Göğüs Hastalıkları -Genel-

Konusu 'Sağlık-Genel' forumundadır ve RüzGaR tarafından 11 Aralık 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Akciğer Zarı İltihabı

    Akciğerlerin üzeri "plevra" adı verilen çift katlı bir zarla örtü*lü olup iki zarın arasında sıvı dolu bir boşluk vardır. Su sıvı, akci*ğerlerin göğüs kafesi içinde rahatça hareket etmesini sağlar.

    Zatürre veya benzeri sebeplerle akciğere yerleşen hastalık mikropları akciğer zarını da tahrip edebilirler.Zarların tahrip edilmesi sonucu, ara sıvının miktarında artış olduğu gözlenmek*tedir.

    Belirtileri:

    • Nefes alındığı zaman göğüste ağrı hissedilir.

    • Ateş ve öksürük, hastalık yapan virüsün cinsine bağlı olarak değişiklikler gösterir.

    • Hasta kendisini yorgun, halsiz ve tenbel hisseder.

    • Zarlar arası sıvının artaşı nisbetinde soluk almada güçlük gö*rülür.

    Tedavi:
    • Tedavi asıl hastalığa yöneliktir. Bulaşıcı hastahğın etkileri ortadan kaldırılınca, akciğer zarı iltihabı da kendiliğinden iyileş*me gösterir.
     



  2. RüzGaR Super Moderator

    Akut Bronşit Tedavisi

    Ağız ve burun yoluyla aldığımız temiz hava, yutak ve gırtlak­tan geçerek soluk borusuna ulaşır. Soluk borusu iki ana kola, ay­rılır. Bu kollar da kendi aralarında daha küçük kollara ayrılarak akciğerlere bağlanırlar. Soluk borusunun büyük kollarına "bronş", daha küçük kollarına ise "bronşiyol" adı verilir.

    Akciğerlere giriş yapan bronşiyollerin sonu kesecikler şeklinde olup gaz alış verişi bu keseciklerde gerçekleşir.

    Keseciklerin iç du­varı kılcal kan damarları ile donatılmıştır. Kan hücrelerine oksi­jen yükleme ve karbondioksit alma bu kılcal damarların bronşiyol keselerine açılan yüzünde (alveol) meydana gelir.

    Bronşit:
    Bronşların herhangi bir sebeple iltihaplanması olayına "Bron­şit" adı verilir. Akut ve kronik olmak üzere iki şekli vardır.

    Akut Bronşit:
    Daha çok sonbahar ve kış aylarında bulaşıcı hastahklarla birlikte görülür. Tifo, kızamık, boğmaca virüsleri bronşlara kadar yayılarak iltihaplanmaya sebep olurlar.

    Belirtileri:
    • Ateş, öksürük ve vücutta kırıkhk ilk belirtilerdendir.

    • Başta kuru olan öksürük, hastahk ilerledikçe balgamlı öksü­rüğe dönüşür.

    • Boğazda yanma, ağrı ve ses kısıklığı görülebilir.

    Tedavi:
    • Ateşin düşmesi ve öksürüğün önlenmesi için ilâç verilir.

    • Eğer bronşite bir akciğer hastalığı da eşlik etmiyorsa yatak dinlenmesi ve bol ıhlamur çayı içilmesi hastalığı atlatmaya kâfi gelecektir. Ihlamur suyu iyi bir balgam söktürücüdür.

    • Hastanın yattığı oda sıcak ve nemli olmalıdır. Nem, sobanın üzerine konan bir çaydanlığın ağzı açık bırakılarak (buharla) te­min edilebilir. Buğuseptiklerin buharı teneffüs edildiği zaman ol­dukça faydası görülecektir.
     
  3. RüzGaR Super Moderator

    Atelektazi AkciğerBüzüşmesi

    Belirtiler
    - Nefes darlığı
    - Ateş
    - Tansiyon düşmesi ve nabız artışı
    - şiddetli tekdüze öksürük.

    Atelektazi akciğerin bazı bölümlerinin ve bazen de akciğerlerden birinin tamamının büzüşerek fonksiyonunu kaybetmesidir.

    Bunun nedeni, bronşlardaki hava yollarının tıkanması (salgı kitlesi ile) yabancı bir cismin kaza eseri nefes yoluna kaçması veya bir tümör, anevrizma veya büyümüş lenf düğümü ile dışarıdan basınç meydana gelmesidir. Bazen bu durum bir karın ameliyatından sonra yüzeysel nefes alma ve akciğerin bazı bölümlerinin genişlememesi durumunda meydana gelebilir. Aynı zamanda bir bakteri enfeksiyonuna da bağlı olabilir. Tıkanma meydana geldiği zaman tıkanan yerin arkasında kalan hava kan tarafından emilir ve akciğerin o bölümü büzüşür.

    Atelektazi yavaş yavaş oluşabilir (büyümekte olan bir tümör durumunda olduğu gibi) ve sadece hafif solunum arızaları ile kendini belli edebilir. Eğer akciğerde geniş ani bir büzüşme meydana gelirse etkilenen tarafta ağrı vardır, ani nefes darlığı,tansiyon düşmesi, nabız artışı, ateş ve şok oluşur. Atelektazi şiddetli sürekli öksürüğe neden olabilir. Teşhis koyarken doktorunuz göğüs röntgeniniz de havasız ve bölge arayacaktır.

    Tedavi
    Tedavinin ilk amacı tıkanaklığin nedenini ortadan kaldırmaktır. Eğer öksürme, maddelerin emilmesi ya da diğer tedavi yöntemleri işe yaramıyorsa,fiberoptik bronkoskopi yapılabilir. Enfeksiyonu ortadan kaldırmak için ampisilin gibi antibiyotikler verilebilir.

    önlem
    Ameliyat sonrası iyileşme sırasında, eğer sık sık derin nefesler alıp veriyor, hemen ayağa kalktınız ve olabildiğince yürüyorsanız, atelektazinin ortaya çıkma olasılığı daha düşüktür, Bazen hızlı ve güçlü nefes vermeyi öğretmek için özel bir âlet önerilebilir.

    Eğer sigara içiyor ya da kronik bronşit veya amfizeminiz varsa, ameliyattan 3-4 gün önce sigara içmeyi keserseniz; ameliyattan sonra atelektazi oluşma olasılığı azalır. Ameliyattan birkaç gün önce bronş genişletici ilaçlar (solunum yoluyla alınan) ve dönem dönem solunum yollarını nemlendirici aerosoller kullanabilirsiniz. Doktorunuz çeşitli organizmalara karşı önlem olarak antibiyotik de verebilir.
     
  4. RüzGaR Super Moderator

    Bronşektazi Bronş Genişlemesi

    Belirtiler
    - büyük miktarlarda ve genellikle gri yeşil renkli balgam çıkarttıran ısrarlı öksürük
    - iştah kaybı
    - kilo kaybı
    - anemi
    - tekrarlayan zatürre atakları

    Bronşektazi bronş tüplerinin cidarlarının kronik ve anormal bir genişlemesidir. Aynı durum kronik bronşiti olan kişilerde de meydana gelir. Fakat bronşiektazide bronş tüplerinin genişlemesi daha belirgindir.

    Bazı kişiler doğuştan bu durumdadır.

    [SIZE=+0]Fakat çoğunda bronşiektazi kistik fibrozun bir komplikasyonu olarak meydana gelir veya boğmaca, pnömoni ve tüberküloz gibi hastalıkların komplikasyonudur. Vakaların yaklaşık yarısında kistik fibroz bu duruma neden olmaktadır. Bronşiektazi en çok çocuklarda ve genç yetişkinlerde meydana gelmektedir, bu hastalık genellikle hayatın ilk 20 yılında teşhis edilir. Pnömoninin antibiyotikle tedavi edilmeye başlanmasından beri çok dâha az görülmektedir.

    Teşhis
    En göze çarpan belirti, büyük miktarlarda koyu, sıklıkla kötü kokulu balgam çıkarttıran bir öksürüktür. Öksürük hafif veya şiddetli olabilir. Sıklıkla balgamda çizgiler hâlinde kan vardır Ve eğer çökelmeye bırakılırsa üç tabakaya ayrılacaktır- İrin ihtiva eden koyu bir alt tabaka, yeşilimsi bir sıvıdan ortaya gelmiş bir orta tabaka ve köpükten oluşan bir üst tabaka.
    Hastalık ilerledikçe ateş, kilo kaybı genel güçsüzlük ve kansızlık gibi belirtiler ortaya gelebilir.

