Hacı Adaylarının Bilmesi Gereken Yükümlülükler

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve EmRe tarafından 22 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    Hacca Gitmek isteyen Hacı Adaylarının Bilmesi Gereken Yükümlülükler

    Hac ve Umre

    HACCIN EDA ŞARTLARI

    Haccın edasının yani hac yükümlüsü tarafından bizzat ifa edilmesinin farz olması için bulunması gereken şart-lara ‘haccın edasının şartları’ denir. Bu şartlar genel hatlarıyla şunlardır:

    a) Sağlıklı Olmak: Ebû Hanîfe ve Mâlik sağlıklı ol-mayı hac yükümlüsü olmanın şartı olarak gördüklerinden bunlara göre sağlıklı olmayan kimseler hac yapmakla mü-kellef değildir; dolayısıyla yerlerine vekil göndermeleri de gerekmez.

    Hanefî imamlardan Ebû Yûsuf ve Muhammed ile Şâfiî ve Hanbelî hukukçularına göre ise yukarıda belirtilen yü-kümlülük şartlarının gerçekleşmesi halinde fiilen hac-cetmeye engel teşkil eden bir hastalık veya sakatlığı bulunanlar yerlerine vekil göndermeli veya bunu vasiyet etmelidirler. Fiilen hac etmeye engel hastalık ve sakat-lıklar arasında genel olarak körlük kötürümlük ve hac yolculuğuna dayanamayacak derecede hastalık veya yaşlılık durumları gösterilmiştir.

    b) Yol Güvenliği: Hanefî ve Hanbelî mezheplerinde fetvaya esas olan görüşe göre yol güvenliğinin bulunması haccın edasının şartlarındandır. Mâlikî ve Şâfiîler ise istitâat kavramina getirdikleri açıklama doğrultusunda bunu yükümlülük şartları arasında saymışlardır.

    c) Ârızî Bir Engelin Bulunmaması: Tutukluluk veya yurt dışına çıkma yasağı gibi yolculuğa çıkmayı engelle-yen bir durumun hac mevsimine denk gelmesi halinde eda yükümlülüğü gerçekleşmez.

    d) Kadınlara Özel İki Şart: Haccın edasıyla doğrudan ilgisi bulunmamakla birlikte kadınlara ilişkin başka hükümlerin sonucu olarak söz konusu edilen iki şart daha bulunmaktadır.

    Bunlardan birincisi kadınların tek başlarına uzun mesafeli yolculuklara çıkma yasağından kaynaklanan “yan-larında eşlerinin veya bir mahremlerinin bulunması” şar-tıdır. Hanefî mezhebine göre haccedebilmek için seferî-lik hükümlerinin uygulanacağı bir mesafeyi katetmek du-rumunda olan kadınlar tek başlarına hac yolculuğuna çı-kamazlar.

    Şâfiî mezhebinde ise katedilecek mesafeden ziyade yol emniyeti ve kadınların güvenliği esas alındığından koca veya başka bir mahremin bulunması şart koşulmamış bunun yerine kadınların bunu sağlayacak şekilde ağırlıklı görüşe göre üç kadının yer aldığı- bir grup oluşturmala-rı yeterli görülmüştür. Bununla birlikte iki kadının hatta kendini güvenlik içinde hissediyorsa bir kadının -sadece- farz olan hac görevini yerine getirmek için tek başına yola çıkması câiz görülmüştür. Mâlikî mezhebine göre ise kocası veya bir mahremi bulunmayan yahut üc-retle bile olsa kendisiyle birlikte hacca gelmeyen bir kadın güvenli bir kafile ile birlikte bu kafilede baş-ka kadınların bulunup bulunmaması dikkate alınmaksızın hac yolculuğuna çıkabilir.

    İkinci şart ise sadece boşanma iddeti veya vefat iddeti beklemekte olan kadınlara ilişkin olup“bekleme-leri gereken süreyi tamamlamış olmaları”dır. Hanefî mez-hebine göre eda şartı olan bu durum diğer mezheplere göre yükümlülük şartıdır.

