Gözün Yapısı

Konusu 'Biyoloji' forumundadır ve elif tarafından 16 Haziran 2008 başlatılmıştır.

  1. elif Moderator


    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Gözün Yapısı[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Göz düşünen canlı insanın en önemli organlarından biridir. İnsan algılamasının yaklaşık yüzde 80'i gözler tarafından sağlanır. Bu inanılmaz organın özellikleri hayret vericidir. Bütün vücuttaki duyu algılayıcılarının yüzde 70'i gözün retina tabakasında yer alır. Kıyaslayacak olursak Sony'nin 2001yılı itibariyle en gelişmiş dijital kamerasında 4.200.000 görüntü algılama noktasıyla işlev görürken insan gözü yaklaşık 120.000.000 renksiz algılama ve 6.500.000 renkli algılama hücresiyle 1 fotonluk hassasiyetle çalışabilmektedir. [/FONT]​

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Göz kafatasında orbita adı verilen bir kemik yuvaya yerleşmiştir. Etrafı yumuşak yağ dokusuyla sarılıdır. Üzerine yapışan 6 adet kas göz hareketlerini sağlar.[/FONT]

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif][​IMG][/FONT]​

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Göz bir fotoğraf makinasına benzer şekilde fonksiyon görür. Cisimlerden gelen ışık önce en dıştaki saydam kornea tabakasına gelir. Kornea gözün kırıcı gücünün yaklaşık %70'ine sahiptir. Gelen ışınları kırarak gözbebeğine gönderir. Buradan geçen ışınlar göz merceği tarafından tekrar kırılırlar. Mercek ışınları retinaya odaklayacak şekilde ince ayar yapar. Bu ayar merceğin incelip bombeleşerek kırma gücünü değiştirmesi sayesindedir ve buna gözün uyum yapması (akomodasyon) adı verilir. Uyum yapmayan genç bir gözde lensin kırma gücü 20 dioptrinin altındayken maksimum uyumla 30 dioptrinin üzerine çıkabilir ki bu gözün toplam kırma gücünde yaklaşık 8.5 dioptrilik artışa karşılıktır. Bu sayede göz yakını da uzağı da net görebilir. Işınlar mercekte kırıldıktan sonra göz küresinin arka kısmının içini dolduran vitreus ismindeki jöleye benzer maddeden geçerek retina tabakasında odaklaşırlar. Gözün iç duvarını yapan retina, fotoğraf filmi gibi görev görür. Gelen ışınlar retina tarafından elektrik enerjisine çevrilip göz siniri tarafından beyne iletilirler ve beyin tarafından değerlendirilerek görüntü olarak algılanırlar.[/FONT]​

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Kornea[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Kornea gözün en dış tarafında yer alan cam gibi parlak kısımdır (resim 1). Başka bir tarifle, gözümüze toz kaçtığında acıyan, cama benzeyen, kontakt lensleri üzerine yerleştirdiğimiz kısımdır. Yaklaşık yarım milimetre (550 mikron) kalınlığında ve 12 mm çapındadır. Saydam bir küre kesitine benzer. Gözün, gelen ışınları en fazla kıran bölümüdür. Dolayısıyla gözün odaklama işlevinde, yani net görmede en büyük pay korneaya aittir. Korneanın yapısında en ufak bir değişiklik gözün odaklama işlevinde önemli bir fark yaratır. Bu nedenle kırma kusurlarını tedavi etme amacıyla geliştirilmiş olan refraktif cerrahi genellikle korneada şekil değişiklikleri yaparak kırma kusurlarını çözer. Kornea temel olarak 3 katmandan oluşur (resim 5). Bu katmanlar dıştan içe epitel, stroma ve endoteldir. Epitelin kendini yenileme yeteneği vardır. Herhangi bir hasar sonrası epitel hücreleri üreyerek hasarın büyüklüğüne göre birkaç gün içinde hasarı kapatırlar. Bu katmanın bir özelliği de acıyı algılamamızı sağlayan sinir uçlarını içermesidir. Epitel, üzeri göz yaşıyla kaplı, çoğalma yeteneğine sahip hücrelerden oluşan kornea katmanına verilen addır. Ağrı ve acı duymamızı sağlayan açık sinir uçlarına sahiptir[/FONT].​

