Hazreti Meryem

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve BuLuT5 tarafından 10 Temmuz 2007 başlatılmıştır.

  1. BuLuT5 Well-Known Member


    Hazreti Meryem ve ÎSÂ ALEYHİSSELÂM

    Benî İsrâil için gelen en son Nebîdir.
    Yeni bir din getiren "Ülül'azm" Peygamberdir.

    Sâir Nebîler gibi, "İnsan" idi o dahî.
    "Babasız" halkeyledi Rabbimiz kendisini.

    O, Kudüs'te dünyâya teşrîf eylemişti ilk.
    Sonra, "Otuz" yaşında verildi Peygamberlik.

    Hak teâlâ "İncîl"i indirdi kendisine.
    Çağırdı gece gündüz halkı kendi dînine.

    Rabbimiz, üç yıl sonra, Onu yerden alarak,
    Çıkardı gök yüzüne, hem de "diri" olarak.

    Kıyâmet yaklaşınca, Rabbimiz onu yine,
    İndirecek Şâm'daki "Ümeyye câmii"ne.

    Daha sonra evlenip, çocukları olacak.
    "Mehdî" ile buluşup, "kırk sene" yaşıyacak.

    Sonra vefât ederek gidecek âhirete.
    Defni dahî olacak "Hücre-i seâdet"e.

    Annesi "Meryem Hâtun", çok mübârek bir kadın.
    O idi en iyisi dünyâ hâtunlarının.

    Babası "İmrân" olup, "Hunne" idi annesi.
    Çocuğu olmuyordu Hunne'nin önceleri.

    Bir kuş gördü, oynardı kendi yavrularıyle.
    İmrenip, çok istedi "Çocuğum olsa" diye.

    Dedi: (Bana bir çocuk verirsen ey Allahım!
    Onu, Beytül makdîs'e hizmetçi yapacağım.)

    Zîrâ böyle bir âdet var idi o zamanlar.
    Çok sevâp kazanırdı böyle nezir yapanlar.

    Lâkin yalnız "Oğlanlar" hizmete verilirdi.
    Hem de, çocuk doğunca bu nezir edilirdi.

    O, bu nezri yapınca, "Bir yıl" geçti aradan.
    Ona, bir "Kız" evlâdı ihsân etti Yaradan.

    Lâkin oğlan çocuğu o ümîd ediyordu.
    Şükredip, bu kızına "Meryem" adını koydu.

    Dedi ki: (Kızım oldu yâ Rabbî, ne yapayım.
    Bunu kabûl eyle ki, nezrimden kurtulayım.)

    Sonra kızı "Meryem"i kucağına alarak,
    Onu, beytül makdîs'e götürdü ilk olarak.

    Orada olanlara anlatıp vaziyeti,
    Dedi: (Bunun, bu beyte dokunur çok hizmeti.

    Bir kız çocuk ise de gerçi bu gördüğünüz,
    Ben onu adamıştım doğmadan önce henüz.)

    Sonra, kızı "Meryem"i teslîm edip oraya,
    Dedi ki: (Alın bunu, bu, adaktır buraya.)

    Kabûl edip, sonra da düşündüler ki çoğu:
    "Kimin himâyesine verelim bu çocuğu?"

    Lâkin beytin imâmı, "Zekeriyyâ Nebî"ydi.
    Ayrıca da Meryem'in teyzesinin beyiydi.

    Dedi: (Benim, bununla akrabalığım vardır.
    Zîrâ bunun teyzesi, benim nikâhımdadır.

    Daha çok münâsibtir onu bana vermeniz.
    Ona iyi bakarım, olmasın hiç şüpheniz.)

    Lâkin can atıyordu herkes onu almaya.
    Dediler: (Öyle ise, gidelim bir ırmağa.

    Herkes Tevrât yazdığı kalemi suya atsın.
    Kiminki batmaz ise, bu çocuğu o alsın.)

    "Zekeriyyâ Nebî"nin batmayınca kalemi
    Ona teslîm ettiler bakmak için "Meryem"i.
     



Sayfayı Paylaş