Ferayi'dir Kızın Adı Türküsünün Hikayesi

Konusu 'Masal ve Hikayeler' forumundadır ve CAN tarafından 25 Haziran 2016 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Ferayi'dir Kızın Adı Türküsü ve Öyküsü

    Şu bizim Milâs, tarih boyunca iki uygarlığa başkentlik etmiştir. İlkin Halikarnassos'tan (Bodrum'dan) önce Karya Krallığına; daha sönra da Menteşe Beyliğine.

    Menteşe beylerinden Yakup'un oğlu İlyas, av meraklısı, dağlar sevdalısıymış. Silahını omuzladığı gibi, dağlara düşermiş. O dağ senin, bu dağ benim. Hani, bizim Muğla'mızın dağları da dağdır ha. Adam, avcı olmasa bile aç kalmaz Muğla dağlarında. Mevsimine göre çıntar (mantar) toplar, közde kebap edip yer. Mersindi, çilekti, geyik elmasıydı, haruptu, incirdi; doyurur karnını. Sözün akışını değiştirmiyelim; İlyas Bey'den anlatıyorduk: Bu İlyas Bey, bir ilkyaz günü Muğla dağlarında av ardında koşuyormuş. Göktepe dolaylarında olacak; dünya güzeli bir Yörük kızına rasgelmiş. Bilinir ki; Yörükler yazı yaylada, kışı yazıda (ovada) geçirirler. İlyas Bey; bu becene(ıssız) dağ başında bir güzeller güzeliyle karşılaşınca şaşırmış:

    - İn misin, cin misin? diye sormuş. Kız:
    - Ne in'im, ne cin! Sencileyin bir insanım.
    - Peki, ne arıyorsun bu dağ başında?
    - Kuzularımı, oğlaklarımı güderim. Ya sen?
    - Ben mi? av avlayıp kuş kuşlardım ki; bugün bahtım karşıma seni çıkardı. Adın ne senin?
    - Ferayi.
    - Ferayi. Ferayi. Ferayi...
    - Benim Türkmen adımı Beyenmedin yalım "galiba"?
    - Yoo. Çok Beyendim de, Beyendiğimden, düşürmem adını dilimden.
    - Ya senin adın ne? Neyin nesi, kimin fesisin?
    - Adım İlyas. Yakup beyin oğlu.
    - Ooo. Beyimizin oğlu beyimiz onurlandırmış obamızın konduğu yerleri. Ne mutluluk canımıza. Hadi, çadırımıza buyur da, bir tas ayran sunayım sana. Açsındır, çökelek çıkarayım.

    İlyas Bey, Ferayi'nin sunduğu çökeleği bazlamaya sarıp yemiş, tas tas ayran içmiş. Bir yadan da, Ferayi'yle evlenmeyi kafasına koymuş, içini açmış:

    - Benle evlenir misin Ferayi?
    - Bunu anam-atamla konuşman gerek bey..

    İlyas Bey dönmüş Milas'a. Anasına iletmiş kararını:

    - Ana can, hep, benim evlenmemi ister durursun değil mi?
    - Hemde nasıl! Hayrola, buldun mu yoksa gönlünün sultanını?
    - Buldum ana. Senden dileğim odur ki; dileğimi bey babama açasın.
    - Olur oğul. Kim ki gelinimiz olacak kız?
    - Göktepe'de oba kurmuş Yörük kızı Ferayi.

    Yakup bey, adamlarından birkaçını yanına alıp, varmış, Ferayi'nin obasına. Hoş-beşten sonra da çıkarınış ağzında baklayı:

    - Gelişimiz şundandır ki; diye söze başlamış... "Bahçenizdeki gülü dermeye geldik, sizinle kardeşlik olmaya geldik... Oğlum bir Beyenmiş Ferayi'yi, ben iki Beyendim..."

    Bey bu, sözü buyruktur. Ferayi'nin babası da mırın-kırın etmemiş:
    - Civan oğlun İlyas'a kız vermek, obamıza şan verir, demiş.

    Düğün hazırlıklarına tezelden başlanması kararlaştırıldıktan sonra konuklar daha oturmamışlar. Muştuyu İlyas'a ve halka vermek için, Milâs'a doğru yola koyulmuşlar.

    Onlar obadan uzaklaşırken, Ferayi'nin ağabeyi Mıstık dönmüş sürüyü yaylatmaktan. Neler olup bittiğini sormuş babasına. Babası:
    - Obamızın başına devlet kuşu kondu oğul! diye girmiş söze; "Yakup Beyoğlu İlyas Bey, bacın Ferayi'ye gönül koymuş ki; babası Ferayi'yi istemeye gelmiş..."

    Mıstık:
    - O İlyas olacak beyoğlu Ferayi'yi nerde görmüş? demiş ve "Anlaşılan Ferayi onunla yavuklanmadan (nişanlanmadan) görüşmüş. Ben bunu ar ederim. İlyas kendine başka kısmet arasın" diye eklemiş. Nice ısrar etmişlerse de, "nal" demiş, "mıh" dememiş Mıstık.

    - Ferayi, bakmış ki başka yol yok; haber salmış İlyas Bey'e:
    "- Beni falan gün Kanlı Kapuz'un (kanyonun) ağzında bekle. Ben çeyizimi sarı mayaya (dişi deveye) yükler gelirim. Ordan da kaçarız birlikte..." İlyas Bey, atlamış atına, kavil (buluşma) yerine doğru yola düzülmüş. Gelin görün ki; Mıstık sezmiş olan biteni. İzlemiş Ferayi'yi. Kanlı Kapuz'un başında yakalamış. "Demek İlyas'la kaçacaksın ha?" diyerek, çekmiş bıçağını, delik-deşik etmiş biricik bacısını. Sonra da kendini, kapusun kara derinliklerine atmış. İlyas bey kavil yerinde, çeyiz yüklü sarı mayayı başıboş görünce, yüreği ağzına gelmiş. Az sonra da Ferayi'nin, al kanlar içindeki ölüsünü bulmuş. Bunun üzerine İlyas Bey ne yapmış, bilmiyoruz. Bildiğimiz bir yey var: Halk usta, bu acılı öyküyü türküleştirmiş, dünya durdukça çığrılsın; sevenlerin arasına kimse girmesin diye:

    Ferayidir gızın adı Ferayi de yandım aman
    Esmer yarim de aman da Ferayi
    Türkmen de gızı,katarlamış mayayı of yandım aman
    Esmer yarim de aman da mayayı
    Ninni ninna,ninni ninnana,nininih,ninaynam
    Aman da aman Ferayi

    Demirciler demir döğer,tuncolur öf yandım aman
    Esmer yarim de aman da tuncolur
    Sevip sevip ayrılması,gücolur öf yandım aman
    Esmer yarim de aman da gücolur.
     



Sayfayı Paylaş