Efendimiz'in (S.A.V) adaleti

Konusu 'Peygamber Efendimiz(SAV)' forumundadır ve abdulkadir tarafından 9 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Adaleti

    Peygamberimiz ( s.a.s.) adeletli bir insandı. Kimsenin Haksızlığa uğratılmasına göz yummazdı. Esasen, doğrulukla adalet birbirini tamamlayan iki güzel haslet olup Bunların her ikiside Peygamberimiz'de ( s.a.s.) kemal derecesinde idi.


    Gençliğinden beri herkes onu emin, güvenilir olarak biliyordu. Ticaet arkadaşlari onun hakkinda ne kimsenin hakkını yerdi, nede kimseye hakkını yedirirdi. Hak konusunda hatır gönül dinlemezdi derler. Hz. Peygamber ( s.a.s.) açıkça İslamı davetle emroluduğunda, safa tepesinden kureyşlilere: "size şu dagin ardindan düşman atlilarinin gelmekte oldugunu söylesem inanirmisiniz?" deyince; "Evet inanırız, çünkü sen hayatında asla yalan söylemedin." Cevabını veriyorlardı.


    İnkarcılar Mekke dönemi boyunca Peygamberimiz ( s.a.s.)'e "Şair, mecnun, sihirbaz-büyücü" diyerek iftiralarla lekelemek istemişler, yabancilara onu böyle tanitarak İslam'ın yayılma hızını kesmek istemişler, fakat ona asla yalancı, hain diyememişlerdi.


    Hatta peygamberimiz ( s.a.s.)'in mektubunu Şam'da alan bizans imparatorunun: "Daha önce bu adamın yalanına rastladınızmı?" sorusuna. Peygamberimizin baş düşmanlarından olmasına rağmen Ebu süfyan "Hayır asla!" diye cevap vermek zorunda kalmıştır. Cenab-ı Hak, Peygamberimiz ( s.a.s.)'e "Emrolunduğun gibi dosdoğru hareket et!" talimatını vermiş, Peygamberimiz ( s.a.s.)'de hayatı boyunca sırat-ı müstakimden ayrılmamıştır.


    Bir kere Mahzumilerden bir kadın hırsızlık etmişti. Yüksek bir aileye mensuptu. Bu yüzden kureyşliler bu kadının ceza görmesine taraftar olmamışlar. Hz. Üsame'yi de tavassut için Peygamberimiz ( s.a.s)'e göndermişlerdi. Çünkü Peygamberimiz ( s.a.s.) Hz. Üsame'yi çok severdi. İşte bu esnada Rasul-i Ekrem Hazretleri ( s.a.s.) şöyle buyurdu: ( Bugun medeniyetlerinden hiçbir eser kalmayan eski milletler) israiloğulları, bu gibi taraf tutmalar yüzünden helak oldular. Bunlar fakirler üzerine şiddetli cezalar tatbik eder, nufuzlu ve zengin olanları cezasız bırakırdı...


    Şayet kızım Fatıma aynı suçu işleseydi gereken cezayı ona da verirdim.


    Rebeze'den Medine'ye gelmekte olan Sa'lebe oğullarından bir gurup insan, şehrin yakınında bir yerde konaklamışlardı. Peygamberimiz ( s.a.s.) onlarla karşılaştı ve satın almak istediği bir devenin fiyatını sordu. Pazarlık yapıldı. Peygamberimiz ( s.a.s.) deveyi alarak Medine'ye döndü. Fakat oradakiler, deveyi satan alanın Hz. Peygamber ( s.a.s.) olduğunu bilmiyorlardı. Parasını almadan deveyi verdikleri için tartışmaya giriştiler. İçlerinden bir kadın şöyle diyordu: "Niçin tartışıyorsunuz? Bu kadar paralık alınlı adam hiç görmedik. Dikkat etmedinizmi? Onun yüzü ayın on dördü gibi parlamaktaydı."


    Kadın, bu sözleriyle, deveyi satın alanın kendilerini aldatacak yaratılışta olmadığını anlatmak istemiştti. Aradan çok geçmedi. Hava kararmak üzere idi, bu sırada bir zat geldi. Bir miktar yiyecekle devenin bedeli olan parayı getirdi ve bunlar Rasulullah( s.a.s.)'in gönderdiğini söyledi. Topluluk ertesi gün şehre girdiginde Peygamberimiz ( s.a.s.) Mescid'de ashabına nasihat etmekle meşguldü.

    Bu esnada Ensar'dan bir zat Salebe Oğullarının geçmişte akrabasından birini öldürdüklerini, şimdi onlardan birini öldürmesi gerektiğini söyleyince Peygamberimiz ( s.a.s.): "Hayır bunu yapamazsınız! Bir evlad babasının suçu yüzünden öldürülmez!" buyurdu.


    Bir defasında da ganimet dağıtılırken taşkın hareketlerde bulunan birine Peygamberimiz ( s.a.s.) " Sabırlı ol, sıranı bekle!" diye elindeki ince değneği uzatmış, adamın yüzü hafifçe çizilmişti. Peygamberimiz ( s.a.s.) hemen değneği adamın eline vererek "İşte yüzüm!" demişse de adam hatasini anlamiş olarak Peygamberimiz ( s.a.s.)'den özür dilemiştir.


    Hasili, Peygamberimiz ( s.a.s.), sözün tam anlamiyla adalet ve insaf sahibi idi.
     



Sayfayı Paylaş