Geleceğe Dönüş Teknolojileri Gerçekleşti mi?

Konusu 'Serbest Bölge' forumundadır ve sabunkopugu tarafından 22 Ekim 2015 başlatılmıştır.

  1. sabunkopugu Banned


    2015 yılındayız ve bu yıl, birçok bilimkurgu filmi hayranı için önemli bir yere sahip; çünkü 21 Ekim 2015, Marty McFly ve Emmett “Doc” Brown’ın, zaman makinesi DeLorean ile geleceğe döndüğü tarih. 1989 yapımı Geleceğe Dönüş II (Back to the Future Part II) filmini dikkate alacak olursak, hepimizin uçan arabalara sahip olmasının ve ofiste çifte kravat takmamızın vakti geldi.

    Ekibimiz, Geleceğe Dönüş üçlemesini çocukken televizyonda tekrar tekrar izlediğini hatırlıyor. Bugünse DVD’lerini ve Blu-ray’lerini piyasada bulmak mümkün. Hâlâ izlemediyseniz yazıyı burada bırakıp önce bu bilimkurgu klasiklerini izleyin deriz!

    İlk film kadar beğeni kazanamamış olsa da Geleceğe Dönüş II’nin yazarları da 2015’in cihazları konusunda oldukça başarılı bir görüşe sahiplermiş. Hoverboard’un gerçeğe dönüştüğünü muhtemelen göremeyecek olsak da film birçok şeyi doğru yakalamış ve büyük bir öngörü ortaya koymuş. Şimdi Geleceğe Dönüş II’de bulunan en sevdiğimiz aletlere bakacak ve günümüz teknolojisi 1989’un rüyalarını gerçekleştirebilmiş mi göreceğiz.

    Akıllı gözlük

    Geleceğe Dönüş II, giyilebilir teknoloji konusunu yansıtmak adına burada çok iyi bir tahminde bulunmuş. Üstelik sadece Doktor Brown bu stil sahibi alüminyum gözlükleri kullanmıyor, Marty de Google Glass’ın prototipine benzeyen alışılmadık görünümde bir gözlüğe sahip.

    Bu arada diğer firmalar da akıllı gözlüklerini duyurdular (Samsung, Epson, Sony ve Toshiba) ve neyse ki Marty’nin filmde kullandığı gözlükten biraz daha iyi görünüyorlar. Sanal gerçeklik de Oculus Rift (ve hatta Google Cardboard) sayesinde tekrar ilerleme göstermeye başladı.Akıllı gözlük

    Geleceğe Dönüş II, giyilebilir teknoloji konusunu yansıtmak adına burada çok iyi bir tahminde bulunmuş. Üstelik sadece Doktor Brown bu stil sahibi alüminyum gözlükleri kullanmıyor, Marty de Google Glass’ın prototipine benzeyen alışılmadık görünümde bir gözlüğe sahip.

    Bu arada diğer firmalar da akıllı gözlüklerini duyurdular (Samsung, Epson, Sony ve Toshiba) ve neyse ki Marty’nin filmde kullandığı gözlükten biraz daha iyi görünüyorlar. Sanal gerçeklik de Oculus Rift (ve hatta Google Cardboard) sayesinde tekrar ilerleme göstermeye başladı.

    İHA (otomatik köpek gezdirici)

    GD II’de ortaya çıkan köpek gezdiriciyi Biff, Marty McFly’ın ilgisini bir süreliğine dağıtarak DeLorean’ı çalıp 1955’e gitmek için kullanıyordu. İnsansız hava aracının (İHA) köpeğin tasmasına eklenmiş bir yönlendiriciyle birleşmesinden oluşan bir yapı görüyoruz. Ayrıca İHA’nın muhtemelen önceden programlanmış bir yolu izlediğini düşünüyoruz.

    Günümüzde köpek gezdirmek için olmasa da kişisel kullanımdaki ve reklam amaçlı İHA’ları çokça görür olduk. Bu da GD II’nin senaristleri tarafından başarıyla tahmin edilmiş bir nokta daha.

    Amazon, İHA’ları kullanarak kolilerinizi kapınıza kadar getirecek Amazon Prime Air projesi üzerinde bir süredir kafa yoruyor. İHA’lar bugün film çekimi ve güvenlik amaçlı izleme alanlarında da kullanılıyor. Filmde İHA’lar, USA Today tarafından, gazete için fotoğraf çekmeleri için gönderiliyordu.

    İnternet

    Öncelikle en büyük yanlışla başlayalım. Filmin senaryosu 1980’lerin başında yazılmış olsa bile yazarlar interneti tahmin etme konusunda tamamen yanılmışlar. Bunun yerine filmin 2015’te geçen kısımlarında hâlâ kâğıda büyük ihtiyaç duyuluyor. Gelecekte geçen sahnelerde faks makinelerini kâğıtlarla uğraşırken görüyoruz. Özellikle Marty’nin kovulduğunun söylendiği sahne ve filmde son teknoloji, toz geçirmez kâğıda yönelik de bir gönderme bulunuyor.

    Hoverboard (uçan kaykay)

    Kaykay ve hovercraft karışımı olan bu aletler, GD II’de çocukların uçan arabaları olarak karşımıza çıktı. Mattel’in veya başka birinin 2015 yılı içinde çalışan bir hoverboard çıkarması konusunda hiç umut yok fakat bir noktada gerçeğe dönüşmeleri mümkün ve bu çok da uzak bir gelecek değil.

