Hayatın Yedeği Yok Ki...

Konusu 'Konu Dışı' forumundadır ve nizamalan tarafından 7 Ağustos 2008 başlatılmıştır.

  1. nizamalan Member


    Hayat bazı anlarda dalından düşer, sen bir nehir olduğunda...
    Önüne katıp sürüklersin onu.Yaprak kadar hafiflediği anlarda..
    Kimi zaman hızlı, kimi zaman yavaş..

    En sevdiğin şey(ler)den ayrılmak, koyu kırmızı bir boşluk gibi oturur içine çoğu zaman. Bir şeftalinin ortasındaki çekirdeği çekip çıkardığında görürsün aynı boşluğu...

    Yaşamdır bu şarkısını söyler senin için, insanlar gönderir sana, görmezsen usulca kaybolurlar, çevirdiğin sayfaların arkasında kalırlar..Üzerine o kadar fazla sayfa eklenir ki, hayatta olduğun sürece bulamazsın artık istesen bile...


    Kuruntu ayaklarına paten geçirip hızlıca turlamaya başlar seni, ruhunu.. Aklını istemediğin ormanlara iter, iter ama ağaçlardan ormanı göremezsen, gözlerini suçlamamalısın...Zihnin kum olur arada hayallerinin resmini çizersin, dalgalar hayal kırar silerler tüm resimlerini..Oysa ki kalelerin vardır hiç yıkılmaz dediğin, kumdan kalelerin!..

    Hani okulda kullandığımız uçlu kalemler vardır ya, gövdesindeki uç bitmeye yakın ufalır ama yine de çok az bir şeyler yazabileceğini umarsın, işte öyledir kimi ilişkiler, sevdalar, yakınlıklar.. Bitmesine ramak vardır ama ağır hareket edersin..Yelkovan topallasın dersin, hep o "son anı" kazırsın aklının derinliğine..

    Duyarsın..Başına yıkılan duvarların seslerini.Yıkılan sözlerde ararsın ayakta kalan duvarları..
    Böyle acıtan durumlarda, insan hep aynı şeyi yapar. Gözle görülür bir şey arar...

    Kağıt hala beyazdır üzerindeki kahve lekesine rağmen. Lekeyi kabullenirsin kağıt gibi sonra gözün alışır buna.. Zaman en önemli kaynağımız ama buruşturur hepimizi..

    Sen de buruşturup atarsın bir şeyleri. Ve sonra anlarsın ki, yaldızlı kağıtlar gibi düzeltilmiyor kıvrıştırıp attığın "zaman".

    Biliyorum hepimizin hayatı bir nevi dondurma..Eriyip gitmeden avuçlarından, gecikme tadına varmakta..Külah aracın olsun, muhteşem tadı daima amacın..
    Küpeler tak kulağına sıcağı sıcağına ki, boynuna dolanmasınlar. Biliyorsun ardında bıraktığını sandığın, onun seni arkada bırakmadığı olabilir..



    Şerbet yapmayı bilmeli..Yaşamın nabzına göre..Korkmamalı üzülmekten, sürünmekten. Geldiğinde de vakit gülmeyi, neşeyi körüklemeli..

    Sessizliğe bir kaç kelime borcun varsa, çıkıp söyle...

    Her şeyin yedeği, yaması vardır ama hayatının yok ki.
     



  2. ot-gu Genel Sorumlu

    teşekkurler paylaşım için,
     

Sayfayı Paylaş