Gaflet nedir? Nasıl düşülür?

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 2 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Gaflet

    Bir Kuran ve Sünnet terimi olarak Gaflet, Cenâbı Hakkı unutmak, dünya telaşı ve meşguliyeti içinde ebedî âlemi, ahireti hatıra getirmemek, madde ve dünya malı içerisinde, nefsî ve şehevî arzular peşinde koşarak manen eriyip gitmektir.

    İşlenen her günah, her haram, her kötülük Peygamberimizin ifadesiyle kalpte siyah bir leke bırakmakta, kalp giderek kararmakta, manevî gerçekleri göremez, duyamaz ve anlayamaz hale gelmektedir.

    Günlük hayatta yaşanan acımasızlık, anlayışsızlık, katı kalplilik, bencillik, kıskançlık, çıkarcılık, yolsuzluk, arsızlık gafletin tezahürleridir.

    Gafil kul, tamamen dünyaya yönelir, mübah zevklerde ve helallerde aşırı gider, ibadet ve kulluk için, hayır ve hizmet için vakit ayıramaz, imkân ve emeğini bu yolda harcayamaz. İyilik yapmak onun için lüks, mümin kardeşinin derdiyle ve problemiyle ilgilenmek ona lüzumsuz bir yük haline gelir. Maddî yönden zenginleştiği halde manen giderek yalnızlaşır, ruhen topluma yabancılaşır, sadece nefsini tatmin eder.

    Halbuki ibadete ve kulluğa önem veren, hayır ve iyiliğe değer veren, ibadete özel vakit ayıran kula, Cenâbı Hak gönül zenginliği ihsan eder, gönül huzuru, aile huzuru ve iş huzuru verir, ihtiyaçlarını giderir, işlerini kolaylaştırır, bu hayırlı kulunu kimseye muhtaç etmez.

    Hadisi Kudsîde Cenâbı Hak şöyle buyuruyor: 'Ey ademoğlu! Bana ibadet için vakit ayır ki, gönlünü zenginlikle doldurayım ve ihtiyaçlarını gidereyim. Bana ibadet için vakit ayırmazsan, gönlünü meşguliyetle doldururum, ihtiyacını da gidermem.' (Tirmizi)

    Kuranda 'Gaflet' Kavramı

    Rabbimiz, gaflete düşmemek için sabah akşam kendisine yönelen, ihlas ve samimiyetle dua eden, sessizce Allahı zikreden bir kul olmamızı emretmektedir:

    'Rabbini; içinden, yalvararak, ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an. Gafillerden olma.' (Araf 205)

    Kuranda; sorgu ve hesap günü yaklaştığı halde insanların büyük bir kısmının manevî hayattan yüz çevirip sadece arzu ve zevklerini tatmin için gaflet karanlığı içinde yaşadıkları gerçeği vurgulanmakta, Hakka yönelmeleri emredilmektedir.

    'İnsanların hesap günü yaklaştı. Oysa onlar hâlâ gaflet içinde, Hakktan yüz çeviriyorlar.' (Enbiya 1)

    Allahın varlığının, birliğinin, büyüklüğünün, azametinin kâinattaki delilleri gözümüzün önündedir. Varlık âlemi, yaşanan hayat, müspet ilimler, ilmî keşif ve icatlar Yüce Rabbimizin varlığının açık şahitleridirler. Bütün bu hakikatleri görüp yaşadığı halde, insanlığın büyük bir kısmı madde sarhoşluğu içerisinde bu gerçekleri görmek istememektedir: 'İnsanlardan bir çoğu ayetlerimizden cidden gafildirler.' (Yunus 92)

    Allahtan ve Allahın zikrinden habersiz, nefsinin kölesi olan, mubahlarda ve helâllerde haddi aşan, şuursuz, ruhsuz, gayesiz, gafil kimselere uymak bizi gaflete düşürecektir: 'Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, nefsî arzularına uyan, çizgiyi aşan kimselere uyma.' (Kehf 28)

    Cuma Namazını özürsüz terk etmek gaflet işaretidir.

    Cuma namazı, müminlerin birlik ve beraberliğini pekiştiren, mutlaka cemaatle eda edilmesi gereken, en önemli farz namaz olup büluğ çağına erişmiş, hür, erkek, mukîm her Müslümana farzdır.

    Din ve vicdan hürriyetinin gereği ve teminatı olarak, iş hayatı, öğrenim hayatı, ticaret hayatı, Müslümanların birlik ve beraberlik vesilesi olan Cuma Namazına göre düzenlenmeli, Cuma Namazı saatinde alış veriş, ticaret, kısaca hayat durmalıdır. Cuma hutbesinde son derece güzel mesajlar verilmeli, hutbe bir haftalık manevî serum niteliğinde sunulmalıdır.

    Cuma namazını özürsüz terk etmek, cemaatten kopmaya, tamamen maddeye yönelmeye sebep olacak, iman ve gönül hassasiyeti kaybolacaktır. Hadiste, meşru bir mazereti olmaksızın Cuma namazını terk eden kimselerin kalplerinin mühürleneceği ve isimlerinin gafiller listesine yazılacağı bildirilmektedir.

