Gaziantep Tarihi ve Turistik Yerleri Hakkında Bilgi

Konusu 'Güneydoğu Anadolu' forumundadır ve hakan788 tarafından 30 Kasım 2013 başlatılmıştır.

  1. hakan788 Well-Known Member


    Gaziantep Tarihi ve Turistik Yerleri İsimleri

    GAZİANTEP MÜZESİ
    Gaziantep'te ilk müze 1944 yılında hizmete girdi.Daha sonra, Nuri Mehmet Paşa Cami'ne, 1969 yılında ise bugünkü Arkeoloji Müzesi'ne taşındı. 2005'de Zeugma'da bulunan mozaik ve ferskleri teşhir etmek amacıyla hemen bitişiğinde yeni bir bina daha hizmete girdi. Bir galeri ile geçilen eski binada ise tarih öncesi çağlardan başlayıp İslam dönemine kadarki döneme ait eserler sergilenmektedir. ADRES: Şehit Kamil, Kamil Ocak Caddesi

    HASAN SÜZER ETNOĞRAFYA MÜZESİ
    Müze binası, 19.yüzyılın başlarında inşa edilmiş, kesme taş duvarları ve kiremitli kırma çatısı olan geleneksel bir Gaziantep evidir. 1985'de restorasyonu tamamlandıktan sonra '' Hasan Süzer Etnoğrafya Müzesi'' olarak kullanılmak şartıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağışlandı. Gaziantep Müzesi'nde bulunan etnoğrafya bölümü bu binaya taşındı ve konak-müze olarak düzenlendi. ADRES: Şahinbey, Eyüpoğlu Mahallesi, Hanifioğlu Sokak No 64

    DÜLÜK BÜYÜK MAĞARA VE ÇEVRESİ
    Anadolu'daki en eski yerleşim yerlerinden birisidir. Çevrede yapılan araştırmalarda Eski Taş Çağı insanlarının yaptığı çakmaktaşı aletler saptanmıştır. Bölgedeki kaliteli çakmak taşını işlemek için köy çevresindeki tepeler ve büyük mağara işlik olarak kullanılmıştır. Burada bulunan yontma taş aletler ve artıkları Dolikien (Dülük tipi)adıyla anılır.

    DÜLÜK
    Gaziantep'in 11 km. kuzeyindeki Dülük Köyü ve çevresi,insanlık tarihinin belli başlı tüm evlerine tanıklık etmiş, bunların izlerini günümüze ulaştırmıştır. 30-40 bin yıl önce yaşamış insanların kullandığı taş aletler, Miras yeraltı tapınağı, görkemli kaya mezarları, devası boyutta kaya bloklarının çıkarıldığı taş ocaklarıyla adeta bir açık hava müzesi gibidir. ADRES: Gaziantep'in 7 km ötesinde

    DÜLÜK MİTRAS TAPINAĞI
    Anadoluda bulunan ilk mitras yeraltı tapınağıdır.Bu tapınak iki salonludur ve tapınağın mihrabı konumundaki merkezi nişte Tauroktoni adı verilen boğa öldürme sahnesi kabartma halinde işlenmiştir. Tanrı Mitras bir boğayı öldürürken resmedilmiştir ve etrafında gezegenleri simgeleyen yıldızlar,takım yıldızları simgeleyen akrep, yılan, köpek gibi figürler vardır. I.yüzyılda Tarsus'tan yayılmaya başlayan Mitras kültü, III.yüzyılda İskoçya ve Büyük Sahra'ya kadar ulaşmıştır.

    Mitras ayinlerinde kurban edilen boğanın kanı içilir, hemde bu kanla yıkanılırdı. Böylece yok olan bir çağı simgeleyen boğanın temsil ettiği tanrının gücüne ve ölümsüzlüğüne kavuşulacağına inanılırdı.
    ADRES: Dülük'te Keber tepesinin güney eteğinde.

