Gâbe Zû Kared Gazâsı ve Îs Seferi

Konusu 'Peygamber Efendimiz(SAV)' forumundadır ve abdulkadir tarafından 5 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Hicretin 6. senesinin Rebiülahir ayı. Ebû Zerr (r.a.), Medine-i Münevvereye üç saat mesafesi olan Gâbe Mer’asında oğlu ile birlikte Peygamber Efendimizin yirmi kadar devesini güderken, Uyeyne bin Hısne’l-Fezarî, kırk atlı ile gelip Ebû Zerr’in oğlunu şehid etmiş, develeri de alıp götürmüştü.

    Durum Peygamberimize haber verildi. Derhal baskıncıların arkasından Hz. Sa’d bin Zeyd komutasında bir süvari birliği gönderdi. Hz. Sa’d’a, “Ben, sana halk ile birlikte gelip kavuşuncaya kadar baskıncı, müşrikleri takip et” diye emretti.

    Süvari birliği yola çıktıktan sonra, Peygamber Efendimiz de Medine’de yerine Abdullah bin Ümmi Mektum’u vekil tayin ederek beş yüz kişilik bir kuvvetle Gatafan’a doğru yola çıktı. Medine’ye iki günlük mesafesi olan Zû Kared mevkiinde düşmana yetişildi. Bir kaçı öldürüldü. Develerin bir kısmı da geri alındı.1

    Resûl-i Ekrem Efendimiz etrafı araştırmak maksadıyla burada bir gün bir gece kadar bekledi. Sonra Medine’ye geri döndü.2

    * * *



    Îs Seferi

    Hicretin 6. senesinin Cemaziyelevvel ayı. Kureyş müşriklerine âit bir ticaret kervanının Şam’dan Mekke’ye doğru gitmekte olduğu Medine’de işitildi.

    Peygamber Efendimiz, Kureyş müşriklerini iktisaden güç durumda bırakmak maksadıyla, Hz. Zeyd bin Hârise kumandasında yüz yetmiş kişilik bir süvari birliğini bu kervanı ele geçirmek üzere yola çıkardı.

    Mücâhidler, Îs denilen mevkide Kureyş kervanına rastgeldiler. Kervandaki mallara el koydular. Adamları da esir aldılar. Resûl-i Ekrem Efendimizin kerimesi Hz. Zeyneb’in kocası olan Ebû’l-Âs bin Rebî’ de bu esirler arasındaydı.

    Mücahidler, malları ve esirleri Medine’ye getirdiler. Peygamber Efendimiz, malları mücahidler arasında taksim etti.1

    Ebû’l-Âs, Hz. Zeyneb’e, “Babandan, benim için emân al” diye haber göndererek himâyesini istedi.

    Hz. Zeyneb de onu himâyesi altına aldığını Müslümanlara bildirdi. Peygamber Efendimiz de kızına, “Senin himâyene aldığın kimseyi, biz de himâyemize aldık” buyurdu.2

    Hz. Zeyneb, Resûl-i Ekrem Efendimizden, Ebû’l-Âs’ın ganimet alınan mallarının da geri verilmesini rica etti.

    Resûl-i Ekrem Efendimiz de bunu mücahidlerden istedi. Mücahidler de, aldıkları malların tamamını getirip ona geri verdiler.

    Ebû’l-Âs, geri aldığı mallarla Mekke’ye döndü. Sahiplerine haklarını teslim etti.

    Sonra, “Ey Kureyşliler! Kimsenin bende malı veya hakkı kaldı mı?” diye sordu.

    “Hayır” dediler, “yanında hiç bir malımız ve hakkımız kalmadı!”

    Başta Resûlullah olmak üzere, zevcesi Hz. Zeynep ve Müslümanlardan gördüğü alicenap muâmele karşısında Ebû’l-Âs’ın mânâ âlemi değişmişti.

    Bunu Kureyş müşriklerine de şöylece açıkladı:

    “Vallahi, yanınıza gelmeden önce, Müslüman olmamı engelleyen tek şey; ‘Mallarımızı götürmek için Müslüman oldu’ diye yapacağınız dedikodulardan duyduğum endişeydi.

    “Fakat, şimdi mallarınızı teslim etmiş bulunuyorum. Şehâdet ederim ki, Allah’tan başka ilâh yoktur ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed, Allah’ın kulu ve Resûlüdür!”1

    Daha sonra Ebû’l-Âs Medine’ye İslâmiyetle şereflenmiş halde döndü. Peygamber Efendimiz de yine Hz. Zeyneb’i ona verdi.2
     



Sayfayı Paylaş