Duygusal Sözler

Konusu 'Aşk Sözleri' forumundadır ve SeçiL tarafından 10 Haziran 2015 başlatılmıştır.

  1. SeçiL Well-Known Member


    Adına şarkılar yazmadım diye resmini yollara çizmedim diye sanma ki sevgilim seni sevmedim.

    Arzularını ve korkularını ortadan kaldır. Artık senin için hiç bir zalim kalmaz.

    Aslında benim gözlerim kahverengi güneşe bakınca ela sana bakınca çok fena oluyor…

    Aslında suçum yok hakim bey bende yakmak istemezdim bu şehri ama ne yapayım üşümesin sevdiğimin elleri…

    Aslında yaprak ağaçtan sıkılmıştı sonbahar bahane…

    Aşk nedir diye sorma bana. Sen derim tamamlayamazsın.

    Aşkımın baharı sensin diyerek, kalbimin feryadı dinsin diyerek, hayatta yalnız seni severek, açılan gülümü dermeye geldim!

    Atomu çekirdeğine kadar çözdüm ama senin o güzel gözlerinin ardındaki sırrı çözemedim.

    Baharın gelmesiyle taşlar yeşermez toprak ol ki sende renk renk güller açsın.

    Basit bir erkek, sevgilisini diğer kızlarla kıskandırır. Gerçek bir erkek ise, diğer kızları sevgilisiyle kıskandırır..

    Başını göğsüme yasladığında tek bir düşmanım vardır; geçip giden zaman.

    Bazen acıyla tanışmanın adıdır aşk, uçmaya kanat aramak değil, uçuruma kanatsız atlamaktır.

    Bazen dünyanın en zor mesleğidir. Kendi duygularına tercüman olmak.

    Bazen insan öyle özlenir ki… Özlenen bilse, yokluğundan utanır.

    Ben seni kalbime yar diyerek, gurbette sevgilim var diyerek, alın yazıma boyun bükerek, güzel gözlerini görmeye geldim!

    Ben yağmur yüklü bir bulutum, kime çarpsam ağlarım.

    Bir insanın en büyük hatası; gereğinden fazla değer vermek değil, kendine hak ettiğinden daha az değer vermektir.

    Bu dünyada, öyle ya da böyle yaptığın her şeyin hesabını verirsin. Hiçbir şey karşılıksız değildir. Tanrı’nın merhameti dışında.

    Bugün senin için bir şey yapmıyorsam, dün elimden geleni yaptığım içindir.

    Bunca çilenin sonu değil mi bir avuç toprak. Ölümden yana korkum yok, tek korkum unutulmak!

    Cama vuran her damlada bir tek sen varsın, ne diyorum biliyor musun her gün yağmur yağsın.

    Dağlarda çiçek solduğu zaman, göklerde bulut olduğu zaman, yağmurlar sel gibi aktığı zaman anla ki bir tanem ben geliyorum!.

    Deniz, kumsaldaki kumları; zaman, geçmişteki anıları; siler. Ama hiç bir şey kalbimdeki gerçek sevgini silemez!

    Dışarda yağmur, kalbimde rüzgar, seviyorum seni dünyalar kadar. Yüreğim yanar, gözlerim ağlar, içimde sadece senin hasretin var.

    Dikenli tellerden bir kelepçe hazırlayın, takın bileklerime kanasın. Asın beni o yarin gözlerine, cesedim gözyaşlarıyla yıkansın.

    Dünya’nın en güzel şeyini sana vermek isterdim ama seni sana nasıl verebilirim ki…

    Eğer beni bu sokakta, bu semtte, bu şehirde bulamazsan sevgilim bil ki ben, gözlerinin daldığı yerdeyim.

    Eğer dönüp gittiğinde arkandan gelmiyorsa, o zaman dönüp giderek doğru şeyi yapmışsın demektir.

    Geldiğin kadar değil göründüğün kadar mutlusun ve sakın ola unutma gittiğin kadar değil hak ettiğin kadar unutulursun.

    Gerçek aşk daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir.

    Gönülden gönüle köprü kurarken sağlam olmasına dikkat et… Üzerinden geçecek ağır duyguları taşıyabilsin…

    Gözümü bağlayıp sırtımdan itip atsalar; turkeyarena yine senin yanına düşerim, yer çekimi değil, yar çekimi.

    Gül bahçesinde geçse de ömrüm, inan üstüne gül koklamam gülüm, seni koklamak olsa da ölüm, uğrunda ölmeye değer gülüm…

    Hasretin bir yana, kahrın bir yana, sensizlik ne demek sorsunlar bana, bu hasretlik biter nasıl olsa, yine de sevgilim doyamam sana!

    Hayalleri mi bir köşede öldürüp hızlıca uzaklaştım ordan ama yine üstüm başım

    Hayat o kadar acımasız ki; bazen doğru olanı yapmak için en çok istediklerimizden vazgeçmemiz gerekir. Hayallerimizden bile.

