Hadis Konusunu Birlikte Düşünelim

Konusu 'Dini Konular' forumundadır ve halukgta tarafından 20 Aralık 2014 başlatılmıştır.

  1. halukgta Well-Known Member


    İslam toplumunda hadis konusu, ne yazık ki yanlış algılanmış, adeta Kur’an ile eş tutulan sözler, kitaplar haline getirilmiştir. Hâlbuki hadis, peygamberimizin söylediği söylenen sözlerdir.

    Peygamberimize ait olduğuna dair, kesin bir kanıt yoktur. Bu bilgilere, sözlere peygamberimizin söylediği sözlerinin, bulunma ihtimali olacağı mantığıyla yaklaşarak, araştırmalı Kur’an ın onayını mutlaka almalıyız.

    Dikkat ederseniz hadislerin tamamı, bir rivayete göre diye başlar. Yani hadislerin tam***** doğru gözü ile bakamayız. Rivayet, içinde doğru bilgi olma ihtimali olan, fakat hurafe ve yanlış bilgininde karışmış olabileceği sözlerdir.

    Bildiğiniz gibi Allah Kur’an ı, bizzat kendi koruması altına aldığını bizlere, Kur’an da bildirmiştir. Hadisler ise hiçbir koruma altında olmayıp, dilden dile ulaştırılan bilgilerdir. Onun içindir ki, bu bilgilere dikkatle yaklaşmalı ve mutlaka Kur’an süzgecinden geçirmeliyiz.

    Dine hüküm koyan yalnız Allah tır, onun rehberi Kur’an dır. Kur’an ın bir ayetini bile kabul etmeyen, ya da görmezden gelen, gerçek iman etmiş sayılmayacağını Allah söylüyorsa ayetinde, Kehf suresi 26. ayetinde Yaradan, Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz diyorsa, Enam 57. ayetinde de, HÜKÜM YALNIZ ALLAH IN olduğuna, apaçık hükmediyorsa, başka hüküm koyucular aramakla, dinden uzaklaşacağımızı unutmamalıyız.

    Bir sarrafa altın bozdurmaya gittiğinizde, sarraf nasıl aldanmaması, zarara uğramaması için kontrol edip, altının ayarını bile kontrol ediyorsa, bizlerde zarara uğramak istemiyorsak, bunlar Allah katındandır dedikleri bilgileri bizlere ulaştıranlara, aynı dikkati ve itinayı göstermeliyiz. Bu sözleri, bilgileri eğriden doğruyu ayıran FURKAN a sormalı ve mutlaka danışmalıyız.

    Onun iznini, onayını almayan hiçbir bilgiyi de, kabul etmemeliyiz. Tabi daha sonra, pişman olmak istemiyorsak, bu itinayı özeni mutlaka göstermeliyiz. Din ve iman şaka götürmez. Emin olmadığımız bilginin ardına düşerek, ebedi hayatımızı riske atmaya sizce değer mi?

    Hadisler konusu, çok dikkat ve itina isteyen bir konudur. Peygamberimiz sağlığında, sözlerinin insanlar arasında yanlış anlatıldığını, nakledildiğini gördüğünde, bu nakli yasaklaması dikkatle düşünülmelidir. Daha sonra peygamberimizin hadis nakline izin verdiğini söyleyenler, dört halife devrinde hadis nakliyle nasıl mücadele edildiği ve hadis naklinin yasaklandığı konusunu da, iyice araştırıp düşünmelidirler.

    Peygamberimiz sağlığında, asla hadislerini yazdırmamıştır. Hadis yazımı dört halife devrinin sona ermesi ve dinin mezheplere ayrılması ile toplanmaya başlanmıştır. Bu gerçeklerin göz ardı edilmemesi ve dikkatle üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.

    Bakın Peygamberimiz, hadisler konusunda neler söylemiş. Bu sözleri söyleyen Allah elçisi, daha sonra bunların tam tersini söyler mi sizce. Yorum sizlerin.

    Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve “Yazdığınız şey nedir?” dedi. “Senden işittiğimiz hadisler” dedik. Hz. Peygamber: “Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.”
    El Hatib, Takyid 33

    Ey insanlar ateş tutuşturuldu ve karanlık gecenin parçaları gibi fitneler yakınlaştı. Allah’a yemin ederim ki aleyhimde tutunacak bir şeyiniz yoktur; Kuran’ın helal kıldıkları dışında bir şeyi helal kılmadım. Kuran’ın haram kıldıkları dışındakileri de haram kılmadım.
    İbni Hişam Siret 4 sayfa 332

    Allah’ın kitabında helal kıldığı helal, haram kıldığı haramdır. Hakkında sustuğu ise serbesttir. Allah’ın serbest bıraktıklarını kabul edin ve bilin ki Allah hiçbir şeyi unutucu değildir.
    Ebu Davud K. Etime 39/Tırmizi K. Libas 6 İbni Mace K. Etime 60/ El-Müracaat sayfa 20

    Allah Kur’a na göre amel eden kavimleri yükseltir, onun gösterdiği yoldan gitmeyenleri de alçaltır.
    Rivayet Ömer b. Hattab Müslim

    Peygamberimizin hadislerini nakleden, rivayet eden kişileri değerlendiren âlimlerinde, hata yapabileceğini göz ardı etmemeliyiz. Hatasız insan olmadığı gerçeğini unutmadan nefsi etkilerin, menfaat ilişkilerinin, hatta dine nifak sokmak isteyen din düşmanlarının, bu nakle dâhil olma ihtimalinin, yüksek olduğu gerçeği de unutulmamalıdır. Çünkü insanların kalbini ve niyetini, yalnız Allah bilir.

    Dört halife devrinden sonra toplanan, hadis sayısının yaklaşık 500 kadar olduğu gerçeğinden yola çıkarak, bugün milyonları geçen hadislerin, dikkatli olmadığımız takdirde, bizlerin imanımızı ne derece kötü yönde etkileyeceği çok açıktır.

    Birileri içimize girmiş, bizleri Allah ile aldatıyor. Bu gerçeği fark edebilmek için, Allah ın rehberinin çevresinde toplanmalıyız. Onun ipine sıkı sıkı sarılarak, bizi yüzlerce yıldır aldatanların tuzaklarından artık, yine Kur’an ın yardımıyla kurtulmalıyız.

    Kur’an her çağa ve devre hitap eden bir nurdur. Ondan istifade ederken, geçmiş toplumların Kur’an ı nasıl anladığıyla değil, bizler bugün nasıl anlıyoruz, bu gerçekten yola çıkarak, günümüz ilmin ışığında Kur’an ı anlamaya çalışmalıyız. Böyle yapmadığımız takdirde, geçmişte yapılan yanlışları da bizlerin tekrar etmesini engelleyemeyiz.

    Peygamberimiz Allah ın kontrolünde idi. Yanlış yapma ihtimali yoktu. Allah tarafından hemen ikaz ediliyordu. Bunun birçok örneğini Kur’an dan görebiliriz. Ama bizlere hadis nakleden, ya da bu bilgiler üzerinde düşüncelerini söyleyen âlimler, Allah kontrolünde olmadığı için, hata yapma riski her zaman vardır. Ayrıca âlimlerin söylediğini iddia ettiğimiz bilgilerin, sözlerin bizlere yanlış bilgi karışmadan, sağlıklı ulaştığını kimse garanti edemez.

    Lütfen dikkatle düşünelim. Peygamberimizin sağlığında bile, sözlerinin bir diğerine naklinde ihtilafa düşmüşlerse, yüzlerce yıl sonra günümüze kadar gelen bu naklin, ne derece sağlıklı olacağı konusu dikkate almalıyız.

    Hadisleri toptan reddetmek yerine, içinden doğru olan bilgileri mutlaka seçip ayırmalıyız. Tüm hadislerin yanlış olduğunu söyleyerek reddetmek, akılcı olmaz. Bugün bizler, binlerce yıl önce tarihin akışı içinde yaşayan toplumları, araştırmalar ve bulduğumuz kalıntılar yoluyla bilgileniyor ve faydalanıyorsak, peygamberimizin hayatı ve yaşamı hakkında da doğru bilgileri araştırmalı ve ondan faydalanmalıyız.

