En Güzel Çocuk Fıkraları Yeni

Konusu 'Çocuk Bölümü' forumundadır ve BaRıŞ tarafından 31 Mart 2013 başlatılmıştır.

  1. BaRıŞ Well-Known Member


    Çocuklar için Yeni Fıkralar Full Fıkra Arşivi

    Adres Tarifi
    Evini kaybeden küçük çocuğa polisler soruyor:
    - Yavrum senin evin nerede?
    - Parkın karşısında!
    - Peki park nerede?
    - Evin karşısında!

    Akıllı
    Eski Roma'da yargıcın biri, ölüm döşeğinde iken yardımcı hâkimi çağırıp der ki:
    - Ben artık ölüyorum; yargıçlığı sana bırakıyorum.
    - Ben nasıl yapabilirim efendim?
    - Hiç merak etme! Eğer bir akıllı ile bir deli arasında dava olursa, akıllıyı dinler ve kararını ona göre verirsin. İki deli gelirse zaten mübaşir haberin olmadan onların işini hâlleder.
    - Peki efendim. Ya iki akıllı gelirse ne yapayım?
    - Olacak şey mi? Ben kırk yıllık yargıcım, daha hiç iki akıllının birden geldiğini görmedim.

    Ali Buldu
    Bir gün coğrafya dersinde, öğretmen Ali'yi tahtaya kaldırır. Tahtanın yanında asılı duran Dünya haritasında Amerika'nın yerini bulmasını ister.
    Ali de, şıp diye, elini Amerika’nın üzerine koyar. Öğretmen bu kez bütün sınıfa döner ve:
    "Söyleyin bakalım çocuklar. Amerika'yı kim buldu?" diye sorar.
    Sınıf hep bir ağızdan cevaplar:
    "Ali buldu öğretmenim! Ali buldu!"

    Aydınlık
    Nasreddin Hoca kapısının önünde
    bir şeyler aranıyormuş. Komşuları:
    -Hayrola Hoca efendi, demişler, bir şey mi yitirdin?
    -Mühürüm düştü de...
    -Nerede düşürdün? Söyle, biz de bakıverelim.
    -İçerde düşürdüm, avluda.
    -Avluda yitirilen şey sokakta aranır mı be Hoca?
    -Avlu karanlık. Burası daha aydınlık da onun için burada arıyorum!

    Bir Ayran Daha
    Temel çay bahçesine gitmiş garsondan bir ayran istemiş. Ayranı içtikten sonra fiyatı olan 500.000 TL'yi (50 tane 10.000 TL'yi) üst üste koymuş, garson tam alırken paraya vurarak dağılmasına yol açmış. Ertesi gün gene gelip bir ayran içmiş. Yine 50 tane 10.000 lirayı üst üste koyup tam garson alacakken dağıtmış. Bu olay böyle iki-üç gün tekrarlandıktan sonra, Temel yine çay bahçesine gidip bir ayran içmiş, ama bu sefer 1.000.000 lira vermiş bu sefer de garson 50 tane 10.000 lirayı üst üste koyup tam Temel alacakken dağıtmış. Bunun üzerine Temel sandalyeye tekrar yaslanıp:
    - Bana bir ayran daha lütfen, demiş.

    Büyük Bebekler
    Öğretmen Ali'ye sorar:
    - Sizin köyde doğan büyük adam var mı?
    Ali cevap verir:
    -Hayır öğretmenim, bizim köyde hep bebekler doğuyor.

    Eski Kanun
    Öğretmen:
    - Çocuklar biliyor musunuz? Dünya üzerinde, yer çekimi kanunu sayesinde duruyoruz.
    Öğrenciler:
    - Peki öğretmenim, bu kanun kabul edilmeden önce nasıl duruyorduk?

