Eden Bulur Hikaye

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve CAN tarafından 3 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Eden Bulur Hikayesi

    Halife Harun Reşit'in bir bahçesi varmış. O bahçesinde de çok sevdiği bir de gül fidanı...

    Bir gün bahçıvanına şöyle demiş:

    -Bu fidana gözün gibi bak! Güzel bir gül tomurcuklanıp da açıldığında bana haber ver.

    Bahçıvan geceleri bile gider, kontrol edermiş fidanı. Bakışlarından bile sakınır, üzerinde titrermiş. Geceleri rüyalarına girdiği bile olurmuş. O da sevmeye başlamış fidanı.

    Tomurcuklar çıkmaya başlamış. Hele bir tanesi varmış ki, diğerlerinden çok daha güzelmiş. O güzelim tomurcuk açmış ve insanın bakmaya kıyamayacağı kadar güzel bir gül oluvermiş.Bahçıvanın kalbi pır pır atmaya başlamış, içi içine sığmaz olmuş. Hemen gidip halifeye haber vermeliyim, diye düşünürken... EYVAH!

    Kuşun birisi o gülün üzerine konup başlamaz mı yapraklarını gagalamaya!

    Bahçıvan bağırmış kuş kaçsın diye.

    Yerinden ok gibi de fırlamış.

    Ama nafile!

    Mahvolmuş o nadide çiçek.

    Nasıl haber versin halifeye?

    Nasıl izah etsin?

    Yalan söylemiyorum ya, demiş bahçıvan.

    Gider anlatırım durumu olduğu gibi.

    Varmış Harun Reşit'in huzuruna...

    Anlatmış durumu gözyaşları içinde!

    Halife büyük bir olgunluk içinde dinlemiş ve tek bir cümle sarf etmiş:

    -EDEN BULUR!

    Ayrılmış huzurdan bahçıvan.

    Aradan zaman geçmiş.

    Bir gün görmüş ki o kuş bir yılanın ağzında can vermiş aynı bahçenin içinde.

    Allah'ım sen ne büyüksün demiş ve soluğu halifenin yanında almış.

    Durumu anlatmış.

    Halifenin dudaklarında yine aynı cümle:

    - EDEN BULUR!

    Aradan bir süre daha geçmiş.

    Bahçıvan bahçede yürürken o yılan ayağına dolanmaz mı?

    Kendisini sokacağından korkan bahçıvan, kafasını bedeninden ayırıvermiş yılanın elindeki kürekle.

    Gene halifenin yanına koşmuş.

    Anlatmış durumu ve gene aynı cevabı almış:

    -EDEN BULUR!

    Eyvah demiş bahçıvan!

    Edip de bulma sırası bana geldi!

    Gerçekten de öyle olmuş.

    Bahçıvan kendisinden beklenmeyecek kötü bir iş yapmış.

    Halife de onu cezaya çarptırmış.

    Çarptırılmış çarptırılmasına ama gel gelelim bizim bahçıvan durmaz yerinde.

    Zıplar durur, bas bas da bağırırmış.

    Bir tek şey istermiş ısrarla:

    Halifeyle acilen görüşmek!

    Ne dedilerse olmamış ve sonunda çıkarmışlar halifenin huzuruna:

    - Sana haksız bir ceza verildiğini mi düşünüyorsun? demiş halife

    - Hayır demiş bahçıvan.

    Benim derdim o değil.

    Ben bu cezayı hak ettim.

    Ancak bana ceza verdiğiniz için ettiğini bulma sırası size gelecek.

    Sizin başınıza bir şey gelmesini istemem.

    Halife düşünür ve adamı affeder.
     



Sayfayı Paylaş