Hector Berlioz (1803-1869)

Konusu 'Biyografiler' forumundadır ve RüzGaR tarafından 4 Şubat 2008 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Hector Berlioz (1803-1869)

    Eğer Romantik besteci içinden gelen tüm duyguları sanatına aktaran, yapıtlarını bir günce gibi kullanan kişiyse, 19. yüzyılın en önemli Fransız bestecisi Hector Berlioz, bu akımın çok iyi bir temsilcisidir.

    Berlioz çevresindeki gerçek kişiler ve olaylar kadar, gerçeküstü düşlemlerini, aşk, tutku, umutsuzluk gibi çeşitli duygularını, neredeyse otobiyografik bir biçimde müziğine aktarmıştır. Büyük orkestrasıyla, kapsamlı senfonik yapıtlarıyla, melodik çizgisinin inceliği kadar armonik dokusunun zenginliği ve dramatik betimlemeleriyle modern senfoninin yaratıcısı olarak kabul edilir. Fantastik Senfoni'si, Requiem'i, Roma Karnaval Uvertürü, Harold İtalya'da başlıklı geniş senfonik çalışmaları ve Troyalılar operası Romantik müziğin kaleleri olan yapıtlardır.

    Hector Berlioz, 11 Aralık 1803 tarihinde bir tıp doktorunun oğlu olarak Fransa'nın Lyon yakınlarındaki Isere'de dünyaya gelir. 1821'de babası ona da tıp eğitimi vermek üzere Paris'e gönderir. Oysa Hector çocukluğundan beri flüt ve gitar çalmış, birtakım beste denemeleri yaparak müzik dünyasına girmiştir. Anılarından öğrendiğimize göre tıp doktorluğunun gereği olan kesip biçme işlemleri, onun duyarlı yapısına ters düşer. İlk opera çalışmalarında Gluck'un operalarından etkilenen Berlioz, önce özel olarak besteci Jean François Le Sueur ile çalışır.

    1824'te tıp okumayı iyice bıraktığında ailesinden gelen parasal destek de azalır. Böylece şarkı söyleyip, ders verip, yazı yazıp tüm yeteneklerini kullanarak kendini geçindirmeye çalışır. 1826'da konservatuvara girer ve Antonin Reicha gibi saygın bir kontrpuan profesörünün öğrencisi olur. 1827'de izlediği Shakespeare'in Hamlet'i İngilizceyi anlamadığı halde besteciyi son derece etkiler. Özellikle Ophelia rolündeki Harriet Smithson'a hayran kalır. Bundan böyle Harriet'i her yerde izler, peşinden koşar ve ona yaklaşabilmek için elinden geleni yapar. Bu arada birkaç kez Roma Ödülü'ne aday olur. Yapıtlarının fazla yeni ve anlaşılmaz olduğu gerekçesiyle reddedilir.

    En sonunda, 1830'da Roma Ödülü'nü Sardanapal'ın Son Gecesi adlı geleneksel yapıda bir kantata ile kazanır. Böylece hükümet çağrılısı olarak 1831'de Roma'ya gitme fırsatı bulur. Aynı yıl, beş ay içinde, ilk temel çalışması olan Fantastik Senfoni'yi tamamlar ve kendisine böylesi bir senfoni yazmaya esin kaynağı olan Harriet Smithson ile evlenmeyi iyice aklına koyar. 1832'de Paris'e dönünce Fantastik Senfoni'nin bir seslendirisine Harriet Smithson'ı da çağırmayı başarır. Konserin sonunda tanışırlar. Harriet, adına yazılan bu senfoniden pek etkilenmiş görünmese de Berlioz aşkında ısrarlıdır.

    En sonunda, 1833'te, onca yıl peşinde koştuğu ve ulaşamayacağını sandığı bu aktris ile (tüm çevresinin ve ailesinin karşı çıkmasına karşın) evlenir. Bir süre mutlu yaşarlar ancak 1840'tan sonra ayrı dünyaları seçerler. 1834-40 arası, bestecinin en büyük yapıtlarını ürettiği yıllardır. Operaları, Requiem'i ve pek çok yapıtının yanı sıra müzik yazarlığı ile de ün yapar ve para kazanır. Tam 25 yıl müzik yazıları yazmayı sürdürmüştür. Ayrıca çalgılama ve orkestralama kuramları üstüne bir kitap da yazmıştır.