    Fark
    Fen bilgisi imtihanında şöyle bir soru gelmişti:
    - Güneş ışığı ile elektrik lambasının ışığı arasındaki fark nedir?
    Ali hemen cevabı yazdı:
    - Elektrik lambası için her ay para ödüyoruz ama güneş ışığı için bir para ödemiyoruz.

    Hangisi Büyük?
    Öğretmen, sosyal bilgiler dersinde bir öğrenciye sorar:
    - Söyle yavrum, denizler mi büyük, karalar mı?
    - Karalar öğretmenim.
    - Ama nasıl olur?
    - Tabiî. Denizlerin altı da karalarla kaplı değil mi öğretmenim?

    Hangisi Uzak
    Öğretmen, Zeynep'e sorar:
    - Söyle bakalım yavrum, Hindistan mı daha uzaktır, Ay mı?
    - Hindistan efendim.
    - Nasıl olur kızım?
    - Öğretmenim, bazı geceler Ay'ı görebiliyoruz, ama Hindistan'ı hiç gördüğümüz yok ki...
     



  2. BaRıŞ Well-Known Member

    İkinci Soru
    Öğretmen, öğrencilere :
    -Sizlere sorular soracağım. Birinci soruyu bilene ikinci soru sorulmayacak. Şimdi söyle bakalım Ahmet, bir hindinin kaç tane tüyü vardır?
    -9567 tane tüyü vardır öğretmenim!
    -Nereden öğrendin bunu?
    -Öğretmenim, hani birinciyi bilene ikinci soruyu sormayacaktınız?

    İmtihan
    Öğretmen, öğrencilere:
    - Çocuklar, Allah hepimizin Cennete gitmesini istediği hâlde, neden bizi dünyaya göndermiş, demiş.
    Çocuklardan biri, soruya karşılık vermiş:
    - Öğretmenim, demiş. Şüphesiz ki siz bizim sınıf geçmemizi istiyorsunuz. O hâlde neden hepimize birer 10 vermeyip imtihan ediyorsunuz?

    Kale
    Teknik direktör ilk yarı sonrası soyunma odasında oyuncusuna sordu:
    - Neden kendi kalene gol attın?
    Oyuncu cevap verdi:
    - Lanet olası kalelerin hepsi birbirine o kadar çok benziyor ki!

    Karısı Biliyormuş
    Adamın biri, trafik kazasında yaralanmıştı. Yardım için gelen polis, adama:
    - Adınızı söyleyin de karınıza haber verelim, dedi.
    - Gerek yok dedi adam, karım benim adımı zaten biliyor.

    Karpuz
    Ersin, elini beline koymuş dalgın dalgın yürüyormuş.
    Bu hâl, adamın birinin dikkatini çekmiş. Adam onu takip etmeye başlamış.
    Ersin, belediye otobüsüne binmiş. Eli hâlâ belinde, inmiş yarım saat yürümüş eli hâlâ belinde.
    Onu izleyen adam dayanamamış; koşup önüne geçmiş.
    - Ya kardeşim sen deli misin, demiş.
    Ersin:
    - Yooo, demiş.
    - Hasta mısın, demiş.
    - Yooo, demiş.
    - Seni iki saattir izliyorum. Elin belinde yürüyorsun, demiş.
    Ersin, bir de bakmış:
    - Vay be! Karpuz düşmüş ha!

    Konumuzla Ne Alakası Var
    Temel bir gün fotoğrafını çektirmek istemiş. Fotoğrafçıya:
    -Ben fotoğraf çektirmek istiyorum. Lakin vesikalık olmayacak
    Fotoğrafçı:
    -Olur efendim. 24x32'ye ne dersiniz?
    Temel:
    -768 eder de, bunun konumuzla ne alakası vardır?

