Efendimiz (s.a.v)in 24 saati..

Konusu 'Peygamber Efendimiz(SAV)' forumundadır ve abdulkadir tarafından 28 Eylül 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Hiç merak ettik mi acaba, canımızdan çok sevmemiz gereken ve -inşallah- sevdiğimiz Hz. Peygamber (sav) Efendimiz bir gününü nasıl geçiriyordu? Ne zaman yatıyor, nasıl kalkıyor ve bütün gün boyunca neler yapıyordu?

    Peki Onu niçin sevmemiz gerektiğini de biliyor muyuz? Güçlü bir iman ve derin duygularla bağlı olduğumuz peygamberimizi, ilim ve şuur yönüyle de tanımak ve bilmek, bizi gerçek kulluğa götürecek en büyük vesile olacaktır.

    Sevmek Benzemeyi Gerektirir

    Hz. Peygamber (sav)i sevmek, herkese farzdır. Zaten, Cenabı Hakkı sevmek de buna bağlıdır. Allahu Teâlanın sevgili Peygamberini sevmedikçe, ona uymadıkça, Allahu Teâlayı sevmek saadeti ele geçmez.

    Allahu Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur
    De ki Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana tabi olunuz ki Allah da sizi sevsin. Allah-u Teâla, Habibine böyle demesini emir buyurmaktadır.

    Saadete kavuşmak isteyen kimse, bütün adetlerini, ibadetlerini ve alış-verişlerini, kısaca tüm yaşamını Ona benzetmeye çalışmalıdır.

    Bir kimsenin sevdiğine benzemeye çalışanlar, benzemeye çalıştığı kimseyi sevene, sevimli ve güzel görünürler. Bunun gibi, Hz. Peygamberi (sav) sevenleri de Allahu Zülcelal sever. Bundan dolayı, görünen ve görünmeyen bütün iyilikler, bütün üstünlükler, ancak Hz. Peygamber (sav)i sevmekle ele geçer.

    Allahu Teâla, sevgili Peygamberini, insanların en güzeli, en iyisi, en sevimlisi olarak yarattı. Her iyiliği, her güzelliği, her üstünlüğü Onda topladı.

    Ashabı Kiramın hepsi, Ona aşık idiler. Hepsinin kalbi, Onun sevgisi ile yanıyordu. Onun ay yüzünü, nur saçan cemalini görmeleri, lezzetlerin en tatlısı idi. Onun sevgisi uğruna canlarını, mallarını feda ettiler. Evet, Allahı seviyorum diyenlerin, Ashabı Kiram gibi olmaları lazım

    Hz. Peygamber (sav)e tam ve kusursuz tabi olabilmek için, Onu tam ve kusursuz sevmek lazımdır. Tam ve olgun sevginin alameti de Ona tam olarak mutabaat etmektir. Yani, her söz ve davranışını Ona benzetmek, kısaca Ona uymaktır.

    Kuranı Kerim ve hadis kitaplarında, Hz. Peygamber (sav)e mutabaat etmenin, dinin vazgeçilmez bir esası olduğunu kesin olarak ifade eden ayet ve hadisler pek çoktur.
    Oysa Efendimizin şerefli yaşamı hakkında bilgisi olmayan birisinin Ona mutabaat etmesi düşünülemez. Çünkü bilmeden uyulamaz.

    Peygamber Efendimiz (sav)in Gündelik Hayatı

    Hz. Hüseyin (ra), babası Hz. Aliye (kv), Hz. Peygamber (sav)in bazı hallerini sormuş, Hz. Ali de şu şekilde anlatmıştır
    Hz. Peygamber (sav)in günlük olarak her zaman yaptığı gibi, sabah namazının farzından önce mutlaka iki rekat sünnet kılardı. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur
    Sabah namazının iki rekat sünneti dünya ve içindekilerden hayırlıdır.

    Hz. Peygamber (sav) bütün namazlarını huşu ve huzur içerisinde korku ve ümit arasında kılardı. Nitekim, Mutarrıf (ra), babasından şöyle nakletmiştir
    Hz. Peygamber (sav)i namaz kılarken gördüm, göğsünden değirmen sesi gibi inilti çıkıyordu. Başka bir rivayette ise
    Göğsünden kaynayan tencerenin sesi gibi ses çıkıyordu.

