Etkileyici mesajlar

Konusu 'Karışık Sözler' forumundadır ve GuNaHKaR tarafından 16 Ekim 2015 başlatılmıştır.

  1. GuNaHKaR Well-Known Member


    “İyi insan lafın üstüne gelir” demişse eskiler ve ben sürekli seni konuştuğum halde gelmiyorsan; demek ki iyi bir insan değilsin.

    2 duble rakıdan sonra herkes herkesi sever, söyle ona beni kahvaltıda sevsin…

    Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur.

    Alt yapısı olmayan bir şehir gibiyim. Ne zaman hüzünlensem gözlerimi su basıyor. Ve ne zaman seni düşünsem, kalbimin trafiği aksıyor.

    Aslında her insan bir romandır ve biraz kahramandır. Gün gelir anlar ki, harcadığı tek şey hayalleri değil, zamandır…

    Aşk bir uçurumdan düşmek gibidir, bunun için sevgiliye “yar” denilir.

    Aşk davaya benzer, cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki!

    Aşk; görmekten çok özlemeyi sever, dokunmaktan çok düşlemeyi.. Ve aşk öyle haindir ki; nerde imkansız varsa gider onu sever.

    Aşk; kelime değil bir cümledir. Kurmak içinse, özneyle yüklem değil, iki yürek gerekir.

    Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasır gibidir.

    Aşkın her halini gördüm, artık ne hali varsa görsün…

    Aydınlık neyin oluyor senin, gökyüzü akraban filan mı? Beni bulur bulmaz gözlerin şimşek çakıyorum yalan mı?

    Bana kalsa gökyüzündeki tüm yıldızlar yerine bütün insanlara senin gözlerinde ışıldayan bir çift yıldız gönderirdim.

    Başkalarının senin hakkında ne düşündükleri konusunda endişe duyduğun sürece, onlar senin sahibindir.

    Başkasının önünü aydınlatırken kendi yolumuza da ışık tutarız.

    Bazı anlar vardır unutamazsın. Tekrarını istersin ama pozisyon kaçmıştır…

    Bazı insanların kaderi istiridyeye benzer, kalplerinde sakladıkları bir inci için, köklerinden sökülürler.

    Belki hiç bir şey yolunda gitmedi ama hiçbir şey de beni yolumdan etmedi!

    Ben sende tattım aşkı sevdayı ben sende anladım birini sevip onun olmayı bu bendeki sen hep yaşayacak

    Benim şiirlerim çay kokar, düşlerim sade sen. Demlikte nefesin, bardakta gamzen…

    Biliyorum, sığmazsın hiçbir yere bu sevdayla, dünya sana dar. Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var.

    Bir gül kadar güzel ol ama dikeni kadar zalim olma… Birine öyle bir söz söyle ki, ya yaşat ya da öldür; ama asla yaralı bırakma…

    Bir gün gelir de unuturmuş insan en sevdiği hatıraları bile… Bari sen her gece yorgun sesiyle, saat on ikiyi vurduğu zaman, beni unutma. Çünkü ben her gece o saatlerde seni yaşar ve seni düşünürüm…

    Bir ilişkiyi kadın başlatır, kadın bitirir. Ama başlatan ve bitiren aynı kadın olmayabilir.

    Bir kere sevdaya tutulmaya gör; ateşlere yandığının resmidir. Aşık dediğin, mecnun misali kör; ne bilsin alemde ne mevsimidir.

    Bir merhaba yeterdi tanışmamıza, yüreğinde aşk kadar cesaret olsaydı.

    Bir tohum verdin çiçeğini al. Bir çekirdek verdin ağacını al. Bir dal verdin ormanını al. Dünyamı verdim sana bende kal.

    Biz birbirimize dönmüş iki ayna gibiyiz. İçimizde binlerce olsa da görüntümüz biz sadece birbirimizi görürüz…

    Bizi biçimlendiren hayatımızdaki olaylar değil, bu olaylar karşısında geliştirdiğimiz inançlardır.

    Boğazıma takıldı sevdan. 3 kere sırtıma vur helal de; alışık değilim harama, ondan olacak herhalde.

    Bu kadar yürekten çağırma beni. Bir gece ansızın gelebilirim. Beni bekliyorsan, uyumamışsan, sevinçten kapında ölebilirim.

    Bugün dünyayı istediğin renge boya, bu rengi insanlara tüm sevginle dağıt, kendini sevginin bir rengi diye tanıt, çünkü senin varlığın sevgiye en güzel kanıt.

    Bugün her zamankinden farklı bir şey yapayım dedim olmadı yine sana defalarca âşık olup seni düşündüm.

    Dudağında yangın varmış dediler, ta ezelden yayan koşarak geldim. Alev yanaklara sarmış dediler, sevda seli oldum; taşarak geldim.

    Dünyadaki hiçbir çıkar, verdiğiniz sözü tutmamaya veya kendinize olan saygınızı kaybetmeye değmez.

    Eğer aç ve kimsesiz bir köpeği alıp bakar ve rahata kavuşturursanız sizi ısırmaz. İnsan ve köpek arasındaki temel fark budur.

    Eğer her zaman yaptığını yaparsan, her zaman elde ettiğinin aynısını elde edersin, daha fazlasını değil

    En ağır işçi benim; gün yirmi dört saat, seni düşünüyorum.

    Gel beraber alalım nefesimizi sevdiğim. Sensiz boğazımdan geçmiyor.

    Gençliğimi sadaka verdim şu dilenci yıllara.

    Gerek yok her sözü, laf ile beyana. Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana.

