Hapishane Sözleri

Konusu 'Karışık Sözler' forumundadır ve GuNaHKaR tarafından 29 Ekim 2015 başlatılmıştır.

  1. GuNaHKaR Well-Known Member


    Bir dost ve kardeş eliyle işlenmiş boncuktan bir tesbih armağan geldi bana. Göz nuru dökülmüş, özenilmiş, içten bir selam gibi insandan insana. Değerini arttıran bu armağanın bir hapishaneden bir başka hapishaneye gelmesiydi.

    Biz ağladığımızda bir nedeni oluyor da, bulutlar ağladığında bir nedeni oluyor mu?

    Biz rengarenk hayatların renkli çocukları değil, karanlık bir hayatın kader mahkumlarıyız.

    Bulutlardan haber saldım sen gelecektin. Yağmur yağdı gözlerime sen silecektin ama taş duvarlar sıkar beni gönlüm dağlarda. Resmin çizdim hasret kokan duvarlarıma, güller diktim penceremin ön tarafına.

    Cezaevinden aneme: Pencereme ay düşmüyor artık, kirpklerime yağmur yağmıyor. Güneşi özledim anne, yıldızlar kaymıyor. Çocuklarım çocukluğumdur gençliğim sürekli koşan bir at, kanadımı kırdılar anne hayallerim şimdi hayal oldu.

    Cezaevine girdim yemyeşil ağaçlar içeriye girdim kesildi saçlar dediler mahkumluk burada başlar döküldü gözümden yaşlar.

    Cezayı aslana, sevdayı çekene sor!

    Çıkmaz bir sokakta paket oldu bütün hayallerim, şimdi çıkmayan bir tahliyenin ardında gençliğim.

    Dar günde anca eş dost akraba belli olur.

    Dudaklarım cezaevi, dilim gardiyan. İçimde müebbet yemiş hayallerim var.

    Fotoğraflara bakmak hasret giderseydi, cezaevindekiler tahliye beklemezdi.

    Gardiyan 'Süre bitti' dediğinde, anlarsın o zaman vedasızca gidişleri.

    Görüş gününü bekleyen bir mahkum gibi sevdim seni. Gözleri kör pencerede, kulağı demir sürgüde.

    Hani bir dışarda olsam, hep yürürüm, durmam. Benimle beraber yürür gökyüzü, toprak, hürriyet, benimle beraber. Gökyüzü, toprak ve hürriyet, ne güzel şeyler. Hani bir dışarda olsam,belki günlerce, uyumam. Sabahları yok artık o kahpe uyanışım. Duvarda kaldı gözlerim, dalışım.

    Hayatın gökkuşağı gibi olmasını istiyorsan, biraz yağmuru göze almalısın.

    Her günüm senle hapise hapisin kapısını açar kaçarım.

    İdam masasında asılsada ümitlerimiz, Azrail'e bile inat on numra gülüşlerimiz var!

    Koğuşları katlı katlı, idarelerinde mahkum saklı anam, babam beni ister bırak gidem mapushane.

    Mapusta attığım voltada çektiğim acıda, akıttığım gözyaşında yine sen vardın.

    Nihayet anladım ki darağacının dallarına bahar uğramazmış. Müebbet yemiş mahkuma bir aşka vuslat sorulmazmış.

    Şimdi ben hayata serbesken, sen hayata isyanlar 4 duvar arasında.

    Volta atıyorum yine koca dünyamın, daracık avlusunda. Vücuttan habersiz yürüyor artık bacaklarım.

    Zindanlar her ne kadar kör ve karanlık olursa olsun, onu aydınlatacak kadar gücümüz vardır.
     



Sayfayı Paylaş