En Güzel Dini Hikayeler

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve CAN tarafından 3 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    En Güzel Dini Hikayeler Buyrun

    Cimriliğin bu kadarına pes!

    Resûlüllüh (sav) bir adam gelerek:
    - Yâ Resûlüllüa! Falanca komşum hurma saplarını benim bahçeme koyuyor. Bana eziyet veriyor dedi.
    Allah Resûlü o zâtı çağırarak ona:
    - Filancanın bahçesine koyduğun hurma saplarını bana sat teklifini yaptı. Adam:
    - Olmaz dedi. Allah Resûlü:
    - Öyle ise bana hediye et onları dedi. Adam bu teklife de:
    - Olmaz dedi. Allah Resûlü son bir teklifte bulundu:
    - Peki cennette karşılığı verilmek şartı ile onları bana ver! Adam bu son derece câzip teklife de:
    - Olmaz karşılığını verince Allah Resûlü şöyle söylemekten kendini alamadı:
    - Selâm vermekten kaçınan kimse dışında senden daha cimrî bir kimseyi görmedim.

    Haçkalı Baba Hikayesi

    Haçkalı Baba bir gün karısı Zehra Hanımla birlikte yolda giderken arkalarından gelen biri nefsinin buyruğu ve gözünün kuyruğu ile Hoca'nın çarşaflı hanımını merak ediyormuş:
    "Acaba bu çarşafın içinde nasıl bir beden var? Filan diye merak ederken adamın içindeki hinliği ve hainliği gönül ekranında seyredip duran Hoca adama yol kenarındaki bir evi göstererek:
    -Ha bu evin içi nasil bir yerdur uşağum? diye sormuş.
    Adam:
    -İlin evinin içinden dışından bana ne baba? diye cevap vermiş.
    Bunun üzerine Haçkalı Baba:
    -Doğru dersin daa! Doğru deysin eyi de... İlin çarşafından sana ne de içindekini merakedip duraysun daa? Diye gürleyince adam ibiğini bükmüş toz olmuş.
     



  2. CAN Well-Known Member

    Bu Akşam Hindistan'da

    Hz. Süleyman'ın sarayına kuşluk vakti saf bir adam telaşla girer. Nöbetçilere hayati bir mesele için Hz. Süleyman'la görüşeceğini söyler ve hemen huzura alınır. Hz. Süleyman (a.s) benzi sararmış korkudan titreyen adama sorar:
    - Hayrola ne var? Neden böyle korku içindesin? Derdin nedir? Söyle bana...
    Adam telaş içinde:
    - Bu sabah karşıma Azrail (a.s) çıktı. Bana hışımla baktı ve hemen uzaklaştı. Anladım ki benim canımı almaya kararlı..
    - Peki ne yapmamı istiyorsun?"
    Adam yalvarır:
    - Ey canlar koruyucusu mazlumlar sığınağı Süleyman! Sen her şeye muktedirsin. Kurt kuş dağ taş senin emrinde. Rüzgarına emret de beni buradan ta Hindistan'a iletsin. O zaman Azrail (a.s) belki beni bulamaz. Böylece canımı kurtarmış olurum. Medet senden!
    Hz. Süleyman adamın haline acır. Rüzgarı çağırır ve:
    - Bu adamı hemen al. Hindistan'a bırak!" emrini verir. Rüzgar bu... Bir eser bir kükrer. Adamı alır ve bir anda Hindistan'da uzak bir adaya götürür.
    Öğleye doğru Hz. Süleyman divanı toplayarak gelenlerle görüşmeye başlar. Bir de ne görsün Azrail (a.s.) da topluluğun içine karışmış divanda oturmaktadır. Hemen yanına çağırır:
    - Ey Azrail! Bugün kuşluk vakti o adama neden hışımla baktın? Neden o zavallıyı korkuttun?" der.
    Azrail (a.s) cevap verir:
    - Ey dünyanın ulu sultanı! Ben o adama öfaaalehışımla bakmadım. Hayretle baktım. O yanlış anladı. Vehme kapıldı. Onu burada görünce şaşırdım. Çünkü Allah (cc) bana emretmişti ki:
    - "Haydi git bu akşam o adamın canını Hindistan'da al!" Ben de bu adamın yüz kanadı olsa bu akşam Hindistan'da olamaz. Bu nasıl iştir diye hayretlere düştüm. İşte ona bakışımın sebebi bu idi.
    Osman Nuri Mesnevi Bahçesinden Bir Testi Su
     

Sayfayı Paylaş