Hacda Kadınların Durumu

Konusu 'Sorularla İslam' forumundadır ve EmRe tarafından 18 Kasım 2013 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    Hacda Kadınların Özel Durumları

    Hac yüce dinimizin beş temel esasından biridir. Hem mali, hem de bedeni bir ibadettir. Sıhhati yerinde olan ve dinen zengin sayılan ergin, akıllı, hür erkek ve kadın, her Müslümana farzdır. Bir Müslüman erkek, üzerine hac farz olduğu zaman nasıl geciktirmeden hacca gidiyorsa, kadın da aynı şekilde bu farzı yerine getirmeye çalışmalıdır. Bir hadis-i şerifte bildirildiği üzere, “Hac kadının cihadıdır” buyrulmuştur (İbn Mace).

    Her ibadetin kendine mahsus yapılış tarzı, özellikleri ve faziletleri vardır. Bunlar arasında hem bedenen hem de mali olarak yapılan, içinde büyük meşakkatlerin bulunduğu, bir sabır ibadeti olan hac ibadetinin de kendine mahsus özellikleri ve faziletleri vardır. Bu yazımızda hac ibadetinde kadınların dikkat etmesi gereken hususlara değinmek istiyoruz.

    Yolculukta Mahrem Şartı: Hanefi mezhebinde ve Hanbeli mezhebinde amel edilen görüşe göre kadının hac yolculuğuna çıkabilmesi için kendisine refakat edecek mahreminin bulunması şarttır. Mahremden kasıt, kadının eşi veya nikahı ebediyyen kendisine haram olan kişilerdir. İbn Abbas’tan (r.a) rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v) “Bir erkek, yanında mahremi olmayan kadınla yalnız kalmasın; hiçbir kadın da yanında mahremi bulunmaksızın (tek başına) yolculuğa çıkmasın” buyurdu.
    Bunun üzerine bir sahabi, “Ey Allah’ın Rasulü! Karım hac için yola çıkmak üzere, ben de falanca savaşa katılmak için yazıldım” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v) “Git, hanımınla birlikte haccet!” buyurdu. (Buhari)

    İddet Bekliyor Olmaması: Kadına haccın farz olması için aranan şartlardan biri de kadının kocasının kendisini boşamasıyla veya vefat etmesi gibi bir durum sebebiyle iddet bekliyor olmamasıdır. Şayet kadın, iddet bekliyorsa kendisine hac farz olmaz. Çünkü Allah Teala iddet bekleyen hanımların evlerinden çıkarılmamalarını ve kendilerinin de çıkmamalarını istemektedir.

    Kocanın İzni

    Hac ibadetini eda etmek isteyen bir kadına kocası elinden gelen desteği vermek, imkan var ise kendisine refakat etmek, imkanı yoksa onun hac yapmasına gönül hoşluğu ile izin vermek durumundadır. Bu kadının kocasındaki haklarından biridir. Şayet koca eşinin hacca gitmesine izin vermezse ne olacaktır? Farz olan hacda kadının kocasının iznini alması müstehaptır. İzin verdiği takdirde izni ile, izin vermediği takdirde ise izinsiz olarak hacca gider. Çünkü erkeğin eşini, farz olan hacdan menetme hakkı yoktur. Çünkü hac, (şartlarını taşıyan) kadına farz bir ibadettir. Halık’a isyan olan yerde mahluka itaat yoktur. Ancak her halükarda, bu mübarek yolculuğun karşılıklı rıza ile yapılması, dinimizin güzel ahlak ilkeleriyle daha bağdaşacaktır. Aynı şekilde erkek de hacca giderken hanımının gönül rızasını almalıdır.

    Hac ve umrenin yerine getirilişi açısından kadınlarla erkekler arasında bir fark yoktur. Ancak, kadınlar için erkeklerde olduğu gibi özel bir ihram kıyafeti söz konusu değildir. Elbise, başörtüsü, çorap, ayakkabı gibi her zaman giydikleri kıyafetlerini giyerler. Yalnızca yüzlerini örtmezler. Kadının ihramı yüzündedir. Bir de erkeklerin yaptığı gibi telbiye, tekbir, tehlil, salavat okurken ve dua ederken seslerini yükseltmezler. Tavafta hızlı ve çalımlı yürüyerek “Remel”, Sa’yda da yeşil direkler arasında koşar adımlarla yürüyerek “Hervele” yapmazlar. İzdiham olan yerlerde mümkün olduğu kadar erkeklerin arasına girmemeye özen gösterirler. Özellikle namaz kılarken, erkek safları arasında kalmayıp kadınlara ait yerlerde namaz kılmalıdırlar.