    Eda şartlarını taşıyan kimselerin bizzat hac yapmala-rı bu şartlardan herhangi birinin gerçekleşmemesi duru-munda bedel (vekil) göndermeleri veya bunu vasiyet etme-leri gerekir.

    HACCIN GEÇERLİLİK ŞARTLARI

    Haccın geçerli yani sahih olabilmesi için üç şartın bulunması gerekir. Bu şartlar; a) Hac yapmak niyetiyle ihrama girmek b) Özel vakit c) Özel mekândır.

    a) İHRAM

    İhram sözlükte “haram etmek kendini mahrum bırakmak” anlamina geldiği gibi “tâzim edilmesi gereken zamana veya mekâna girmek ve bunlara saygı duymak” anlamina da gelir. İhram ilmihal dilinde hac veya umre yapmaya niyet eden kişinin diğer zamanlarda mubah olan bazı fiil ve davranışları belirli bir süre boyunca yani hac veya um-renin rükünlerini tamamlayıncaya kadar kendi nefsine haram kılması anlamındadır. Namaza başlama tekbiri anla-mına gelen tahrîme ile ihram kelimeleri aynı kökten türemiş ve anlamları birbirine çok yakın iki kelime olduğu gibi ait oldukları ibadetteki fonksiyonları da birbiri-ne çok yakındır. Hatta ihram için mecazen ‘haccın başla-ma tekbiri’ demek mümkündür.

    Normal zamanda helâl olan bazı fiiller ihramlı için yasak hale gelir. Kılık-kıyafet cinsel hayat ve avlan-mak gibi hususlarla ilgili olmak üzere grup-landırılabilecek bu yasakların ihlâli yasağın çeşidine ve ihlâl biçimine göre değişen cezaları gerektirir. Bu cezalar kurban kesmek sadaka vermek bedelini ödemek ve oruç tutmaktan ibarettir.

    Bu yasaklar niyet ve telbiye anından itibaren başlar ki zaten niyet ve telbiye ihramın rüknüdür. Bu bakımdan hac ve umreye niyet edip telbiye yapmaya “ihrama gir-mek” ihrama giren kişiye “muhrim” (ihramlı) denir. İh-ram giymek ise hac törenlerinin ifası sırasında giyilmek üzere yünpamuk veya ketenden hazırlanmış beyaz renkli giysiyi (ihramlık) giymek anlamındadır.

    aa) İhramın Rükünleri

    Hanefî mezhebinde ihramın niyet ve telbiye olmak ü-zere iki rüknü vardır. Bunlardan birini terkeden kimse ihrama girmiş olmaz. Diğer üç mezhebe göre ise ihrama girmiş olmak için sadece niyet yeterlidir.

    1. Niyet: Niyet hac veya umre yapmaya karar vermek ve hangisini yapacaksa onu belirlemekle olur. Niyeti dil ile ifade etmek de müstehaptır.

    Bir kimse Kâbe’yi ve civarındaki kutsal yerleri ziya-ret maksadıyla ihrama girdiği esnada hacca mı yoksa umreye mi yahut ikisine birden mi niyet ettiğini kalbi ve dili ile tayin etmese bile Hanefîler’e göre bu kişi-nin ihramı sahih olur. Bu durumdaki bir kimsenin tavafa başlamadan önce yapacağı ibadetin hac mı yoksa umre mi olduğunu belirlemesi yeterlidir. Şayet bu belirlemeyi yapmadan tavafa başlayacak olursa umre için ihrama gir-miş olur. Tavaf yapmadan doğruca Arafat’a çıkıp vakfe yapacak olursa bu ihramı hac için olur ve yaptığı hac da ifrad haccı olur.

    Şâfiî mezhebinde ise bu durumda hac ve umre ile il-gili menâsikten herhangi birine meselâ tavafa başlama-dan önce niyetteki belirsizliğin giderilmiş olması gere-kir. Aksi halde yapılan törenler hac veya umre olarak değer kazanmaz. Çünkü bir ibadet ancak niyetle yapılabi-lir.