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Lens[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Gözbebeğinin arkasında yer alan şeffaf yapıdır. Temel fonksiyonu odaklama için ince ayar yapmaktır. Bu fonksiyonu şişkinleşip incelerek yapısını değiştirerek gerçekleştirir. Yakına bakışta bombeleşerek okuma gibi işlevlerin yapılmasını sağlar[/FONT]​

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Gözbebeği[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Gözbebeği irisin merkezindeki siyah bir daire gibi gözüken deliktir. Gözün içi karanlık bir odacık gibi görev gördüğü için bu delik siyah gözükür. Bazen fotoğraf çekimi sırasında fotoğraf makinasının flaşı patladığı zaman bu odacığın içi aydınlanabilir ve gözün iç kısmının rengi olan kırmızı-sarı renk fotoğrafta gözükebilir. Kimi fotoğraflarda gözlerin kırmızı gözükmesinin sebebi budur. Aynı şekilde göz hekimleri özel bir aydınlatma sistemiyle bu odacığı aydınlatarak, göz bebeğinin arkasını görebilirler.[/FONT]​

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]iris[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]İris gözün rengini veren renkli tabakadır. Mavi, yeşil, kahverengi, ela gibi renklerde olabilir.İris adını eski Yunan mitolojisinden almıştır. Bu hikayelerde adı geçen ve güzelliği ile ünlü gökkuşağı tanrıçasının ismi gözün bu büyüleyici güzellikteki göz kasının da adı olmuştur. İris o kadar güzel bir yapıdır ki, çok az fotoğraf ve fotoğrafçı onun bu güzelliğini tam olarak ortaya koyabilir. Nitekim mikroskop altında mavi bir iris cerrahlara bir deniz gibi gözükürken, kahverengi bir iris çok muhteşem hayali bir gezegen gibi durmaktadır. Dr. Bülent Ayan tıp fakültesinde öğrenciyken her parlak öğrenci gibi Dahiliye uzmanı olmayı istiyormuş. Ta ki göz rotasyonları sırasında mikroskop altında irisi görene kadar. İşte O zaman göze aşık olmuş ve kendini bu işe adamış. Yoksa sıkılmadan hep ilk günkü gibi büyük bir zevkle binlerce hastayı muayene ve ameliyat etmesi mümkün olamazdı. Evet, iris büyülüyeci bir dokudur.Asıl görevi içerdiği kaslarla fotoğraf makinasındaki diyafram gibi hareket ederek gözbebeğinin (pupil) büyüklüğünü ayarlamaktır.[/FONT]​

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Optik Sinir[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Gözümüzden beynimize içinde tam 1.200.000 hat bulunan bir kablonun uzandığını söylesek inandırıcı olur muyuz? Evet ne kadar gerçek dışı da dursa, 1.8 mm’lik çapa, 2.7 mm2’lik bir kesite ve yaklaşık 5 cm’lik uzunluğa sahip bu benzersiz kablo sayesinde görebilmekteyiz. Olayın başına dönersek, pek çoğumuzun orta öğrenimden hatırladığı kadarıyla retinaya (ağ tabaka) düşen görüntüler burdaki hücreler tarafından elektriksal sinyallere çevrilir. Retina aslında üç katlı muhteşem bir görüntü işleme sistemidir. Başka bir anlatımla retinanın işi temel olarak üzerine düşen görüntüleri (başka bir değişle fotonları), beynin değerlendirebileceği elektriksel bilgi paketlerine çevirmektir. Görebilmemiz için retinanın üzerinde oluşmuş görüntüyü tarif eden ve retina tarafından yaratılmış bilgi paketlerinin beyne iletilmesi gereklidir. İşte bu aşamada kavuniçi renkli mütavazi görünüşlü incecik bir kablonun (optik sinirin) bu işi başardığını görmek, özellikle bilgisayar hayranlarının organik bilgisayar devriminin bir an önce başlaması için duaya başlamaları için yeter de, artar da..[/FONT]​