    DOLİKHE ANTİK KENTİ
    Hititlerden beri kutsal şehir konumunda olan Dolikhe,Bizans döneminde başpiskoposluğun 7. yüzyılda Zeugma'ya taşınmasıyla birlikte dinî merkez konumunu kaybetmiştir. Bu tarihten itibaren Gaziantep Kalesi çevresinde kurulan yeni bir şehir olan Ayıntap, Dülük kentinin yerini almaya başlamış ve sonunda Ayıntap'a bağlı bir köy haline gelmiştir. Dülük kutsal alanı ise, evliya Dülükbaba'nın (davut ejder) türbesiyle kutsal alan kimliğini günümüze kadar taşımıştır.

    DÜLÜK KAYA MEZARI
    Antik Dolikhe kentinin nekropolündeki oda mezarların en güzel örneklerinden biridir. Bir hol ve üç odadan oluşan mezar 3. yüzyıla aittir. Orta bölümdeki süslemelerden, aile ve grubun en önemli kişilerinin buralarda yer aldığı anlaşılır.

    DÜLÜK MEZARLIĞI
    Dülük köy yerleşimindeki kayalık kesim,antik kentin nekropolüdür. Kayanın sonsuzluğu düşüncesiyle yer altına veya yüzey kayasına oyulan birkaç odalı mezarlarındaki kemerli nişler gökyüzünü,yani ölümsüzlüğü temsil eder. Mezar odalarında mimari süslemeler ile dinsel semboler vardır. Nekropol, Hellenistik, Roma ve erken Bizans dönemlerinde M.Ö.4. ve 6. yüzyıllar arasında kullanılmıştır.

    DÜLÜK TAŞ OCAKLARI
    Taş ocaklarından önceleri Dolikhe antik kentinin önemli yapıları için taş alınmış daha sonraları Gaziantep şehrindeki kaleye ve diğer önemli binalara yapı taşı götürülmüştür. Bu ocaklar Osmanlı Dönemi'nin sonlarına kadarda kullanılmıştır. Derinleşen yüzeylerin üst kısımlarında ustalara ait işaretler ve dini sembolere de rastlanmaktadır.

    ŞEYH FEYTULLAH (ŞIH) CAMİ
    Halk arasında ''Aşağı Şeyh Cami '' olarak da adlandırılmaktadır. Gaziantep'teki en önemli kulliyenin camisidir. Cami ile külliyenin diğer yapıları arasındaki ilişki günümüzde kopmuş durumdadır. Külliyede, zaviye, hamam ve medrese vardır. Vakviye tarihine göre 1563'de yapılmıştır. Ortada sekizgen taş ayağa oturan ve yelpaze şeklinde açılan tonozlarla, askı kemerlere bağlanan bir örtü sisteminesahiptir.turkeyarena.net Bir örtü sistemi Şeyh Fetullah Cami'nden başka şimdiye kadar hiçbir camide görülmemiştir. Eser özgünhalini büyük ölçüde korur. ADRES: Şahinbey, Kepenek mahallesi.

    ÖMERİYE CAMİ
    Caminin kitabesinde Halife Ömer zamanında yapıldığı ,1210,1785 ve 1850 yıllarına tarihlenen üç onarım geçirdiği yazılıdır. Gaziantep'teki en eski camilerdendir. Mihraba parelel iki nefli, dikdörtgen planlı, düzgün kesme taştan yapılmıştır. Kara taş ve kırmızı mermerden yapılan sivri görünümlü mihrabı dikkat çekicdir. Cami yapısının içinden yükselen minare, silndir gövdeli ve basıktır. Şerefesinin korkulukları taş işçiliğinin güzel örneklerini yansıtır. ADRES: Şahinbey, Düğmeci Mahallesi

    TAHTANİ (TAHTALI) CAMİ
    Ahşap olması nedeniyle halk tarafından Tahtalı Cami olarak da adlandırılmaktadır. 1557 tarihinde yapıldıgı sanılmaktadır. Kırmızı mermerden, yarım daire biçimindeki mihrap oldukça ilginçtir. 1804 yılında ve 1958-1960 yılları arasında onarım görmüştür. ADRES: Şahinbey, Şekeroğlu Mahallesi

