Hayvanların Sessiz Dünyası

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 21 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    KİTABIN YAZARI Marıan Stamp DAWKINS
    YAYINEVİ VE ADRESİ Tübitak Atatürk Bulvarı No:221 06100 Kavaklıdere/ ANKARA

    BASIM TARİHİ 1.Basım Haziran 1999 (2500 adet)
    KİTABIN YAYIM MAKSADI Hayvanlar aleminin bilinmeyen yönleri Hakkında insanları düşünmeye sevk etmek.

    KİTABIN ÖZETİ :

    Benim bu kitapta yapmaya çalıştığım öteki insanları anlamaya ve çözmeye çalışırken başvurduğumuz yöntemlerden bazılarının en azından kısmen hayvan türleri içinde kullanılıp kullanılamayacağını araştırmak oldu. Başka hayvanlarında bizim gibi bilinçli deneyimleri var mı eğer varsa nasıl? Bu hayvanlar duygu ve düşünceye sahip mi? Çevrelerindeki dünyanın farkındalar mı?

    Bu kitabı yazarken hayvanlarda bilinci araştırmanın hem zaman harcamaya değecek hem de sonuç verebilecek bir uğraş olduğuna ikna edilecek iki farklı grubun olduğunu varsaydım. İlk grup insanın dışındaki türlerde bilinçli deneyimin varlığından çeşitli sebeplerle şüphe edenlerden oluşuyor. Bu okuyucuların arasında, öteki canlı türlerinin duygu ve düşüncelere sahip olduklarını gösteren kanıtlar bulunmadığı için bunların var olma ihtimallerini bile ciddiye almayan bilim insanlarıda olacaktır.

    Ulaşabilmeyi umduğum ikinci grup okuyucu ise bu görüşün tam tersine inananlardan oluşmaktadır. Bu yüzden bende ikili bir yaklaşımla şeytanın avukatlığını yaparak bir yandan şüpheci okuyucuları hayvanlarda bilincin varlığı konusunda lehte düşünmeye ikna ederken diğer yandan buna zaten inanmış olanları da bir kez daha düşünmeye teşvik edeceğim.

    Bizden çok farklı görünen canlılarda bilincin varlığı bilincin varlığı konusunda iyi düşünmemizi gerektiren ölçütlerden biri davranışlarının karmaşıklığıdır. Bu demek değil ki her karmaşık davranış bilincin varlığına işaret eder. Ama davranışların karmaşıklığı ve değişen şartlara uyum sağlama yeteneği bilinçli bir zihnin belirtilerindendir. Tabii ki karmaşıklık füzelere hassasiyetle kumanda eden bilgisayarlarda yada otomobil montaj tesislerinde görüldüğü gibi bilinç olmadan da mümkün olabilir. Ancak bir organizma sadece alışılmış davranışları yerine getirmekle kalmayıp önüne çıkan engelleri aşmak için davranışlarını ne ölçüde şartlara uydurabiliyorsa, bunu bilinçli düşünceyle sağlamış olması o derece akla yatkın görünür.

    Hayvanlar genelde çevrelerini daha incelikli olarak değerlendirirler. Hatta hayvanların kendilerini inceleyen insanlardan birkaç adım önde olduğu birçok durum vardır. Dişi devekuşlarının davranışı buna bir örnektir. Yavru bakımı ve yetiştirme biçimleri alışılmış kalıplara sığmaz. Devekuşu çiftleri çoğu zaman başka çiftlerin yavrularını kaçırarak kendilerininkiyle birlikte kalabalık bir karma aile oluştururlar. Başkalarının yavrularını kaçırmayı başaranlar gerçek ebeveynleri kovalayarak yavrulara sanki hepsi kendilerininmiş gibi bakarlar. Bu garip zincirleme yavru kaçırmaları ebeveynlerin hedefi çoğaltarak kendi yavrularını bir tür seyreltme yöntemiyle korumak gibi görünmektedir.