    'Cuma namazlarını terk eden kimseler, Allaha yemin olsun ki, ya Cuma namazlarını terk etmekten vazgeçecekler ya da Allah onların kalplerine mühür vuracak, sonra gafillerden olacaklardır.' (Müslim)

    İsmimiz gafiller arasında yazılmasın

    Mümin, Allah nezdinde makbul kul olma azim ve kararlığını taşıyan kuldur. Onun ismi muttakîler, muhlisler, sadıklar, sıddıklar, arasında yer almalıdır. İsmi 'gafiller' arasına kaydedilen kişi, bu lekeden kolay kolay kurtulamayacaktır. İsminin gafiller listesinde yer almaması ibadete devama bağlıdır: 'Kim farz namazları kılmaya özen gösterir, devam ederse gafillerden yazılmaz.' (Hakim)

    Kuranla irtibatı kopan kimsenin kalbi kararır, manevî titizliği kaybolur, ismi gafiller arasında zikredilir. Her gün Allahın kitabına nazar eden kişi bu damgadan kurtulur: 'Kim her gece on âyet okursa, gafillerden yazılmaz.' (Hakim)

    Gafil olan, ilahî rahmeti unutur

    Gaflet, ilâhî lütufları dikkate almamaya ve ilahî rahmeti unutmaya sebep olmaktadır. Namazlardan sonra yapılan tesbihat ilahî rahmete sebep olmakta, gafleti dağıtmaktadır. Tesbihlerimiz, seccademiz, parmaklarımız Cenâbı Hakkın huzurunda bizim için şahit olacaklardır:

    Muhacir hanımlardan Büseyre (r.a.)in rivayetine göre Efendimiz (s.a.v.), onlara şöyle demişti: 'Sübhanallah, Elhamdü lillah, Allahu Ekber demeye devam edin. Parmaklarınızla bunu sayın. Zira parmaklarınız, sorguya tabi tutulacak, bilgi vermeleri istenecektir. Gafil olup da rahmeti unutmayın.' (Tirmizi)

    Şu cümlenin altını çizelim: 'Gafil olup da rahmeti unutmayın.' Zira gaflet sarhoşluğu ilahî lütuf ve rahmeti unutturmakta, hayata benlik, bencillik, şehvet ve şöhret hakim olmaktadır.

    Gafilin duası makbul değildir

    Rabbine dua eden kul, Allah tarafından kabul olacağına inanarak, içtenlikle ve ciddiyetle yalvarıp yalvarmalıdır. Yaptığı duadan habersiz, ilgisiz, şuursuz ve gafil olan kulun duası ciddiye alınmayacaktır. 'Allaha, kabul edeceğine yakînen inanarak dua edin. İyi bilin ki; Allah, şuursuz gafil kalbin duasına icabet etmez.' (Tirmizi)

    Gafletin ilacı

    Gaflet, manevî hayatımızı içten kemiren bir hastalıktır. Gaflet ehli dünyadan bulaşan, manevî hayatta tembellik, ihmalkârlık ve ilgisizliğe sebep olan tehlikeli, müzmin bir hastalıktır.

    Gaflet, psikolojik bir travma olup zaman zaman ruhî bunalım, manevî tatminsizlik, ailevî huzursuzluk, hayattan nefret etme şeklinde tezahür etmektedir. En acı olan da, bu hastalığa yakalanan pek çok kişinin gaflet hasatlığına yakalandığının farkında olmamasıdır.

    Gaflet, tarihte olduğu gibi günümüzde de yaygın manevî bir hastalıktır. Esen gaflet rüzgârlarından hepimiz etkilenmekte, kendi payımıza düşeni almaktayız. Bunun sonucu olarak, doyamayan nefislerimiz, ürpermeyen gönüllerimiz, yaşarmayan gözlerimiz sebebiyle dualarımız kabul edilmemektedir.

    Gafleti, gönlümüzü kaplayan, kalbimizi karartan bir bulut olarak niteleyen Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bu gaflet bulutunun, bu gaflet dumanının dağılması için günde en az yüz defa istiğfar etmeyi tavsiye etmektedir.

    Tembellik arttıkça ihmal; ihmal arttıkça gaflet; gaflet arttıkça ihanet; ihanet arttıkça dalâlet başlar. Dolayısıyla gaflet, mutlaka er geç tedavi edilmelidir. Gafletin tedavisi için ilk adım uyanık ve diri olmak, ihmalkâr ve ilgisiz olmamak gerekir.

    Gafletin ilacı Kuran ve namaz, tevbe ve istiğfar, zikir ve duadır. Gafletin aşısı ilim ve gönül erbabıyla sohbet etmek, Kuranî, nebevî, manevî tavsiyeleri hayata yansıtmaktır.

    Bizim en sinsi düşmanımız; manevî hayatımızı içten kemiren gaflettir. Biz gafil, ihmalkâr, nemelâzımcı, duygusuz ve heyecansız olma yerine; idealist, aksiyoner, uyanık, basiretli ve şuurlu olduğumuz takdirde iç ve dış düşmanlar bize tesir edemeyeceklerdir.

    Gençlerin gaflet hastalığına yakalanmaları geleceğimizi tehdit eden ciddî bir problemdir. Okumayan, çalışmayan ve düşünmeyen; sadece gününü gün eden, gafil gafil eğlenen gençlik; ülke geleceği için hiç de hayırlı değildir.

    Gafletin en kötüsü ve en acısı yöneticilerin gafletidir. Sadece dünyevî ve maddî istikbali düşünen, uhrevî ve ahlakî ölçüleri ön plana almayan ve bu sebebiyle düşmanların oyununa gelen gafil yöneticiler sebebiyle toplumlar zaman zaman ağır bedel ödemek zorunda kalmışlardır.

    Manevî hayatımızı tehdit eden gaflet hastalığına karşı topyekûn seferberlik ilan etmeli, manevî hayatımızın düşmanı olan gaflete, ilim ve irfan silahıyla karşı koymalıyız.
     



Sayfayı Paylaş