    NURİ MEHMET PAŞA CAMİ
    Caminin kurucusu peygamber soyundan Hacı Osman oğlu Şeyh Ramazan efendidir. Yapı, cami ve kastelden oluşan bir külliyedir. 1672yılında inşa edilen cami, bitişigindeki metreseyi yaptıran Ahmet Çelebi'nin adıyla anılmaktadır. Camide ahşab işçiliğini çok iyi yansıtan örnekler ve kadınlara ait bir bölüm vardır. ADRES: Ulucanlar Mahallesi

    ALAÜDDEVLE(ALİ DOLA) CAMİ
    Halk arasında Ali Dola Cami adıyla da bilinir. 1479-1515 tarihleri arasında DulKadiroğulları'ndan Alaüddevle Bozkurt Bey zamanında yapıldığı sanılmaktadır. Sadece minaresi orijinal olarak günümüze ulaşa bilen cami, 1901 yılında giriş yüzü siyah ve beyaz taşlardan tek kubbeli olarak tümüyle yeniden yapılmıştır. ADRES: Uzun Çarşı'nın batısı, Eski Saray Caddesi

    TEKKE CAMİ
    Resmi kayıtlarda adı Mevlevihane Cami olarak geçer.Hücreler, semahane, yönetim ve Mevlevi dervişlerinin oturma odaları, tuvaletler, havuzlar, küçük ve kısa minareden oluşan eserler topluluğudur. 1638 yılında Mustafa Ağa adına bir Türkmen Ağası tarafından yapılmıştır. 1901-1903 yıllarında çıkan büyük yangınlarla gelir getiren yapıları tamamiyle yanmıştır. Zamanın Mevlevi şeyhi ve vakfın mütevellisi olan Şeyh Mehmet Münip Efendi tarafından yanan yerler yeniden yaptırılmıştır.

    Caminin minaresi, altından geçen yol nedeniyle dikkat çekiçidir. Vakıflar Müdürlüğü tarafından onarılıp Mevlevi Müzesi haline getirilmiştir. ADRES: Şahinbey, Kozluca Mahallesi

    EYÜPOĞLU CAMİ
    Eyüboğlu Ahmet adlı bir bilim adamının yardımıyla 14.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Düzgün kesme taştan yapılmış olan cami günümüzde boyanmış olduğundan, özgünlüğünü yitirmiştir. 1947 tarihinde büyük bir onarım geçirmiştir. ADRES: Şahinbey, Eyüpoğlu Mahalesi

    ALİ NACAR CAMİ
    Yapım tarihine dair bir kitabe yoktur. İlk önemli onarımına ait kitabede 1816 tarihi görülmektedir. Ali adında bir marangoz tarafından yaptırıldığı bilinir. Müezzin mahfiline çıkan merdiven üzerinde 1213 Hicri tarihi yazar. Gaziantep'in en büyük camilerindendir. Mihraba paralel iki nefli dikdörtgen planlıdır. ADRES: Şehit Kamil., Yaprak Mahallesi

    ŞIH ÖMER (ÖMER ŞEYH) CAMİ
    1559 tarihinden önce mescit olarak inşa edilmiştir. Vakfiyesine göre 1698'de Aparoğlu Hacı Mehmet tarafından cami olarak büyütülmüştür. ADRES: Şahinbey, Yazıçık Mahallesi

    Ahmet Çelebi Camisi (Merkez)
    Gaziantep Ulucanlar Mahallesi’nde bulunan Ahmet Çelebi Camisi’ni, kitabesinden öğrenildiğine göre Hacı Osman oğlu Şeyh Ramazan Efendi 1672 yılında yaptırmıştır. Caminin yanına Ahmet Çelebi sonraki yıllarda bir de medrese eklemiştir. Camiye Ahmet Çelebi isminin verilmesi yanındaki medrese yapılırken caminin de onarım görmesinden kaynaklanmaktadır. Nitekim caminin mihrap üzerindeki yazıtında da Hacı Osman oğlu Şeyh Ramazan Efendi’nin 1672’de bu camiyi yaptırdığı yazılıdır.