    Devekuşu yavrularından oluşan bir sürü yırtıcı hayvanlar için kolay bir avdır. Bu yüzden kendi yavrularının etrafında başkalarının yavrularının da bulunması yırtıcı hayvanların saldırısı durumunda kendilerininkilerin hayatta kalma şanslarını arttıracaktır. İşte mümkün olduğunca çok yavru kaçırmak için yapılan çılgınca yarışın sebebi budur. Ama yumurtalarıyla ilgili davranışları daha da ilginçtir. Bir yuvada biri 1,5 kg olan 40 yumurta bulunabilir. Ama kuluçkaya yatan anaç dişi ancak 20 yumurta üzerine kuluçkaya yatabilir. Geri kalan yumurtaları dışarı iter ve bu yumurtalar telef olur. Ama yumurtaları yuvanın dışına itme işi rast gele yapılmaz. Kendi yumurtalarını kuluçkaya yatacakların arasına alırken dışarı attıkları öteki dişilere ait yumurtalardır. Anlaşılıyor ki hangi yumurtaların kendine, hangilerinin öteki dişilere ait olduğunu bilmekte ve öncelikle kendilerininkini korumaktadır. Yapılan araştırmalarda dişi devekuşlarının yumurtalarını yüzeylerindeki deliklerin dağılımından tanıdıkları sonucuna varılmıştır.

    Dişi hayvanların eş seçerken işaretleri hassasiyetle değerlendirdikleri görülmektedir. Burada verebileceğimiz örnek siyah ormantavuğu dişisinin eş seçimi politikasıdır. Tercih edilen erkekler her zaman daha iri olanlar yada daha iyi gösteri yapanlar veya taşıdıkları parazitlere bakılarak seçilenler en sağlıklı görünenler değildir. Dişiler arasında rağbet gören erkeklerin çoğunlukla geniş beyaz bir kuyruğa sahip oldukları doğrudur. Ama dişilerin inceleyip beğenmedikleri birçok erkeğinde böylesi kuyrukları vardı. Güzel bir kuyruk dişiyi cezp etmekte etkilidir ama her şey demek değildir. Yapılan araştırmalarda fiziki özelliklerin dışında dişilerin seçtikleri erkeklerin çiftleşmeden 6 ay sonra da hayatta kaldıkları gözlendi. Araştırmacılar hangi erkeğin ne kadar yaşayabileceğini tahmin dahi edemedikleri halde dişiler bunu farkına varamadığımız ama yavrularının daha uzun ömürlü olabileceği erkekleri seçerek yavrularının yaşama şansını belirleyebilecek çok daha gizli işaretlerden etkilendikleri de açıktır. Hayvanların karar almalarına ilişkin bir başka örnekte vampir yarasalardır. Korkutucu ünlerine rağmen vampir yarasalar en azından birbirlerine karşı son derece sosyal hayvanlardır. İçlerinden bazılarının üzerinde beslenecek bir büyükbaş hayvan bulmadan geri dönecekleri geceler olacak ve bunlar kısa sürede açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklardır. İşte böyle durumlarda yarasalar birbirlerini beslerler. Şansı yaver giden yarasa o gece içtiği kanın bir kısmını aç olana verecektir. Ancak bunu yaparken seçici davranırlar ve her aç olana yardım etmezler. Özellikle akrabaları ve geçmişte bağlantıları olmuş ama akrabaları olmayan bireyleri beslerler. Yapılan araştırmalarda bir gün beslenme yardımını sağlayan yarasanın başka bir gün diğerleri tarafından beslendiği ortaya çıkmıştır. Bir yarasa diğer yarasaya o gece içtiği kanın yarısını verdiğinde bir fayda sağlamamaktadır. Ancak şansını yaver gitmediği ve aç kaldığı başka bir akşamda şansı yaver giden diğer yarasa tarafından besleneceği ve ölümden kurtulacağı bilincine sahiptir. Eğer basit bir kural izlenerek bir sonuca ulaşılıyorsa o zaman hayvanın davranışlarında bırakın bilinçli deneyimleri karmaşık açıklamalar aramaya bile gerek yoktur. Ama eğer karmaşık bir sonuca aynı hareketi yaptığımızda bizim izlediklerimize benzeyen yollardan ulaşıyorsa o hayvanda bilinçli deneyimin varlığı biraz daha olası hale gelir. Bir başka örnekte Akıllı Hans adı verilen bir attır. Atın sahibi atının sahip olduğu varsayılan matematik dehası sayesinde büyük paralar kazanmıştır. Ama yapılan araştırmalar atın değil zihinsel matematik işlemi yapmak sayı bile sayamadığı buna karşılık yaptığının muhtemelen sahibinin elinde olmadan yaptığı bazı hareketleri fark etmek olduğu sonucuna vardı. Yapılan araştırmada atın sayı sayarken sahibini dikkatle takip ettiği ve doğru rakama geldiğinde sayı saymak için kullandığı ayağını yere vurma fiilini sahibinin onu onaylayan ve farkında olmadan yaptığı bir işarete (başını sallaması vs) ile bıraktığı ortaya çıkmıştır. Oysa karşıdan hiçbir tepki veya işaret olmadığı durumlarda doğru sonuca ulaşamadığı gözlemlenmiştir. Hans bir matematik dehası olmasa da değişik kişilerin belli belirsiz hareketlerini algılama açısından son derece akıllıydı. Bu bizi şaşırtmamalı. Çünkü hayvanlar birbirlerinin yaptığı hareketleri sürekli olarak fark ederler ve tepki gösterirler. Aslında yaşamaları da çoğu zaman bunu başarabilmelerine bağlıdır,.

