Flört hakkında....

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 15 Temmuz 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Evlenecek gençlerin flört denilen bir arkadaşlığa asla ihtiyaçları yoktur. Hatta flörtün birçok sakıncası da vardır:

    Flörtte bir tuzak vardır. Flörtte çok defa, kız, erkek tarafından kandırıldıktan sonra terk edilir. Flört, gençlerde gafilce tecrübelere yol açar. Bu tecrübelerin çoğu, kötü şekilde sonuçlanır. Tecrübe için insan, cebine barut koyup kendini tehlikeye atmaz. Ateşle barut bir arada durmaz. Yılan acaba nasıl sokar diye yılanla oynanmaz.

    Flört, akıl mantık hislerini alt üst eder. Flörte alışan, sık sık arkadaş değiştirir. Kızı kandırıp terk eden erkek hain, kandırılan kız da maskara durumuna düşer. Flörtte çok defa, iffet elden gider. Namuslu bir kız için bundan büyük felaket olamaz. Flört, birçok gençleri serseri, müsrif ve perişan eder. Gençler arasında aşağılık kompleksi, kıskançlık, kin, nefret, karamsarlık, düşmanlık, anarşi ve çeşitli ruhi bunalımlar doğurur.

    Flört arzusu, tenhada buluşmaya davet eder. Sonunda, birçok gencin başı belaya girer. Bu arkadaşlıkta iş eğlenceye dökülünce, genç erkeğin güveni sarsılır. Önce kızı zorlar, arzusuna kavuşunca da kızı ayıplar, ahlaksız diye ona hakaret eder. Yüzüne demese bile gencin artık ona olan güveni kalmamıştır, başkalarıyla da böyle yapmadığı nerden malum diye düşünür. Genelde bu hissi eğlencelerden sonra hep soğukluk olur.

    Genç erkek, kokladığı çiçekten hemen doyar, sonra başka bir renk, başka bir çiçek arar. Artık bu sahne onu avutmaz, ondaki esrar, onu çeken cazibe, bağ ve düğümler çözülmüştür. O artık başka bir cazibe, daha esrarlı bir düğüm ister, başka eğlenceleri kovalar. Bu bakımdan flört hususunda kız veya kadın, çok hassas olmalıdır.

    Başından böyle işler geçmemiş bir gence, bunlar anlamsız gelir. Çünkü birisine gönlünü kaptıran genç, kendisine verilecek nasihati, deli saçması kabul eder. Onun için Peygamber efendimiz, (Sevgi insanı sağır ve kör eder) buyurdu. Sağıra ne anlatsanız duymaz. Köre bütün renkleri gösterseniz, birini diğerinden ayıramaz. Seven kimsenin de gözüne bir şey görünmez. Morfinman gibi olur. Her bakımdan yanlış da olsa, yine onunla evlenmeyi ister.

    Atalarımız da demişler ki:
    Aşık ile delinin farkı, biri gülmez, biri ağlamaz.
    Aşk başta karar etse, akıl firar eder.
    Aşk bir deryadır, dalmayan bilmez.
    Bir yiğit ne kadar kahraman olsa, sevdiğine yenilir.
    Sevda geçer yalan olur, sonu sokar yılan olur.

    Flört sonucu evlenen gençlerin çoğu sonunda pişman olur. Bu bakımdan salih ana babanın tavsiyelerine mutlaka uymalıdır! Ana baba, oğlunun veya kızının evleneceği kişiye, evlatlarının gözü ile bakmaz. Acı tecrübelerin verdiği firasetle bakar. Atalarımız, (Ulu sözü dinlemeyen uluya kalır) demişlerdir.

    Gönül iyiyi de kötüyü de sevebilir. Bu bakımdan sevdiğimiz kimse ile değil, iyi kimse ile evlenmek önemlidir. Sevdiğimiz kimse kötü de çıkabilir. (Seven yanılmaz) demek çok yanlıştır. Hislerden meydana gelen sevgi bir ölçü değildir. Buna sevgi denmez heves denir. Gençler akıllı olmalı, sevgi ile hevesi karıştırmamalıdır.

    Mağdur olan genç kız
    Bodrum’dan “Solgun gül” rumuzlu okuyucu özetle diyor ki:

    “19 yaşındayım. Flörtle ilgili yazınızı dikkatle okumamış, şöyle bir bakmıştım. Gerçi baksam da, başında kavak yelleri esen bir kimseye elbette etkisi olmazdı. Başından böyle işler geçmemiş gençlere, bunların pek tesirli olmayacağını, çünkü Peygamberimizin, (Sevgi insanı sağır ve kör eder) buyurduğunu bildirmiştiniz. Bunu acı tecrübeler sonunda anladım. Genç kızların benim düştüğüm çukura düşmemeleri umudu ile yazıyorum.

