Geleneksel bir çalgı belirleyerek hikayesini yazınız

Konusu 'Soru-Cevap' forumundadır ve Misafir tarafından 22 Mart 2012 başlatılmıştır.

  1. Misafir Guest


    Geleneksel bir çalgı belirleyerek hikayesini yazınız
    Geleneksel bir çalgının hikayesini bulabilir misiniz?
    Anadolu davulu, zurna
    zurnadır adı çall çall oyna
    söle söle oyna

    Bağlama
    Bağlama ailesi, Türk halk müziğinin mızraplı çalgılarından oluşur. Bağlama, cura, divan sazı, bozuk, çöğür, bulgari, iki telli, tanbura ve meydan sazı, bağlama ailesini başlıca çalgılarıdır.
    Bağlamanın atası, Orta Asya kökenli bir çalgı olan kopuzdur. Kopuz zamanla biçim değiştirmiş, bağlama dediğimiz çalgı ortaya çıkmıştır. Anadolu'da daha da geliştirilen bağlama tekne ve sap olarak adlandırılan iki ana parçadan oluşur. Tekne, yarım armut biçiminde yapılır ve üstüne çok ince bir tahtadan göğüs geçirilir. Teknenin gittikçe incelen uç bölümü de sapa bağlanır. Tekne ile göğsün birleştiği alt bölüme, küçük bir yükselti eklenir. Alt eşik adı verilen bu yükseltiye bağlanan teller göğüs üzerinde, orta eşik adı verilen ve istendiği zaman yerinden oynatılabilen bir yükseltinin üzerinden geçer. Perdelerin bağlandığı sapın ucundaki burguluk üzerine açılan deliklere takılan burgulara da tellerin öteki ucu bağlanır. Burgularla teller gerilerek ya da gevşetilerek çalgı akort edilir. Sapın burgulukla birleştiği yerde bulunan sabit üst eşik, tellerin burgulara düzenli bir biçimde dağılmasını sağlar, bulunur. Bağlamalarda genellikle üç çift tel bulunur. Üçer üçer kümelenmiş dokuz telden oluşan bağlamalar da vardır. Bağlama kiraz ağacı kabuğundan ya da plastikten yapılan küçük bir mızrapla (ya da tezene) çalınır. Bağlama ailesinde bağlamaya çok benzeyen iki çalgı daha vardır. Bunlardan divan sazı bağlamadan büyük, cura ise küçüktür.

    Bağlama ailesinden meydan sazı, divan sazından daha büyüktür. Tellerinin çokluğu yüzünden "on iki telli" olarak da bilinir. Çöğür, tarihsel olarak kopuzla bağlama arasında bir geçiş sazıdır. Günümüzde kullanılmayan bir çalgıdır. Eski bir çalgı olan iki telli, bağlamadan biraz küçüktür ve Anadolu ile Balkanlar'da da kullanılmıştır. İki teli olduğu için bu adla anılmıştır. Tanbura ise bağlamadan biraz küçük altı telli bir çalgıdır. Bozuk da bu ailenin üyelerindendir. Boy, tel sayısı ve perde düzeni bakımından bağlamaya çok benzer. Yunanistan'da buzuki adıyla tanınmış ve benimsenmiştir. Daha çok Toros Yörüklerinin kullandığı bulgari de cura büyüklüğünde bir çalgıdır. Bulgari dört tellidir, ama iki telli olanları da vardır.
     



  2. EmRe Well-Known Member

    Kemençe
    Rize'de yasayan iki aileden birisinin oglu öbürünün kizina sevdalidir. İki sevdali kavusacaklari günü düsünüp, düsler kurarken ailelerin arasi açilir.

    Gençler bir türlü ailelerine söz geçiremezler. Sonunda kavusma umudunu yitirmekte oldugunu görüp ormana kaçarlar. Aileleri ardlarini birakmaz. Bir korulugun kiyisinda gençleri kistirirlar. Kurtulamayacaklarini anlayan gençler, kucaklasir, birlikte yakarirlar.

    Bizi bunlarin elinden kurtar Allah' im.Dal olup bölüselim, saz olup söyleselim.

    Az sonra köklenmeye, dallanip budaklanmaya basladiklarini duyumsarlar. Yüzlerinde mutlu bir gülücükle son kez kucaklasirlar. Kiz limon, delikanli servi agaci olmustur.

    Bir süre sonra limon agacindan kemençe, Servi agacindan da yay yapilir. Bir araya gelince saz olup söylesir, söz olup sevdalarini dile getirirler. Böylelikle sonsuza dek kavusmus olurlar.
     
  3. ot-gu Genel Sorumlu

    Ney
    İslam geleneğinde neyin doğuşu ile ilgili bir çok rivayet vardır. Bunların en meşhuru şöyledir: “Peygamberimiz ilahi aşk sırrını Hz.Ali”ye söylemiş. Bu sırrın yükü altında ezilen Hz.Ali gidip Medine dışında kör bir kuyuya bu sırrı anlatmış. Kör kuyu bu sır ile coşup köpürmüş ve taşmış. Su her yeri kaplayınca kenarlarında kamışlar yetişmiş. Oralardaki bir çoban bu kamışlardan birini kesip muhtelif yerlerinden delmiş ve üflemeye başlamış. Çıkan ses kalplere coşku ve heyecan verip ilahi sırrı anlatır olmuş. Peygamberimiz tesadüfen bu çobanın ney sesini işitince bu durumu anlamış. O günden sonra ney,bir ilham kaynağı olmuştur.”

    Bugünkü manada neye ruhunu veren Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleridir. “Türk olsun ,Acem olsun; musiki aşıkların ortak gıdasıdır.” Görüşündeki Mevlana,mesnevisinin ilk on sekiz beyitini de bu cazibeli çalgıya ayırmıştır.
     

Sayfayı Paylaş