Halikarnas Balıkçısının Şiirleri

Konusu 'En Güzel Şiirler' forumundadır ve SeçiL tarafından 3 Nisan 2016 başlatılmıştır.

  1. SeçiL Well-Known Member


    Halikarnas Balıkçısı

    Günlerden bir gün balıkçı
    Carmen'i çeviriyormuş Türkçeye:

    Tütün işlemeye giden
    Esmer İspanyol kızlarının
    Saçlarına mimozalar taktıklarını
    Okuyup çevirince Türkçeye
    Gülücüklerle karşılamış...
    Gözlerinin önüne bir arada yaşadığı
    Bodrumlu esmer güzeli kızlar gelmiş.
    Neden takmasın saçlarına mimozaları
    Benim Bodrumlu esmer güzeli kızlarım,
    Diye düşünmüş;
    Hey gidi koca Balıkçı hey!

    Kafaya koymuş bir kez
    Tohumlarını getirtmiş mimozaların
    Paris'ten.

    Ve sonra büyük bir heyecanla
    Avuçlarında tohumları
    Ayakları yerde, yüreciği göklerde
    Dolanır Bodrum'un sokaklarında;
    Mimoza tohumlarını sokuşturur
    Kara toprağın tam bağrına.

    Gözü gibi bakar onlara...
    Ve zaman, kendi yasalarınca sürer gider.

    Bir gün balıkçı penceresinden sokağa bakar
    Davul, zurna sesleri yüreğini hoplatır
    Sevgiyle, gülücüklerle...
    Gelin alayı yaklaştığında
    Çılgına döner balıkçı keyiften.
    Bodrumlu esmer güzeller
    Mimozalar takmışlar saçlarına.

    Balıkçı bütün yüreğiyle bağırır:
    Onlar için yetiştirdim mimozaları,
    Onlar için!

    İşte balıkçının mutluluğu;
    Dünyalar kadar.


    Bodrum'da


    Yokuş başına geldiğinde
    Bodrum'u göreceksin,
    Sanma ki sen
    Geldiğin gibi gideceksin

    Senden öncekiler de
    Böyleydiler
    Akıllarını hep Bodrum'da
    Bırakıp gittiler...

    Halikarnas Balıkçısı


    MERHABA


    He he hey be Halikarnaslım
    He he hey be kocaman adam
    Merhaba sana gönülden
    Merhaba havadan, karadan denizden.

    Uzat göklere doğru kollarını
    Anlat bomba gibi patlayan rüzgârı
    Şimşek gibi parlayan gözlerinle
    Kaldır ayağa ölümden korkanları.

    Anlat anlat bütün tanrılarına
    Nasıl gazaba gelir tanrılar
    Çılgın dalgaların ardında
    Omerosun, Virjilin nefesi var.

    Sakın unutma Halıkarnas Balıkçısı
    Bağla direklerin ardına bizi
    Bu şarkılar sirenlerin şarkısı
    Deli bir ateş yakar içimizi.

    Sen konuşurken boşlukta
    O iri, uzun parmaklarınla
    Hangi tellere dokunursun bilinmez
    Taşlar topraklar dile gelir.

    Sen yetmiş yaşında dimdik
    Hayata her gün yeniden başlayan
    Sen yetmiş yaşında sevdalı
    Kötüye, çirkine düşman.

    Bize söyler misin Balıkçım
    Bu denizler kaç kulaç
    Bu topraklar bu kadar cömertken
    Neden meyva vermiyor ağaç

    Bergama’dan, İzmir’den, Efes’ten,
    Korolar yükselmiyor artık
    Bu kıyılara çıkarken
    Neden arkada gemiler yaktık ?

    He he hey be Halikarnaslım
    He he hey be kocaman adam
    Merhaba sana gönülsen
    Merhaba havadan, karadan, denizden

    Bir de sen kükre Balıkçım
    Bir de sen söyle yürekten
    Merhaba ! Merhaba ! Merhaba !
    Merhaba tertemiz, merhaba gülerekten.

    Sabahattin Batur
     



Sayfayı Paylaş