    KENDİRLİ KİLİSESİ
    Kilise, 1860 yılında Fransız misyonerler ve 3.Napolyon'un yardımı ile yapılmıştır. Katolik Ermeni kilisesidir. Dikdörtgen planlı olup geniş bir bahçe içerisinde siyah kesme taştan bir temel üzerine beyaz kesme taşlarla yapılmıştır. Üç basamakla sı ahşap, üzeri üçgen alınlıklı, yanları sütun hayelidir. Tabanda kırmızı ve beyaz renk tonlarında mermerle yapılmış santranç tahtası motifli döşemeler dikkat çekicidir. Günümüzde toplantı salonu olarak kullanılmıştır. ADRES: Şahinbey, Bey Mahallesi

    FEVKANİ KİLİSESİ
    Bizans Dönemi 'ne ait bir kilisedir. Bir süre han olarak kullanılan yapı bugün işlevsizdir. ADRES: Nizip, Şıklar Mahallesi

    ARABAN KALESİ
    Yüksek ve üzeri oldukça düz olan tarih öncesi bir höyük üzerindedir.Kalenin gözle görünen kalıntıların hemen hepsi orta çağda yapılmış kale-şehirden kalanlardır. Araban, 11-12.yüzyıllarda Urfa Haçlı Konukluğu'na bağlı, o dönemde önemli bir merkez konumundaydı. Günümüzde eski önemini yitirmiş, küçük bir ilçe merkezi halindedir.Ortaçağ kalesinin planı ve detayları tam olarak bilinmez. Tepe üzerinde blok taşlarla inşa edilmiş, cami olarak kullanılmış büyük bir yapı vardır. ADRES: Araban İlçe merkezinde

    Hanlar
    Selçuklu ve Osmanlı sivil mimari yapıtlarında önemli yeri olan hanlar tasarımlarına uygun olarak ticari amaçlı kervanların, seyahat halinde yolcuların, geceyi rahat ve emniyet içerisinde geçirebilmeleri için inşa edilmiş aynı zamanda hem misafirhane, hem de pazar olan, harp zamanlarında da erzak ve mühimmat ambarı olarak hizmet veren önemli abidevi yapılardır.

    Hanların ticaret yolları üzerinde, araları ticaret kervanın bir günde alacağı mesafede (30-40 km.) inşa edilenlerine de Kervansaray denir. Dış görünüşleriyle bir kaleyi andıran hanların, içine girildiğinde bir ticaret kervanının her türlü ihtiyaçlarını karşılayabilecek sosyal tesisle karşılaşılmaktadır. Burada değişik yöre insanları birbirleri ile sosyal temasları neticesinde kendi kültürlerini diğerlerine bilinçli veya tabii olarak aktarırlardı.

    Gaziantep ili günümüzde olduğu gibi eskiden de ekonomi ve ticaret şehri idi. Günümüze kadar ulaşabilen hanlar ilimizin nasıl bir ticaret merkezi ve ticaret kafilelerinin uğradığı bir kent olduğunu göstermektedir. Hanlar iki kısımdır; Menzil adı verilen yapılar, ulaşım yolları üzerinde inşa edilenlerdir. Birde şehir hanları vardır. Şehir hanları tamamen ticari amaçla kullanılmaktadır. Hanın bir bölümünde genelde üst katta gelen misafirlerin (tüccarların) konaklamaları için odalar bulunur, diğer bölümünde ise ambarlar ve geniş avlular yer alırdı, genelde giriş katta olan ahırlar ise bu malları taşıyan katırcı kervanlarının hayvanları ile dolup taşardı.