    2. Telbiye: Telbiye ibadete başlama anını temsilen belli sözlerin söylenmesinden ibarettir. Telbiye namaz-daki iftitah tekbiri mesabesindedir; bu bakımdan namaz-daki tekbir ifadesi (Allahüekber) yerine bunda telbiye sözleri söylenir.

    Telbiye;

    “Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-ni‘mete leke ve’l-mülke lâ şerîke lek” sözlerini söylemekten ibarettir (Anlamı: Da-vetine sözüm ve özümle geldim Allahım emrin baş üstüne. Davetine sözüm ve özümle geldim ey ortaksız olan sen! Emrin baş üstüne. Hamd senin nimet senin mülk de senin. Yoktur senin ortağın).

    Telbiyeyi ihrama girerken bir defa söylemek farz za-man zaman yüksek sesle tekrarlamak ise sünnettir. Kadın-lar gerek telbiye gerekse diğer dua zikir ve tesbihlerde seslerini fazla yükseltmezler.

    İhrama Girme Zamanı. Hac ayları girmeden hac menâsikinden hiçbiri yapılamaz. Ancak Hanefî ve Mâlikîler’e göre mekruh olmakla birlikte henüz hac ay-ları başlamadan ihrama girmek câizdir. Çünkü onlara göre ihram haccın rüknü değil sıhhat şartıdır. Diğer ibadet-lerde olduğu gibi şartın yerine getirilmesi için vaktin girmesi gerekmez.

    Şâfiî mezhebinde ise ihram şart değil rükün sayıldı-ğı için hac aylarından önce hac için ihrama girilemez. Hac aylarından önce ihrama girildiği takdirde bu ihram umre ihramı olarak geçerli olur.

    Umre yapmanın özel bir vakti olmadığından umre için her zaman ihrama girilebilir.

    İhrama Girme Yerleri. Kur’ân-ı Kerîm’de Kâbe’ye “el-beytü’l-harâm” (el-Mâide 5/2) onu çevreleyen mescide “el-mescidü’l-harâm” (el-İsrâ 17/1) denildiği gibi bu mescidin içinde bulunduğu Mekke şehri de “harem” (el-Kasas 28/57; el-Ankebût 29/67) yani “saygıya lâyık” sö-züyle vasıflandırılmıştır. Saygı gösterilmesi gereken bu kutsal mekânları sırasıyla “Harem” “Hil” ve “Âfâk” de-nilen sınırları belirli ve özel fıkhî hükümleri olan bölgeler kuşatır. Böylece Kâbe’nin etrafını iç içe kuşa-tan yerler sırasıyla Harem Hil ve Âfâk olarak hüküm-leri farklı üç bölgeye ayrıldığı gibi hac veya umre ya-pan kimseler de bulundukları bölgelere göre Âfâký Hillî (veya Mîkatî) ve Mekkî olmak üzere üç sınıfa ayrılır.

    Harem Bölgesi. Mekke ile etrafında bitkileri kopa-rılmamak ve av hayvanlarına zarar verilmemek üzere be-lirli sınırlar içindeki emniyetli bölgedir. Bu bölgede oturanlara Mekkî (Mekkeli) denir. Harem bölgelerinin sı-nırlarını Cibrîl’in rehberliğiyle Hz. İbrâhim belirle-miş sınırları gösteren işaretler daha sonra Hz. Peygam-ber tarafından yenilenmiştir. Bu sınırlar Kâbe’ye eşit uzaklıkta değildir. En yakını Mekke’ye 8 km. mesafede Medine istikametinde “Ten‘îm”; en uzak olanları ise Tâif yönünde “Ci‘râne” (Şi‘bü Âl-i Abdullah) ve Cidde istika-metinde Hudeybiye yakınlarında “Aşâir”dir. Diğerleri ise Irak yolu üzerinde “Seniyyetülcebel” Yemen yolu üzerinde “Edâtü Libn” (Hüseyniye) ve Arafat sınırında “Batn-ı Nemîre”dir.

