Etkili Öğretmenlik Eğitimi

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 21 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    ÖZET:
    Bu kitap, öğretmenlik mesleğinin nasıl daha etkili yapılacağını, öğrencilerin bilgilendirilip, olgunlaştırılırken çatışmaları azaltıp, sistemin veriminin nasıl artırılacağını anlatmaktadır. Öğretmen-öğrenci ilişkileri, ortaya çıkabilecek sorunlar, çözüm yöntemleri, sorunları çıkmadan önlemek, etkin dinleme ve yararları, sınıfta tartışma, öğrenci-veli, veli-öğretmen ilişkileri kapsamlı olarak incelenmektedir.
    Öğretme-öğrenme sürecinin etkili olabilmesi için öğreten ve öğrenen arasında çok özel bir ilişkinin kurulması gerekir. İşte bu kitapta öğretmenin söz konusu bağlantıları sağlayabilmesine yarayacak iletişim becerilerini ele almaktadır. Öğretmen ve öğrenci arasındaki ilişki, açıklık, önemsenmek, birbirine ihtiyaç duymak, birbirinden ayrı olmak, ihtiyaçlarını karşılıklı olarak giderebilmek özelliklerini içerirse, iyi bir öğretmen-öğrenci ilişkisi kurulmuş demektir.
    Öğretmenler, sorun ortaya çıkınca, sorunları nasıl etkili bir biçimde tepki göstereceklerini bilemediklerinden yardımcı olamazlar. Öğretmen, öğrencinin davranışının kabul edilemez olduğu mesajını verir, onun değişmesini, sanki sorunu yokmuş gibi davranmasını ve sorunu ne olursa olsun onu bir kenara bırakmasını ister. Öğretmenin bu yaklaşım diline Etkili Öğretmenlik Eğitiminde "Kabul etmeme dili" denir. Bu dil iletişimin on iki engeli içermektedir. Bunlar öğrencinin öğrenmesini engelleyen sorunları çözmesinde gerekli olan iki yönlü iletişimi yavaşlatır, engeller ya da bütünüyle yok eder. Bu engelleri şöyle sıralayabiliriz :

    1. Emir vermek, yönlendirmek,
    2. Uyarmak, gözdağı vermek,
    3. Ahlak dersi vermek,
    4. Öğüt vermek, çözüm ve öneri getirmek,
    5. Öğretme, nutuk çekmek, mantıklı düşünceler önermek,
    6. Yargılamak, eleştirmek, suçlamak, aynı düşüncede olmamak,
    7. Ad takmak, alay etmek,
    8. Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak,
    9. Övmek, aynı düşüncede olmak, olumlu değerlendirme yapmak,
    10. Güven vermek, desteklemek, avutmak, duygularını paylaşmak,
    11. Soru sormak, sınamak, sorguya çekmek, çapraz sorgulamak,
    12. Sözünden dönmek, oyalamak, alay etmek, şakacı davranmak, konuyu saptırmak.

    Sorunlu öğrencilere yardım etmenin etkili yollarını, usta danışmanlar kişiyi konuşmaya başlatmak ve onu dinleyerek yolunu açmak olduğunu söylerler. Etkili biçimde yardımcı olmanın dört farklı yolu vardır :
    1. Edilgen Dinleme (sessizlik): Öğrenciye gerçekten kabul edildiğini duyumsatan ve sizinle daha fazla paylaşması için yüreklendiren çok güçlü bir iletidir.
    2. Kabul Ettiğini Gösteren Tepkiler: Dinlerken, özellikle duraklamalarda gerçekten dinlediğinizi göstermek için sözlü ya da sözcük belirtileri vermeye "kabul tepkileri" denir. "Hı-hı", "evet", "anlıyorum" gibi...
    3. Kapı Aralayıcı İletiler: Öğrenciler, bazen daha çok konuşmak ve konuşmaya başlamak için ek yüreklendirme beklerler. Bu iletilere kapı aralayıcılar denir. " İlginç, devam etmek ister misin?, söylediklerin çok ilginç " gibi.
    4. Etkin Dinleme: Etkin dinleme öğrenmeyi kolaylaştırmada, sorgulamayı, yüreklendirme de öğrencilerin düşünme, tartışma, soru sorma ve araştırmada kendilerini özgür hissedecekleri ortamı oluşturmada güçlü bir araçtır. Dinleyenin yalnız duyduğunu değil, aynı zamanda doğru olarak anladığını da gösterir. Bu nedenle usta dinleyici etkin dinlemeyi daha yaygın kullanır.
    Etkin dinleme öğrencileri belirli konular üzerinde tartışmaya yüreklendirir. Öğrenmeye direnci olan öğrencinin direncini kırar. Bağımlı ve boyun eğen öğrencilere yardım eder. Öğrencilerin olumsuz olaylarla ilgili duygularını sınıf içinde açıkça tartışmalarına yardımcı olur.
    Etkin dinlemeyi kullanan öğretmenler, tartışma grubundaki öğrencilerin güçleri, yetenekleri ve özel ilgi alanları hakkında edindikleri bilgileri, daha sonra sınıf yararına kullanabilir. Öğrenmeye karşı direnme, öğrencinin bir sorunu olduğunu gösterir. Bu da etkin dinleme ile çözülür. Etkin dinleme bağımlı öğrencilere yardımda da kullanılır, sorunun sorumluluğunun öğrencide bırakılıp kendi çözümünü bulması sağlanır.
    Öğrenciler sorun çıkarınca öğretmenler ne yapabilir? Bu sorunun cevabını ararken yazar, öğretmenlerin öğrencilerle yüzleşirken gönderdikleri iletileri