    Gaziantep’te vaktiyle 31 Han vardı. Bunlardan bir kısmı yıkılarak yok olmuş, bir kısmı ise mimari yönden değişikliğe uğrayarak varlıklarını devam ettirmektedir. XIV. ve XV. yüzyıllarda yapılıp günümüzde eski fonksiyonlarını kısmen veya tamamen sürdüren, hanlar şunlardır.turkeyarena.net Şıra Hanı, Tuz Hanı, Paşa Hanı (Lala Mustafa Paşa Hanı) Mecidiye Hanı, Emir Ali Hanı, Anadolu Hanı, Kürkçü Hanı, Belediye Hanı, Elbeyli Hanı, Yeni Yüzükçü Hanı, Tütün Hanı, Hacı Ömer Hanı, Büdeyri Hanı, Millet Hanı ve Yeni Han’dır.

    TABAKHANE KÖPRÜSÜ
    Şahinbey, Bostancı Mahallesi 19.yüzyılda yaptığı düşünülmektedir, Alleben Deresi üzerine kurulmuştur. Yarım daire kemerli, kesme taştan yapılmıştır.

    Hamamlar
    Temizliğin simgesi olan hamamlar, eskiden sosyal hayatın vazgeçilmez müesseselerinden birisiydi. Atalarımız eskiden beri temizliğe çok önem verdikleri için yerleşim alanlarının temel birimlerinden birisi de hamam veya banyolar olmuştur.

    Eski mahallelerde evlerin hemen çevresinde hamamlar yapılırdı. Gaziantep’te eski ve tarihi değeri bulunan hamamların sayıları 17’ idi. Şimdilerde ise rağbeti az olması ve bakımsızlıktan dolayı bazıları kullanılmaz hale gelmiştir. Eski hamamlara rağbetin az olmasının sebeplerinden bazıları çeşitli yan hizmetler sunan saunaların ve modern banyoların hizmete girmesi, günümüzde teknolojinin gelişmesiyle yeni yapılan evlerde güneş enerjisi ve şofben gibi imkanlarla suyu ısıtılmış banyoların bulunmasıdır.

    Günümüze kadar gelebilen tarihi hamamlardan bazıları, Şeyh Fethullah Hamamı, Hüseyin Paşa(Tuğlu) Hamamı, Paşa Hamamı, Keyvanbey Hamamı, İki Kapılı Hamam, Naip Hamamı, Nakıpoğlu Hamamı, Tabak Hamamı, Eski Hamam ve Pazar Hamamı’dır.

    Çeşmeler
    Gaziantep’te özellikle Osmanlı döneminde imkanlar el verdiği ölçüde her mahalleye ihtiyacını karşılamak amacıyla bir çeşme yapılmıştır. Bu su yapıları genelde mahalle içinde merkezi bir konumda küçük bir meydancıkta yer almıştır. Kentte oluşturulan su sistemi, evlerin altından geçen ve “Livas” adı verilen su yolları ile her eve içme ve kullanma suyu ulaşmasını olanaklı kılmıştır. Bu nedenle meydan ve duvar çeşmelerine konut alanlarında fazla ihtiyaç duyulmamıştır. Özellikle ticaret dokusunun yer aldığı bölgelerde gün içi nüfusun yoğunluğu nedeniyle çeşmeler daha fazla yapılmıştır. İlimizde bulunan çeşmelerin bazıları; Nuribey Çeşmesi, Demirligane Çeşmesi, Arasta Çeşmesi, Hüseyin Paşa Çeşmesi, Kumandan Çeşmesi, Gümüş Kastel, Şehreküstü Çeşmesi, Osmaniye Kasteli vd.

