle bize İnternet hizmeti veren (kendisi çok hızlı hatlarla genel İnternet ağına bağlı) İnternet servis sağlayıcı (ISS) arasındaki veri aktarımının nasıl yapılacağıdır. Bunun için uydu, kablotv veya telefon hatlarını kullanabiliyoruz. Telefon hatları her yerde olması sebebiyle aslında en uygun seçenek. Herkesin evinde bir çift telefon teli var, yolları kazıp yeni bir kablo döşemek (kablotv- çok pahalı ve zahmetli) veya uydu gibi pahalı bir yöntem yerine bu telefon hatlarını kullanmak en uygun seçenek gibi gözüküyor. Ancak ufak bir problem var.

    POTS (Plain Old Telephone Service – Düz Eski Telefon Hizmeti) denilen ve şu anda kullanmakta olduğumuz telefon şebekesi en başta –sadece- sesimizi taşımak üzere tasarlanmıştır.

    Şimdi bunu biraz daha açıklayalım. Telefonla konuşurken telefon ahizesindeki mikrofon sesimizi elektrik sinyaline çevirir (amanın çok derin girdik, buradan İnternete nasıl geleceğiz bakalım). Bu elektrik sinyali analog bir sinyaldir, yani konuşurken yükselip alçalan, değişik tonlar alan sesimiz birebir elektrik sinyaline çevrilir. Bu sinyal telefon cihazından telefon hattına, oradan da bağlı olduğumuz telefon santraline kadar ulaşır. Şimdi, eğer aynı santrale bağlı diğer bir abone ile konuşuyorsak sesimiz hemen diğer abonenin hattına aktarılır, eğer diğer bir santrale bağlı bir abone ile görüşüyorsak, sesimizin diğer santrale aktarılması gerekir.

    [​IMG]
     
  8. salihsat Well-Known Member

    Telefon santralinde sesimiz (analog elektrik sinyali halindeydi) dijitale çevrilir. Bu işlem Windows’taki “ses kaydedici” ile mikrofondan sesimizi kaydetmek gibi düşünülebilir. Dijitale çevrilen ses, bundan sonra, diğer binlerce telefon görüşmesiyle beraber dijital formatta yüksek kapasiteli veri hatlarıyla diğer santrale veya bir çok santralin bağlı olduğu bir merkez santrale gönderilir. Bu yöntemle tek bir kablo üzerinden (çoğu zaman fiber optik bir kablo) aynı anda binlerce telefon görüşmesi yapılmaktadır.

    Telefon sistemi tasarlanırken sadece ses iletimi göz önüne alındığından, normal bir insan sesinin 4000 Herzt frekansında çok fazla kayba uğramadan aktarılabileceği görülmüş ve telefon sistemi buna göre tasarlanmıştır. Bu sebeple, az önce bahsettiğimiz analogdan dijitale çevrim işlemi 4000 Hz veya 4 KHz ile örneklenmektedir (dijitale, yani 1 ve 0’a çevrilmektedir), bu frekansın üstünde kalan tüm sinyaller iptal olmaktadır (Windows ses kaydedici de, örnekleme ayarını 4000 Hertz’ getirip sesimizi kaydetmek gibi). Santral tarafında 4 Khz üstündeki frekansları yokeden bir filtre bulunmaktadır.

    Dial-up modemler, işte bu 4 KHz aralıkta ses sinyalleri göndererek (modem bağlanırken duyduğumuz sesler) karşı taraftaki modemle haberleşirler.Bilgisayardaki dijital bilgi modem tarafından ses sinyaline (analog) çevrilir, telefon hatlarından gönderilir, karşı taraftaki modem ise bu vıyyjjj, cıvvvj, fışşşş şeklindeki sesleri tekrar dijital bilgi haline çevirir. Ses sinyalleri bu 4 kHz’lik aralık içinde olmak zorundadır, çünkü üstündeki frekanslar santralde direkt filtrelenmekte yani yok olmaktadır. 4 KHz’lik bu aralıkta gönderilebilecek maksimum veri 28.800 bit/saniye’dir. Bunun üstünde veri aktarımı yaptığını iddia eden tüm modem üreticileri yalan söylemektedir, modemlerini alıp kafalarına vurabilirsiniz… Yok, yok şaka tabii ki, evet fiziki sınır 28.800 bps (bit per second-bit/saniye) yani yaklaşık 3 Kilobayt'dır, ancak sonradan geliştirilen sıkıştırma teknikleriyle daha fazla veri aktarımı mümkün olmuştur. Bir word dosyasını önce normal, sonrada zipleyip göndermeyi denerseniz, zip'li dosyanın boyutu daha küçük olduğu için daha hızlı gittiğini görürsünüz. Siz zip'lide olsa, açık da olsa bir dosya gönderirken, bir web sitesinde gezerken, kısacası her türlü veri aktarımında, modeminiz aktarılan veriyi sıkıştırma teknikleriyle sıkıştırarak gönderip/almaya çalışır. Ancak gönderilen dosya türüne göre bu sıkıştırma az yada çok etkili olabilir. Zaten sıkışıtırılmış bir zip dosyası 3 Kilobayt/saniye hızında indirilirken, tamamen tekst bir dosyayı indirdiğinizde hızın birden 12-15 KB/Sn'ye çıktığını görebilirsiniz, aslında olan şey modeminizin açık bir tekst dosyayı çok iyi sıkıştırabilmesi ve toplamda gönderilen/alınan veri miktarının birden artmasıdır.Günümüzde satılan tüm dial-up modemler 56.000 bps hızında çalışabilmektedir (pratikte sağlanan bağlantı hızları daha düşük olsa da). İşte modemler içindeki sıkıştırma teknikleri, gönderilen her veriyi belli bir oranda sıkıştırarak gönderdiği için 28.000 bps hızındaki bağlantı üzerinde, daha fazla veri göndermek mümkün olmaktadır. Neyse bizim asıl konumuz DSL teknolojileri, konuyu dağıtmayalım…Evimize gelen bakır kablo aslında çok daha yüksek frekanslarda veri taşıyabilir. DSL’in yaptığı da işte bu 4 KHz’lik bölümün üstündeki frekanslarda veri aktarımı yapmaktır. Hemen aklımıza, “ama santral tarafında 4 KHz’in üstündeki frekanslar filtreleniyordu hani?” sorusu gelebilir, gelmiyorsa;