    Eğer bir hayvanın bütün yaptığı belli kurallara uymaksa o zaman aklı olduğunu yani düşünebildiğini varsaymak için sebep yoktur. Ama eğer bir hayvan yeni bir durumla karşılaştığında ne yapacağına kendi başına karar verebiliyorsa davranışı karmaşıksa ve performansına zarar verecek sorunlar yaratmıyorsa o zaman gerçekten düşündüğünü ileri sürebiliriz. Bunun yanında böcekler üzerinde şimdiye kadar yapılan bütün çalışmalar çok ayrıntılı kuralları olduğu halde düşünme yeteneğine sahip olmadıklarını göstermektedir. Kurallar tabii ki içgüdüsel yada doğuştan olmak zorunda değildir ve sonradan öğrenilebilir. Ancak öğrenilmiş kurallar bile onlara uyan hayvanların akıllı olduğunu göstermez. Bu yüzden hayvanların önceden belirlenmiş kurallara uymanın ötesine geçip belki de düşünerek hareket ettiklerini söyleyebilmemiz için yeni durumlara nasıl tepki gösterdiklerini görmemiz gerekir. Örneğin her şeyin tersine dönmesi ya da bir öğenin değişmesi gibi. Buna verilecek klasik bir örnek labirentte koşmayı öğrenen bir farenin her zaman izlediği yolun kapatılmasıdır. Bu durumda hayvan kafasında taşıdığı labirentin içsel görüntüsünü kullanarak hangi alternatif yolu izlemesi gerektiğini bulabilir mi? Eğer doğru yolu birkaç başarısız girişim ve deneme yanılma yöntemiyle değil de hemen bulursa o zaman labirentin içsel görüntüsüne sahip olduğunu ve hangi yöne gideceğini düşündüğünü söyleyebiliriz. Dil insanların bir birleriyle anlaşabilmeleri için en önemli unsurdur. Ancak insanlarla hayvanların anlaşabilmeleri için dil yeterli değildir. Hayvanlar istedikleri veya istemedikleri şeyleri dil ile anlatamadıkları için bunun yerine davranışlarını kullanırlar.

