Gelecek Zamanda Düşünmek

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 21 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    ÖZET:

    Yazar, yeni çağın liderlik becerileri üzerine bir araştırma ve derleme yaparak, bu becerilerin neler olduğunu tespite çalışmıştır. Araştırma, günümüzdeki yoğun rekabet ortamında, organizasyonların hayatta kalabilmesi için ihtiyaç duyacakları temel yönetim ve liderlik ilkelerine ışık tutması bakımından, her seviyede görev yapan yöneticilerin başarısında önemli bir rol oynayacak niteliktedir.
    Hızla değişen ve bizden önceki nesillere göre inanılamayacak kadar farklı olan dünyamızda, geçmişin yaklaşımları, paradigmaları ve problem çözme teknikleri ile başarılı olunmasına imkan olmadığı gibi bunların ısrarla kullanımları halinde de sonucun geçmişle kıyaslanamayacak kadar ağır olacağı, herkes tarafından görülmesi gereken bir gerçektir.
    Jennifer James, enformasyon çağında hızla globalleşen, farklılaşan, çok kültürlü, çok merkezli dünyada geleceği görebilmek için sahip olunması gereken özellikleri yeni çağın liderlik becerileri olarak ortaya koymaktadır. Jennifer James, değişimin doğasını anlamanın şimdi çok daha zor olduğunu belirtmekte ve bunun sebebinin de bir zamanlar çok belirgin olan işaret ve sinyallerin artık eskisi kadar kolay anlaşılamadığını, bunların değişimin doğasından kaynaklanan bir kamuflajla gizlendiğini belirtmektedir.
    Yazar, yeni çağın dinamik çevre şartlarında görev yapan ve yapacak olan liderlerin etkili olabilmeleri için geçmişteki liderlerden farklı olarak sahip olmaları gereken yeni liderlik becerilerini aşağıdaki şekilde ortaya koymaktadır;
    · Yeni bir gözle bakmak
    · Geleceği tanımak
    · Mit ve sembollerin gücünü kullanmak
    · Yanıt verme süresini hızlandırmak
    · Daha fazlasını ya da daha azıyla daha fazlasını yapmak
    · Aklın yeni biçimlerinde ustalaşmak
    · Çeşitlilikten yararlanmak
    Jennifer James, yeni bir gözle bakmak becerisini, perspektif ve paradigma ile açıklanmaktadır. Yeni bir gözle bakmak, geçmişimizin, mevcut bilgi ve kültür düzeyimizin, bizi gerçekleri algılamaktan alıkoymasını engellemek için çevreye ve kendimize karşı sorgulayıcı bir şekilde bakmayı gerektirir. Bunun için, birey eskiye ait doğru ve yanlış tüm kabullenmelerini yıkarak, mevcut duruma ve geleceğe karşı önyargısız ve koşulsuz bakabilmeyi bir alışkanlık haline getirebilmelidir. Doğru kabullenmelerin de sınanması gerekliliği, doğrunun göreceli ve dinamik yapısının, yeni doğruları tekeline almaması için yapılması gereken kritik bir sorgulama olacağı ortadadır.
    Jennifer James, geleceği tanıma çerçevesinde günümüzde yeni ürünlerin gelişimi ardında yatan itici kuvvetlerin etkisinden söz etmektedir. Bu itici kuvvetler, karmaşıklığın ve müşteriye göre özelleştirmenin artması, minyatürleştirme, çoklu görevlendirme ve akıl ve bedenlerimizin uyum yeteneğine gösterdiğimiz ilginin artması şeklinde sıralanmaktadır.
    Teknolojik değişme ve gelişmeler, insanların birbirleriyle olan iletişimini ve bunun doğal bir sonucu olarak da kişinin haberdarlık seviyesini arttırmıştır. Birey eskisinden daha fazla kişilik özelliklerini ön plana çıkartma çabasına girerken, bu yaklaşıma paralel olarak da, kişiliğinde diğer insanlara eskisinden daha fazla yer ayırır duruma gelmiştir. Bu aynı zamanda sistem anlayışının hayatımız üzerindeki etkilerinin bireyler tarafından her geçen gün daha anlaşılır hale gelmesinin de doğal bir sonucudur. Günümüzün ağır rekabet şartlarında ve eskiye nazaran yoğun fırsat ortamında başarılı ve mutlu olmayı ilke edinmiş her entelektüel insanın yapması ve sahip olması gereken şeyler bir hayli artmış olup, zaman ve yer sınırlaması bireyleri ve organizasyonları küçülerek büyümeye, çok yerde bir şey, bir yerde de çok şey olmaya itmeye başlamıştır.
    Mit ve sembollerin gücünü kullanmak, birinci beceride olduğu gibi çevreyi algılamamızla yakından ilgilidir. Jennifer James, karşıtlıklarda büyük bir yaratıcı gerilim olduğunu vurgulamaktadır. Beynin düşünme ve çalışma şekli dikkate alındığında, içsel bir uyum ve düzen yaratılması içgüdüsü Jennifer James'in bu tespitini destekler niteliktedir. Bu uyum arama güdüsü, uyumsuz gibi olan süreç ve nesneler üzerine yoğunlaştırıldığında daha yaratıcı ve alışılmadık fikir ve sonuçlara ulaşılabileceği ortadadır. Bu tespit bireyin ve organizasyonun başarı kriterleri arasına, kültür ve iletişimin bir sonucu olan mit ve sembollerin tümdengelimci bir mantık yaklaşımıyla, orijinal fikirlerin oluşturulmasında doğal bir yöntem olarak meydana gelme sürecindedir.
    Yanıt verme süresini hızlandırmak, dinamik çevre şartlarının beklenti ve ihtiyaçlarına doğru cevap vermenin bir gerekliliğidir. Hız ve doğruluk arasındaki ilişki, hızın doğruluk kavramının temel alt unsuru olmasından kaynaklanmaktadır. Günümüzün yoğun değişim ve gelişim sürecinde doğru, hızlı olmak zorundadır, çünkü doğru sadece ve sadece ortaya konduğu anda en üst geçerlilik ve güvenirlilik seviyesindedir, bundan sonra geçen her süre zarfında geçerliliğini yitirecektir. Eğer geçerliliği oranında, hak etmese dahi, güvenirliliğini de yitirmez ise, işte o zaman tarihte çoğu yıkıma temel teşkil eden, geçmişin doğru-yanlışları ile, günümüzün değişken ortamında hayatta kalınamayacaktır.
    Daha fazlasını ya da daha azıyla daha fazlasını yapmak, azalan kıt kaynakların daha verimli kullanılması uğraşının bir sonucudur. Aklın yeni biçimlerinde ustalaşmak ve çeşitlilikten yararlanmak birbirlerini bütünleyen iki beceri türüdür. Aklın yeni biçimlerinde ustalaşmayı kendine görev edinmiş birey, yaşamında verimliği ön plana çıkartabilecek ve çevresinde var olan her nesne ve süreçten mümkün olduğunca fazla bir şekilde yararlanabilecektir.
    Başarılı olmanın bünyesinde, eskiye nazaran daha fazla değişken olduğu ve bu değişkenlerin sayılarının da her geçen gün daha da fazla olacağı, günümüzün hızla hem globalleşen hem de küçülerek büyüyen dünyamızın bir zorunluluğu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu zorluklarla baş edilebilmesi yukarıda sözü edilen yeni liderlik becerileri ile sağlanabileceği gibi, bu değişim ve gelişimlerin sadece yakalanmasında değil yaratılmasında da bu becerilerin birer itici güç olacağı ortadadır.
     



Sayfayı Paylaş