Hacamat olmanın hükmü nedir

Konusu 'Sorularla İslam' forumundadır ve EmRe tarafından 16 Aralık 2013 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    Hacamat (kan aldırmak) Hacamat olmanın hükmü nedir

    Hacamat yaptırmak sünnet olan bir tedavi yoludur. Sünnete uymak niyetiyle ve emanet olan bedenin sağlığına kavuşması için yaptırılan hacamat ibadet hükmüne geçer.

    Vücudun herhangi bir yerini hafifçe çizip üzerine boynuz, bardak veya şişe oturtarak kan alma işlemine hacamat denilir.

    “Bu yöntemle kan al*mak yahut vücudun istenen yerine kan toplamak için, küçük bir fanus ters tutu*larak içine süratle sokulup çıkarılan bir alev vasıtasıyla havası boşaltıldıktan son*ra vücuda kapatılmakta, böylece kanın, üzerindeki hava basıncının azaldığı o ke*sime hücum etmesi sağlanmaktadır. Eğer amaç sadece kan toplamak değil kılcal damarlardan kan almaksa fanus, o ke*sim bir bıçakla çizildikten sonra kapatılır ve bu durumda kan iç basıncın etkisiyle kolaylıkla dışarı çıkar, yani fanus tarafın*dan emilmiş olur. Bu işlemlerden birinci*sine “kuru hacamat”, ikincisine “kanlı ha*camat” denir. Ancak Türkçede hacamat denilince akla daha çok ikincisi veya atar ve toplardamarlardan fazla miktarda kan alınması gelmektedir ki bunun adı Arap*ça’da fasddır; bu işi yapana da fassâd adı verilir. Türk halkı arasında kuru hacamat için “şişe çekme” tabiri kullanılır.”

    “Hacamatın Hz. Peygamber zamanında da sağlığı koruma ve bir te*davi metodu olarak uygulandığı, bizzat kendisinin hacamat yaptırdığı, hatta haca*matı teşvik ettiği bilinmektedir. Hacamatı o dönemde uygulanan en iyi tedavi me*totları arasında sayan (Buhari, Tıp, 13; Müslim, Müsâkat, 62, 63) Resul-i Ek*rem’in ve ashabının genel olarak ağrıya ve baş ağrısına karşı (Buhari, Tıp, 15; Ebu Dâvûd, Tıp, 3) baş, omuz, boyun damarları, kalça ve ayağın üstünden haca*mat yaptırdığı (Buhari, Tıp, 14, 15; Ebû Dâvûd, Menâsik, 35, Tıp, 4. 5; Tirmizî, Tıp, 12; İbn Mâce, Tıp, 21), hacama*tın akla ve hafızaya kuvvet verdiğini söy*lediği (İbn Mâce, Tıp, 22) rivayet edil*mektedir.

    (KAYNAK: Abdullah Köşe, Mahmut Rıdvanoğlu, “Hacamat”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, c: 14, s: 422-423)
     



  2. EmRe Well-Known Member

    Hacamat yaptırmak ve hacamat olmanın faydaları

    Hacamat kısaca vücutta hastalıklara neden olan kirliliğin peygamber efendimiz s.a.v in de uyguladığı şekilde dışarı alınması işlemidir. “Hacamat” kelimesi Arapça “emmek, normal formuna getirmek” anlamlarını taşır. Geleneksel olarak boynuzla, cam kupalarla veya çağdaş aletler yardımıyla yapılabilir.

    İlk yazılı tıp metinlerinde ve Mısır’da bulunan Eber Papirüslerinde sıkça hacamattan bahsedilir. Geleneksel Çin Tıbbı’nda binlerce yıldır uygulanmaktadır. Modern tıbbın babası kabul edilen Hipokratın tıp metinlerinde de hacamattan ayrıntılı olarak bahsedilir. Takipçisi büyük hekim Galen de hacamatın savunucularındandır.