    Eğer bir hayvan bir şeyi görebilmek ya da görmemek için üst üste çaba harcamayı göze alıyorsa o nesneye önem verdiğini bize davranışlarıyla anlatmaktadır. Bize davranışlarıyla neyi istediğini ya da neyi istemediğini söylemektedir. Bizde hayvanın istediği şeyin karşılığında ödemesi gereken bedeli yükseltir ve böylece elde edilmesini güçleştirirsek hayvan için neyin gerçekten değerli olduğunu bulabiliriz. Söze ihtiyaç duymadan bir hayvanın nelere öncelik verdiğini ve bazı şeyler için her şeyi yapabilecekmiş gibi davranıp davranmadığını öğrenebiliriz. Hayvanların neyin kendileri için önemli olduğunu gösterdiği en iyi örneklerden biri fare ve hamster deneylerinde ortaya çıkmıştır. Araştırmacının ilgilendiği konu uzun süre sigara dumanı solumanın yol açacağı etkilerdi. Ancak deneyi yarıda kesmek zorunda kaldı, çünkü hayvanlar ona görüşlerini anlatmanın bir yolunu bulmuşlardı. Deneyde sigara dumanının uzun vadeli sonuçlarını araştırmak için hayvanları ayrı ayrı camdan yapılmış kafeslerin içine yerleştirmişlerdi. Bu kafeslere cam tüplerle kesintisiz sigara dumanı veriliyordu. Bir süre sonra deney başarısızlıkla sonuçlandı. Çünkü hayvanların çoğu sigara dumanının içinden geçerek kafese dolduğu cam tüplerin ağzını dışkılarıyla tıkamayı öğrenmişlerdi. Hatta tüpten gelen dumanlı hava tek oksijen kaynağı olduğu için araştırmacılar ne olup bittiğini fark etmeden birkaç hayvan havasızlıktan boğulmuştu. Ancak bu insanlara gönderdikleri mesajın daha da iyi anlaşılmasına hizmet etmişti. Bu mesaj aralıksız üflenen sigara dumanının onu durdurmak için her şeyi deneyecekleri hatta tek hava kaynaklarını bile kapatabilecekleri kadar nefret edici bir şey olduğuydu.

    Bir diğer araştırmacı farelerle insanların sıcaklık değişimlerine ne şekilde tepki gösterdiklerini bulmak içinde deneyler yapmış ve bu konuda da yakın benzerlikler olduğunu ortaya çıkarmıştır. İnsanların o anda sıcaktan bunalmış yada üşümüş olmalarına bağlı olarak 20 C lik bir sıcaklığı çok iyi ya da çok rahatsız edici bulmalarına benzer bilinçli deneyimlerinin paraleli, kendilerine havayı ısıtan yada soğutan bir tuş sağlanan farelerde görülmektedir. Fareler eğer bulundukları yerin sıcaklığı vücut sıcaklıklarından çok farklıysa tuşları kullanarak sıcaklığı yükselttikleri yada düşürdükleri gözlenmiştir.

    Eğer hayvanlarda bilincin varlığını kabul edersek bunun iki önemli sonucu olabilir. İlki daha önce hangi noktada durduğuna bağlı olarak hayvanlara nasıl davranılması gerektiğine ilişkin görüşlerinizde büyük bir değişiklik meydana gelebilir. İkinci olası sonuç ise bunu hayvanların biyolojisi ile ilgili bilgilerimizi ve özellikle davranışlarıyla ilgili olanları bütünüyle değiştirebileceğidir. Bu değişiklikler bir ölçüde gerçekleşmeye başlamıştır ve hayvan davranışıyla ilgili çalışmalar insanların rastlantı eseri kendileri gibi olmayan varlıklarla ilgili düşüncelerini değiştirdikçe daha da artacaktır.

    Not : Kitap özetlerindeki fikirler yazarların özel fikirlerini yansıtmaktadır.
     



Sayfayı Paylaş