Faziletli Sözler

Konusu 'Karışık Sözler' forumundadır ve GuNaHKaR tarafından 16 Ekim 2015 başlatılmıştır.

  1. GuNaHKaR Well-Known Member


    Âlim ve velilerin kabirlerini ziyaret ediniz! Zira, o büyükler ziyaret edenlere şefaat ederler.

    Allah rızası için yapılan hizmette vermek vardır, almak yoktur. Bu yolda dünyada almak yoktur, ahirette alınacak. Eğer almak istiyorsanız dünyada verin. Dünyada almak olmaz. Almak ahirette.

    Allahü teâlâ bu iki nimeti vermişse bu seçilmiş demektir. Bunu Allahü teâlâ seçmiş ve sevmiş, ben seçmiyorum, ben sevmiyorum olur mu hiç öyle şey.

    Allahü Teâlâ, başkasına acımayana merhamet etmez, af etmeyeni af etmez, özür kabul etmeyenin özrünü kabul etmez.

    Başkasını düzeltmek istiyorsan, önce kendini düzelt!

    Bir günah işleyen hemen bir iyilik, bir hayır işlemelidir. Sevap gelir, günah gider. Birbirini dengelemelidir.

    Bir insan için, en kötü beş şey; imansızlık, kibir, şükür azlığı, kötü ahlak ve cimrilik.

    Büyüklerin kalbinde bir kuruş menfaat düşüncesi olsaydı, yaptığı hizmetler dururdu.

    Cömertlik, Allahü teâlânın büyük bir nimetidir. Siz cömert için üzülmeyin, çünkü o düşerken Allahü teâlâ elinden tutar, kaldırır onu.

    Çalışmayıp, herkese muhtaç kalanların, dini ve aklı noksan olur.

    Çok şey isteyin, isteyenin değil verenin azametine bakın. Namazda şehitlik evliyalık isteyin.

    Din bilgileri; dünya ve ahirette huzuru ve saadeti kazandıran bilgilerdir.

    Din; insanları ebedi saadete götürmek için, Allahü teâlâ tarafından gösterilen yol demektir.

    Dünya imtihan yeridir. Burada dost ve düşmanlar karıştırılıp hepsine merhamet edilmiştir. Ahirette yalnız dostlara merhamet edilecektir.

    Dünya malı için üzülmek, kalbe zulmet; ahiret için üzülmek ise, kalbe nurdur.

    Dünya ve ahirette iyilik, sabır ile ele geçer.

    Dünyada en zor şey, bu büyükleri tanımaktır. Her şeye bu büyükleri tanımakla kavuşulur.

    Dünyadan sonraki yolculuk çok uzundur. O uzun sefer için, yol azığı hazırlayınız!

    Edeplere riayet etmeden yapılan hizmetlerin, faydası yoktur.

    En büyük düşman nefs ve işlediğimiz günahlardır. En yakın dost da tevbe istiğfardır.

    En faziletli amel; nefsin istediğinin tersini yapmaktır.

    Haram yiyenlerin, bütün azaları istese de istemese de, günah işler. Helal yiyenlerin azaları ise, ibadet eder.

    Her fenalıktan uzak kalmanın yolu, dili tutmaktır.

    Herkesi kuyunun dibinde gören kimse, kendisi kuyunun dibindedir.

    İlmi olmayan kimsenin, dünyada da, ahirette de hiç kıymeti yoktur.

    İman çarşıda satılmaz, miras kalmaz. İyiliğe elverişli olmayan kişi Peygamberi görse de Müslüman olamaz.. Allahü teâlâ seçiyor. Buna verdim diyor. Seni dost edindim diyor Cenab-ı Hak… Müslüman demek, Cenab-ı Hakkın seçtiği, dost edindiği insan demektir, ona göre hareket edin.

    İmanın düşmanı içimizde, kendi nefsimiz, bunun da yardımcısı şeytan, meydanı da dünyadır.

    İnsan nasıl yaşarsa öyle ölür. Nasıl ölürse öyle dirilir. Allah’ın dinine hizmet için yaşayalım. Yoksa kendin için, bilmem ne için yaptığın, uğraştığın her şey, boştur. Sıfırla uğraşan, sıfırdır. Gerçekle uğraşan, aziz olur. Gerçek, Allahü teâlânın beğendiği şeylerdir.

    İnsanın eline diken bile batsa bir günah sebebi iledir. Günahın karşılığı dünyada veriliyorsa büyük nimettir. Ahirette verilirse felakettir. Suç varsa ceza vardır.

    İnsanların müptela olduğu bela ve musibetlerin en büyüğü, ahiret ve dünya işi ile meşgul olmayıp, boş oturmaktır.

    Kendisinin ve çoluk çocuğunun geçimini temin etmek için çalışmak farzdır.

    Kızdığı zaman, kendisine emanet edilen sırları ifşa edenler, aşağı kimselerdir.

    Kibir ve öfke, insanın başına çok felaketler getirir.

    Kötülerle düşüp kalkan ve onları müdafaa edenler de kötülerdendir.

    Mal cimrilerde, silah korkanlarda, idare de zayıflarda olursa, işler bozulur.

    Mürşid-i kâmil demek, hakkı hak, bâtılı bâtıl bilen zat demektir. Onlara kavuşanın ve hatta onların sâdık bendelerine, talebelerine kavuşanın en büyük kârı, hakkı hak, bâtılı bâtıl bilmesidir. Bu ise, erişilmesi en zor noktadır. Dünyada en zor şey, doğruyu bulmaktır .

    Şerefli ve asil kimse, sözünde durur. Akıllı olan yalan söylemez. Mümin olan, gıybet etmez.

    Uğraşmadan ve çalışmadan, Cennete kavuşacağını zanneden, hayale kapılır.

    Hakiki müslümanın üç vasfı vardır:
    1-Doğru iman,
    2-Sahih ibadet,
    3-Ehl-i sünnet itikadını yaymak. Bu üç büyük nimetin devam etmesinin şartı İhlas ve sabırdır.

    Allahü teâlâ bir kuluna iki şey vermişse her şeyi vermiştir:
    1-Doğru iman, yani ehl-i sünnet itikadı.
    2-Büyükleri tanımak. [Mezhep ve itikad imamlarımızı, ehl-i sünnet âlimlerini, silsile-i aliyye büyüklerini tanımak, yani yollarında olmak, hepsinin yolu birdir.]

    Tarla ve bahçenin, hasıl olan nimetin şükrü uşurla verilir. Malın, paranın şükrü, zekatıyla olur, aynı zamanda malı, parayı temizler. Zekatı vermeyen iki suç işlemiş olur:
    1- Emre itaatsizlik,
    2- Fakirin hakkını gasp
    Namazın kabulü için de, zekat gereklidir, namaz imanla gitmeye vesile olur.
     



Sayfayı Paylaş