    Tedavi
    Doktorunuz postüral direnaj denilen,bazı pozisyonlarda yatarak balgam boşaltma işlemi tavsiye edebilir. Size, akciğerlerinizin fonksiyonunu geliştirmeye yardımcı olmak için nefes alma egzersizleri öğretilecektir. Tozdan dumandan ve solunum yolunu tahriş edecek diğer maddelerden kaçınınız. Bol bol fiziki egzersiz yapınız, çünkü derin nefes almak salgıları yükseltmeye yardımcı olur. Besleyici gıdalar alınız. Bol bol sıvı içmek, akciğerlerinizdeki balgamı sulandırmaya yardımcı olur.

    İlaç Tedavisi
    Bronşiektazide cerahat çıkarılması bakteri enfeksiyonları ile ilgili olduğundan, genellikle antibiyotik verilir. Balgamanızın tahlili sonucuna göre belirli bir antibiyotik gerekmediği takdirde, genellikle ampisilin, tetrasiklin veya benzeri bir ilaç verilir.

    Eğer penisilin tipi ilaçlara alerjiniz varsa, doktorunuz farklı bir ilaç verecektir. Doktorunuz aynı zamanda bronşlarınızdaki spazmların etkisini karşılamak için bir bronkodilator (bronş genişletici) verebilir.
    Antibiyotikler genellikle aralıklı kullanılmak üzere verilir. Normal bir rejim her ayın birbirini izleyen 7 ile 10'uncu günün antibiyotik almalıdır. Bazen ilaca dayanıklı bakteri gelişmesini önlemek için 2 ya da 3 değişik antibiyotik kullanmak tavsiye olunabilir.

    Ameliyat
    Eğer diğer tedavilere cevap vermiyorsanız, öksürükle kan tükürüyorsanız akciğerin hastalanan bölümünün cerrahi olarak çıkarılması gerekli olabilir. Fakat bu sadece eğer hastalık akciğerlerde 1 veya 2 küçük bölgede lokalize olmuşsa uygulanabilecek olan bir opsiyondur.

    [/SIZE]
     
  5. RüzGaR Super Moderator

    Histoplazma Capsulatum Mantar

    Belirtiler
    - Ateş, öksürük ve genel halsizlik
    - Karaciğerin, lenf düğümlerinin ve dalağın büyümesi
    - Öksürük ve nefes alma zorluğu
    - Hiçbir belirti olmayabilir.

    Histoplazma hastalığı, tozu nefes yoluyla ciğerlere çekme yoluyla olur. Özellikle kümeslerden yarasa bulunan mağaralardan ve kuş pisliklerinden histoplasma kapsulatum mantarının sporlarını içeren havayı solumakla bulaşır.

    Erkekler, hastalığın şiddetli durumlarına tutulma bakımından kadınlardan daha çok yatkındır. Amerika Birleşik Devletleri'nde bu hastalık en fâzla Misissippi Ve Ohio nehri vadilerinde yaygın olarak görülür.

    Geçmişte teşhis konamadan atlanan ve belirti vermemiş olan bir histoplazma hastalığı geçirenlerde göğüs röntgenlerinde bir veya bîrden fazla leke görülmesi oldukça sık rastlanan bir durumdur.

    Teşhis
    Histoplazmozun 4 çeşidi vardır. En hafif çeşidi nezle gibi diğer hastalıklardan hemen hemen ayırt edilemez; ateş, öksürük ve genel bir rahatsızlık hissi verir, eğer mantar akciğerlerden kan yoluyla yayılırsa karaciğerin lenf düğümlerinin ve dalağın şişmesi ve daha az sıklıkla oral veya gastrointestinal üllserlere yol açan ikinci çeşidini meydana getirir. Üçüncü şekil kronik bir tiptir ve koronik tüberküloza benzer bir hastalık meydana getirir. Belirtileri, öksürük, nefes almada zorluktur.

    Histoplazmozun en ciddi şekli, bağışıklık sistemleri zayıf düşmüş olan kişilerde görülen formdur.Histoplazmoz teşhisini doğrulamak için doktorunuz balgam, lenf düğümleri, kemik iliği, karaciğer, kan, idrar veya ağız yaralarından örnekler alarak buralarda mantar olup olmadığına bakacaktır.

    Histoplazmoz Ne Kadar Ciddi Bir Hastalıktır?
    Hafif formunda genellikle selimdir ve tedavi gerektirmez. Bu hastalığın daha ciddi formları ölüme yol açabilir.

    Tedavi
    Eğer sizde hiç belirti yoksa genellikle tedavi gereksizdir.Fakat, eğer semptomatik (belirtili) ise amphotericin B adlı mantar öldürücü ve mantar durdurucu antibiyotik, histoplazmozun çoğu vakalarında etkilidir, bu ilaç damardan verilmelidir. Bazen ağızdan alınan Katekonazol yeterlidir. Eğer akciğerleriniz hastalanmışsa, tedavi mantarı ortadan kaldıracaktır, fakat akciğerlerinizde meydana getirdiği lezyonlar kalacaktır.
     
  6. RüzGaR Super Moderator

    Kriptokokkozis Pulmoner Osteomyelit

    Belirtiler
    - Hafif ateş
    - Göğüs ağrısı
    - Öksürük

    Kriptokokoz'a cryptococcus neoformans adlı, toprakta ve kuru güvercin pisliğinde yaşayan bir mantar sebep olur. Bir şahıs bu organizmayı solunum yoluyla aldığı zaman hastalık meydana gelir, buna en yatkın olan kişiler lösemi veya hodgkin hastalığına tutulmuş olanlar kortikosteroid ilaçlar alanlar ve AİDS hastalığına tutulmuş olanlar gibi bağışıklık sistemi zayıf düşmüş kimselerdir.

    [SIZE=+0]

    Teşhis
    Bazı durumlarda hafif ateş, göğüs ağrısı ve öksürük gibi (muhtemelen balgam çıkartıran bir ökrüsük) sadece basit belirtiler meydana gelir. Daha ciddi vakalar bronşiti andırır ve akciğerlerde lezyonlar meydana gelir. Mantar akciğerlerde kalabilir veya yayılabilir. Özellikle, merkezi sinir sistemine ve buradan gittikçe artan şiddetli baş ağrılarına ve bunu takiben mide bulantısı, baş dönmesi, iştah kaybı, görüş bozuklukları ve zihinsel harabiyete yol açar.

    Doktorunuz akciğerierdeki değişiklikleri tespit etmek için röntgen çekebilir ve mantarın olup olmadığını kontrol için balgam irin veya omirilik sıvısından örnekler alabilir.

    Kriptokokoz Ne Kadar Ciddi Bir Hastalıktır?
    Bazı hafif vakalar tedavisiz olarak iyileşir, fakat bu durum genellikle bağışıklık sistemleri zaten zayıflamış olan kişileri etkilediği için, kriptokokoz özellikle akciğerlerden dışarıya yayılırsa, ölüme yol açabilir.

    Tedavi
    Amphotericin B ve Flucytosirie genellikle enfeksiyonu yaklaşık 6 haftada temizler, akciğerlerde meydana gelen nodüllerin cerrahi olarak çıkartılması tavsiye olunabilir.

    [/SIZE]
     
  7. RüzGaR Super Moderator

    İnterstisyel Akciğer Hastalığı

    Belirtiler
    - Nefes darlığı
    - Genel yorgunluk ve güçsüzlük
    - İştah ve kilo kaybı
    - öksürük

    Interstisyel akciğer hastalığı kronik, habis olmayan ve enfeksiyona bağlı olmayan 180'den fazla hastalığın oluşturduğu bir gruptur. Bu hastalıkta alveol (akciğerdeki hava kesecikleri) duvarında iltihap hücreleri birikir ve alveolün çevresindeki bağ dokuda anormal nedbe dokusu oluşur .

    [SIZE=+0]Hastalık ilerlerse, nedbe dokusu akciğerin büyük bir bölümünün harap olmasına neden olabilir. Bu hastalıkların çoğunun nedeni bilinmemektedir. Hastaların çoğu 50 yaşın üstündedir.

    Anormal nedbe dokusunun oluşmasının en önemli sonucu, kana oksijen geçişinin bozulmasıdır. Bu nedenle bu hastalığa yakalanırsanız, yorgunluk, halsizlik ve özellikle beden hareketleri yaparken nefes darlığı ortaya çıkabilir. Ayrıca, ara sıra göğüste rahatsızlık hissiyle birlikte balgamsız öksürük görülebilir.