    1841'de Berlioz'un Fransa'daki ünü solmaya başlar. Yeni sevgilisi şancı Marie Recio ile Almanya turnesi yaparlar. Aynı yıl, ilk Rusya turnesini de gerçekleştirir. Besteciliğinden çok, iyi bir orkestra şefi olarak tanınmakta ve her gittiği yerde büyük ilgi toplamaktadır. 1844'te Harriet'tan iyice ayrılır. 1846'da Paris'te seslendirilen Fanst'un Lanetlenmesi başlıklı dramatik senfonisi, başarısızlıkla sonuçlanır. 1849'da bestelediği Te Deum, 1855'e dek seslendirilmez. Nedense Paris'te Berlioz'a karşı olumsuz bir tutum vardır. 1848'de tüm Avrupa'da, şef ve besteci olarak turneler yapar. Dört kez Londra'ya gider. Bu arada Paris'te ve tüm Avrupa'da devrim yaşanmaktadır. Birçok sanatçı gibi Berlioz da konserlerinin karşılığı olan parayı alamaz.

    1852'de Weimar'da Liszt ile birlikte olur, Liszt onun adına bir Berlioz Haftası düzenler. Cellini'nin yeni bir düzenlemesini Liszt yönetir. Karşılıklı Faust yapıtlarını birbirlerine adarlar. Bir yıl sonra Cellini'nin Londra temsili yine başarısızlıkla sonuçlanır. Ancak Berlioz, aynı ortamda Beethoven'in Koral Sen-foni'sini yönetmenin kıvancını yaşar. Ve ilk kez Wagner ile tanışır. 1854'te 12 yıldır birlikte yaşadığı şancı Marie Recio ile evlenir. 1856'dan 1858'e dek büyük operası Troyahlar'ın üstünde çalışır.

    1860-62 arasında son çalışması Beatrice ve Benedict'i tamamlar. Berlioz 1867'deki Rusya turnesinden yorgun ve hasta döner. Uzun süre hasta yattıktan sonra 8 Mart 1869'da Paris'te ölür. Yaşamının son yıllarını büyük bir acı ve yalnızlık içinde geçirir, çünkü Harriet 1854'te, ikinci eşi Marie Recio 1862'de ölmüştür.


    BERLİOZ'UN YAPITLARI

    Berlioz, Shakespeare'in yapıtlarından esinlendiği gibi kendi çağdaşı olan şair ve yazarlardan da esin bulmuştur. İkinci senfonisine Byron'ın Childe Harold'ından esinlenip Harold İtalya'da başlığını vermiştir. Paganini, 20 bin frank vererek ısmarladığı ve kendisi için viyola soloyu içeren bu yapıtı solist için yeterince coşkulu olmadığı gerekçesiyle hiçbir zaman çalmamıştır. Faust'un Lanetlenmesi, Goethe'nin şiiri üstünedir. Bir konser operası olarak düzenlenen bu yapıt, kimi zaman opera sahnesinde temsil edilir. Berlioz'un şarkı demeti Yaz Geceleri (Les Nuits d'ete) şair Theophile Gautier'den kaynaklanan şarkılı bir senfonidir. Bu çalışma Mahler'in şarkı döngüsüne ışık tutmuştur.

    Requiem (1837), bestecinin yüce müziksel kavramlarına örnek bir yapıttır. Requiem türünün belli kalıplarını, müziğin anlatım zenginliği uğruna değiştirmekten kaçınmamıştır. Napolyon'un birinci ölüm yıldönümünde bu Requiem'in seslendirilmiş olması da tarihi bir olaydır. Büyük orkestra, 110 yaylı çalgıyı içerir. 20 tahta üflemelinin yanı sıra 12 korno, kalabalık bir pirinç üfleme grubu, 16 vurma çalgı, 200'den fazla insan sesi kullanılarak büyük bir etki yaratılmıştır.