    Peygamberimizin hayatı, Kur’an ın yaşanmış canlı örneğiyse, peygamberimizin Kur’an ın onaylamadığı hiçbir yaşam şeklini hayatına geçirmeyeceğinden yola çıkarak, bizlere bu konuda iletilen her bilgiyi mutlaka Kur’an süzgecinden geçirmeliyiz. Her doğru bilgi, bizlerin İslam ı doğru anlamasında etken olacaktır. Özellikle peygamberimizin hayatı, yaşamı, olaylara bakış açısı bizler için örnek gösterilmiştir Kur’an da.

    Rivayet bilgileri eğer, belirli bir tasniften, süzgeçten geçirmeyip, hayatımıza direk geçirirsek, yanlış yolu izlemiş oluruz. Çünkü süzülmeyen, emin olduğumuz doğru bilgiyle kıyas edilmeyen bilginin, mutlaka tortusu, yanlışı olacaktır. Bir kazan suyun içine damlatılan bir damla mikroplu suyun, bizlere neye mal olacağını çok iyi biliyorsak, emin olmadığımız, süzgeçten geçmeyen din adına bilgilerinde, bizlere nasıl zararlar vereceğini unutmamalıyız.

    Allah sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum, Kur’an dan hesaba çekeceğim diye açıkça hüküm verdiyse, Peygamberimizin de yalnız Kur’an hükümlerine göre yaşadığı açıktır.

    Yaptığımız büyük yanlış, bizlere din ve iman adına öğretilenleri Kur’an da bulamadığımızda, bakın demek ki her şey Kur’an da yokmuş, deme yanılgımızdan kaynaklanmaktadır. Allah biz her konudan örnekler verdik, hiçbir şeyi unutmadık, Allah unutucu değildir diyor ve bunları bizlere apaçık iletiyorsa, lütfen geleneksel İslam ın öğretisini, ilavelerini Kur’an da bulamadığımızda, Kur’an a takındığımız yanlış tavrın, artık farkına varalım.

    Yine Rabbimiz ayetinde, elçisinden örnek vererek bakın ne diyor.

    Hakka 44.45.46: Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık. Sonra da onun şah damarını mutlaka keserdik.

    Buradan da anlıyoruz ki, Allah ın elçisi, Kur’an ın dışında hiçbir bilgiyi, bunlarda Allah katındandır dememiş ve bizlere iletmemiştir. Bunu lütfen unutmayalım. Allah Enam suresi 19. ayetinde, bu Kur’an bana vah yolundu ki, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım diyorsa, lütfen peygamberimizin Kur’an dışından, Kur’an da hükmü geçmeyen hükümler de verdiğini, artık söylemeyelim ve söyleyenlere inanmayalım. Peygamberimiz Allah ın verdiği hükümlerle topluma, ümmetine hükmettiğini asla aklımızdan çıkarmayalım. Çünkü ne diyordu Rabbim ayetinde. Sana indirdiğimle onlara hükmet.

    Allah Bakara suresinde, bakın bizleri nasıl uyarıyor.

    Bakara 42: Bilerek hakkı batıl ile karıştırmayın, hakkı gizlemeyin.

    Hak olan, Allah ın korumasındaki, sorumlu olduğumuz Kur’an dır. Onun onayından geçmiş her bilgi de, bizlerin faydalanacağı kaynaklardır.

    Bizlerin imtihan olduğumuz kitabın, Kur’an olduğuna apaçık hüküm veren Rabbimizin, Kur’an ın dışından, bizlere iletilen rivayetlerden de sorumlu tutacağını söylemek, Rabbin adaletine saygısızlık olduğu gibi, Yaradan a da bir iftira olduğunu bilmeliyiz. Allah a iftira atanların, mahşer günü yüzlerinin simsiyah kesileceğini ve onların cehennemin ebedi kalıcıları olacağını unutmamalıyız.

    Dilerim Rabbimden, içimize sokulan hurafe itikatları, Allah ın nuru Furkan ile farkında olan, onun ışığıyla aydınlanarak gerçekleri görebilen, o azınlık mutlu kulları arasında oluruz.

    Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
     



Sayfayı Paylaş