    Teşhis
    Doktorunuz, varolan belirtilere ve stetoskopla göğsünüzü dinlerken duyduğu seslere dayanarak interstisyel bir akciğer hastalığından kuşkulanabilir. Bu durumda bir anormallik olup olmadığını anlamak için göğüs filmi çektirecek ve akciğer fonksiyon testleri yaptıracaktır. Teşhisi doğrulamak için akciğer dokusundan biyopsi örneği alınabilir.

    İnterstisyel Akciğer Hastalığı Ne Kadar Ciddidir?
    Bu hastalıklar nedene göre farklı seyirler gösterirler. Bazıları ilerleyerek ölüme neden olurken, bazıları hafif seyreder.

    Sarkoidoz bu hastalıkların sık görülen bir tipidir. İnterstisyel akciğer hastalığının diğer tipleri arasında idiopatik akciğer fibrozu, pulmoner alveoler proteinosis ve Goodpasture sendromu bulunmaktadır.

    İdiopatik Akciğer Fibrozu
    Bu, giderek artan nefes darlığına neden olan, kronik, enfeksiyon sonucu oluşmayan ve habis olmayan bir hastalıktır. Belirtilerin ortaya çıkmasından sonra ortalama yaşama süresi 4-5 yıldır, ancak bir çok hasta daha uzun süre yaşar. Kadın ve erkeklerde eşit oranda görülen bu hastalık, daha çok ortayaşlarda ortaya çıkar.

    Akciğerlerin stetoskopla dinlenmesi, göğüs filmindeki tipik bulgular ve akciğer fonksiyon testleriyle teşhis konur. Bunula birlikte akciğer biyopsisi de gerekebilir. Eğer sürekli asbeste maruz kalınmışsa, bu hastalıkla birlikte akciğer kanseri de görülebilir. Tedavide kortikosteroidler verilebilir, ancak çok az hastaya yararlı olur. Bu hastalıkta bazen akciğer nakli yapılmaktadır.

    Pulmoner Alveoler Proteinosis
    Bu hastalıkta alveollerde (akciğerdeki hava kesecikleri) bazı maddeler birikir, nedeni bilinmeyen bu hastalık, daha çok 20 ile 50 yaş arasındaki erkeklerde ortaya çıkar.
    Bu hastalığın göğüs filminde görülen yaygınlığı ile kıyaslandığında nefes darlığı hafiftir (idiopatik akciğer fibrozunda ise, nefes darlığı akciğer filmide görülenlerden beklenmeyecek kadar ağırdır). Sorun zaman içinde kötüleşebilir ya da kendiliğinden ortadan kalkabilir.

    Bazen, akciğerlerde biriken madde genel anestezi altında çıkarılabilir. Bu girişim önce bir akciğere, daha sonraki bir tarihte ise diğer akciğere uygulanır. Ara sıra hastalık tekrarlasa da, bu hastalar genellikle iyileşir.

    Goodpasture Sendromu
    Nedeni bilinmeyen bu hastalık genellikle genç erkeklerde ortaya çıkar ve akciğerlerde kanamaya ve glomerülonefrite (bir tür böbrek iltihabı) neden olur.

    Yalnızca kanamanın kendisi çok tehlikeli olsa da, akciğer şikayetleri hafiften ağıra kadar değişebilir. Teşhis ya akciğer ya da böbrek biyopsisi,ile konur. Hastalığın seyri büyük değişkenlikler gösterir. Hastalığı kontrol etmek için kortikosteroidler ya da siklofosfamid verilebilir. Ayrıca hastalığın oluşmasında rolleri olabilecek antikorlara karşı da tedavi yapılabilir.

    [/SIZE]
     
  8. RüzGaR Super Moderator

    TurkeyArena

    Kronik Tıkayıcı Akciğer Hastalığı

    Anfizem ve kronik bronşit gibi kronik obstrüktif pulmoner hastalık (COPD)'ların en büyük sebebi sigara içmektir. Sigara içmeyenlerle kıyaslandığında, çok sigara içenler arasında kronik bronşit ve amfizemin neden olduğu ölümler açık farkla daha sık görülmektedir.

    COPD'nin belirtileri ortaya çıktığı zaman tipik belirtiler öksürük, nefes darlığı ve harekete karşı dayanıksızlık akciğerler zaten hasara uğramıştır.

    [SIZE=+0]Eğer sigarayı bırakmazsanız hastalığınız daha da kötüye gidecektir.

    Tütün Dumanı
    Tütün dumanında bir kimyasal maddeler, gazlar karışımı ve küçük katran damlacıkları bulunur. Tütün dumanında binlerce madde belirlenmiştir. Bunların birçoğunun toksik etkileri hala bilinmemektedir. Bazı öğeler dumanı siz geri kalan yanmamış tütünden geçerek içinize çektiğiniz zaman süzülür, fakat sigara yandıkça bu kimyasal maddeler yeniden buharlaşır ve böylece sigaradan çekilen her nefes daha fazla kimyasal öğe taşır. Çoğu tiryakiler sigara dumanını da içlerine çekerler ki bu, durumu daha da tehlikeli kılar.

    Sigara dumanı, yüzde 2 ila 6 karbonmonoksit içerir. Karbonmonoksit hemoglobinle birleşen toksik bir gazdır (karboksi hemoglobin). Bu durum meydana geldiğinde hemoglobin molekülü dokulara oksijen taşıyamaz.

    Birçok sigara tiryakilerinin kanlarında karboksi hemoglobin seviyesi yüzde 8 ile 10 iken sigara içmeyenlerde bu miktar genellikle yüzde 1.5'a kadardır. (Akut karbonmonoksit zehirlenmesinden ölen, bir insanın kanında yüzde 30 ile 40 değerinde karboksi hemoglobin bulunur). Bu şekilde dokularınız oksijenden yoksun bırakılmış olur.

    Sigarada bulunan katranda kanser yapan maddeler vardır. Tütün dumanındaki tahriş edici maddeler hava pasajlarınızın kasılıp sıkışmasına ve bronşlarınızın fazladan salgı çıkarmasına yol açar, bu da sizin öksürmenize neden olur. Bu tahriş edici maddeler akciğerlerinizin bağışıklık sistemi hücrelerinin fonksiyonunu da bozabilir ve polmoner enzimlerinin normal dengesini alt üst edebilir. Bu da sizi solunum yolları hastalıklarına daha yatkın duruma getirir.

    Nihayet, nefesle içeriye çekilen tütün dumanı hava yollarınızdaki titrek tüylerin hareketini durdurur. Bu titrek tüyler, nefes borunuz ve bronşlarınızda bulunan saç gibi uzantılardır. Bunlar akciğerlerinizden yabancı maddeleri atmaya yardımcı olur.

    Puro ve Pipo Dumanı
    Kronik solunum yolları hastalıklarının tek nedeni sigara değildir. Daha az tehlikeli olmasına rağmen, puro içmek ve pipo içmek zararsız değildir, bu duman daha tahriş edici olduğu için, içeri çekilmesi ihtimali daha azdır.

    Mariyuana Dumanı
    Mariyuana dumanı da solunum yolu hastalığına yol açabilir. Burada, tütün dumanında bulunan tahriş edici maddelerin bir çoğu vardır. Aynı zamanda, tütün dumanında bulunmayan, delta 9-tetrahid-rokannabinol gibi maddeleri de içerir. Bunların bazıları solunum yollarını tahriş eder.

    Mariyuana genellikle onu sigara içmekten daha tehlikeli hale getirecek biçimlerde içilir. Mariyuana içenler genellik derin derin içlerine çekerler ve dumanı ciğerlerinde tutarlar veya dumanı özellikle konsantre eden ve akciğerlere basınçlı olarak gönderen pipolar kullanırlar. Bu konuda araştırmadan bu işlerin hava pasajlarını iltihaplandırdığını ve solunum hüclerinde kanser yapıcı değişikliklere yol açtığını göstermiştir.

    Buna ilaveten, mariyuanada bulunabilecek herhangi bir mantar veya bakteriden doğacak enfeksiyona karşı akciğerleri daha duyarlı (yatkın) hale getirir. Araştırmacılar, her gün mariyuana içen kişilerin akciğer kapasitelerinde belirgin azalmalar tespit etmişlerdir. Bu tiryakiler larenjit ve kronik burun iltihabı yanında kronik tıkayıcı akciğer hastalığı yönünde de tehlikededirler.

    Sigarayı Bırakın
    Eğer sigara tiryakisiyseniz, size tavsiyemiz açıktır -sigarayı bırakın. Fakat maalesef pek çok kimse solunum yolu hastalıklarının belirtileri ortaya çıkana kadar sigarayı bırakmaz.