    Anıt Mezarlar
    Gaziantep’in Araban İlçesi sınırları içerisindeki Elif, Hisar ve Hasanoğlu köylerinde üç adet Roma mezar anıtı yer almaktadır. Bu üç anıt askeri ve ticari anlamda Fırat’a paralel olarak kuzey-güney yönünde ve batıdan doğuya Fırat’a doğru gelen çok önemli iki yolun kavşağında yer almaktadır. Roma döneminde bölgedeki zengin,asil,üst düzey yönetici veya yüksek rütbeli asker kişiler için yapılmış olduğu düşünülmektedir. Her üç mezar anıtının da, birbirlerine oldukça yakın yerlerde yapılmış olmaları bu yol kavşağı ile bağlantılıdır. Genelde bu mimari biçimindeki anıt mezarlar çoğu kez altta bir mezar odası içeren kaide bölümü, bunun üzerinde araları açık sütun, paye veya kemerli bir üst bölüm ile çoğunlukla da piramidal biçimde bir çatı örtüsünden oluşa üç bölümden meydana gelmektedir.

    Hisar Anıt Mezarı
    Gaziantep ili Araban ilçesi Hisar Köyünde bulunmakta olan anıt mezar günümüze kadar sağlam olarak gelebilmiştir. Hisar Anıt Mezarı; kesme taştan düz bir platform üzerinde inşa edilmiş olup, yüksek kare bir kaide üzerine oturan (4X4 m.) dört köşedeki korint başlıklı paye sütunlardan meydana gelen gövde ve bunun üstündeki piramidal çatıdan teşekkül etmiştir. Bu piramidal çatının üzerinde ise kare kesitli ve korint tipinde bir sütun başlığı mevcuttur. Ayrıca bu başlık üzerinde de şimdi mevcut olmayan bir heykelin bulunduğu düşünülmektedir. Hisar Anıt Mezarı 10-11 metre yüksekliktedir. Süsleme yönünden çok sade bir özelliğe sahip olan bu yapının kimin adına ve kim tarafından hangi tarihte inşa ettirildiği hakkında bir belge elimizde mevcut değildir. Ancak M.S. 2.yüzyıl sonu ile 3. yüzyıl başlarında yapıldığı tahmin edilmektedir.

    Elif Anıt Mezarı
    Elif Anıt Mezarı, Araban İlçesi’nin Elif Köyü’ndedir. Elif köyü antik Sugga kenti olup, Roma dönemi yol güzergahlarını gösteren antik haritadaki bilgilere göre Dolikhe(Dülük)- Samosata(Samsat) ile Zeugma-Samosata yollarının kesişme noktası civarındadır. Elif Anıt Mezarı da tıpkı Hisar’daki gibi kesme taştan inşa edilmiş olup, yüksek bir kaide üzerine oturan gövde ve gövde üzerini örten tonozlu bir örtü sisteminden oluşmaktadır. Anıt mezarın doğu, batı ve güney cepheleri kemerli, kuzey cephesi ise duvar örülerek kapatılmış, alt orta kısmında ise dikdörtgen bir kapı açıklığı bırakılmıştır. Anıt Mezarın gövdesini oluşturan dört hantal paye sütun yerini burada korint başlıklı sütunların üzerine oturan kemerlere bırakmıştır.turkeyarena.net Böylece yapı estetik bir görünüm kazanmıştır. Elif Anıt Mezarının örtü sistemi hakkında kesin bir şey söyleyemesekte kalıntılardan tonoz olabileceği anlaşılmaktadır. Elif Anıt Mezarı da M.S 2.yüz sonu ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

    Hasanoğlu Anıt Mezarı
    Araban ilçesi Hasanoğlu Köyünde bulunmaktadır. Hasanoğlu Anıt Mezarı, kare planlı bir kaide üzerine kesme taştan inşa edilmiştir. Güney ve batı cephelerinin paye-sütun ve bunların üzerine oturan kemerlerindeki mimarisinden daha estetik ve itinalı yapıldığını anlıyoruz. Kuzey ve doğu cephelerindeki duvarların tamamı, kaidenin ise yarıya kadar olan kısmı yıkılmış olduğu görülmektedir. Bu anıt mezarın da M.S 2.yüzyıl sonu ve 3. yüzyıl başlarında yapıldığı sanılmaktadır.