    Matematik Dersinde
    Öğretmen, hayvanlardan söz ederken Nizami'ye bir soru sormuş:
    -Dört ayaklı hayvanlardan birkaçının adını söyler misin?
    Nizami çok kısa bir süre düşünmüş ve cevap vermeye başlamış:
    -At, kedi, köpek ve iki tavuk...
    Öğretmen sözünü kesmiş:
    -İki tavuk mu dedin? Ne ilgisi var konumuzla?
    Nizami cevap vermiş:
    -İki tavuğun dört ayağı vardır öğretmenim!

    Musikişinas Köpek
    Küçük çocuk, keman dersi için evde prova yapıyor, babası da oturmuş gazete okuyordu. Evin köpeği de çocuğun kemanından çıkan melodilere havlayarak eşlik ediyordu. Bu gürültüde babanın gazete okuması mümkün mü?
    Bir duruyor, iki duruyor, ama ne çocuk keman çalmayı ne de öteki havlamayı kesiyordu. En sonunda baba, oğluna seslendi:
    "Oğlum, şunun bilmediği bir parça çalsana!"

    Ne Yarış Ama
    Bir gün bir adam Anadol marka arabasıyla yolda gidiyormuş, ama birden arabası bozulmuş. Tam o sırada yoldan çok güzel bir Ferrari geçiyormuş. Neyse adam durdurmuş arabayı, anlatmış olayı. Ferrarinin sahibi demiş ki:
    - Seni şehre kadar çekerim, ama dikkat et hızlı gidebilirim; eğer hızlı gidersem beni uyarmak için selektör yap. Ben anlar yavaşlarım.
    Ferrarinin sahibi sürmüş arabayı. Derken yolda kendini kaptırıp bir Porche ile yarışmaya başlamış. Tabiî arkada Anadol selektör yapmaya başlamış. Tam o sırada yukardan bir polis helikopteri olayı görmüş. Helikopterdekiler olayı merkeze bildirmişler: "Efendim bir Ferrari ile bir Porche kapışıyor; Anadol da onları geçmeye çalışıyor."

    Ne Zaman At Diyorlar?
    Birinci sınıf öğrencisi okuldan dönünce annesine:
    - Bugün öğretmen bize atlardan söz etti. Ama ben atın ne olduğunu hâlâ anlayamadım, dedi.
    - Neden? diye sordu annesi.
    - Öğretmenimiz “Atın yavrusuna tay, dişisine kısrak, erkeğine aygır derler.” dedi.
    -Bunda anlaşılmayan ne var çocuğum?
    - Peki anneciğim, ne zaman ata at diyorlar?
     
  3. BaRıŞ Well-Known Member

    Oh Bee
    Bir gün adamın biri çölde giderken devesini kaybediyor. Adam perişan ve susuz bir biçimde ilerlerken bir galeri görüyor. Galeriye gidiyor içeride bir sürü devenin olduğunu görüyor ve galeri sahibinden kaliteli bir deve istiyor. Deveyi alıp galeriden çıkarken adamın aklına bir şey geliyor ve sahibine dönerek soruyor
    -Bu deve nasıl gider, diyor.
    Sahibi cevaplıyor :
    -Oh bee deyince gider, diyor.
    Alıcı:
    -Peki nasıl duruyor, diye soruyor.
    Sahibi de.
    -Allahım sen beni kurtar deyince duruyor, diyor. Adam deveyi alarak galeriden çıkıyor.
    -Oh bee diyerek, yola koyuluyor. Belli bir süre gittikten sonra adam ilerde bir uçurum görüyor ve deveyi nasıl durduracağını unutuyor. Deve tam uçurumun kenarına geldiğinde son anda adam :
    -Allahım sen beni kurtar, diyor. Deve zınk diye duruyor. Ve arkasından adam :
    -Oh bee, diyor.