    [/SIZE]
     
  9. RüzGaR Super Moderator

    Allerjik Alveolit Çiftçi Akciğeri

    Bu akciğer hastalığının nedeni, organik tozlara maruz kalmaktadır. Birçok isimlere tanınır. Bu isimler genellikle hastalığa tutulmaya yol açan mesleğin adıdır.

    En çok bilinen çiftçi akciğeri ve bisinozdur. Tahıl tozu tahıl asansörlerinde (kaldırıcılarında) çalışan işçilerde ve çiftçilerde hastalığa yol açabilir.

    [SIZE=+0]

    Diğer hastalıklar arasında nemlendirici akciğeri bulunur, buna bir mantarla kirlenmiş olan nemlendirici, ısıtma sistemi ve klima sistemleri yol açar. Bağassoz, küflü şekerkamışı liflerindeki mantarlar nedeniyle oluşur, suberoz de küflü mantar tozu solumaktan meydana gelir. Sequosis'e küflü "kızıl ağaç" talaşı yol açar, zoyanin hastalığına, küflü akçaâğaç kütüğü bileşimden ve deterjan işçisi hastalığı da, enzim katkı mâddeli sporları içeren tozdan oluşur.

    Bu tozların tümü duyarlı kişilerde aynı şikayetlere neden olurlar. Belirtiler arasında bol balgam çıkarılan inatçı öksürük (akciğerlerin tahriş edici maddelerden kurtulmaya çalışma yolu), hırıltılı solunum ve nefes darlığı bulunmaktadır. Yapılan testler akciğer işlevinin azaldığını ortaya koyar. Bütün sigara kullanan ve bu maddelere karşı duyarli kişilerde ortaya çıkan belirtiler, sigara içmeyenlerden daha ağırdır.

    Tahrişe yolaçan bu maddelerden uzak durmak belirtileri ortadan kaldırır. Bol miktarda sıvı içmek, odanın bir yerinde su kaynatarak akciğerleri nemli tutmak ve gerekirse doktorunuzun verdiği, bronş genişleticileri kullanmak yardımcı olabilir.
    [/SIZE]
     
  10. RüzGaR Super Moderator

    Koksidiodomikozis Granülom Lenfadenopati

    Belirtiler
    - Hiçbir belirti yok
    - Ateş, titreme, bel ağrısı, baş ağrısı
    - Göğüs ağrısı
    - Kırmızı benekler halinde döküntü
    - Diz ve ayak bileklerinde şişme
    - öksürükle burun tıkanıklığı

    Bu hastalığa coccidioides immitis adlı mantarın sporlarını solunum yoluyla almak neden olur.bu mantar Amerika Birleşik Devletleri'nin güney batısındaki bazı kurak bölgelerinde, Meksika Orta ve Güney Amerika'da topraktan alınır.

    [SIZE=+0]

    Amerika Birleşik Devletleri'nde ilk olarak Kaliforniya'daki San joaquin vadisinde keşfedilmistir ve o bölgede çok lyaygın olup daha iyi bilinen adı olan Sanjoaquin humması adını buradan almaktadır. Herhangi bir kimse bu hastalığa tutulabilir. Fakat eğer hamile iseniz veya bağışıklık sisteminiz zayıfsa özellike yatkın olursunuz. Bu hastalık koyu renk ciltlik kimselerde daha ciddi olma eğilimi göstermektedir.

    Teşhis
    Çoğu kez bu hastalığın hiçbir belirtisi yoktur. Amerika Birleşik Devletleri'nin güney batısına dahil çöl bölgelerine taşınmış olan her 10 kişiden dokuzunda taşındıklarından sonraki 4 ile 5yıl içinde bu mantar testi pozitif çıkar.

    Bunların yaklaşık %'10'unda göğüs ağrısı meydana gelecektir. Bu durum ateş, titreme ve diğer grip benzeri belirtilerle birlikte genellikle mantarla karşılaşıldıktan sonra 10 ila 30 gün içerisinde başlar. Burun tıkanıklığı ve hafif öksürüğün arkasından bronşit gelebilir. Ateş başladıktan bir ila iki gün sonra kırmızı benekli kızamık döküntüsüne benzeyen bu döküntü ortaya çıkar, dizler ve ayak bilekleri şişebilir.

    Koksidoidomikoz Ne Kadar Ciddidir?
    Genellikle hastalık komplikasyon yaratmadan iyileşir. Bazı yakalarda akciğerlerde meydana gelen lezyonlârı tedavi etmek zor olabilir ve ender vakalarda bu hastalık haftalar veya aylar geçtikten sonra tekrarlayabilir. Bazen enfeksiyon vücuda yayılarak akciğerlerde, kemikerde veya diğer organlarda lezyonlara yolaçabilir.

    Tedavi
    Ateş düşene kadar yatak istirahati veya gribe benzer belirtilerin tedavisi gerekebilir

    İlaç Tedavisi
    Eğer belirti yoksa, tedavi gerekmez. Eğer belirti varsa doktorunuz ampfiotericin B verebilir. Bu ilaç damardan verilir ve çoğu vakalarda yardımcı olur. Ağızdan alınan ketocpnazple daha az etkilidir. Fakat hastalığın tekrarlaması durumunda amphotericin B kürleri kullanılabilir .

    Ameliyat;
    Ağır vakalarda akciğer apselerinin veya plevra sıvısının cerrahi olarak boşaltılması yardımcı olabilir.
    [/SIZE]
     
  11. RüzGaR Super Moderator

    Kronik Bronşit Enfeksiyon Öksürük

    - Balgam çıkaran kronik öksürük;
    - Nefes darlığı;

    Bu rahatsızlık bronşların cidarlarında kronik iltihaplanma ve kalınlaşmadan ibarettir. Bu hava geçitlerinin daralma derecesi nefes almayı bozacak kadar olabilir ve sıklıkla öksürük krizleri meydana getirmeye yeterlidir. Buna ek olarak iltihaplanma bronşlardaki guddelerin aşırı mukus salgılamasına yolaçar.

    [SIZE=+0]Böylece akciğerlerimizdeki şişkinlik ve tıkanıklıkları artırarak nefes alma kapasitenizi daha da bozan Uzun süreleri devam eder ve sıklıkla, nükseder ve daimi birhal alabilir.

    Kronik tıkayıcı akciğer hastalığına tutulan, çoğu kişilerin hastalığı kronik bronşit ve amfizemdir. Fakat genellikle bu hastalıklardan biri baskındır. Kronik bronşitli kişiler genellikle 35 yaşın üzerinde ve kilo fazlası bulunan vey şişman olma eğilimi gösteren kişilerdir.

    Kronik bronşitin ana sebebi sigara içmektir. Fakat hava kirliliği ve işyerindeki tozlar veya toksik gazlar bronşların tahriş olmasına ve kronik iltihaba yolaçabilir. Bu hastalık erkeklerde kadınlara kıyasla daha çok gönülür. Yetişkin erkeklerin yaklaşık yüzde 20'sinde kronik bronşit vardır. fakat gittikçe daha fazla kadın sigara içmekte olduğundan bu hastalığa tutulan kadınların sayısı da artmaktadır.

    Teşhis
    Kronik bronşitin en büyük belirtisi amfizemden farklı olarak büyük miktarlarda salgı meydana getiren kronik bir öksürüktür. kronik bronşit teşhisi salgı çıkaran ısrarlı bir öksürüğün varlığına dayandırılır( birbirini izleyen 2'den fazla yıl boyunca yılın en az 3 ayı)

    Başlangıçta öksürük genellikle kış aylarında belirir, sonra yıllar geçtikçe hemen hemen sürekli bir hal alır. Hastalık kötüye gittikçe öksürüğün tekrar ortaya çıkma durumu daha sıklaşır ve daha şiddetli bir hal alır ve nefes darlığı görülebilir.

    Kronik Bronşit Ne Kadar Ciddi Bir Hastalıktır?
    Kronik bronşit ciddi bir hastalıktır. Ağır hasta olan kişilerde uzun süre yaşama ihtimali zayıftır, fakat eğer hastalık erken fark edilirse ve eğer hasta sigara içmiyorsa ilerisi daha ümit vericidir.

    Tedavi
    Eğer sigara içiyorsanız, sigarayı bırakın. Tedavinin diğer önemli amaçlan belirtilerin hafifletilmesi ve solunum yolları enfeksiyonlarının önlenmesidir. Hastalığa karşı ne yapacağınız konusunda doktora danışın.