    Ablamın kesip sakladığı yazınızda, (Flört, gafilce tecrübelere yol açar. Tecrübe için, ateşle baruta yaklaşılmaz. Ateşle barut bir arada durmaz. Erkek, önce kızı zorlar, arzusuna kavuşunca da, kızı ayıplar, ahlaksız der!) demiştiniz. Biz de evlenmek gibi temiz niyetlerle gezdik, tozduk ve beraber olduk. Ondan sonra benden ayrılmak için bahaneler aramaya başladı. (Sen benimle niçin evlenmek istiyorsun?) dedi.

    Ben de, o anda laf olsun diye, (Yakışıklısın, terbiyelisin, soylusun, boylusun, hem de iyi huylusun!) gibi şeyler söyledim. Bunları söyler söylemez, (Demek benden daha yakışıklısını bulsan onu tercih edeceksin, seni ahlaksız seni!) diye bana çıkışmaya başladı. Gidiş o gidiş, bir daha gözüme görünmedi. Şimdi, o yazınızda, (Hercai genç erkek, kokladığı çiçekten hemen doyar, sonra başka bir renk, başka bir çiçek arar. Artık bu sahneler onu avutmaz, ondaki esrar, çözülmüştür. O artık, daha esrarlı bir macera peşindedir) diye ifade edilenleri daha iyi anlıyorum.”

    Okuyucumuz, (Evlenmek gibi temiz niyetlerle...) diyor. Evlenmek niyeti temiz ise de, yapılan işler kirlidir. Evliliği, böyle kirli işler, günahlar üzerine kurmak doğru değildir. Günah mefhumuna inanmayan veya günaha önem vermeyen kimselerle evlenmek doğru değildir. Çünkü onlar evlendikten sonra da günah işlemekten korkmazlar. Onların tek korkusu başkalarının ayıplamalarıdır. Kimsenin olmadığı yerde eğer kanun korkusu da yoksa, hiçbir şeyden çekinmezler.

    Okuyucu kızımız da o genç delikanlıya, (Sen benimle niçin evlenmek istedin?) diye aynı soruyu sorsaydı, o da, (Güzellik, zenginlik...) gibi bir şey söyleyebilirdi. O zaman, (Benden daha güzelini, daha zenginini bulsan, onu tercih etmen mi gerekir? Yiğit sözünden döner mi?) demeliydi. Fakat ne dese faydası olmazdı. Sokakta onun bunun kızına lâf atan, onu bunu yoldan çıkarmaya çalışanların tuzağına düşmemelidir.

    Bu konuda birçok mektup geliyor. Konu itibariyle olduğu gibi, hep aynı şeyleri yazmak bakımından da uygun olmuyor. Gazetelere, (Hayatım Roman) gibi, mesela (Aldananlar ve aldatanlar) veya (Mağdur olan gençler) gibi bir köşe açılabilir. Bu acı tecrübeler, tecrübesizlere örnek olabilir.

    Gençlerin, flört bataklığına düşmeden önce, evlilik öncesi ve sonrası yapacakları işleri bildiren, evlilik rehberi olabilecek yaşanmış olaylara ihtiyaçları vardır. (Yılan nasıl sokar ki?) diye herkesin kendini denemeye kalkması çok yanlış olur. Herkes acı tecrübelerin kurbanı olmamalı. Bu kurbanların acı tecrübelerini okuyarak, kendine çeki düzen vermelidir.

    Kadınların saadeti
    Fransa’nın meşhur şair kadınlarından Madam Lara Mardirous diyor ki:
    (Kadınlarınıza söyleyiniz! Sahip oldukları aile hayatının kıymetini bilsinler!.. Yaşadıkları İslami hayat ne büyük nimet, ne büyük saadet. Bu yaşayış onları öyle sıkıntılardan korur ki...

    Ah, şu omzumda hıçkırarak ağlamış kızların adedini bilseler. Kulaklarım, böyle kızların çok feci ve kalbleri yakan şikayetleri ile dolu. Evet, ışıklar ve çiçeklerle süslü balolar, konserler çok tatlı gibi görünür. Aslında buralar, kadınların sömürüldüğü, erkeklere sunulduğu, şehvetlerin tatmin edildiği yerler... Buralar, bir azap hücresi, bir cehennemdir.

    Türk erkeklerine sesleniyorum:
    Kadınlarınıza, kızlarınıza bunları iyice anlatın. Sakın bu yapılanların kadınlara iyilik olarak yapıldığını zannetmesinler. Bunların sadece ve sadece kadını istismar için yapıldığını bilsinler, sakın bunlara özenmesinler.) [Cenap Şehabettin; Evrak-ı eyyam]
     



Sayfayı Paylaş