    Giden gitmiş, hüznü ayaklandırmak boşuna…

    Gittiğin yerde boşluk dolduran değil, gittiğin zaman boşluğu doldurulamayan ol.

    Gönlümün meclisinde herkes konuşsun istemem, kimse müdahale etmesin aşka. Yer gök şahidimdir ki siyasi görüşüm yoktur senden başka.

    Gözler yaşarmadıkça gönüllerde gökkuşağı oluşmaz.

    Gül biraz; bunca keder, bunca gözyaşı dinsin, gül biraz; şu gök kubbe kahkahanı işitsin. Her gidenin ardından koşmaya değmez hayat, gelecekleri bekle, gidecek varsın gitsin.

    Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan benimle meydan oku her çaresizliğe benimle uyu, benimle uyan birlikte varalım on üçüncü aylara…

    Hayat yolunda çıplak ayakla dolaşma hayal kırıklarım ayağına batabilir.

    Hayat, çatlak bardaktaki suya benzer içsen de tükenir içmesen de, bu yüzden hayattan tat almaya bak: Çünkü yaşasan da bitecek yaşamasan da.

    Hayata karşı ilk küskünlüğümüz, yanımızda sandığımız kişileri, karşımızda görmemizle başlar…

    Hiçbir harfi sensiz bir cümleye kurban etmedim…

    İçin ağlasa da kim duyar seni? Kim anlar dışarıdan olup biteni? Leyla’nın yüzünü görenler bilir: Mecnun’un kalbine batan dikeni!

    İki damla gözyaşı düştü gülüme, sonra kurudu tuzu kaldı geriye, denizleri aşıp aşkıma yol aldı bir umutla yeşerip tekrar açacak diye.

    İnsan geride bıraktıklarını özler, sahip olduğundan sıkılır, ulaşamadığına tutulur. Genelde ulaşılmaz olan hep aşk olur.

    İnsanlarla uzun süre yaşayamıyorum. Sonsuzluğun payından bana biraz yalnızlık gerek.

    Kaçınız, çırılçıplak bedenler karşısında yalnızca gözlere baktınız… Sorsalar, güya hepiniz âşıktınız…

    Kalp midir insana sev diyen yoksa yalnızlık mıdır körükleyen? Sahi nedir sevmek; bir muma ateş olmak mı, yoksa yanan ateşe dokunmak mı?

    Kelebek misalidir aşk; anlamayana ömrü günlük, anlayana bir ömürlük!

    Kirli bir çocuk yüzüyüm kapında; ama dünyanın en temiz gözleriyle bakıyorum sana. Şeker değil istediğim, yüreğini koy avuçlarıma.

    Kötü bir işin en gizli şahidi vicdandır. (Hz. Ömer Ra.)

    Nankör insan her şeyin fiyatını bilen hiçbir şeyin değerini bilmeyen kimsedir.

    Ne demiş şair. Mutluluğu benimle bulan benimdir gerisi misafir.

    Ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar, ne de şeytan bir günahı, seni beklediğim kadar.

    Ne kadar seversen, o kadar sevilirsin derken kafan mı güzeldi.

    O kadar güzel unutmuştun ki beni, hatırlatmaya kıyamadım…

    Okyanusta ölmez de insan, gider bir kaşık ”sevda” da boğulur…

    Olgun bir adamı dost edinmek isterseniz, eleştirin; basit bir adamı dost edinmek isterseniz methedin.

    Öyle bir gel demelisin ki, mesafeler anlamını yitirmeli.

    Peşinden gidecek cesaretin varsa, bütün hayaller gerçek olabilir…

    Salatalığın kabuğunu soymak, onun hıyar olduğu gerçeğini değiştirmez.

    Sen böyle güzelken bana söz düşmez bakma, şiirler yazdığıma.

    Seni soruyorlar. Öldü mü diyeyim yoksa dönecek mi? İkisi de imkansız değil mi? Çünkü biliyorum asla geri dönmezsin. Ve biliyorsun sen benim için asla ölmezsin.

    Tenine dokunabilmek mi? Hâşâ! Gözüm göz menziline girsin yeter. Hadi düş düşlerime; tutmayana aşk olsun.

    Terk etmedi sevdan beni, aç kaldım, susuz kaldım, hayın, karanlıktı gece. Can garip, can suskun, can paramparça. Ve ellerim, kelepçede, tütünsüz uykusuz kaldım, terk etmedi sevdan beni.

    Toplumun genelinin neler döndüğünden haberi yoktur. Hatta haberi olmadığından bile haberi yoktur.

    Uçurtmalar rüzgâr gücü ile değil o güce karşı koydukları için yükselirler.

    Üzgünüm diye başlayan bir cümle duyarsanız şayet, hazır olun cümlenin sonunda üzgün olan tek kişi siz olacaksınız…

    Ya canın acıya acıya adım atacaksın, ya da canını acıta acıta söküp atacaksın. İki yolda da tek bir gerçek olacak; canın çok ama çok acıyacak.

    Ya farkıma vardığında, farkın kalmamış olursa?

    Yağmalandı kalbim, ömrüm, her şeyim. Kurşuna dizdiler anılarımı, yenik düştüm bu savaşta neyleyim, bir mezar nasılsa işte öyleyim…

    Yalnızca kültürlü insanlar öğrenmeyi sever cahiller ders vermeyi tercih eder.

    Yolunu değiştirmeden gittiğin sürece, ne kadar yavaş gittiğinin bir önemi yoktur…
     



Sayfayı Paylaş