    Öksürüğünüzün şiddetlenmesini önlemek için yapabileceğiniz şeylerden biri boya kokuları, egzoz kokuları ve hatta yemek kokulan ve dumanlarından sakınmaktır. Tozdan, aşın nemli veya kuru ve soğuk havadan kaçınınız.

    Kışın evinizde özellikle yatak odanızda nemlendirici bulundurunuz. Eğer mümkünse, nezleli kişilerle temas etmeyiniz. Çünkü bu durum bronşitinizi artırabilir. Havaya göre uygun giyininiz veya nezle ve gribin yaygın olduğu sıralarda kalabalıktan uzak durunuz.

    Bol miktarda sıvı içmek, akciğerlerdeki koyu salgıyı sulandırmaya yardımcı olur ve böylece öksürükle çıkması kolaylaşabilir. Fakat kafein ve alkol ihtiva eden içkilerin vücuttan sıvı eksiltme eğilminde olduğunu aklınızda tutun ve dolayısıyla tükettiğiniz miktarları sınırlandırın.

    İlaç Tedavisi
    Doktorunuz 7 ila 10 günlük bir geniş spekturumlu (etki alanlı) bir antibiyotik (birçok çeşitli bakteriye karşı etkili Olan antibiyotikler, bunlara örnekler ampicilin, erythromycin ve teracycline'dir) tedavisi verilebilir. Bunlar balgamınız renk, hacim veya yoğunluk değiştirirse kullanılacaktır. Bu değişiklikler bir solunum yolu enfeksiyonunun başladığını gösterir. Eğer akciğer testleri hava yollarınızda spazm bulunduğunu gösterirse, doktorunuz bir brorikodilatör (bronş genişletici) de verebilir.

    Eğer vücudunuzun akciğerlerinden kana oksijen aktarma yeteneği belirgin şekilde bozulmuşsa, doktorunuz oksijen tedavisi verebilir; bu tedavi ya sürekli ya da takviye mahiyetinde olabilir. Oksijen vermeyi hem evde hem de azami hareketlilik sağlamak için taşınabilir tüplerle vermeyi sağlayacak cihazlar günümüzde mevcuttur.

    [/SIZE]
     
  12. RüzGaR Super Moderator

    Pazartesi Ateşi Humması Bisinoz

    Astıma benzeyen bu hastalık bazen pamuk üreten işçilerde,veya daha az olarak keten, jüt ye kenevir ipliği ve halat işçilerinde görülür. Bu hastalık kahverengi akciğer ve ateş yapmamalarına rağmen pazartesi ateşi humması olarak da bilinir.

    Eğirme, üfleme, karıştırma, tarama düzeltmeden önce pamuk ve diğer liflerle çalışanlar en büyük tehlikededir.

    [SIZE=+0]

    Bu hastalık, endüstri alanında bu maddelere ilk maruz kalındığında ya da yıllar sonra ortaya çıkabilir.

    Başlangıçta yalnızca çalışma ortamında rahatsızlık hissedilirken, zaman geçtikçe bazı kişilerin, ortamdan uzak kaldıklarında bile şikayetleri sürer.

    Bisinoz genellikle ciddi bir sorun değildir ve bronş genişleticiler ve alerji ilaçları şikayetlerin ortadan kalkmasına yardımcı olur.

    Bununla birlikte, şikayetler sürer ya da kötüleşirse, amfizem ya da kronik bronşit gibi bir hastalığa neden olabilir. Bu nedenle endüstri alanında çalışmayı bırakmanız gerekebilir.

    Bu maddelerle maruz kalmadığınızda, hastalık ortadan kalkacaktır.

    [/SIZE]
     
  13. RüzGaR Super Moderator

    Plörezi Plevral Effüzyon

    Belirtiler
    - Nefes darlığı
    - Göğüs ağrısı
    - Kuru öksürük
    - Ateş ve titreme

    Plörezi, plevranın iltihabıdır; plevra akciğerlerinizin her birini çevreleyen iki katlı zardır. Plevra efüzyonları plevra boşluğunda sıvı birikmeleridir.

    [SIZE=+0]Plörezi ve plöral efüzyonlar tüberküloz, pnömoni (zatürre) pulmoner emboli, pankreatit,kanser veya kortfestif kalp yetmezliği gibi hastalıkların veya göğüs üzerine travma veya diğer ciddi durumların komplikasyonları olarak meydana gelir.

    Plörezide zarın iltihaplı iki tabakası nefes alıp verdiğiniz zaman birbirine sürtünür, Bu, göğsünüzde öksürme, aksırma ve derini nefes alma ile dahada kötüleşen şiddetli bir ağrı meydâna getirir. Bu ağrı nefesinizi tuttuğunuz zaman veya bazen, ağrıyan yerin üzerine basınç uyguladığınız zaman rahatlar.

    Plevra efüzyonları meydana geldiğinde ağrı genellikle ortadan kalkar, çünkü sıvı ibir yağlama maddesi işlevi görür, fakat eğer, yeteri kadar sıvı birikirse, akciğerlere basınçyapar ve normal işlevlerini bozarak nefes darlığına yol açar. Bununla beraber kuru bir öksürük, ateş, ve tiremede bazen meydana gelir. Özellikle eğer plevre boşluğundaki sıvı enfeksiyonluysa, plörezinin sonu .genellikle, buna yol açan hastalığın ciddiyet derecesini bağlıdır.

    Tedavi
    Önce, plöreziye veya plevra efüzyonuna neden olan durumu tedavi etmek önemlidir. Fakat bazı durumlarda plevra efüzyonunu günler boyu bir göğüs tüpü yoluyla drene etmek (akıtmak) gerekir,

    İlaç tedavisinde genellikle aneljezikler ve antienflamatuar ilaçlar verilir. Bazen öksürüğü kesmek için kodein verilir
    .
    [/SIZE]
     
  14. RüzGaR Super Moderator

    Zatürre Pnömoni Akciğer Enfeksiyonu

    Bir veya birkaç akciğer lobunun iltihaplanmasa şeklinde orta­ya çakan bir hastalıktır.

    İltihaplanmaya virüs, bakteri veya man­tar gibi mikro-organizmalar sebep olmaktadırlar. Ayrıca alkol, uyuşturucu maddeler, sigara ve kötü hayat şartları zatürre'ye or­tam hazırlayan faktörlerdir.

    Belirtileri:
    • Yüksek ateş, titreme ve kuru öksürük ilk işaretleridir.

    [SIZE=+0]
    • Soluk alandağa zaman sırta çivi bataralayormuş gibi ağra hisse­dilir ve hemen arkasmdan öksürük gelir.
    • Şiddetli baş ağrısı yapar.

    DİKKAT: Tedavi edilmeyen zatürre vakaları şuur kaybı ve ko­maya kadar varan ağır sonuçlar doğurur.

    Korunma:
    • Kızamık ve çiçek virüsleri zatürre yapma ihtimali yüksek mikroplardır.
    • Ağır geçen grip hastalığının da etkisi fazladır.
    • Ateşli, bulaşıcı hastahklara yakalanmamak için temizliğe dikkat etmeli ve aşı yaptırılmalıdır.
    • Zararlı ahşkanhklardan uzak, düzenli bir hayat yaşamalıdır.

    Tedavi:
    • En etkili tedavi usulü antibiyotikler olup asıl hastalığa yöne­liktir.
    • Tedavi sırasında yatak istirahati verilmelidir.
    • Ayrıca ateş düşürücü ve öksürük kesici ilâçlar da verilir.
    • İyileşme. döneminde bol vitaminli, yüksek kalorili bir diyet uygulanır.

    [/SIZE]
     
  15. RüzGaR Super Moderator

    Astım Bronşit Bronşial Astım

    Tedavi edilmeyen saman nezlesinden ve akciğer iltihabından sonra sık görülen bir hastalıktır. İnce bronşların daralması şeklin­de etki yaptığından hasta soluk verirken zorluk çeker.

    Astım bronşit, bazı psikolojik rahatsızlıklarla birlikte ortaya çıkabilmekte ve gerçek sebebi bulunamadığı takdirde tedavisi ol­dukça zorlaşmaktadır.

    [SIZE=+0]

    Belirtileri:
    • Solunum güçlüğü daha çok geceleri nöbetler şeklinde kendisini gösterir.

    • Hasta oturduğu veya kurbağa gibi yattığı zaman daha kolay nefes verir.

