Gelecek Yüzyılın Gündemi

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 21 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    KİTABIN YAZARI Vedat AKMAN
    YAYINEVİ VE ADRESİ Rota Yayınları Ortaklar Cd.No:29 80290 Mecidiyeköy
    BASIM TARİHİ 1999
    KİTABIN YAYIM MAKSADI Globalleşme ile birlikte güncel yaşama kadar yansıyacak ekonomik etkilerin bireyler ve kurumlar için getirdiği yenilikleri aktarmak maksadıyla yayınlanmıştır.

    KİTABIN ÖZETİ :

    1980'li yılların ikinci yarısında başlayan "Küreselleşme" olgusu,1990'lı yıllarda dünya ekonomisindeki en önemli gelişme oldu. Küreselleşme için çok farklı tanımlar yapılmaktadır.İdeolojik açıdan değerlendirildiğinde kapitalist sistemin kendini devam ettirebilmesi için daha çok üretmek ve daha çok mal ve hizmet satmak ihtiyacını karşılamak amacıyla dünya pazarında serbestleşme ve sınırların kaldırılması olarak tarif edilebilir.Küreselleşme ile birlikte dünya tek bir pazar haline gelmektedir.

    Mal ve hizmet ticaretinde serbestliği amaçlayan ortak normlar GATT görüşmeleri ile düzenlenmiş ve NTO Dünya ticaret örgütü 2000'li yılların dünyasındaki serbest ticaret düzenini yönetme görevi ile kurulmuştur.

    Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye girişi borçlanma yolu ile gelir yaratacak dünya mal ve hizmet talebini yükseltmektedir.Böylece küreselleşme sermaye hareketleri ile talep yaratmakta ve dünya ticaretindeki gelişmeyi hızlandırmaktadır.

    Ancak sermaye hareketlerindeki serbestinin neticesi dünya ekonomisi yakın zamanda üç önemli kriz ile karşılaşmaktadır.1994 Meksika,1997 Asya Pasifik ve 1998 Rusya krizi özellikle son iki kriz le birlikte sermaye hareketlerindeki yavaşlama dünya genelinde bir talep yetersizliğine yol açmış ve dünya ekonomisinin büyüme hızı yavaşlamıştır.Yaşanan krizler uluslararası kurumlar tarafından önceden tahmin edilememiş ve bu kadar etkili olacaklarıda öngörülememiştir.

    Küreselleşmenin çizdiği yeni dünya ekonomik düzenini yönetecek yeni uluslararası kurumlara ihtiyaç duyulmaktadır.

    Küreselleşme olgusu dünya ekonomisinin yeniden şekillendirmektedir.Küreselleşme dünyada tek bir pazar yaratmakla birlikte,rekabet olgusu bölgesel birlikleride gündeme getirmektedir. Küresel rekabet gücünü kazanmak için Avrupa Birliği,Kuzey Amerika ülkeleri (NAFTA),Güney Amerika ülkeleri (MECOSUR) ile Asya-Pasifik ülkeleri (ASEAN,APEC) kendi içlerinde ticaret ve ekonomik birlikler kurmakta ,hatta Avrupa Birliğinde olduğu gibi tek para ve siyasi birliği hedeflemektedir.

    Gelişmekte olan ülkeler ise küreselleşmeden hem olumlu hem olumsuz etkilenmektedir. Gelişmekte olan ülkeler ekonomik kalkınma ve beşeri gelişmişlik sorunlarını çözmeden uluslararası rekabet ile karşı karşıya kalmaktadır. Küreselleşme 21.yüzyılda demokrasi, piyasa ekonomisi, bireysel özgürlükler ve girişimcilik kavramlarını daha da güçlendirmektedir.Teknolijik gelişim ve bilgi dünyası küreselleşmeyi hızlandıran iki unsurdur.Bu iki unsur üretim faktörlerinde de değişme yol açmaktadır.21.yüzyıl küresel rekabetinde insan ve bilgi unsuru sermayeden daha önemli hale gelmektedir.Bu bağlamda iş koşulları iş hukuku ve sendikacılık kendilerine yeni tarifler aramaktadır.

    Küreselleşme ile birlikte sermayenin kaynağı kimliğini kaybetmektedir.1990'lı yıllarda şirket satın almaları ve birleşmeleri küreselleşmenin en önemli sonuçlarından biridir. Küreselleşmenin yarattığı rekabet ülkeler içinde ve ülkeler arasında şirketlerin birleşmelerine ve şirket satın almalarına yol açmaktadır.Böylece dünya ekonomisinde sektörlerde daha az sayıda,daha büyük ve güçlü şirketler yer almaktadır.

    2000'li yıllar küreselleşmenin getirdiği yeni ekonomik düzene sahne olacaktır.Bu dönemde küreselleşmeyi yöneten ülkeler,yöneten ülkeler ile coğrafi ve stratejik iş birliği yaparak küreselleşmenin parçası olacak ülkeler,doğrudan küreselleşmenin etkisinde kalacak ülkeler ile küreselleşmeyi yakalayamayan ve dünya ekonomisinden kopan ülkeler şeklinde bir ayrım yapılacaktır.Türkiye bu ülkeler arasında ikinci grup içerisinde yer alabilecektir.Kitap,bu geniş literatür içerisinde etkin bir araştırma yapacak küreselleşme olgusu ile ilgili çok çeşitli görüşleri sunmaktadır.