    Hz. Peygamber (sav) ümmetine de, bu şekilde namaz kılmalarını emretmiştir. Nitekim Ammar bin Yasirden (ra) rivayetle diğer bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur
    Bir kişi namazını kılınca, kendisine namazdaki dikkatine göre namazın onda biri, dokuzda biri, sekizde biri, yedide biri altıda biri, beşte biri, dörtte biri, üçte biri ve yarısı kadar sevap yazılır.

    Diğer bir hadisi şerifte ise şöyle buyurmuştur Farz namazlar teraziye benzer. Eksiksiz yapan çok kazanır.

    Bu sebeple Hz. Peygamber (sav) namazlara çok büyük bir önem verirdi. Hz. Peygamber (sav) sabah namazının farzını, cemaate kıldırdıktan sonra, namazını kıldığı seccadenin üzerine, güneş iyice doğuncaya kadar otururdu.

    Güneş Doğuncaya Kadar Zikir

    Nitekim Enes bin Malikden (ra) rivayet edilen bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur
    Kim sabah namazını cemaatle kılar, sonra güneş doğuncaya kadar oturarak Allahı zikreder, sonra iki rekat namaz (işrak namazı) kılarsa, ona makbul tam bir hac ve bir umre sevabı verilir.Enes (ra) der ki
    Tam bir hac ve umre sevabı" buyurdu. Bu sözü üç defa tekrar etti.

    Hz. Peygamber (sav) daha sonra uzaktan yakından kendisini görmeye gelenleri kabul etmeye başlardı. Gelenler halka şeklinde etrafında toplanırlardı. O, çevresindekilere vaaz eder, öğütler verir, sorularını cevaplandırır, hattâ gördükleri rüyaları tabir ederdi. Bazen sahabelere kendi rüyalarını anlatırdı.

    Tavır ve Konuşması
    Hz. Peygamber (sav)in konuşması son derece tatlı ve gönül okşayıcı idi. Tane tane konuşur, her cümlesi, dinleyenler tarafından iyice anlaşılması için ayrı ayrı olurdu. Kahkaha ile gülmez, tebessüm halinde bulunurdu. O, insanların en halîmi, en yumuşak huylusuydu.

    Hz. Peygamber (sav) şahsına yapılan, nefsine karşı işlenen hataları, yumuşaklıkla karşılardı Allaha ve imana yapılan, bir hücum olunca asla susmaz, gereken cevabı verirdi.

    Hz. Peygamber (sav) insanların kusurlarını görmez, bazen görmezden gelir, çok zaman gözünü çevirir, kusurunu görse de yüzüne vurmaz, o kişiyle arasındaki saygı ve sevgi perdesini yırtmazdı.

    Hz. Peygamber (sav)in tevazusu, bilhassa insanlarla olan münasebetlerinde daha açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. Meclisinde kim olursa olsun, konuşan kimseyi, sabırla dinler, haktan uzaklaşmadığı müddetçe sözünü kesmezdi.

    Bir gün adamın biri, Hz. Peygamber (sav)i görmeye geldi. Fakat Peygamberliğin haşmetinden o kadar etkilendi ki, titremeye başladı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) Korkma! Ben hükümdar değilim. Kuru et pişirerek karnını doyuran, Kureyşli bir kadının oğluyum. buyurdu.

    Hz. Peygamber (sav) kendi yakınlarına ve sahabelerine devamlı hoşgörülü olduğu gibi, düşmanlarını da, özellikle onlar güçsüz bulundukları ve teslim oldukları zaman bağışlamış, suçlarını affetmiş, sonunda da pek çoğunun iman etmesine vesile olmuştur.
    Peygamberimizden bir şey istenildi mi, asla Yok! demezdi. O, insanların en cömerdi idi

    Nitekim İbn-i Abbas şöyle demiştir:
    Hz. Peygamber (sav) insanların, en cömerdi idi. Özellikle Ramazan aylarında daha fazla cömert olurdu.

    Duha Namazı
    İnsanlarla sohbet etmesi, onların dertlerini dinlemesi genellikle, kuşluk vaktinin girmesine kadar sürerdi.

    Kuşluk vakti gelince Hz. Peygamber (sav) bazen dört, bazen da sekiz rekat olmak üzere Duha namazı kılardı. Bu namazın fazileti hakkında şöyle buyurmuştur:
    Cennette, duha kapısı denilen bir kapı vardır. Kıyamet günü bir münadi şöyle seslenir
    Ey Duha namazı kılanlar nerdesiniz? İşte gireceğiniz kapı burasıdır, Allah-u Teâlanın rahmetiyle buradan içeri giriniz.