    Mekkeliler hac için Harem bölgesi sınırları içinde; umre için ise Hil bölgesine çıkarak meselâ Ten‘îm veya Arafat gibi Harem bölgesi dışındaki bir yerde ihrama girerler. Hac ve umre yapıp ihramdan çıkmış olan Harem bölgesindeki Mekkeli olmayan kişiler (Âfâký ve Mîkatî olanlar) umre yapıp ihramdan çıktıktan sonra yeniden ihrama girmek istediklerinde aynı hükme uyarlar. Onlar da hac için Harem bölgesinde Umre için ise Harem bölge-si dışına çıkarak meselâ Ten‘îm veya Arafat gibi bir yere gidip ihrama girmek durumundadır.

    Hil Bölgesi. Hil bölgesi Harem bölgesi ile Mîkat yerleri arasındaki yerlerdir. Bu bölgede ikamet edenlere Mîkatî veya Hillî denir. Hillî Hil bölgesinde yaşayan kişi anlamındadır. Mîkatîler gerek hac gerek umre için Harem bölgesine girmeden bulundukları Hil bölgesinde ihrama girerler.

    Âfâk Bölgesi. Harem ve Hil bölgelerinin dışında kalan yerlere Âfâk denir. Hil bölgesi dışından doğrudan Mek-ke’ye veya Harem bölgesine gelenlerin ihramsız geçmeme-leri gereken beş noktaHz. Peygamber tarafından belir-lenmiştir. Bunlardan her birine “mîkat” bu noktaların sınırladığı ve Hil bölgesi dışında kalan yerlere de “Âfâk” ve bu yerlerde yaşayan insanlara da Âfâkiyacute; denir ki uzaklardan gelen anlamındadır.

    Kaynak: Diyanet
     



  2. EmRe Well-Known Member

    Mekke’ye veya Harem bölgesine gelenlerin ihramsız geçmemeleri gereken bu beş yer şunlardır:

    1. Zülhuleyfe. Mekke’ye Medine üzerinden gelenlerin mîkatıdır. Medine’ye yaklaşık 10 km., Mekke’ye 450 km. mesafededir. Mekke’ye en uzak mîkat budur. Hz. Peygamber Vedâ haccında, halen Âbâr-ı Ali denilen bu mîkatta ihra-ma girmiştir.

    2. Cuhfe. Mısır ve Suriye istikametinden gelenlerin mîkatıdır. Mekke’ye yaklaşık 187 km. uzaklıktadır.

    3. Zâtüırk. lrak yönünden gelenlerin mîkatıdır. Mek-ke’ye uzaklığı yaklaşık 94 kilometredir.

    4. Karnülmenâzil. Necid ve Küveyt yönünden gelenlerin mîkatı olup, Mekke’ye yaklaşık 96 kilometredir.

    5. Yelemlem. Yemen ve Hindistan tarafından gelenlerin mîkatı olup, Mekke’ye yaklaşık 54 km. mesafededir. Mek-ke’ye en yakın mîkat budur.

    Süveyş yönünden Kızıldeniz yolu ile gelenler, Cuhfe ya-kınında Râbığ hizasında ihrama girerler. Hava yolu ile Cidde’ye gelenler ise, geldikleri istikametteki mîkatın hizasını geçmeden, niyet ve telbiye yaparak ihrama girerler.

    Klasik fıkıh kitaplarında Hil bölgesinden sayılan Cidde de, bazı çağdaş alimlere göre kara sınırı buradan başladığı için mikat sayılmış ve ihrama Cidde’de girmek caiz görülmüş ise de, bu görüş çoğunluk tarafından kabul görmemiştir. Bu takdirde Cidde Afak bölgesinde sayılaca-ğından, hemen her gün çeşitli sebeplerle Cidde-Mekke arasında yolculuk yapanlar, Hanefî ve Malikîlere göre, Harem bölgesine her girişte ihrama girme ve umre yapma gibi uygulanması çok zor bir durumla karşılaşacaklardır.