    • Bronşial astımda nefes almada değil, nefes vermede güçlük vardır. Bu sebeple akciğerlerde şişme görülür.

    Ne Yapmalı?
    • Nefes vermeyi kolaylaştırmak için solunum borularını geniş­letici ilâçlar verilirken; aynı zamanda hastalığa sebep olan mad­de yeya olay keşfedilmelidir. Astıma sebep olan etki ortadan kal­dırıldığı zaman tedavi kolaylaşmakta ve krizlerin önüne geçilebil­mektedir.

    • Varsa iltihabi durumlar önlenmelidir.

    • Öksürüğü kesmek için tedbir alınmalı, balgam söktürücü ilâçlar kullanılmalıdır.

    • Hasta sık sık solunum hareketleri yapmalı, bronşların tabiî yolla açılmasına yardımcı olmalıdır.

    • Yine astıma yol açan alerjik madde tesbit edilmeli, bünyenin bu maddeye hassasiyeti giderilmelidir. Buda aşılarla yapılır.

    [/SIZE]
     
  16. RüzGaR Super Moderator

    Postural Drenaj Bronşektazi

    Bronşektazi, kistik fibroz ve bazı diğer akciğer sorunlarında, akciğerde fazla miktarda salgı (balgam) birikir. Özellikle kistik fibrozis hastalığınız varsa, doktorunuz akciğerlerde biriken istenmeyen salgıları boşaltmak için postural drenaj denilen yöntemi önerebilir. Bu yöntemde akciğerleri temizlemek için yerçekiminden yararlanılır.

    [SIZE=+0]Akciğerdeki salgıları nefes borusunda harekete geçirecek bir pozisyon alırsınız ve böylece balgamı öksürükle dışarı atabilirsiniz. Nefes borusunun dalları çeşitli yönlere dağıldığından, farklı bölgelerdeki salgıları boşaltmak için farklı pozisyonlar denenebilir.

    Bazı doktorlar bir çocukluk dönemi hastalığı olan kistik fibrozda akciğerde biriken salgıları azaltmak için zaman alan bir dizi pozisyon değişikliği önerilmektedir. Ancak bazı doktorlar bu yöntemin, kistik fibrozlu çocuk yaşlandıkça akcîğerin genişleme yeteneğini azalttığını bulmuşlardır. Bu nedenle birçok doktor, salgı birikimi olasılığının en fazla olduğu bölgelerde boşalmayı sağlayacak (genellikle akciğerin alt bölümünü boşaltmaya yönelik) bazı pozisyonları seçmektedir.

    Kistik Fibrozis
    Eğer kistik fibrozluysanız, uygun yöntemleri önermesi için doktorunuza başvurun. Pozisyonunuzu her değiştirdiğinizde, balgamın çıkması için öksürmeyi unutmayın.

    Bronşektazi
    Ayakta durduğunuzda iyi boşaldıkları için bu durumun akciğerin üst bölümlerinde görülmesi olağan değildir. Bazı durumlarda postural drenaj daha basit olabilir.

    Çıkan balgamı toplayın ve rengini ve yaklaşık miktarını kaydedin. Eğer hiç balgam çıkmazsa uygulamayı durdurun. Doktorunuz antibiyotik verdiğinde bu uygulama daha iyi sonuç verir ve daha uzun süre etkili olur.

    Postural drenajda, akciğerdeki istenmeyen salgılan boşalmaya yardımcı olmak için yerçekiminden yararlanılır.
    [/SIZE]
     
  17. RüzGaR Super Moderator

    Tüberküloz Verem Hastalığı

    Tüberküloz verem teşhis tedavisi: Verem olarak da adlandırılan tüberküloz hastalığı insanlık tarihinin ilk çağlarından itibaren görülen bir hastalıktır. 1865 yılında hastalığın enfeksiyon hastalığı olduğu gösterilmiştir. 1882 yılında Robert Koch tüberküloz basilini bularak bu hastalıkta yeni bir çığır açmıştır.

    [SIZE=+0]

    Daha önceden hijyen, diyet ve güneş kürü esasına dayanan tedavi yöntemleri, 1940lı yılların başlarında streptomisinin keşfi ve izonikotinik asitin tedaviye girmesi tüberküloz tedavisinde yeni ve etkin bir dönemin başlangıcı olmuştur. Tüberküloz hastalığı esas olarak akciğerleri tutan ve bunun yanı sıra diğer birçok organda da yerleşebilen, Mycobacterium tuberculosis adlı bir mikroorganizma (Koch basili) tarafından oluşturulan bir iltihabi hastalıktır.

    Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre dünya nüfusunun 1/3ü tüberkülozla enfektedir (tüberküloz basilinin bulaştığı kişiler) ve bunların %10unda ileride tüberküloz hastalığının ortaya çıkacağı tahmin edilmektedir. Her yıl 50-100 milyon kişinin daha tüberküloz basili tarafından enfekte edildiği hesaplanmaktadır.

    Bugün dünyada 20 milyon aktif hasta bulunmakta ve her yıl %95i gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere 8 milyondan fazla yeni aktif tüberküloz olgusu gelişmektedir. Tüm dünyada yılda 3 milyon kişinin tüberküloz nedeniyle öldüğü tahmin edilmektedir ve bu ölümlerin en az %80ı gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir.

    Kişilere hastalığın bulaşması hemen hastalığın gelişeceği anlamını taşımamaktadır. Tüberküloz basili bulaştıktan sonra sağlıklı insanların dokularında yıllarca hastalık oluşturmadan canlı kalabilir. Enfekte kişilerin vücut direncini düşüren durumlarda tüberküloz basili aktif hale gelerek hastalık oluşturabilir.

    √ Bulaşıcı mıdır ?
    Tüberküloz, vücudumuzdaki bütün organlarda hastalık oluşturabilmesine karşın, basilin giriş kapısı hemen her zaman akciğer olmaktadır. Basiller en sık olarak solunum yolu ile bulaşır. Akciğer tüberkülozu olan kişilerin öksürmesi, konuşması ve hapşırması sonucu akciğer salgıları damlacık şeklinde havaya atılırlar, ortamda bulunan diğer sağlıklı kişiler havada asılı kalan bu damlacıkları solunum ile akciğerlerine alarak enfekte olurlar.

    Diğer bulaşma biçimleri seyrektir. Eskiden Mycobacterium bovis tipi basilin enfekte inek sütünün tüketilmesi ile bulaşması sık görülürdü, ancak bu bulaşma şekli, gelişmiş ülkelerde ineklerde hastalığın önüne geçilmesi ve süt ile süt ürünlerinin pastörize edilmesi neticesi kontrol altına alınmıştır. Basilin bulaşmış olduğu eşyaların tutulması ve ardından solunum ile enfeksiyon alınması sorun oluşturmaz.

    Ancak tüberküloz basilleri, deri içine ya da deri yolu ile vücuda girdiğinde enfeksiyon oluşturabilir. Bu tip bulaşma, ancak seyrek olarak laboratuar çalışanlarında görülmektedir. Kaşık, çatal, bardak gibi yemek gereçleri, kitaplar, giysiler, yatak örtüleri gibi eşyalardan hastalığın bulaşması söz konusu değildir ve özel bir dikkat göstermeye gerek yoktur.

    Balgamı ile tüberküloz basili çıkaran hastayla yakın temas içinde bulunan kişilere hastalığın bulaşma riski en yüksek seviyededir. Ancak yapılan çalışmalar, aşırı kalabalık ve yaşam koşulları kötü olan alanlarda bile hasta ile yakın temasta bulunan kişilerdeki hastalığın bulaşma oranının %25 ile 50 arasında değiştiğini göstermektedir.

    Hastalıkları bilinmeden toplum içinde gezen ve balgamı içinde tüberküloz basili çıkaran hasta kişiler hastalığın yayılmasında en önemli faktördür. Halbuki 15-20 gün süre ile düzenli tüberküloz tedavisi almış olan bir hastanın balgamında tüberküloz basili bulunsa dahi, tedavilerine devam ettikleri sürece hastalığı bulaştırma riskleri çok azdır. Bu nedenle erken ve etkin tedavi bulaşmanın önlenmesinde de oldukça önemlidir.

    √ Risk faktörleri nelerdir ?
    Erken endüstrileşme ve şehirleşme, yetersiz sağlık ve barınma koşullarına sahip kalabalık alanlarda yaşama hastalığın bulaşması için uygun ortamları oluşturur. Şehirlerde tüberküloz oranları kırsal bölgelere oranla daha fazladır. Büyük şehirlerin gecekondu bölgelerinde yoksul ve yeterli beslenemeyen kişilerin kalabalık ortamlarda yaşamaları bulaşmanın ve hastalık oranlarının yüksek kalmasına neden olmaktadır.

