FıkralaRR

Konusu 'Sohbet' forumundadır ve SHaDe_19 tarafından 12 Aralık 2007 başlatılmıştır.

  1. SHaDe_19 Well-Known Member


    Ziyafet sofrasında ev sahibesi kontes, baskısını daha çok hissettimek için konuşmak isteyenlere sıra ile söz veriyordu. Edebiyatın toplum üzerindeki tesirleri hakkında parlak fikirler ileri sürülüyordu. Bir aralık meşhur şair Valery, bir şey söyleyecek oldu, kontes:
    - Bir dakika, dedi, dıranız gelince söylersiniz.
    Bu bir dakika yarım saati buldu. Neden sonra geveze hatip sözünü bitirince Kontes, Valery'e döndü:
    - Buyrun şimdi söyleyebilirsiniz, dedi.
    Şair cevap verdi:
    - Sadece biraz tuz rica edecektim!!!









    İki ortak yemeğe çıkmıştı. Biri: "Eyvah!" dedi. "Kasayı kilitlemedik." Beriki, pişkin, karşılık verdi:
    - Zararı yok. İkimiz de buradayız nasıl olsa."







    Öğretmen, babasına öğrenciyi şikayet ederek arkadaşlarından kopya çektiğini söylüyordu. Çocuğun babası "Caım nereden belli?" dedi. "Belki de arkadaşları ondan kopya çekiyordur."
    O zaman öğretmen şu cevabı verdi. "İmkansız, çünkü bir soruyu arkadaşı "bilmiyorum" diye cevaplandırmış, sizin ki de "ben de bilmiyorum" diye yazmış!"






    Delinin biri koğuştaki yatağında sırtüstü yatmış bir ayağını havaya dikmiş, aşağı düşmesin diye de duvara bağlamıştı. Doktor içeri girip de bu manzarayı görünce sordu: Bu da ne? Niye ayağını kaldırıp da bağlamış bu adam?
    Başka bir deli cevap verdi: "O, ayağını ampul sanıyor da ondan efendim."
    - Olmaz öyle şey, söyleyin ona indirsin.
    - Söylesek; indirir indirmesine ama, o zaman karanlıkta kalmaz mıyız?
     



  2. ShaDow_19 Well-Known Member

    :D Bu kadarda olmazki Değil mi Ama :D
     
  3. gazi25 Well-Known Member

    ellerine sağlık güzel paylaşım
     

Sayfayı Paylaş