    Günümüzün ekonomik devrimi,globalleşmedir. Bunun birinci boyutu iletişim teknolojisinin uluslar arası bir kültürün gelişmesine yardımcı olması,ikinci önemli boyut üretim ve ticaretle ilgili.Sanıldığı gibi globalleşmenin en önemli boyutu dış ticaret değil,üretimin örgütlenmesinde meydana gelen gelişmelerdir. Globalleşmenin üçüncü boyutu ise uluslararası sermaye hareketleridir.

    Küreselleşme döneminin çok öncelerinde de dünya ülkelerinde ortaya çıkan krizler,Türkiye ekonomisini etkiliyordu.Ancak bu etkileme süreci genellikle zengin ülkelerdeki durgunluk ve krizlerden 1-2 yıl sonra ortaya çıkıyordu .1929 yılında başlayan "büyük kriz",1930 yılından itibaren Türkiye'yi de sarsmıştır.Şimdi,Türkiye ekonomisi dış ülkelerdeki krizlere çok daha kısa süre içerisinde tepki vermeye başladı.Tepki süresinin olağanüstü kısalması "küreselleşme" olgusundan kaynaklanmaktadır.

    Uluslarararası ekonominin son yıllarda tehkikeli durumda olduğu çok sık tekrarlanan bir husustur.1980'lerden beri görülen en uzun ve nadir durgunluk,çoğrafi olarak oldukça dengesiz bir dağılım göstermiştir.Devam eden ekonomik dengesizliklerin azaltılmasında ve durgunluğun süresinin belirsizliğinin ortadan kaldırılmasında, dünya ekonomisinin mevcut yapısı ve işleyişinin etkili olmadığı anlaşılmıştır.

    Dünya ekonomisi ,büyük bunalım ve ikinci dünya savaşından sonra uluslararası kurumsal yapılar ,bunların fonksiyonları ve işleyişi ile sonuçları bakımından büyük ölçüde değişmiştir.Karşılıklı bağımlılık,bu temel değişiklikleri açıklayan önemli kavramlardan sadece biridir. Ülkelerin karşılıklı bağımlılığındaki artış çok boyutlu hale gelmiştir. Ülkelerin uluslararası iktisadi ve ticari politikalarına hükümetler kadar büyük şirketlerde yön vermeye başlamıştır.

    Küreselleşmenin lehinde ve aleyhinde görüşler ne olursa olsun, günümüzde küresel bir yapı içinde temel sermayenin egemen olduğu, çok uluslu şirketlerin, yabancı sermayenin, iktisadı fırsatları teknolojik gelişmeler sayesinde büyük bir kolaylıkla takip ederek yer değiştirdiği yeni bir dünya düzeni ortaya çıktı.Küresel dünyada başarının sınırlarını belirliyen en önemli faktör "rekabet gücü" oldu.Küresel dünyanın yeni olanakları ucuzluk ve kaliteyi beraberinde getirirken üretim faktörlerinide farklı şekillerde etkilemektedir.Küresel dünyadaki en önemli sorun küreselleşmenin beraberinde getirdiği krizlerden çıkış yolu ve güvence sağlayacak "lider" sorunudur."Güven" ve "Lider" sorununun yalnızca Türkiye'nin değil,dünyanın sorunu olduğu küreselleşme gerçeği kadar açıktır.

    Türkiye küresel dünyanın teknolijik, ekonomik ve sosyal sorunlarını yaşarken, diğer yandan geleneksel yapılardan, kentsel sanayi topluma dönüşmekte, bu süreçler sağlıklı yapılar yerine, kayıt dışı ekonomiler ve enformel sektördeki genişlemelerle kendini göstermektir.Yüzyıllık değişimin 10 yıla sığdığı bir dönemden geçiyoruz.İddialar ne olursa olsun, küreselleşmenin yapısal reformlarını ve bilgi çağının dönüşümlerini gerçekleştiremeyen ülkeleri ciddi istihdam ve gelir dağılımı sorunları beklemektedir.

    Kısa vadeli bir bakış açısına bağlı olmak, sistemin geleceğini ipotek altına almak demektir.Sistemi çıkmaza sürükleyen bügünü tüketme ideolojisi yerini yarını inşaa etme ideolojisine bırakmalıdır.Gerçekten, dünya büyük bir köy oluyor, yeryüzü tek bir dev pazara dönüşüyor.Klasik sanayi toplumlarının yanında, büyük gelişme potansiyellerine sahip yeni pazarlar oluşuyor, uluslararası ticaret hızla gelişiyor, ihracatı dış yatırımlar ve yurt dışındaki şirketlerin devralınması izliyor.Sonunda en iyi , en ucuz ve en hızlı olan kazanıyor.Yapılan değerlendimeler,genelde küreselleşmenin en olumsuz sonuçlarının sosyal alanda ortaya çıktığınıa işaret etmekte, özellikle küresel dünyaya ayak uyduramayan toplumlarda küreselleşmenin beraberinde işsizlik ve fakirlik getireceği öngörülmektedir.
     



Sayfayı Paylaş