evlilik tavsiyeleri

Konusu 'Kadın Gözüyle' forumundadır ve Pelin tarafından 19 Şubat 2008 başlatılmıştır.

  1. Pelin Super Moderator


    BİR BABANIN OĞLUNA EVLİLİK TAVSİYESİ

    Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş:
    'Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum' demiş.

    Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı 'Olur' demiş çekine
    çekine...

    Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup
    üçünün de altını yakmış.

    'Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana' demiş oğluna.
    Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş...
    Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına.

    Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki
    kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş. Her üçünü de yirmi
    dakika süreyle kaynatmış. Daha sonra kapları indirip yemek masasına
    buyur etmiş oğlunu.

    Yemek masasında üç tabak duruyormuş. Kaplarda kaynayan havuçları,
    yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara
    yerleştirmiş. Sonra oğluna dönüp sormuş: 'Ne görüyorsun?'

    Oğlu düşünürken açıklamaya başlamış.

    'Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış.

    Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama içleri
    katılaşmış.

    Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, başta neyseler sonunda da
    öyleler.. '

    Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş:

    'Evlilikte aşk ve şefkat birlikte olmalıdır. Aşksız bir evlilikte her
    iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi birbirlerini tüketirler,
    eskitirler, pörsütürler.

    Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül
    etseler de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar,
    birbirlerinden uzaklaşırlar.

    Aşkın da şefkatin de olduğu bir evlilikte ise, şartlar ne olursa
    olsun, eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi, birbirlerinin yanında
    kalırlar, kendi kişiliklerini yitirmezler. Kahve tanelerinin tekrar
    kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da birbirleriyle baş başa uzun
    yıllar geçirmeye isteklidirler.

    Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu. 'Asıl ders bu değil!'
    dedi baba. Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde bıraktığı kapların
    içinde kalan suları gösterdi.

    'Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak... İkisinde de bir
    tat yok ' Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir
    fincana boşalttı. Mis gibi taze kahve kokuyordu. Fincanı oğluna
    uzattı. 'İçmek istersin herhalde' dedi. Oğlu kahvesini yudumlarken
    konuşmasını sürdürdü. 'Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen
    eşlerin paylaştığı yuva da işte böyle olur. Mis gibi, temiz ve huzur
    verici. Başka herkesin fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve
    gibi...

    Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle
    davranarak hayata kendi tatlarını, kokularını ve renklerini katmayı
    başarırlar..


    Kahve tadına bir hayat gecirmeniz temennisiyle...

     



Sayfayı Paylaş