    Üç ana başlıkta toplamıştır:
    1. Çözüm iletileri
    2. Bastırıcı iletiler
    3. Dolaylı iletiler

    Çözüm iletileri, öğrencilere tam olarak davranışlarını nasıl değiştireceklerini, ne yapmaları gerektiğini, ne yaparlarsa daha iyi olacağını ya da ne yapabileceklerini gösterir. Çoğu öğretmen çözüm iletilerini, kendi gereksinmelerini kısa yoldan elde etmek için kullanırlar. Yanlış olan, işe yaramaması ve yaradığı zaman bile taşıdığı gizli iletiler neden ile öğrenciyi küstürüp uzaklaştırmasıdır. Çözüm iletileri, öğrencilerinin öğretmenlerine aynen karşılık verme tehlikesini taşırlar.
    Yargılamak, eleştirmek, suçlamak, aynı düşünceyi paylaşmamak, ad takmak, alay etmek gibi özellikler içeren bastırıcı iletiler, öğrenciler tarafından ya önemsenmez ya da yetersizlik duygularını pekiştirir. Öğrenciler genelde bunlara gülüp geçerler.
    Dolaylı iletiler alay etmeyi, iğnelemeyi, takılmayı, utandırmayı içerir. Bunlar, çok gizli olduklarından ya anlaşılmazlar ya da öğretmenlerin sinsi davranışları olarak nitelendirirler.
    Etkili öğretmenlik eğitiminde öğrencilerle daha iyi iletişim kurabilmek için öğretmenler sen-iletileri yerine, içinde sen zamiri olmayan ben-iletileri kullanmaları tavsiye edilmektedir. Sen iletiler öğrenciyi olumsuz yargılayan, ben-iletileri ise öğretmenin sorun karşısındaki duygularını dile getiren ilişkilerdir. Öğrenciler sen-iletileri ile hemen her zaman kötü olduklarını algılarlar.

    Ben-iletileri iki açıdan "yükümlülük iletileri" olarak adlandırılabilir:
    1- Ben-iletilerini gönderen öğretmen, kendi duygularının bilincinde olmak için önce kendini dinleme ve duygularını tüm açıklığıyla öğrencileriyle paylaşma yükümlülüğü taşır.
    2- Ben-iletileri, davranışın yükümlülüğünü öğrencide bırakır.

    Ben-iletilerinin üç önemli ölçütü vardır:
    1- Öğrencilerinin davranışını değiştirme ihtimali yüksektir.
    2- Öğrenci ile ilgili çok az olumsuz değerlendirme içerir.
    3- İletişimi zedelemez.

    Ben-iletileri öğretmenleri saydam, dürüst, öğrencilerin kendileri ile anlamlı ilişkiler kurabilecekleri gerçek kişiler olarak gösterir ve yakınlığın gelişmesine yardım eder. Öğrenciler üzerinde etkili olabilmesi için ben-iletileri üç öğeyi taşımalıdır:

    1. Sorun oluşturan davranışın tanımlarını içermelidir.
    2. Öğrencinin kabul edilmeyen davranışını öğretmen üzerindeki kesin gerçek, somut etkisinin ona söylenmesidir.
    3. Duyguların dile getirilmesidir.