    a) buraya kadar okuduklarınızı anlamadınız,

    b) ben iyi anlatamadım, başka bir kaynaktan tekrar okuyun,

    c) gidip elinizi yüzünüzü yıkayın, çay için, tv seyredin, sonra tekrar deneyin.

    Telefon hattımız “adsl’e açılırsa”, santral tarafında evimizden gelen hat bir ayırıcı ile iki hat haline getirilip, bir ucu eski sisteme (POTS), diğer ucu ise DSLAM adı verilen cihaza bağlanıyor.

    [​IMG]
     
  9. salihsat Well-Known Member

    Böylece ilk 4 KHz’lik ve sesimizi taşıyan frekans bandı eski telefon sistemine giderken, bunun üstündeki frekanslar ise bize DSL bağlantısını sağlayan DSLAM cihazına ulaşıyor.

    xDSL bir iletim teknolojileri ailesidir demiştik, ADSL bu ailenin haşarı çocuğudur desem buna bir bahane bulamam, o sebepten teknik ayrıntıya girelim daha iyi. Şimdi ortalama bir ev kullanıcısının İnternet kullanım alışkanlığı daha çok download eğilimlidir. Yani biz manyak gibi mp3, divx vs. indiririz. Buna karşın İnternete doğru veri gönderimimiz daha azdır (mail göndermek, web sitesi yapıyorsak upload etmek vb.). Bunu göz önüne alan mühendisler, 4 kHz’nin üstünde kalan alanı asimetrik olarak bölmüşler, download’a daha fazla frekans aralığı bırakmışlar ve ADSL doğmuş.

    [​IMG]
    Bunun sonucu olarak, ADSL bağlantısı seçenekleri 128/32, 256/64, 512/128, 1024/256 ve 2048/512 gibi download/upload hızları farklı olarak karşımıza çıkmaktadır.
    Yukarıdaki grafikte bakır telefon telinin taşıdığı frekans aralığını görüyorsunuz. İlk 4 kHz’lik alan, dediğimiz gibi, POTS olarak yani ses iletimi için kullanılıyor. Daha sonra biraz boşluk bırakılmış ve UPSTREAM yani veri gönderimi için kullanılan frekans aralığı, biraz boşluk ve diğerlerinden daha geniş bir DOWNSTREAM yani veri indirimi aralığı söz konusu. İnternet’e bağlıyken dahi telefon görüşmesi yapabildiğimizi burada görüyoruz. Çünkü ses ve veri iletimi farklı frekanslarda yapılıyor. İnternet bağlantımız telefon konuşması için ayrılan alana hiç girmiyor, aynı şekilde, telefon görüşmesi yaptığımız frekans aralığı İnternet için ayrılandan farklı.
    Şimdi de ADSL’in avantaj ve dezavantajlarını özetleyelim:

    Avantajlar
    Yüksek hızda İnternet bağlantısı.
    7/24 kesintisiz bağlantı.
    Daha düşük ping süreleri (On-line oyunlarda daha iyi sonuç).
    Telefon hattından bağlanmasına rağmen, İnternet’i kullandığınız anda dahi telefonunuz meşgul gözükmez, hem İnternet’i hem de telefonu aynı anda kullanabilirsiniz.
    İlk yatırım maliyeti diğer hızlı İnternet seçeneklerine göre düşüktür (Uydu v.b).
    Ülke genelinde ve dünyada en yaygın ve en basit seçenektir.
    Dezavantajları

    Dial-up’a göre pahalıdır, ancak her gün belli bir saatin üstünde bağlandığınız zaman kara geçebilirsiniz.
    Telefon hatları üzerinden sağlanan bir hizmettir ve bir takım sınırlamaları vardır. Eğer eviniz/iş yeriniz telefon santraline belli bir mesafeden daha uzaksa (dolayısı ile aranızdaki telefon teli daha uzunsa), telefon teli düşük kalitede veya bazı noktalarında hasar görmüşse bağlantı sağlanamaz veya sık sık problem yaşanır.
    Halen bazı bölgelerde Telekom bu hizmeti verememektedir.
     

Sayfayı Paylaş