    Uzaklardan gelenler (Âfâkiyacute;ler), gerek hac gerek umre için, yolları üzerindeki bir mîkatta ihrama girerler. Eğer yol üzerinde mîkat yoksa, en son, kendilerine en yakın mîkatın hizasını geçmeden ihrama girmelidirler. Mîkattan önce ihrama girmek câiz, hatta Hanefîler’e göre, ihram hükümlerine uyabileceği konusunda kendine güvenenler için daha da faziletlidir. Diğer üç mezhepte ise ihrama mîkat sınırında girmek sünnete uygun olduğu için daha faziletli-dir.

    Harem Bölgesine İhramsız Girmek

    Hanefî ve Mâlikîler’e göre, her ne maksatla olursa olsun doğrudan Harem bölgesine, meselâ Mekke’ye gidecek olan Âfâkýler’in, mîkat sınırını geçmeden ihrama girme-leri gerekir. Çünkü ihram, bu kutsal bölgeye saygı için vâcip kılınmıştır. Bu konuda hac ve umre için gelenler ile ticaret, ziyaret veya tedavi gibi başka maksatlar için gelenler arasında fark yoktur. Bunlar, hac veya umre yaptıktan sonra ihramdan çıkarlar. Herhangi bir sebeple mîkat sınırları dışında bulunan Hil ve Harem bölgeleri halkı da doğrudan Harem bölgesine meselâ Mek-ke’ye girme konusunda aynı hükme tâbidir.

    Şâfiî mezhebinde ise, hac ve umre kastı olmadıkça u-zaklardan gelenlerin (Âfâkiyacute; Harem bölgesine ihramsız girmeleri vâcip değil, müstehaptır.

    Hil bölgesi halkı hac veya umre yapmayacakları zaman, Harem bölgesine ihramsız girip çıkabilirler. Harem bölgesinde bulunan kimseler ister Mekkeli isterse uzaklardan gelenlerden olsun, Hil bölgesine, -meselâ Cidde’ye- gittiklerinde, Harem bölgesine ihramsız dönebilirler. Doğrudan Harem bölgesine gitme kastı olmaksızın Hil bölgesindeki herhangi bir yere meselâ Cidde’ye gidecek olan Âfâkiler’in, mîkat sınırını ihramlı geçmeleri gerekmez. Bunlar, daha sonra Harem bölgesine, meselâ Mekke’ye git-mek isterlerse, Hil bölgesinde oturanların hükmüne tâbi olurlar. Hac veya umre yapacaklarsa, Harem sınırını geç-meden ihrama girerler. Hac veya umre kastı yoksa Harem bölgesine ihramsız girerler ve isterlerse Kâbe’yi ihram-sız tavaf ederler.

    Medine ziyaretini hacdan önce yapmak üzere mîkat sını-rını ihramsız geçenler, Cidde’ye indikten sonra herhangi bir sebeple önce Mekke’ye gitmek zorunda kalırlarsa, Cid-de’de -Harem bölgesi sınırını geçmeden- ihrama girerler.

    bb) İhramın Vâcipleri

    1. Mîkat sınırını ihramsız geçmemek.

    Uzaklardan gelip doğrudan Harem bölgesine gidecek olan Âfâkiler, mîkat sınırını ihramsız geçerlerse cezâ (dem) gerekir. Ancak, mîkatı ihrama girmeden geçen kim-se, henüz hac veya umre menâsikinden herhangi birine, meselâ kudüm veya umre tavafına başlamadan mîkata dönüp orada ihrama girerse ceza düşer. Bu kişinin, ihramsız geçtiği mîkat sınırı yerine; bulunduğu yere daha yakın bir mîkata gidip orada ihrama girmesi mümkündür. Mîkatı ihramsız geçtikten sonra, hac veya umre menâsikinden birine başlanmışsa artık mîkata dönülse bile ceza düşmez.

    2. İhram yasaklarından sakınmak.