    Ben-iletilerinin olası tehlikeleri; bu iletileri uygulayabilecek kişinin kendini tüm çıplaklığıyla ortaya koyması, insanın kendini değiştirme ihtimali ve alması gereken sorumluluktur. Öte yandan etkili ben-iletileri, düşüncesiz kimseleri düşünceye yöneltir. Öğretmenlerin ben diliyle konuşmaları, öğrencilere insanlar arası etkili iletişimi öğretir. Çünkü onlar öğretmenlerini kendilerine model olarak alırlar.
    Yazar, öğretmenlere sınıf ortamında karşılaşılabilecek sorunları önlemek için sınıf ortamına yenilikçi düşünceyi entegre etmeyi, sınıf ortamını değiştirmeyi, zenginleştirmeyi, yalınlaştırmayı, sistemleştirmeyi ve sınıfta zamanı verimli kullanmayı önermektedir. Öğretmenlerin öğretebildiği öğrencilerin öğrenebildiği, her birinin "insan" olabildiği zamanlardır. O zaman dersler her iki taraf için daha zevkli olacaktır.
    Ben-iletilerinin etkisiz olduğu, sınıf ortamını değiştirmenin işe yaramadığı durumlar iki nedene bağlanabilir: Ya çocuğu kabul edilemez davranışa yönelten dürtü çok güçlüdür ya da öğretmeni ile iyi ilişkiler içinde olmadığı için onun ihtiyaçlarını umursamaz sonuç olarak, pek çok sınıfta öğretmen ve öğrenciler zaman zaman ihtiyaç çatışması yaşayabilirler. Bu amaçla öğretmenler genellikle otoriteye başvururlar. Öğretmenler, otoritenin nasıl kullanıldığını ve olumsuz etkiler yaptığını çoğu zaman bilemez ya da fark edemez.

    İki tür otorite vardır:
    1. Birinci tür, uzmanlığa, bilgiye, deneyime dayanır. Bu otorite, çocukların kendilerine ve öğretmenlerine yakıştırdığı psikolojik boyut farklarını gösterir. Öğrenci büyüdükçe kendi psikolojik boyutu da büyür.
    2. İkinci türü ise öğretmenin öğrenciyi ödüllendirme ve cezalandırma gücünden doğar. Öğretmen otoritesini ödül ve ceza gücünden alır.
    Yazarın öğrenci-öğretmen çatışmalarında uygulanmasını önerdiği sistem kaybeden-yok yöntemidir. Bu yöntem, göreceli olarak eşit güçte olanlar arasındaki çatışmaların çözümünde etkili tek yöntemdir. Bu yöntem bir süreçtir. Kaybeden-yok yöntemini uygulayabilmenin ön şartları:
    § Etkin dinleme konusunda yetkinleşme gerekir.
    § Öğrencilerin duygu ve düşüncelerini olduğu gibi kabul gerekir.
    § Öğretmen doğru ben-iletisi ihtiyaçlarını açıkça ortaya koymalıdır.

    Bu yöntemde sorun çözmenin aşamaları şöyledir:
    1. Sorunu tanımlama,
    2. Olası çözümler üretme,
    3. Çözümleri değerlendirme,
    4. En iyi çözümün hangisi olduğuna karar verme,
    5. Bu kararları nasıl uygulanacağını belirleme,
    6. Çözümün başarısını değerlendirmedir.
    Yazar, yukarıda kısaca özetlenen konular dışında okul ortamında değerlerin çatışması ve çatışmalarla nasıl baş edilebileceğini, daha iyi bir öğretim için okulun nasıl iyileştirilmesi gerekliliğini, öğretmenler için problem çözmede grup toplantılarının önemini, toplantı öncesi ve sonrası yapılması gerekenleri detaylı olarak irdelemiştir. Bu kitap yalnızca sınıf ortamında iyi bir iletişim kurmak isteyen öğretmenler için değil, aynı zamanda günlük ve aile yaşantısında karşısındaki insanı anlamak ve kendini anlatmak isteyen tüm bireyler için okunması gerekli bir kaynaktır.
     



Sayfayı Paylaş