    Büyük salonların akustiğine meraklı olan Berlioz, Requiem'indeki geniş seslen-diri topluluğu için geniş katedraller öngörmüştür. Dinsel bir utku ile, Fransa ulusunun tarihini ve güncel kahramanlıklarını da duyuran bir görkem, uluslar üstü, dinler üstü bir görkem, yapıtta birbiri ile iç içedir.

    Berlioz'un Fransız hükümetinin ısmarladığı operalarındaki başarısızlık, Requiem ile dengelenmiştir. Çünkü operalarından Benvenuto Cellini (1838) ve Troyahlar (Les Troyens) (1856-59) o günlerde başarısız ve şanssız yapıtlar olmuştur. Bestecinin büyük koro ve geniş orkestra gerektiren yapıtları, Fransa'da zamanında anlaşılamamış, hatta o sıralardaki en saygın besteci Meyerbeer'in desteğine karşın alay konusu bile olmuştur. Benvenuto Cellini'den bir opera uvertürü ve Roma Karnavalı başlıklı bir konser uvertürü üremiştir. Romeo ve Juliette adlı dramatik senfonisi yedi bölümlüdür; solistler, koro ve büyük orkestra için yazılmıştır. Son bölüm opera karakterindedir.

    Troyalılar operasının librettosunu, Vergilius'un Aeneas destanına dayanarak kendisi yazar. Opera olarak çok uzun bulunduğundan ikiye bölmek durumunda kalır: Troya'nın Düşüşü ve Troyalılar Kartaca'da. 1863'te ikinci bölümün Paris'te Lirik Tiyatro'da sahnelenmesi Berlioz'u önce sevindirir; ama 22 temsil ardından kaldırılması da son derece üzer. Besteci bu operanın ilk bölümünün sahnelendiğini hiçbir zaman görememiştir.

    Troyalılar, bütünüyle ilk kez 1957 yılında Londra'da sahnelenmiştir. Bu yapıt, Gluck operasının Klasik, görkemli yapısından, Meyerbeer'in Grand Opera biçimine kadar pek çok özelliği kapsar. Shakespeare'in Much Ado about Nothing adlı oyunundan kaynaklanan Beatrice ve Benedict iki perdelik bir gülünçlü operadır ve bestecinin son yapıtıdır. İlk kez 1862'de Baden Baden'de sahnelenmiştir.


    BERLİOZ'UN MÜZİK TARİHİNDEKİ YERİ

    Berlioz'un kendi tanımıyla, sabit fikir (ideefixe) yöntemi belli bir karakteri simgelemek üzere yinelediği müziksel motiftir. Ideefixe, Liszt'in motto tema ve Wagner'in leitmotif adını verdiği yöntemin temelidir. Geniş bir senfoni içinde belli karakterleri çağrıştıran motifleri yinelemek, tanıdık temaları ortaya çıkartmak, senfonik şiirlerde bütünlüğü sağlayan başlıca etmen olmuştur. Başta Fantastik Senfoni olmak üzere, Berlioz, birçok yapıtında sabit fikir yöntemini işlemiştir.

    Çalgıların dilini anlamakta ve onları kullanmaktaki ustalığı, neredeyse sihirli bir değnek becerisidir. Çalgıların özelliklerini iyi tanıdığı için orkestranın anlatım yeteneğini artırmıştır. Katı kurallardan arınması, Klasik yapıdaki sınırlı biçimlere özgürlük getirir. Çağdaşları ve sonraki kuşaklar geniş orkestra paletine varmakta Berlioz'a çok şey borçludur. Örneğin: Cesar Franck, Camille Saint-Saens, Charles Gounod, Paul Dukas, Wagner, Liszt, Mahler, R. Strauss ve Debussy gibi.