    Aşağıda ayrıntıyla açıklanacağı üzere, ihrama giren kimsenin ihram süresince davranışlarını haccın anlam ve amacıyla da bütünlük sağlayacak şekilde kontrol altında tutması ve belirli yasaklara uyması gerekir.

    cc) İhramın Sünnetleri

    1. İhrama girmeden yani niyet ve telbiyeden önce müstehap olan şeyler:

    1. Tırnakları kesmek, kasık ve koltuk altı kıllarını temizlemek, gerekiyorsa tıraş olmak.

    2. Temizlik için gusletmek. Abdesti olanlar ve özel hallerini görmekte olan kadınlar için de gusül sünnettir. Gusül yapılamazsa abdest alınır. Abdest mümkün olmazsa teyemmüm yapılmaz. Çünkü bu abdest ve gusül, beden temizliği içindir. Ancak abdesti olmayanlar ihram namazı için teyemmüm yaparlar.

    3. Niyet ve telbiye yapmadan önce vücuduna güzel ko-kular sürmek.

    4. Erkeklerin izâr ve ridâ denilen iki parçadan ibaret örtüye bürünmesi. İzâr belden aşağıya sarılan, ridâ ise vücudun üst kısmını örten havludur. Bu örtüle-rin beyaz, yeni veya yıkanıp temizlenmiş olması müstehaptır.

    2. İhram örtülerine büründükten sonra müstehap olan şeyler:

    1. Kerâhet vakti değilse iki rek‘at ihram namazı kılmak. Bu namazın ilk rek‘atında Kâfirûn sûresi, ikinci rek‘atında da İhlâs sûresinin okunması, ayrıca niyet ve telbiyenin de bu namazdan sonra yapılması efdaldir.

    2. İhramlı bulunulan süre içinde her fırsatta telbiye söylemek.

    3. Hac için ihrama, hac ayları başladıktan sonra girmek.

    dd) İhram Yasakları

    İhrama giren kimselere, ihramdan çıkıncaya kadar yasak olan iş ve davranışlar vardır. Bunlara “ihram yasakları” denir. İhram yasakları ilgili olduğu alanlara göre şu şekilde gruplandırılabilir:

    1. Vücutla İlgili Yasaklar

    1. Saç veya sakal tıraşı olmak, bıyıkları kesmek.

    2. Kasık ve koltuk altı kılları ile vücudun diğer yerlerindeki kılları tıraş etmek, yolmak veya koparmak.

    3. Tırnak kesmek.

    4. Süslenme amacıyla saç, sakal ve bıyıkları yağlamak, boyamak, saçlara biryantin veya jöle sürmek, kadınlar oje ve ruj kullanmak. Vücuda veya ihram örtüsüne güzel koku sürmek; güzel kokulu sabun kullanmak.

    2. Giyim ve Giyim Eşyası ile İlgili Yasaklar

    Giyimle ilgili yasaklar sadece erkeklere yöneliktir. Kadınlar normal elbiselerini giyerler, sadece ihram süresince yüzlerini örtmezler.

    1. Dikişli elbise ve iç çamaşırı türü giyim eşyası giymek. Normal şekilde giymeksizin, palto, pardesü gibi giyim eşyasını üzerine örtmek veya omuzuna almak yasak değildir. Bele kuşanılan kemerde, omuza asılan çantada, ayaklara giyilen üzeri ve topukları açık ayakkabı veya terlikte dikiş bulunabilir. Çünkü yasak olan dikiş de-ğil; giyim eşyası olarak dikilmiş şeylerin giyilmesidir. Omuzlara örtülen ridânın uçlarını birbirine bağlamak veya iğne ile tutturmak ceza gerektirmez ise de mekruh-tur.

    2. Başı ve yüzü örtmek, takke ve benzeri şeyler giymek, başa sarık sarmak.

    3. Eldiven, çorap ve topukları kapatan ayakkabı giymek.

    Nalın gibi, mümkün olduğunca üzeri açık ayakkabı giymek müstehaptır. Üzeri açık ayakkabı giymek mümkün olduğu halde, sadece topukları açık ayakkabı giymek mekruhtur. Ayak bileğine bitişen ve topukları örten ayakkabı giymek ise yasaktır, ceza gerektirir.