    Hacamat normal şartlarda damardan kan verme işlemi ile kıyaslanamaz. Kan verme işleminde vücudun kullandığı açık renkli temiz kan gider. Hacamatla alınan kan ise pıhtılaşmış ve tamamen pis ve zararlı kandır. Bu pelteleşmiş pis kan; kan özelliğini tamamen yitirmiş, vücudun artık ve kullanmadığı, damarda dolaşmayan, toksik maddeler içeren bir özelliktedir. Aynı zamanda hacamat; Kan fazlalığının vücutta meydana getirdiği rahatsızlıkları gidermek için kullanılan bir tedavi yöntemidir.

    Peygamberimiz (S.A.V.) bizzat kendisi Ebû Taybe adında bir Haccâm’a hacamat yaptırmış ve başından kan aldırıp haccâma ücretini ödemiş ve şöyle buyurmuştur:
    “Kan aldırma yollarının en güzeli hacamattır. (yahut hacamat sizin en iyi tedavi yollarınızdır.)” (Buhâri)

    Hacamat yaptırmak sünnet olan bir tedavi yoludur…

    Hacamat, sebebi belli bir hastalığın tedavisi olmaktan ziyade kan fazlalığının vücutta meydana getirdiği rahatsızlıkları gidermek için kullanılan genel bir tedavi usûlüdür. Sünnete uymak niyetiyle ve emanet olan bedenin sağlığına kavuşması için yaptırılan hacamat ibadet hükmüne geçer.

    Hacamat ne zaman yaptırılmalıdır?

    Hz. Enes (ra) anlatıyor:
    “Resulullah (S.A.V.) buyurdular ki: ‘Kim hacamat olmak isterse Kameri ayın 17 veya 19 veya 21’inde olsun.”

    İbn-ü Ömer (ra): “Ey Nâfi bana kan galebe çaldı, benim için bir haccâm getir. Getirdiğin haccam genç olsun, yaşlı veya çocuk olmasın.” dedi.
    Devamla İbnü Ömer (ra) dedi ki:

    “Ben Resululah’ın (S.A.V.): “Aç karna hacamat olma idealdir, (Onda şifa ve bereket vardır) aklı arttırır. Hafızayı güçlendirir. Hafız olmak isteyenlerin hıfz etme kabiliyetini arttırır. Hacamat olmak isteyen Allah’ın adıyla Perşembe günü hacamat olsun. Cuma, cumartesi, Pazar günlerinde hacamat olmaktan kaçının. Pazartesi ve Salı günü de hacamat olunuz. Çarşamba günü hacamat olmaktan kaçının. Çünkü o, Eyyüb’ün (as) belaya düştüğü gündür. Cüzzam ve alaca hastalığı da sadece Çarşamba günü veya Çarşamba gecesi zuhur eder.” dediğini duydum. (Kütüb-ü Sitte)

    Hacamat Nerdeyse Hazreti Adem (AS) ile başlamış olup bir çok peygamber zamanında değişik kavimlerde uygulanmıştır. İslamda ise Hacamat; Rasulallah Efendimize (S.A.V.) Mirac da Hacamat yaptırmanın önemi vurgulanarak “Ümmetine tavsiye olması” melekler tarafından arzedildiği Hadis-i Şerfilerle sabitdir.

    Bir hadis-i Şerifde Peygamber Efendimiz (S.A.V.) buyuruyor ki:
    “Sizin tedavi olmak için başvuracağınız en iyi çare Hacamattır” (Hadis-i Şerif – Nesei)

    Abdullah b.Abbas(r.a) Şöyle demiştir:
    Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Miraç gecesinde meleklerden hangi topluluğa uğradımsa bana “ümmetine kan aldırmayı emret” diye tavsiye ettiler.
    Uzmanlar, Unutkanlık, migren, Tansiyon, kolestrol, Pisikolojik rahatsızlıklar, Depresyon, Bel Fıtığı, romatizma, İltihaplı eklem romatizması, Sedef, alaca, görme bozuklukları, erken yaşlanma cild kırışıklığı, gibi bir çok rahatsızlık tedavisinin Hacamat ile tedavi edilebileceğini savunmuşlardır.
     

Sayfayı Paylaş