Diyalog mu? Dinden Uzaklaşma mı?

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve abdulkadir tarafından 12 Temmuz 2008 başlatılmıştır.

  1. abdulkadir Well-Known Member


    Urfa’da tertipledikleri toplantıda yahudi ve hıristiyanlar ile yakın bir işbirliği, diyalog içine girmişler, küfrü hoş göstermeye, imanla küfrü karıştırmaya devam ediyorlar.

    Halbuki Hazret-i ALLAH iman ile küfrü, Hak ile bâtılı kesin olarak ayırmıştır.
    ALLAH-u Teâlâ yahudi ve hıristiyanlarla dost olmayı, onlarla aynı safta bulunmayı, onlarla haşır-neşir olmayı yasaklamış, onlara gösterilecek bir dostluğun kötü neticesini Âyet-i kerime’sinde ihtar buyurmuştur:
    “Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin! Onlar birbirinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, o onlardandır. Şüphesiz ki ALLAH, zâlimler güruhunu hidayete erdirmez.” (Mâide: 51)
    Emr-i ilâhi böyle iken bu Âyet-i kerime’yi inkâr etmekte ve küfürlerini ilân etmektedirler. Bu inkârın, bu küfrün kaynağı nedir? Bunu hangi kaynaktan alıyorsunuz? Bu Âyet-i kerime’ye göre bu küfür değil midir? Çünkü Cenâb-ı Hakk “Kim onları dost edinirse o onlardandır.” buyurduğu halde, “Bunlar bizim dostumuzdur.” dediler, bu Âyet-i kerime’yi inkâr ettiler ve küfürlerini ilân ettiler. Onlardan olunca onlar da küfür ehli olmuş olmuyor mu?
    Bu ilâhî hitap, İslâmiyet’in ilk yıllarından itibaren kıyamete kadar gelip geçecek olan bütün müslümanlaradır.
    ALLAH-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde:
    “Ey inananlar! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin! ALLAH’ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz?” buyuruyor. (Nisâ: 144)
    ALLAH-u Teâlâ’nın emri ve hükmü budur. Bu hükmü kaldırıyorlar. Bu Âyet-i kerime’yi inkâr ediyorlar. ALLAH-u Teâlâ’nın haklarındaki hükmü ise küfürdür. Her ne kadar küfür diyarına kaçtı ise de, küfür diyarında küfrünü icra ediyor. Türemeleri de arzularını tatbik ediyor.
    Halbuki; onlar İslâm’ın ve müslümanların düşmanıdırlar, müslümanların başına daima bir gaile çıkarmaktan ve kötülük etmekten başka bir şey düşünmezler. Dinini terkedip kendilerine tâbi olmadıkça, hiçbir müslümandan memnun olmazlar.
    Müslümanlarla savaşmak hususunda tarih boyunca daima dinsizlerden yana olmuşlardır. İki yüzyıl boyunca haçlı seferleriyle İslâm beldelerine saldıranlar onlardır.
    Onları dost edinenin onlardan olmasının mânâsı;
    Onlara benzemiş, onlardan bir kimse gibi olmuştur. Onların hükmü ne ise, onun da hükmü o olur. O artık İslâm’a değil, onlara ve isteklerine hizmet eder. Netice itibariyle onlardan sayılır, ahirette onlarla beraber haşrolur. Onlardan olandan başkası onlarla dost olmaz.
    ALLAH-u Teâlâ müminlere kâfirleri dost edinmemelerini muhakkak emrettikten sonra, bu emr-i şerif’e uymayanların ise ALLAH’ın dostluğunu kaybetmekle cezalandırılacağını bildirmektedir:
    “Müminler, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa, ALLAH ile hiçbir dostluğu kalmaz.” (Âl-i imran: 28)
    ALLAH için sevgi, ALLAH için buğz imanın en sağlam kulpudur. İmanın tekamülünde en büyük amildir.
    Resul-i Ekrem -sallALLAHu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:
    “Amellerin en üstünü ALLAH için sevmek, ALLAH için buğzetmektir.” (Ebu Dâvud)
    İnsan bunu ayırdedemezse, ne kadar ibadet ederse etsin dalâlettedir. ALLAH-u Teâlâ ile arasında çok büyük bir uzaklık meydana gelir, rahmet-i ilâhi’den kovulur.
    Kitabullah’ın hükmüne rızâ göstermeyenleri dost edinmenin insanı İslâm hudutları haricine çıkaracağı kesinlikle bilinmelidir. Bir müminin her şeyden önce dininde ve imanında samimi olması gerekir. Küfre rızâ göstermek de küfürdür.
    Halbuki ALLAH-u Teâlâ onlar hakkında:
    “Sen onların dinine uymadıkça ne yahudiler ne de hıristiyanlar senden asla hoşnut olmazlar.” buyuruyor. (Bakara: 120)
    İnsanların birbirlerine tabiatlarının sirayeti, bazı hastalıkların sirayeti gibidir. Bilhassa küfür ve nifak hastalıkları derhal sirayet eder, çünkü insanın tabiatı daima isyana meyillidir.
    Âyet-i kerime’lerinde şöyle buyuruyor:
    “Ey iman edenler! ALLAH’ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinmeyin.” (Mümtehine: 13)
    ALLAH-u Teâlâ’nın emri ve hükmü budur; “Dost edinmeyin” dir.
    “Eğer onlar ALLAH’a, Peygamber’e ve ona indirilen Kur’an’a inanmış olsalardı, onları dost edinmezlerdi. Fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.” (Mâide: 81)
    Bu Âyet-i kerime’de de ALLAH-u Teâlâ inananların onları dost edinemeyeceklerini ferman buyuruyor.
    “Eğer onlara uyarsanız siz de müşrik olursunuz.” (En’am: 121)
    Burada da apaşikâr görülüyor ki onlara meyleden onlardandır. ALLAH-u Teâlâ onları hidayetten mahrum ettiğini beyan buyuruyor ve iman edenlere duyuruyor.
    ALLAH-u Teâlâ bu Âyet-i kerime’lerinde İslâm ile küfrü ayırmış, ayrı ayrı iki zümre olduğunu beyan buyurmuştur. (Hacc: 19)
    Müminlerin dostlarını ise Âyet-i kerime’sinde beyan buyurmuştur:
    “Kim ALLAH’ı, Peygamber’ini ve inananları dost edinirse bilsin ki şüphesiz ALLAH’tan yana olanlar üstün gelirler.” (Mâide: 56)
    Diğerlerinin üstünlüğü görünüştedir veya geçicidir.


    Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:
    “Kâfirlere ve münafıklara itaat etme!” (Ahzab: 48)
    Bu Âyet-i kerime hakkında Elmalılı Hamdi Yazır Efendi tefsirinde şöyle söylemektedir:
    “Dâvet görevini yerine getirirken onlara dost gibi görünmek, alçaktan almak, tebliğde yumuşak davranmak yasaklanıyor. Yasaklama ve uzlaştırma, abartı ile onları heyecana getirmek için mânâ ‘İtaat etme!’ biçiminde olumsuz ifade edilmiş ve ALLAH’ın emirlerini tebliğde bir nebze hoşgörü, kâfirlere ve münâfıklara itaat etmek mânâsında olduğu anlatılmıştır.”
    ALINTI
     



Sayfayı Paylaş