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Retina[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Retina göz küresinin arka kısmının içini kaplayan kırmızı-kavuniçi renkte damarlı bir yapı gösteren çok özel bir tabakadır. Fotoğraf makinasındaki filme benzer ya da daha güncel bir benzetmeyle video kameralarda harektli görüntüyü sinyallere çeviren CCD chipini anımsatan bir işlevi vardır. Görevi kısaca kornea ve göz merceği tarafından üzerine düşürülen görüntüyü elektriksel sinyallere çevirmektir. Daha sonra bu sinyaller görme siniri (optik sinir) yardımıyla beynin ilgili bölümüne iletilir. [/FONT][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Retina görme işlevi açısından çok hayati bir öneme sahiptir. Yapışık olduğu yerden ayrılması durumunda, zamanında müdahele edilmezse körlük oluşabilir.turkeyarena.com [/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Yaşlanmanın, yüksek tansiyonun, göz tansiyonun ve şeker hastalığının retina üzerinde ciddi zararları olabilir. Oluşan hasarlar birikerek körlüğe kadar ilerleyebilir.[/FONT]​

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Sklera[/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Sklera (Grek Skleros: Sert, sağlam) Gözün dışarıdan beyaz görünen kısmına sklera adı verilir. Gözün sağlamlığını ve şeklini oluşturan ana yapıdır. Şekli iki delikli bir küreye benzer. Önde dışarıdan görülen deliğinde kornea altında iris ve gözbebeği bulunur. Arkadaki deliğinden ise optik sinir (görme siniri) ve göz içi damarları çıkar. Yapısı göz içinin aynen bir fotoğraf makinasındaki gibi karanlık oda gibi işlev görmesine ve aynı zamanda hareket edebilmesine olanak tanır. Sklera 6 adet göz dışı kasla tutulur ve bu kasların sayesinde göze ışık giren kısım (göz bebeği) dilenen yöne doğru çevrilebilir. Sağlıklı sklera beyaz porselen rengindedir. Bazen dışarıdan bakıldığında gözün beyaz kısmının kızardığı veya renk değiştirdiği görülür. [/FONT][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Bu genelde skleranın değil de onun dışını ve göz kapaklarının içini kaplayan zarın yani konjonktivanın renk değişikliğinden olur. Ama bazen sklera da renk değiştirebilir. [/FONT][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Örneğin sarılık hastalığında sarı bir renk alabilir. Bazı metabolizma hastalıklarında (örneğin alkaptonüri / okronozis) kahve ya da farklı bir renk alabilir. En sık olarak ta mavimsi gözükebilir. Bunun sebebi ise skleranın aşırı incelmesi ve altındaki uvea tabakasının renginin gözükmesidir. Normal olarak skleranın kalınlığı 1 mm ile 0.3 mm arasındadır. Bundan daha ince olursa iç kısmını kaplayan uveanın rengi görülebilir ve hatta aşırı incelmede gözün yapısında fırtlama/baloncuk (ektazi) gibi şekil bozuklukları dahi olabilir. Skleranın bir önemli özelliği de gözün merceğini taşıyan kasın skleraya bağlı olmasıdır. Bu nedenle presbiyopi (yaşa bağlı yakını görme problemi / göz merceğinin işlev bozukluğu) ile ilgili tedavi amaçlı cerrahi girişimlerin büyük bölümü skleraya uygulanır.[/FONT]​
     



  2. SeçiL Well-Known Member

    teşekkürler çok güzel anlatılmış
     

Sayfayı Paylaş