    Berlioz, senfoni, koro ve opera alanına hizmet vermiş bir bestecidir. Zamanın gözde çalgısı piyanoya ilgi duymamış, pek çok Romantik besteci gibi konçertolar yazmamıştır. Oda müziği alanında da hiçbir çalışması yoktur. Ancak orkestra müziğine sunduğu parlak renkler bir post-Beethoven'cı olarak orkestra yapısına getirdiği yeni soluk, ölümünden sonra 100 yıl, müzik dünyasını etkilemiştir.

    18. yüzyılın sonlarında ve 19. yüzyılın başlarında Napolyon, debdebeli, azametli ve güzel melodilerle bezenmiş bir Fransız müziği özlemini dile getirmektedir. Bu tür müziğin yaratıcıları da İtalyanlar olduğundan, Fransa'ya birçok İtalyan besteci ve yorumcu çağırır. 1788'den beri Paris'te yaşayan Cherubini, yerel Fransız müziği karakterinde büyük yapıtlar ortaya çıkartır: Do Minör Requiem (1816), Re Minör Missa (1811) ve iki Gün adlı operası, onurlu kahramanlık duyguları taşır. Gaspare Spontini (1774-1851) de 1803'te Fransa'ya yerleşen bir İtalyan bestecisidir.

    Gluck'un etkisinde yazdığı komik operası La Vestale, Prenses Josephi-ne'in desteği ile 1807'de Paris operasında oynanmıştır. Askeri törenlerin yürek coşturan sahneleri, zengin orkestra, büyük dekorlar, Fransızların Grand Opera'sma hazırlıktır. Ardından Rossini (1792-1868) Guillaume Teli operasıyla Paris'te Grand-Opera geleneğine örnek veren bir başka İtalyan olur. Yine aynı biçemi geliştiren ve Napolyon zamanının debdebeli operalarına örnekler veren Meyerbeer (1792-1864), Paris'te yaşayan Berlinli bir bestecidir. İlk Fransız karakterindeki operası Şeytan Robert'i sahneledikten sonra Paris'in opera diktatörü haline gelir. Bellini ve Donizetti, Rossini'yi izleyen yoldadırlar.

    Donizetti Paris için 1840'ta La Favorite adlı operayı yazar. Bellini de yaşamının çoğunu Paris'te sürdürüp orada ölmüş, Puritani operasını Fransız karakterinde yazmıştır. Fransa'yı 19. yüzyıl başında egemenliği altına alan İtalyan ve Alman opera bestecilerinin arasından Hector Berlioz, özgün bir Fransız olarak sivrilir.

    Napolyon'un istediği gibi kahramanlık duygularını coşturan doğrultuda Matem ve Zafer adlı büyük senfonisini yazar. Diğer yapıtlarında da görkemli orkestra-koro ve büyük sahnelerle, tarihi konuları dile getirirken bir yandan da kendi tutkularını duyurur. Böylesine kişisel duyguların müzikte yansıması, Napolyon'a hizmet eden çağdaşı İtalyanların gösteremeyeceği bir yürekliliktir. Berlioz'un müziği Rameau'dan beri özlemi duyulan Fransız stilini yaratmıştır.


    BERLİOZ'UN BAŞLICA YAPITLARI


    Operaları: Benvenuto Cellini, Op.23 (1838); Troyalılar (Les Troyens) (1858); Beatrice ve Benedict (1862).

    Senfonik Yapıtları: Fantastik Senfoni, Op.14 (1830); Harold italya'da (Harold en Italie), Op.16 (viyola solo ile) (1834); Romeo ve Juliette (1839); Düş ve Tutku (Reverie et caprice) Öp.8 (keman solo ile) (1839); Cenaze Matem ve Zafer (Symphonie funebre et triomphale), Op.15 (1840).

    Uvertürleri: Waverley, Op.1 (1828); Les Francs Juges, Op.3 (1828); Kral Lear, Op.4 (1831); Le Corsaire, Op.21 (1831); Roma Karnavalı (Le Carnaval romain) Op.9 (1844).