    Hayatı tesbih yaptım bazen çekiyorum, bazen sallıyorum.

    İki insanın iyi geçinmesi hiç kusursuz olmalarıyla değil, birbirlerinin kusurlarını hoş görmeleriyle sağlanır.

    İnsanların ne kadar kötü olduklarını görmek beni hiç şaşırtmıyor fakat bu yüzden hiç utanmadıklarını görünce çok şaşırıyorum.

    İsmin dudağımda oldu bir hece, bakışın sitemli aşksız bir bilmece, uykusuz kaldığım kaçıncı gece, sokak lambaları şahidim olsun!

    İsyan etme gökyüzü, ne yaparsan yap benim kadar ağlayamazsın!

    Kadın ilk öpücükte neler kazanacağını bilemez, ama son öpücükte neler kaybettiğini bilir.

    Kadın, insanın gölgesi gibidir; kovalarsanız kaçar, kaçarsanız kovalar.

    Kalbim seni unutacak kadar adi ise ellerim onu parçalayacak kadar asildir.

    Karakolların kirli dosyalarına adım hırsız diye işlenmiş! Neymiş! Yarınlardan bir avuç umut çalmıştım.

    Keşke ilişkilerimiz Mustafa Topaloğlu'nun cümleleri gibi olsa başı gelse ama sonu hiç gelmese.

    Madem yaşamak güzel ben niçin ağlıyorum, seni sevmek suç ise cezamı çekiyorum.

    Mehtaplar kadar serin, denizler kadar derin, senin en güzel yerin, bana bakan gözlerin.

    Mevsimin suçu yok; yokluğun soğuk…

    Mutsuzluk yaşadığımız olayda değil, bizim ona gösterdiğimiz tepkidedir.

    Ne güzel bir yalansın sen, Hep inandığım...

    Ne ölmek nefessiz kalmaktır ne de yaşamak nefes almaktır. Yaşamak; sevilmeyi hak eden birine yaşamını harcamaktır.

    Ne tuhaf... İçimi acıtan da sendin, acımı dindirecek olanda..

    O kadar yoruldum ki artık hayattan, yoldan geçen bir taksiyi cevirip,

    Öyle çok yanar ki canın, dünyadaki bütün suçları işlediğini sanırsın. Oysa sadece sevmişsindir.

    Özledin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, şiirler yazdın. Peki o ne yaptı deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta.

    Saçının bir teline dünyalar feda olsun, kalbin hep benimle dolu olsun.

    Saçlarına ak düşsün istemem, gözlerine yas dolsun istemem. Bir tek dileğim var Rabbimden, mutluluklar senin olsun bir tanem!

    Sakın yanlış anlama, kendimi yitirmiş değilim, sadece sende kayboldum o kadar.

    Sen bir şey söylemeden gidersin değil mi? Hem de öyle bir gidersin ki; bırak yaşamayı insanın nefes alması bile yarım kalır.

    Sen çölde açmış bir çiçek olsaydın, seni kaybetmemek için ölene dek ağlardım…

    Sen çölde bir gül olsan seni kurutmamak için göz yaşlarımla sulardım.

    Seni artık umursamıyorum diye yazılır, aklımdan hiç çıkmıyosun diye okunur.

    Seni kaybettiğim için değil, kaydettiğim için acı çekiyorum.

    Seni yıldızlara benzetiyorum! Onlar kadar etkileyici, çekici ve güzelsin ama aranızda tek fark var onlar milyonlarca sen bir tanesin.

    Sensizliği dinlemek sessizliği dinlemekten zor ama en zoru sensizliğin sessizliğini dinlemek…

    Sert rüzgarlar karanlık geceleri severmiş, aynen benim seni sevdiğim gibi.

    Sevilmek umuduyla sevmek insanidir. Fakat sevmek için sevmek, meleklere mahsustur.

    Sevmek ‘seviyorum’ demek değil, yüreğinde hissetmektir. Ve aşk yanında olanı sevmek değil, bazen gelmeyecek birini beklemektir.

    Sevmek ölmektir bence, ben de sevmiştim ölmeden önce…

    Son kibrit çöpüm gibi sakladım seni. Rüzgarsızdı hava, tiryakiydim üstelik. Yakmadım yine de seni.

    Tıpkı bir nefes gibisin. İçimde tuttuğum sürece benimsin. Bırakırsam gideceksin, bırakmazsam öldüreceksin.

    Unutmak zor, anlatmak imkansız. Çünkü; Sen, unutuldukça hatırlanan anlatıldıkça hiç bitmeyensin.

    Ya bir gün karşı karşıya geldiğimizde, birbirimize düşman gibi değil de pişman gibi bakarsak.

    Yanaklarım dururken canımı sıkman çok saçma..

    Yaprak döken gençliğimin satır aralarında altı kırmızıyla çizilmiş ve tırnak içine alınmış suskunluğumun baş harflerisin.

    Zaten ben hep gitmişimdir; kimilerinin hoşuna, kimilerinin zoruna…
     



Sayfayı Paylaş