    Yapımcıların filmde hoverboard’ları nasıl işler hale getirdikleri konusunda kaykaya gizlenmiş mıknatısları da içeren birçok teori var ama gerçek çok daha sıradan: Aktörler kablolara bağlı olarak havada dururken, kaykaylar da ayaklarına bağlıydı ve filmin montajı sırasında kablolardan ve diğer istenmeyen görüntülerden kurtuldular.

    Gerçek hoverboard’lar havalanmak için kuantum süperiletkenlerini kullanabilir ama istedikleri yere gitmek yerine, önceden belirlenmiş bir hat üzerinde hareket etmeleri gerekir.

    Biyometrik ölçümler

    Geleceğe Dönüş II’nin hayal ettiği 2015’te parmak izi taraması, ev güvenliğinden elektronik ödemelere kadar her yerde kullanılıyor. Çoğu insan evlerinin kapısını parmaklarını tarayıcılara sokarak açıyor ve yardım toplayanlar da taşınabilir tarayıcılar taşıyarak, gönüllülerin yapacakları bağışları çevrimiçi hesaplarından anında çekebiliyor.

    Henüz o seviyeye gelemesek de parmak izi okuma bizim dünyamızda da yaygın biçimde kullanılıyor. Apple, iPhone 5s telefonlarına parmak izi okuyucu koydu ve tek dokunuşla oturum açmanıza olanak sağladı. (Araştırmacılar, yakında bu özelliğin işlevlerinin daha da artmasını bekliyor.) Ancak parmak izi okuyucular daha önceden hayatımıza girmişti. 2004 yılından beri dizüstü bilgisayarlarda bu teknolojiyi görüyoruz ve hatta taşınabilir depolama ürünlerinde de varlar.

    Üstelik biyometri sonunda gerçekten kullanışlı olmaya başlıyor. Ev güvenliği tarafına bakacak olursak, halen pek yaygın olmasa da dayanıklı, parmak izi okuyuculu kilitler satılmaya başlandı. Ancak pil zorunluluğu, eski ve güvenilir kapı kilitlerimizin ne kadar geliştirilmeye ihtiyacı var sorusunu aklımıza getiriyor. En azından anahtarı kaybetme korkumuz olmayacak.

    Yine de parmak izi tarayıcıların GD II’de olduğu derecede hayatımıza girmesini beklemiyoruz çünkü aklımıza insanların birikimlerine ve evlerine ulaşmak için onların parmaklarının çalındığı senaryolar geliyor.

    Skype

    GD II’de gördüğümüz görüntülü görüşme çoktan gündelik hayatımızın bir parçası oldu. Filmdeki sahnede, Marty’nin iş arkadaşı Douglas Needles onu işiyle ilgili bir dolandırıcılık yapmaya ikna ediyor fakat ne yazık ki bu arama patronu tarafından izleniyor ve Marty kovuluyor. Görüntülü görüşmenin sonunda patronu Marty’ye kovulduğunu belirten bir faks gönderiyor. Çok da ileri bir teknoloji değil!

    Aslında Needles hakkındaki tüm bilgileri (Yaş: 47, doğum günü: 6 Ağustos 1968; adresi, karısı…) ekranda yanıp sönerken görmek bizi biraz kaygılandırdı. Acaba bugün CIA veya başka bir devlet gücü, patronunun Marty’yi dinlediği gibi bizi dinliyor olabilir mi?

    Şu anda gerçekten de gelecekte olduğumuz düşünüldüğünde, görüntülü görüşme sadece kötü amaçlar için kullanılmıyor. Skype üzerinden yapılan görüşmelerle işe alınmak artık şaşırtıcı değil. Patronunuzla yüz yüze tanıştığınız ilk gün, işinizdeki ilk gününüz olabilir.

    Günümüzde görüntülü görüşme, işletmeler arasında oldukça yaygın ve bu sayede dünyaya yayılmış meslektaşlar ve müşteriler arasında da iletişim rahatça sağlanabiliyor. Gezinti harcamalarından tasarruf edildiği gibi karbon ayak izlerimizin de küçülmesine yardımcı oluyor. Marty’nin patronu Ito Fujitsu’nun nerede olduğu belli olmasa da Japonya’da olduğunu ve Marty’nin uzaktan çalışmasına gerek olduğunu varsayabiliriz.

    Zaman yolculuğu

    İlk Geleceğe Dönüş filmine bayılmıştık. Bizim ilk kez 90’lı yıllarda izlediğimiz, 1985 ve 1955’te geçen bir film bile bizim için bir zaman yolculuğuydu. Ama aradan geçen 30 (60) yıl içinde zaman gezginliği gerçeğe dönüşmedi.

    Geleceğe Dönüş 1, 2, 3’te anlatıldığı şekilde zaman yolculuğu, asla göremeyeceğimiz bir teknoloji. İnsanlık tarihinin (veya bizden önce var olmuş veya sonra var olacakların tarihinin) herhangi bir noktasında zaman yolculuğu yapılabilir hale gelseydi, bunu bilirdik. Eğer zaman yolculuğu tarihin herhangi bir noktasında mümkün olabilseydi tarihin her noktasında var olmuş olacaktı. Bu nedenle eğer Doktor Brown buluşunu gerçekten Amerika’da bir yerlerde saklamıyorsa bu konuda hiç şansımız kalmadı demektir.
     
    Moderatör tarafından son düzenleme: 24 Ekim 2015



Sayfayı Paylaş