    TAHMİS KAHVESİ
    1635 tarihli vakfiyesi ve Mevlevihane'nin semahane kapısının üzerindeki1638 tarihli Farsça kitabesinden, Ayıntap Sancak Beyi Türkmen Mustafa Ağabin yusuf tarafından yaptırıldığı anlaşılır. 1901-1903 yılları arasındaçıkan yangında, bütün binalar yanınca Feyzullahoğlu Şeyh Mehmet MuhipEfendi tarafından onarılmıştır.

    Tahmis "kahve dövülen yer" anlmına gelir. Tahmis Kahvesi uzun yıllar "Lokuslu kahvehane","Tömbekici Kahvehanesi"olarak da anıldı. Cumhuriyetin ilan edildiği yıllarda, Halkevi'nden sonra bilinen en büyük salon olması nedeniyle, toplantısalonu olarak kullanıldı. ADRES: Tekke camii'nin yanında.

    KAVAKLIK KASRI(KIR KAHVESİ)
    Yaklaşık bir asırdan fazla bir süredir Gaziantepliler'e hizmet veren ve Kavaklık'ın simgesi haline gelen Kavaklık Kasrı, İsmail Fevzi Paşa tarafından 1897-1899 yılları arasında yaptırılmıştır. Ermeni bir usta tarafından inşa edilen taş bina çeşitli değişikliklere uğrayarak ve değişik hizmetler vererek günümüze kadar ayakta kalmıştır. Bugün piknik alanı ve lokal olarak hizmet vermektedir.

    BURÇ ORMANLARI GEZİ VE MESİRE ALANI
    350 hektarlık çam ormanı ile kaplı Burç Ormanları Gazianteplilerin dinlenme, eğlenme, spor yapma, piknik yapma ihtiyaçlarını gidermek amacıyla gittikleri bir yerdir. Kentten kolaylıkla ulaşabildiği için piknik alanı olarak da kulanılmaktadır. ADRES: Merkezin 2 km. batısında.

    DOĞAL ALANI KORUMA ALANI VE HAYVANAT BAHÇESİ
    Burç Ormanları'nda. Hayvanat Bahçesi çalışmalarına 1998 yılında başlamış, 2002 yılında tamamlanmıştır. Şu anda Türkiye'nin en geniş alana sahip hayvanat bahçesidir. Toplamda 250 tür ve 4000 adet hayvanı barındırır.

    RUMKALE
    Kasaba Köyü yakınında eski bir kaledir. Birecik Barajı nedeniyle bir yarımada haline gelen kaleye kasaba köyünden ve Halfetiden teknelerle ulaşılabilir. Merzimen Çayı'nın Fırat Nehri'ne döküldüğü yerde, yüksek ve dik kayalar üzerinde kurulmuştur. Stratejik konumu nedeniyle Asurlular döneminden itibaren yerleşildiği sanılmaktadır. Önceleri Hromglia olan adı, Ermeniler tarafından Hromklay, Süryaniler tarafından Kala Rhomata ismiyle anılmış,

    12.yüzyıl sonunda Memlukların eline geçtiğinde Kal-at el müslimin adı verimiştir. Mercidabık Savaşı'ndan sonra Osmanlıların egemenliğine giren Rumkale, Halep eyaletinin Birecik Sancağına bağlı bir kaza hiline getirilmiştir. Havarilerden Johannes'in burada İncil'in müsveddelerini kopya ettiği rivayetedilir. ADRES: Yavuzeli ilçesine 25 km. mesafede

    DÜLÜKBABA ORMANLARI GEZİ VE MESİRE ALANI
    Gaziantep'in kuzey ve kuzeybatısını çevreleyen 40 kilometrekarelik alanı ile Türkiye'nin en büyük koruluklarından biridir. Dülükbaba Ormanları mesire alanı, karaçam ve sedir ağaçları ile kaplıdır. Günümüzde piknik alanı olarak kullanılmaktadır. Dülük Kaya Mezarlarıda buradadır. ADRES: Merkeze 4km. uzaklıkta.
     



Sayfayı Paylaş