    3. Cinsel Konularla İlgili Yasaklar

    1. Cinsel ilişki ve genellikle cinsel ilişkiye götüren öpme, oynaşma, şehvetle tutma gibi davranışlarda bulunmak.

    2. Şehevî duyguları tahrik edici sözler söylemek.

    4. Av Yasağı

    Gerek Harem bölgesi içinde, gerek dışında eti ister yensin ister yenmesin her türlü kara avını avlamak, avcıya avını göstermek ve avlanmasına yardımcı olmak, av hayvanlarına zarar vermek yasaktır.

    Yaratılışı itibariyle vahşî, ürkek ve insandan kaçan hayvanlara av hayvanı denir. Suda yaşasa bile, doğup üremesi karada olan hayvanlar kara hayvanı sayılır. De-niz hayvanlarının avlanması yasak olmadığı gibi tavuk ve koyun gibi evcil hayvanların kesilmesi de ihramlıya yasak değildir.

    5. Harem Bölgesiyle İlgili Yasaklar

    Mekke şehri ve etrafındaki Harem denilen bölgedeki av hayvanlarının avlanması, bitkilerin kesilmesi veya koparılması ister ihramlı, ister ihramsız, herkes için ya-saktır.

    6. Yapılması Günah Olan ve Başkalarına Zarar Veren Konulardaki Yasaklar

    1. Füsûk: Taatten ayrılıp mâsiyet sayılan şeyleri yapmak.

    2. Cidâl: Başkalarıyla tartışmak, hakaret ve kavga etmek. Her zaman yasak olan bu tür davranışlardan, ihramlı iken daha çok sakınmak gerekir.

    ee) İhramlıya Yasak Olmayan Şeyler

    1. Yıkanmak, kokusuz sabun kullanmak.

    2. İhram örtülerini değiştirmek ve yıkamak.

    3. Dişleri fırçalamak, sürme çekmek.

    4. Kırılan tırnağı ve zarar veren veya rahatsız eden kılı koparmak.

    5. Diş çektirmek, kan aldırmak, iğne vurdurmak, yara üzerine sargı sarmak.

    6. Silâh taşımak, bilezik, yüzük ve kol saati takmak.

    7. Kemer kullanmak, omuza çanta asmak.

    8. Yüzü ve başı örtmeden, yorgan ve battaniye gibi bir örtü ile örtünmek.

    9. Palto, ceket gibi giyim eşyasını giymeden omuzlarına almak.

    10. Şemsiye kullanmak, gölgede oturmak.

    11. Balık vb. su ürünlerini avlamak.

    12. İhramsız kişi tarafından avlanan kara avının etinden yemek.

    13. Yılan, akrep, fare, sinek, pire, kene gibi zararlı hayvan ve haşareler ile saldırgan köpek, kurt ve kaplan gibi yırtıcı hayvanları öldürmek.
     
  3. EmRe Well-Known Member

    b) Özel Vakit

    Haccın farzlarını yani “ihrama girme”, “Arafat vakfe-si” ve “ziyaret tavafı”nı, kendileri için belirlenmiş özel vakitlerinde yapmak haccın geçerlilik şartıdır.

    Hac törenleri (menâsik), hac ayları içinde yapılır. Hac ayları, hac menâsikinin yapılacağı aylar olup, şev-val ve zilkade ayı ile zilhicce ayının ilk on günüdür. Bu aylardan önce hac menâsikine başlanmaz. Ayrıca hacla ilgili vakfe, tavaf, sa‘y, şeytan taşlama gibi menâsikten her birinin bu aylar başladıktan sonra belir-lenen vakitler içinde yapılması gerekir, aksi halde sa-hih olmaz.

    c) Özel Mekan

    Haccın farzlarının özel mekânlarda yerine getirilme-sinin anlamı, vakfenin Arafat sınırları içinde ve tava-fın Kâbe’nin etrafında yapılmasıdır.

    Bu şartlardan herhangi birinin eksikliği durumunda yapılan hac geçerli olmaz.

    Yukarıdaki Bilgiler Diyanet sitesinden alınmıştır.
     

Sayfayı Paylaş