    Hz. Peygamber (sav) Duha namazını kıldıktan sonra evine gelir, ev işleriyle meşgul olur, elbise ve ayakkabıları tamir eder, hayvanlarını sağardı.

    Öğlen Namazı
    Hz. Peygamber (sav) daha sonra Öğle namazı için hazırlık yapardı. Öğle vakti girince camiye gider, öğle namazının farzından önce ve sonra kılınan müekked sünnetleri kılmayı ihmal etmezdi.

    Efendimiz öğleden sonra istirahat ederlerdi...

    Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vessellem) öğle namazını kıldıktan sonra, bir miktar uyur, kaylule yapardı. Nitekim bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır
    Öğleyin kaylule yapınız. Muhakkak şeytanlar öğle vaktinde kaylule yapmazlar.

    Kaylûle, öğle namazından sonra yapılan kısa istirahat ve uykuya verilen isimdir. Kaylûle yapan insan, bir sünneti ihya ettiği gibi aynı zamanda dinç olur, gece namazlarını, teheccüdü kılacak gücü kendine bulur. Fırsatı olan bu sünneti yerine getirirse iyi olur.

    İkindi Namazı
    Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve selem) kaylûle yaptıktan sonra İkindi namazına hazırlanırdı. İkindi vakti girince, farzından önceki sünnet namazı bazı zaman kılar, bazen de terk ederdi. Hz. Peygamber (sav) bu sünnet hakkında hadisi şerifte şöyle buyurmuştur
    Kim ikindinin farzından önce dört rekat sünnet kılarsa, Allahu Teala onun vücudunu cehenneme haram eder.

    Hz. Peygamber (sav) ikindi namazını eda ettikten sonra, bir müddet oturduğu yerde kalır zikirle meşgul olurdu. Nitekim Enes bin Malikden (ra) rivayetle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur
    İkindi namazından güneş batıncaya kadar, Allah'ı zikreden bir cemaatle oturmayı, İsmailoğullarından her birinin bedeli onikibin dirhem olan, dört köle azat etmeye tercih ederim.

    Eşlerine Güzel Davranırdı
    Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Akşam namazına yakın saadet hanesine döner, eşlerinin her birinin yanına gider, azar azar oralarda kalır, hatırlarını sorardı. Hz. Peygamber (sav) hanımlarına güzel ahlakla davranmış, ümmetine de güzel ahlakla davranmalarını emretmiştir.

    Nitekim bir hadisi şerifte şöyle buyurmuştur
    İmanı en mükemmel olan mü'min, huyu en güzel olandır. Sizin de en hayırlınız, ailesine dahaiyi davrananızdır.

    Akşam Namazı
    Bundan sonra akşam namazının hazırlığını yapardı. Akşam ezanı okununca Akşam namazını kıldırır, daha sonra olan iki rekat nafile namaz (sünnet) kılardı.
    Hz. Peygamber (sav) akşam namazından sonra zikir ve nafile ibadetle (Evvabin Namazı) meşgul olur, böylece yatsı namazının vaktinin girmesini beklerdi.

    Yatsı Namazı
    Yatsı namazının vakti girince, Yatsı namazının farzından önce, bazen nafile namaz (sünnet) kılar, bazen de kılmazdı. Yatsı namazının farzından sonra ise iki rekat (müekket sünnet olan) nafile namazı kılmayı ihmal etmezdi. Bundan sonra yatar, gece kalkıp vitir namazını kılardı.

    Nitekim Cabirden rivayetle bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur
    Gece geç vakitlerde kalkmamaktan endişe eden kimse, vitir namazını yatmadan önce kılsın. Kim, gece geç vakitlerde kılmak isterse kılabilir. Zira gece kılınan namazda rahmet melekleri hazır bulunurlar, şahit olurlar ve daha faziletlidir.

    Hz. Peygamber (sav) yatsı namazını kıldıktan sonra saadet hanesine döner, eşlerinden kimin sırası gelmişse geceyi orada geçirirdi. Yatsı namazından sonra konuşmayı sevmezdi.

    Uyuması
    Hz. Peygamber (sav) devamlı abdestli olduğu gibi, uykuya çekilirken de abdestsiz yatmazdı. Nitekim İbni Ömerden rivayetle şöyle buyurmuştur
    Bir kimse abdestli olarak yatarsa, geceyi bir rahmet meleği ile geçirir. O kişi uyanır uyanmaz melek Allahım! Falan kulunu bağışla, çünkü o geceyi abdestli geçirdi, diye dua eder.