    Onu Görmüşler
    Afrika'da bir fil ile karınca arkadaş olmuşlar. Devamlı birlikte geziyorlarmış. Bir gün bunların canı sıkılmış. Ne yapacaklarını düşünmeye başlamışlar. Karınca başka bir ülkeye gitmeyi teklif etmiş. Bu fikir filin de aklına yatmış. Ve o gece sınıra gelmişler. Karınca, file: "Ben önden gideyim; sen de beni geriden takip et. Bir şey olursa sana bağırırım." demiş. Başlamışlar yürümeye... Ve bir müddet sonra karıncanın olduğu yerden sesler gelmiş. Karınca olanca gücüyle bağırmış: "Fiiil yere yaaaat; beni gördüler!"

    Ömür
    Adamın biri doktora gitmiş. Doktor, tahlil sonuçlarını ve röntgen filmlerini uzun uzun incelemiş ve adama “Maalesef beyefendi.” demiş. “Fazla ömrünüz kalmamış.” Adam üzüntüden düşecek gibi olmuş:
    “Peki ne kadar yaşayacağım doktor?”
    “On.”
    “Doktor çıldırtma adamı, on ne? On ay mı, on hafta mı, on gün mü?”
    “Dokuz, sekiz, yedi, altı…”

    Rakamlar
    Rakamlar yalan söylemez der öğretmen;
    - Mesela bir adam, bir evi on iki günde yapabiliyorsa, on iki kişi bir günde yapabilir.
    Ön sırada oturan Ali defterine bazı işlemler yaptıktan sonra parmak kaldırır.
    - Öğretmenim bu takdirde 288 kişi evi bir saatte, 17. 280 kişi bir dakikada yapabilir öyle mi?
    Öğretmeni Ali'yi şaşkınlıkla dinlerken Ali devam eder. "Aynı mantıktan bir gemi okyanusu altı günde geçerse, altı gemi de bir günde geçebilir demek ki "
    Suçlu
    Hakim suçluya sorar:
    - Bu adamı niçin dövdün.
    - Bana su aygırı, dedi efendim.
    - Ne zaman?
    - Bir yıl önce.
    - Ama sen onu yeni dövmüşsün.
    - Su aygırının ne olduğunu ilk defa bu hafta öğrendim de.

    Şaka
    İş hayatına yeni başlayan birisi yaptığı iş başvurusuna olumlu cevap almış. Şirket görüşmeye çağırmış. Yönetici adama sormuş:
    - Peki senin şirketten beklentilerin neler?
    Adam:
    - Öncelikli olarak bir araba istiyor, ayrıca şu anda bulunduğum dairenin kirası biraz fazla. Onu da şirketin karşılması iyi olur. Maaş olarak da 3000 $ yeterli, demiş.
    Şirket yöneticisi gayet ciddi dinlemiş ve:
    - Biz sana son model bir mercedes ve Tarabya'da bir villa vereceğiz. Ayrıca bizim bu iş için planladığımız maaş 6000$'dı, demiş.
    Adamın gözleri yerinden fırlamış:
    - Şaka yapıyorsunuz!..
    Şirket yöneticisi tavrını bozmadan:
    - Ama önce siz başlattınız.

    Şoför
    Ünlü bir bilim adamı özel otomobiliyle konferans vermeye giderken, uzun yıllardır onunla çalışan şoförü sıkılarak bir teklifte bulunmuş:
    - Sizin konferanslarınızı dinleye dinleye virgülüne kadar ezberledim efendim, demiş.
    - Ne olur izin verin bu konferansı da sizin yerinize ben vereyim.
    Bilim adamı, teklifi kabul etmiş. Şoför arka koltuğa geçmiş.
    Bilim adamı şoförün şapkasını giyip öne oturmuş.
    Konferansın verileceği salona varmışlar.
    Şoför kürsüye çıkmış, hiç teklemeden çok güzel bir konuşma yapmış. Ve sormuş:
    - Sorusu olan var mı?
    Ülkenin ciddi bilim adamlarından biri "var" demiş ve oldukça zor bir soru sormuş.
    Şoför hiç tereddüt etmeden:
    - Çok kolay bir soru bu, şoförüm bile, bilir demiş.
    Gidip çağırayım, sizin sorunuzu o cevaplasın.