    Geciktirici Kullanımı

    Adetliyken ihrama giren veya ihrama girdikten sonra adet görmeye başlayan kadınlar, tavafın dışında haccın bütün ibadetlerini yerine getirirler. Haccın rüknü olan ziyaret tavafını yapmak üzere temizleninceye kadar Mekke-i Mükerreme’de beklerler. Günümüzde Safa ve Merve de Mescid-i Haram’a dahil olduğu için kadınların özel durumlarında oraya da girmemeleri tavsiye edilmiştir. Kadınlar ihramdan çıkmak için saçlarını dipten tıraş etmezler, uçlarından biraz keserler. Yine özel durumları sebebiyle farz olan ziyaret tavafını kurban bayramının ilk üç gününden sonra yapmalarından dolayı herhangi bir ceza gerekmez.

    Adet geciktirici kullanımı her ne kadar fıkhen ruhsat verilmiş bir mesele olsa da beraberinde pek çok psikolojik ve ruhsal yan etkilerini de gösterebilmektedir. Güya tedbir olarak devreye sokulan bu tür girişimler, kadını her şeyden önce bir panik havasına sokmakta ve psikolojik olarak olumsuz yönde etkilemektedir. “Her an başlayacak!” gibi bir tedirginlik içerisinde olan kadın, ibadetin hazzını tam olarak yaşayamamaktadır. Nice maddi imkansızlara rağmen ömründe bir defa gelebildiği bu kutsal topraklarda kadın özel günleri sebebiyle bir panik havasına girmektedir. Bu gibi durumlarda yapılacak tek şey, kadınlardaki bu doğal durumun doğal seyrine bırakılması ve kadının, Hz. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) emrettiği şekilde tavafın dışında diğer ibadetleri eda edip tavafı sonraya bırakmasıdır.
    Rasulullah (s.a.v) bu gibi bir durumla karşı karşıya kalan Hz. Aişe (r.a) validemize, hac ibadetini nasıl yapacağını son derece net bir şekilde anlatmıştır: İhrama girdikten sonra özel günleri başlayan Hz. Aişe validemize, tavafın dışında haccın diğer ibadetlerinin hepsini yapmasını söylemiştir. Ona “…Diğer hacılar ne yapıyorlarsa sen de aynısını yap, fakat temizleninceye kadar Kabe’yi tavaf etme” demiştir.

    Elinde olmayan bu doğal durumdan dolayı kadının ibadetinde bir eksiklik söz konusu olmayacaktır. Şu halde yapılacak şey, bu tabii olayı doğal seyrine bırakmaktır. Ancak tavafın ve sa’yın dışında haccın diğer ibadetlerini yerine getirip tavafı ertelemek gerekecektir. Günümüzde hac organizasyonları zaten bu durumda olan hanımlar için gerekli tedbirleri almaktadır; temizlenip farz tavafı yapana kadar adetli hanımların refakatçileri ile beraber Mekke-i Mükerreme’de kalmalarını sağlamakta ve sonuçta onların da gönül huzuruyla tavaflarını yapıp öyle ayrılmalarını sağlamaktadırlar. Ancak Mekke’de kalmaları, dolayısıyla kafileden ayrılmaları çok daha büyük olumsuzluklara sebebiyet verecekse, doktorların tavsiye edeceği bir ilaç ile o ayki adeti tehir edebilirler. Bu caizdir ve dinen bir mahzuru yoktur. Ya da adetli bulunduğu günlerde bütün vazifelerini bitirir, temizlendikten sonra da en son olarak farz olan ziyaret tavafını yaparak, hac ibadetini tamamlamış olur.

    Hac sırasında adet görmeye başlayan bir hanım, hayız süresince dua, tesbihat, zikir ve fikirle meşgul olmalı ve bu süre içinde yerine getirilmesi gereken bir takım ihtiyaçlarını halledip özel günlerden sonra ibadetlerini daha fazla yapabilmek için kendisine fırsat sağlamalıdır.

    Alıntı: Hüseyin OKUR - semerkandaile
     



Sayfayı Paylaş