    Ses ve Orkestra yapıtları: Requiem, Op.5 (1837); Kleopatra'nın Ölümü (1829); Romeo ve Juliette, dramatik senfonisi, Op.17 (1839); Faust'un Lanetlenmesi (Le Dammation de Faust) Öp.24 (1846); İsa'nın Çocukluğu Oratoryosu, Öp.25 (1854); Te Deum, Op.22 (1850); Yaz Geceleri (Les Nuits d'ete)0p.7(1834).

    Kitapları: Orkestra Geceleri (Kendi yaşamı ve polemikleri); Orkestralama Üstüne.


    BERLİOZ'DAN SONRA FRANSIZ MÜZİĞİ

    Cesar Franck (1822-1890). Berlioz'dan sonra Romantik senfoni alanında Fransa'nın en önemli bestecisi Belçika asıllı Cesar Franck'tır. 10 Aralık 1822'de Belçika'da doğar. Müzik tarihine besteciliği kadar ünlü bir org sanatçısı ve eğitimci olarak da geçmiştir. Liege Kraliyet Konservatuvarı'nda okurken, on bir yaşında Belçika içinde konser turnesi yapar. 1837-1842 arasında Paris Konservatuvarı'nda eğitim görür. 1844'ten sonra Paris'e yerleşir. 1858 yılından ölümüne dek Sainte-Clotilde Ki-lisesi'nin orgculuk görevini yapar.

    Franck'in ünlü org doğaçlamaları, yakın çevresinden olduğu kadar Avrupa'nın dört bir yanından dinleyici çeker. Yumuşak ve nazik kişiliği ile sevilip sayılan bir sanatçıdır. Org çalma yöntemi Messiaen gibi bestecileri ve kendinden sonraki Fransız kuşaklarını geniş ölçüde etkilemiştir. Ancak besteciliği, uzun yıllar pek ciddiye alınmaz. 1879'da, üzerinde on yıl çalıştığı Les Beatitudes başlıklı oratoryosunu bitirir. Bu yapıt ölümünden üç yıl sonra seslendirilir. Tek senfonisi olan Re Minör Senfoni'yi altmış altı yaşında besteler ancak yapıt, ilk yorumunda beğeni toplamaz. Yaşamının son yılında yazdığı Org için Üç Koral, 19. yüzyılda bu çalgı için yazılmış en önemli yapıt olarak bilinir.

    Cesar Franck'in başlıca yapıtları, orkestra dağarcığında vazgeçilmez yerini alan Re Minör Senfoni'sinden başka piyano ve orkestra için Senfonik Çeşitlemeler (1885) ve piyano için Prelüd, Koral ve Füg (1884) olarak sayılabilir. Armonik yapısında büyük ölçüde Wagner'in etkisi gözlenir. Fa Minör Piyanolu Kuvarteti (1879), Re Majör Kuvartet'i (1889) ve ünlü La Majör Keman Sonatı (1886) ile modern Fransız oda müziğinin temellerini atmıştır. Franck'in müzik tarihine getirdiği en önemli yenilik, cyclicform olarak adlandırılan dönemli biçimlerdir: Aynı tema yapıtın her bölümünde ortaya çıkar. Saf müzik arayışı ise Fransız izlenimcilerine, Debussy ve Ravel'e yol gösterir.

    Ernest Chausson (1855-1899) 20 Ocak 1855'te doğan Fransız bestecisi Ernest Chausson, Geç-Ro-mantizmden Empresyonizme geçişi simgeler. Cesar Franck'in büyük ölçüde etkisinde kalmıştır. On yıl, Paris'te Ulusal Müzik Cemiyeti'nin sekreterliğini yapar ve Debussy gibi zamanın genç bestecilerini destekler. Si Bemol Majör Senfoni'si, keman ve orkestra için Poeme'i, oda müzikleri, koral yapıtları, operaları ve şarkıları, tatlı melodileri kadar melankolik bir ruh hali sergiler. Besteciliğini kanıtladığı, popüler bir döneminde bisiklet kazası geçirerek 10 Haziran 1899'da ölür.
     



Sayfayı Paylaş