    Tabanca Sesi
    Genç yazar, ilk oyununu tiyatronun yöneticisine baştan sona okudu ve sordu:
    - Nasıl buldunuz oyunumu?
    - İyi, yalnız sonunda küçük bir değişiklik yapsanız iyi olur. Oyunun baş kişisi zehirle değil, tabancayla ölmeli.
    - Bu önemsiz bir ayrıntı.
    - Bence önemli. Tabanca sesi, uyuyan seyircileri uyandıracaktır.
     
  4. BaRıŞ Well-Known Member

    Terlemek için
    Tıp fakültesinin son sınıfında imtihana giren talebeye mümeyyizler sordular:
    - Hastayı terletmek için ne yaparsın?
    - Arkasına tentürdiyot sürerim.
    Başka?
    - Kâfur ile yağlarım.
    - Başka.
    - Aspirin veya benzeri bir tablet aldırırım.
    - Başka?
    - Biberli pamuk tatbik ederim.
    - Başka?
    - Çocuk fena hâlde kızarmış, kan-ter içinde kalmıştı. Aklına başka bir şey gelmiyordu.
    Birden sevinçle haykırdı:
    - Getirir huzurunuzda imtihana sokarım!...

    Tiryaki Yoksa
    Bir köylü telaşla bir başka köylüye koştu :
    -Bana bak, senin inekler sigara içer mi?
    -Çıldırdın mı sen? İnek sigara içer mi hiç?
    -Öyleyse ahırın yanıyor, kardeşim.

    Top
    Arka arkaya gelen on ikinci hezimetten sonra teknik direktör oyuncularını topladı
    ve dedi ki :
    - Sanıyorum, bir kez daha en bastan başlamalıyız... Simdi, kolumun altında
    duran şey toptur...
    Arka sırada bir oyuncu konuşmayı kesti:
    - Bir kere yakından görebilir miyim acaba?

    Toz
    Bir gün Nasrettin Hoca, çırağı ile kurt avına gider. Bir kurt ini görürler ve içeri girerler. Kurt içeride yoktur. Bir süre sonra Nasrettin Hoca dışarıya çıkar. Çırağı hâlâ kurdun inindedir. Daha sonra Hoca, kurdun geri gelip inine girmeye çalıştığını görür.
    Nasrettin Hoca, içerideki çırağını düşünerek kurdun kuyruğuna yapışır. Ortalık toz dumana karışmıştır. Tozdan ortalığı göremeyen çırak içeriden:
    - Ne oluyor, bu toz da nereden çıktı şimdi, deyince, Nasrettin Hoca:
    - Kurdun kuyruğu koparsa sen o zaman görürsün tozu, dumanı!

    Üçünü de Kısa Kes
    Müşteri sıkkın bir tavırla berber dükkânındaki koltuğa oturdu ve söylendi:
    -Üçünü de kısa kes!
    -Affedersiniz anlayamadım?
    -Yani saçı sakalı ve lâfı...

    Yağmur
    Öğretmen o günkü konusunu bitirmişti. Dersin bitmesine de on dakika kalmıştı. Hem bu zamanı değerlendirmek, hem de çocukların konuyu ne kadar anladıklarını yoklamak için, herkese birer soru soruyordu:
    - Nalan sen söyler misin yavrum? Yağmur nasıl ve ne zaman yağar?
    Nalan çok duygulu bir cevap verdi:
    -Bulutlar üzülüp ağladıkları zaman, öğretmenim.

    Yemek
    Doktor, hasta çocuğa sordu:
    - Bugün ne yedin?
    Çocuk cevap verdi:
    - Pilav.
    Doktor biraz düşündükten sonra tekrar sordu:
    - İştahla yedin mi?
    - Hayır, salatayla yedim.
     

Sayfayı Paylaş