    Sosyoekonomik seviye ile tüberkülozun görülmesi arasında ters bir ilişki vardır, ancak bunun yanı sıra ırk farklılıkları, ortamın kalabalık olması ve sağlık hizmetlerinin düzeyi gibi başka birçok faktör de hastalığın sıklığı üzerinde etkili olmaktadır. Hapishanelerde tüberküloz sıklığının yüksek olması, bu faktörlerin çoğunun bir arada olmasına bağlıdır.

    Yapılan bir çalışmada, kan grubu 0 olan kişilerin tüberküloza nispeten dirençli oldukları, kan grubu AB olanlarda ise tüberküloz gelişme riskinin arttığı gösterilmiştir. Alkoliklerde tüberküloz gelişme riski genel nüfustan 10 kat fazla olduğu gösterilmiştir. Kronik hastaların bakın gördüğü akıl hastaneleri ve bakım evlerindeki hastaların tüberküloza yakalanma riski genel nüfustan 10 kat fazladır.

    Yüksek tüberküloz riski ile ilişkili diğer faktörler diabetes mellitus, lenfoma, bunama ile seyreden tüm hastalıklar, mide ameliyatı geçirilmiş olması, kanser, silikozis ve immünosüpresif tedavidir. Ancak günümüzde en güçlü risk faktörü AIDS hastalığıdır.

    √ Ne gibi şikayetlere yol açar ?
    Bazı hastalarda, akciğerlerde belirgin hastalık olmasına rağmen herhangi bir şikayet bulunmayabilir ya da ancak dikkatli bir sorgulama ile hastanın önem vermediği şikayetler tespit edilebilir. Risk gruplarına ya da diğer gruplara yapılan tarama amaçlı röntgen çekimlerinde bu durum görülmektedir. Hastalar kendilerini gerek bedensel ve gerekse ruhsal olarak yorgun hissedebilirler. Az veya çok iştahsızlık ve zayıflama bulunabilir. Göğüs ağrısı sık değildir. Hafif egzersizle terlerler, hastalığın yaygınlığı nispetinde terleme artar ve genellikle geceleri görülür.

    Hastaların en sık şikayeti öksürüktür, balgamlı ya da kuru öksürük şeklinde olabilir. Öksürüğün sıklığı hastalığın şiddeti ve yaygınlığı ile orantılı değildir. Balgam beyaz-sarı renkte seröz veya iltihaplı vasıfta olabilir. Genellikle akşam saatlerinde ve gece görülen hafif ateş görülebilir. Yaygın hastalığı olanlarda 38-40 dereceye kadar yükselen ateş izlenebilir.

    Kanlı balgam veya sadece ağızdan kan gelmesi şeklinde şikayetler tüberkülozun başlangıç şikayetlerini oluşturabileceği gibi, daha ziyade yaygın ve özellikle kronik kavite olarak adlandırılan yaralar içeren kronik hastalığı bulunan kişilerde görülür.

    Tüberkülozda kanama olması her zaman için hastalığın aktif olduğu anlamını taşımaz, geçirilmiş ve sekel kalmış inaktif tüberküloz olgularında ve geçirilmiş tüberkülozun sebep olduğu kalıcı solunum yolları genişlemelerinde (bronşektazi) de kanama görülebilir. Bazen tüberküloza bağlı olarak kadınlarda menstrüel bozukluklar ve adet kesilmeleri görülebilir.

    √ Fizik muayene bulguları yeterli midir ?
    Fizik muayene bulguları tanı koydurucu değildir. Hastalığın seyrine ve şiddetine göre değişik muayene bulguları tespit edilebilir. Birçok vakada fizik muayene bulguları normal olarak değerlendirilir. Bu nedenle tüberküloz şüphelenilen her hastaya akciğer grafisi çekilmelidir.

    √ Hastalığın tanısı nedir ?
    Tüberkülozun kesin tanısı ancak Mycobacterium tuberculosisin bulunmasıyla olur. Ancak basilin her vakada gösterilmesi mümkün olmamaktadır. Radyolojik incelemeler, şikayetler ve fizik muayene bulgularına göre hastalığın tüberküloz olduğu düşünülen olgularda basil bulunamamasına rağmen tüberküloz tedavisine başlanması gerekmektedir. Basil aranması için en uygun materyal sabah çıkarılan balgamdır. Eğer bu yeterli olmazsa 24 saatte biriktirilmiş balgam incelenir. Basil aranacak balgam tükürükle karışmış ve kanamalı olmamalıdır. Balgam tetkiki üst üste 3-6 gün tekrarlanmalıdır.

    Kişilerde bütün uyku dönemi süresince akciğerden atılan salgılar yutulmakta ve mide istirahat döneminde olduğundan sindirilmeden birikmektedir. Balgam çıkaramayan hastalarda tüberküloz basili mide suyundan incelenebilir. Bu hastalardan sabah uyandıklarında yataktan kalkmadan önce mide suyu sonda ile alınır ve basil incelenmesi için laboratuara gönderilir.

    √ Tedavisi nedir ?
    Tüberküloz basiline karşı etkili ilaçların bulunmasından önce tedavinin esasını iyi beslenme, istirahat ve uzun süreli sanatroyum tedavisi oluştururdu. Ancak etkili ilaçların bulunmasından sonra tedavinin esasını kemoterapi oluşturmaya başlamıştır. Tüberküloz tedavisinde kullanılan ilaçlar 3 sınıfa ayrılabilirler. Öncelikli olarak tercih edilen ve tedavide daha etkili olan

    1. grup ilaçlar; İzoniazid, Rifampisin, Etambutol, Pirazinamid veya Morfozinamid ve Streptomisindir.
    2. grup ilaçlar; Tiasetazon, Paraaminosalisilik asit (PAS), Sikloserin ve Etionamiddir.
    3. grup ilaçlar ise; Viomisin, Kanamisin, Kapreomisin, Tiokarlid, Ofloksasin, Sifloksasin, Ampisilin-Sulbaktam, Alfasilin-Klavulonat vs yer almaktadır.

    Tüberküloz tedavisinde kombine tedavi uygulanmalıdır. Basilin ilaçlara karşı geliştirdiği direnç nedeniyle tek ilaç tedavisi mümkün olmamaktadır. Ülkemiz gibi tüberküloz direncinin yüksek olduğu toplumlarda ilk 2 ay İzoniazid+Rifampisin+Pirazinamid veya Morfozinamid+Etambutol tedavisi uygulanır, devam eden 4 ay süresince de İzoniazid+Rifampisin ile tedavi tamamlanmalıdır. Ancak unutulmamalıdır ki tedavi protokolu ve süresi, kişide hastalığı oluşturan basilin direnç durumuna göre ve tedaviye alınan cevaba göre değiştirilmelidir.
    [/SIZE]
     
  18. RüzGaR Super Moderator

    Nefes Alma Teknikleri

    Eğer amfizeminiz veya kronik akciğer rahatsızlığınızın varsa bazı basit nefes alma egzersizleri size faydalı olabilir.

    Karın adelelerinizi kullanarak akciğerlerinizin boşalmasına (nefes vermeye) kumanda etmekle yeni bir nefes alıp verme düzeni geliştirebilirsiniz. Aynı zamanda akciğerlerinizin ve nefes alma adalelerinizin randımanını artırabilirsiniz.

    [SIZE=+0]
    Diyafram Teneffüsü

    • Başınız ve dizleriniz yastıklarla desteklenmiş olarak sırt üstü yatın.

    • Egzersize, ritmik bir düzenle nefes alıp vererek başlayın.

    • Gevşeyin. Şimdi, bir elin parmaklarını karnınızın üzerine, göğsünüzün ortasında tam kaburga kafesinizin hemen altına yerleştirin. Yavaşça, nefes alırken diyaframınızın elinizi yukarı kaldırdığını hissetmelisiniz.

    • Göğsünüz havayla dolarken karnınızı ellerinize doğru itmeye çalışın. Bunu yaparken göğsünüzün hareketsiz kalması gerekir. Burnunuzdan nefes alıp 3'e kadar sayarken bunu deneyin; ondan sonra yavaş yavaş 6'ya kadar sayarak nefes verin.