    Bera bin Azibden (ra) rivayetle Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur

    Yatağına girdiğin zaman, namaz için olduğu gibi abdest al, sonra sağ tarafına uzan ve şöyle de
    Allahım, kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana döndürdüm. İşimi sana teslim ettim. Sırtımı sana dayadım, seni saydığım için. Senden başka sığınacak yer yoktur. İndirdiğin kitabına ve gönderdiğin peygamberlerine iman ettim. Bunu der de o gece ölürsen, müslüman olarak ölürsün. Son sözün bunlar olsun.

    Hz. Âişe (r.anha) validemiz şöyle anlatmıştır
    Hz. Peygamber (sav) yatağına girdiği zaman, muavvizeteyni ve Kul hüvallahu ahadı okur ellerine üfleyip, ellerini yüzüne ve vücuduna sürer ve bunu üç kere tekrar ederdi. Hastalandığı zaman aynı şeyi kendisine yapmamı emrederdi.

    Yatma Şekli
    Hz. Peygamber (sav)in uyku alışkanlığı şöyleydi:
    Yatsı namazının ilk vakti girer girmez namazı kılar, sonra bu duaları okur ve istirahata çekilerek, daima sağ tarafına yatar ve sağ elini yanağının altına koyarak uyurdu.

    Gece yarısı veya üçte biri geçtikten sonra uyanır, misvağı daima başucunda durur, kalkınca önce dişini misvaklar, sonra abdest alır ve ibadetle meşgul olurdu.

    Gece İbadeti
    Hz. Aişe (r.anha) validemiz şöyle anlatmıştır
    Resulullah (sav) geceleri ayakları yarılıncaya kadar ayakta durur, ibadet ederdi. Ona
    Senin geçmiş ve gelecek günahların bağışlandığı halde bunu niçin yapıyorsun? Dedim.
    Bana
    Ben de şükreden bir kul olmayayım mı?buyurdu.

    Teheccüd namazı, Hz. Peygamber (sav)e vacip olduğu için hiç terk etmemiştir. Bu ibadet ve zikirleri yaparken ümmetine de yapmalarını tavsiye etmiştir.

    Nitekim bir hadisi şerifte şöyle buyurmuştur
    Sizden biri uyurken, şeytan kafasına üç düğüm atar. Her düğümün üzerine; r16;uzun bir geceye sahipsin uyu! diyerek elini vurur. O kişi uyanıp da AllaHu Zülcelali zikrederse bir düğüm, abdest alırsa bir düğüm, namaz da kılarsa bütün düğümler çözülür. Artık o kimse neşeli ve hareketli olur. Aksi halde neşesiz ve tembel olur.

    Diğer bir hadisi şerifte ise şöyle buyurmuştur
    Gece bir saat vardır ki, bu saatte Allahdan dünya ve ahiret işiyle ilgili bir hayır isteyen müslüman kul ona rastlarsa, mutlaka istediği kendisine verilir. Bu, her gece olur.

    Hz. Peygamber (sav) teheccüd namazını kıldıktan sonra sabah namazı için hazırlık yapardı, sabah namazının sünnetini odasında kılar ve cemâatle farzı edâ etmek üzere mescide giderdi.

    Evet, Hz. Peygamber (sav) yirmidört saatini genelde işte bu şekilde değerlendirirlerdi.

    Tövbeye önem verirdi
    Gün içerisinde günde yüz sefer tövbe eder ve ümmetine de tövbe etmesini emrederdi. Nitekim bir hadisi şerifte şöyle buyurmuştur
    Ey insanlar! Allah'a karşı tövbe ediniz. Ben günde yüz sefer tövbe ederim.

    Hz. Peygamber (sav) beş vakit farz namazın ardından yapılan tesbihatlara da çok önem verirdi. Ayrıca günlük okumuş olduğu dualar vardır. Yemekten sonra, eve girerken ve çıkarken, tuvalete girerken ve çıkarken gibi

    Hz. Peygamber (sav) günlük okumuş olduğu duaları okumak da ona mutabaattır, sünnetine uymak, Onun yolunu izlemektir.

    Kim Hz. Peygamber (sav)e mutabaat ederse, Allah-u Zülcelal o kulunu sever ve dostluğunu ona nasip eder.
     



Sayfayı Paylaş