    • Sırt üstü yatar durumda, yorulmadan bir defada 10-15 nefesi arka arkaya alıp verebilene kadar, bu
    diyafram nefes tekniğini uygulayın. Ondan sonra, önce bir yanınıza sonra öteki yanınıza dönerek çalışın.
    Sonra ilerletmek amacıyla, bir iskemlede dik oturarak, ayakta dururken, yürürken ve nihayet merdiven çıkarken yapmaya geçin.

    Büzülmüş Dudaklarla Nefes Alma
    Diyafram nefes alma hareketlerini dudaklarınız büzülmüş olarak deneyin. Yani dudaklarınız büzülmüş durumda (hava akışı bir (SSSS) sesi çıkarmalıdır) ağzınızdan derin derin nefes alın ve verin. Her çalışmada 10 defa tekrarlayın.

    Derin Nefes Alma Egzersizi
    Bu egzersiz basittir, fakat iyi bir çalışma sağlar, otururken veya ayakta dururken, derin derin nefes alın ve bu sırada dirseklerinizi sıkıca geriye itin. Göğsünüz şişmiş durumda iken nefesinizi tutun ve 5'e kadar sayın, sonra karın adalelerinizi kasarak havayı şiddetle dışarı itin. Bu derin nefes almayı 10 defa tekrarlayın.

    Çalışma Düzeni
    Doktorunuzun rehberliğinde bir nefes alma egzersizi programı hazırlayın. Bu egzersizleri her gün, belki günde iki defa veya hatta dört defa yapın.

    [/SIZE]
     
  19. RüzGaR Super Moderator

    Oksijen Tedavisi Oksijen Tüpü Kullanımı

    Eğer kronik bir akciğer hastalığınız varsa, bazı durumlarda doktorunuz evde oksijen kullanmanızı önerebilir. Uygun kullanıldığında güvenilirdir ve rahatlamanızi sağlayabilir.

    Gerekli önlemleri Alma
    Oksijenin bol olduğu ortamlarda ateş daha hızlı yanar. Bu nedenle evde oksijen kullanırken, yangına karşı uygun önlemleri almak gereklidir. kıvılcım, ateş ve ısı çıkaran aletleri oksijen veri|en bölgenin yeterince uzağında tutun.

    [SIZE=+0]Bunlar arasında kibrit çakmak ile ısıtıcı elektrikli battaniye radyo ve saç kurutma makinesi gibi elektrikle çalışan aletler sayılabilir. Yanıcı maddeleri (alkol, spreyler, yanıcı sıvılar iıe vazelin ve parfümler de dahil petrol ürünü içeren maddeler gibi)de bölgeden uzak tutun.
    Oksijen tüpünü ve malzemelerini 50 C üzerindeki sıcaklıklara maruz bıkarmayın.

    Kullanırken
    • Oksijen tüpünün devrilmemesi içjn gerekli önlemleri alın çünkü tüpler ağırdır ve devrildiğinde zarar verebilirler.( Kullanmadığınızda koruyucu kabını uygun şekilde takın).

    • Oksijen tüpüne regülatörünü takarken teknik talimatlara tam olarak uyun.

    • Regülatörü takmadan önce vanayı hafifçe açıp hemen kapatın. Bu işlem toz ve yanıcı maddeleri temizleyecektir.

    Oksijen Tüpünü Taşıma
    Eğer 24 saat oksijen almanız gerekiyorsa doktorunuz taşınabilir oksijen tüpleri kullanmanızı önerebilir.yukarıda anlatılan kuralları ve düzenlemeleri taşınabilir tüpe de uygulayın. Taşınabilir tüplerde sınırlı miktarda oksijen bulunur, bu nedenle uzun yolculuklarda sürekli oksijen sağlamak için daha fazla hazırlık yapmak gerekir.

    [/SIZE]
     
  20. RüzGaR Super Moderator

    Akciğer Apsesi Enfeksiyonu

    Akciğer apsesi akciğerlerdeki iltihaplı hastalıkların en tipik sonucudur. Tedavide antibiyotiklerin bugünkü gibi hemen her fırsatta kullanılmadığı dönemlerde kendine özgü gelişme çizgisi nedeniyle kolay tanı konan bir hastalıkken günümüzde tanışı zor, son derece karmaşık belirtiler veren bir hastalık haline gelmiştir.

    Tıbbın ilerlemesiyle genel durumu bozuk hastalaRIn uzun sürelerle yaşatılabilmesi eskiden pek rastlanmayan apse türlerine yol açmaktadır. Önceleri ender rastlanan apse türlerinin günümüzde çok yaygınlaşması da belirtilerin yorumunu güçleştirmektedir.

    HASTALIĞIN NEDENLERİ
    Akciğer apsesinin nedenleri iki başlık altında toplanabilir. Birinci grupta yer alan etkenler enfeksiyona yol açan çeşitli bakterilerdir, ikinci grupta ise apse gelişiminİ hazırlayıcı etkenler yer alır. Apseyi hazırlayıcı etkenlerin en önemlileri vücudun direncim azaltan hastalıklardır. Bunlara örnek olarak şeker hastalığı, kronik zehirlenmeler, vitamin eksiklikleri vb sayılabilir. Kronik bronş hastalıkları ise bu grup içinde ayrı bir önem taşır.

    HASTALIĞIN BELİRTİLERİ
    Hastalığın birbirini izleyen üç gelişim evresi ve bunlara koşut olarak ortaya çıkan klinik belirtileri vardır. Bu üç evre şöyle sıralanabilir:
    o Apse oluşumu ve bu bölgede akciğer dokusunun yoğunlaşarak hava kaybetmesi.
    o irinli akciğer dokusunun yumuşaması.
    o irinli maddenin bronşlardan dışarıya atılması.

    Apse genellikle tek, daha seyrek olarak da birçok odakta birdenbire ortaya çıkar. Sürekli yüksek ateş, göğüste ağRI, öksürük, nefes darlığı, gittikçe artan miktarda kokusuz balgam çıkarma gibi belirtiler verir.
    Birkaç gün sonra hastalık yumuşama evresine girer. Hastanın genel durumu bozulur, ateşi hala yüksektir. Ağzından kan gelmeye başlar (hemoptizi). Balgam miktarı artar; irinli balgamın rengi gittikçe bulanıklasın Böylelikle üçüncü evreye girilir. Bu dönemde apsenin içindeki irinli madde kusma biçiminde bronşlardan dışarı atılır.

    Üçüncü evrede çekilen göğüs filminde duvarları kalınlaşmış, sınırları belirgin apse boşluğu açıkça görülebilir. Ayrıca bu dönemde çıkarılan çok kötü kokulu balgam kesin tanı konmasını kolaylaştıran önemli bir belirtidir. Hastanın kusma biçiminde balgam çıkarması çoğunlukla genel durumunda bir iyileşmeyle birlikte ortaya çıkan bir belirtidir, ama bu durum geçicidir.

    Kuşkusuz bütün apse türleri bu sırayı izleyerek gelişmez. Yukarıda da sözü edildiği gibi antibiyotik kullanımından sonra, klasik hastalık tablosu değişmiş ve apsenin evrelerim sıralamak güçleşmiştir. Olguların çoğunda hasta uygun tedavinin uygulanması sonucunda iyileşir. Daha kötü gidişli olgularda ise akciğerlerdeki apse boşluğu kapanmaz ve bu ortamda başka iltihapların gelişmesiyle kronikleşir. Günümüzde olguların çoğunda tam iyileşme sağlanmakta, apse odağmın tedavi edilmeden kendiliğinden kapandığı olgular da eskiden beri bilinmektedir.

    TANI
    İrinli akciğer hastalıklarında kesin tanının konması ve uygun tedaviye olabildiğince erken başlanması çok önemlidir. Radyolojik incelemelerin ve labo-ratuvar testlerinin yanı sıra bronkoskopi de yapılması tedavinin başarı oranım yükseltir, îrinli akciğer hastalıklarında röntgen filmlerine yansıyan görünümlere daha önce değinmiştik.

    Bronkoskopi de bu tür hastalıklarda vazgeçilmez bir tanı yöntemidir. Bronkoskopide bir aygıtla doğrudan hastalık odağına ulaşılarak doku örneği alınır. Bu örnek laboratuvara gönderilerek hastalığın etkeni olan bakteri araştırılır; etkenin hangi antibiyotiklere duyarlı, hangilerine dirençli olduğu belirlenir. Böylece tedavide daha etkili antibiyotiklerin kullanılması sağlanır. Balgamda hastalıkla ilgisiz başka bakterilerin de bulunması nedeniyle tanının tek basma balgam tahliline dayandırılması sağlıklı bir yöntem değildir.
     

Sayfayı Paylaş