Din Terimleri Sözlüğü

Konusu 'Diğer Dersler' forumundadır ve Balako tarafından 2 Kasım 2011 başlatılmıştır.

  1. Balako Well-Known Member


    Din ile ilgili terimlerin "Nedir?" sorusuna cevapları aşağıdadır.

    Not: Ctrl+F yapıp açılan kutucuğa aradığınız kelimeyi yazarsanız daha çabuk ve kolayca bulabilirsiniz.

    - A -

    Ağyar: Başkaları, yabancılar.
    Ahit: 1. Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant. 2. Antlaşma.
    Âlem: 1. Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluşturduğu bütün, evren. 2. Dünya, cihan. 3. Aynı konu ile ilgili kimseler. 4. Hayvan veya bitkilerin bütünü.
    Âlicenap: 1. Cömert. 2. Onurlu, şerefli.
    Amel: 1. Yapılan iş, edim, fiil. 2. Bir kimsenin, dinin buyruklarını yerine getirmek için yaptıkları.
    Atfetmek: 1. Bir işi veya bir sözü bir kimseye mal etmek, yüklemek, isnat etmek. 2. Yöneltmek, çevirmek.
    Ayrık: Başkaları, diğerleri.
    Azamet: 1. Ululuk, büyüklük. 2. Gurur. 3. Görkem, gösteriş, heybet. 4. Çalım, kurum, tekebbür.
    Aziz: 1. Ermiş, eren. 2. Sevgide üstün tutulan, muazzez.
    Azletmek: Görevden almak, görevden çıkarmak.

    - B -

    Baki: Sürekli, kalımlı.
    Belagat: 1. İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. 2. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. 3. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı. 4. Bir şeyde gizli olan derin anlam.
    Bende: Kul, köle.
    Bizar: Tedirgin, bezmiş, usanmış, bezginlik getirmiş.
    Buy-ı Misk: Misk kokusu.

    - C -

    Cürüm: 1. Suç. 2. Yanlışlık, kusur ve hata.
    Cüzi: 1. Az, azıcık, pek az. 2. Tikel.

    - D -

    Darüşşifa: Sağlık yurdu, hastane.
    Dâstân: Destan.
    Davi: Dava.
    Dem: 1. Hazırlanan çayın renk ve kalın bakımından istenilen durumu. 2. Pişirilen yemeklerin yenecek kıvama gelmesi. 3. Kıvam, ayar.
    Dergâh: Tarikattan olanların barındırdıkları, ikamet ettikleri ve tören yaptıkları yer.
    Didar: Yüz, çehre.
    Du Cihan: Her iki dünya, dünya ve ahiret.

    - E -

    Elvan: 1. Renkler. 2. Türlü renklerden olan.
    Erdem: 1. Ahlakın övdüğü, iyilikçilik, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı. 2. İnsanın ruhsal olgunluğu.
     



  2. Balako Well-Known Member

    - F -

    Fasık: 1. Allah'ın emirlerini tanımayan, sapkın, günah işleyen. 2. Kötülük eden, fesatlık eden.
    Fay: Kayaç kütlelerinin bir kırılma düzlemi boyunca yerlerinden kayması, kırık.

    - G -

    Galebe Çalmak: 1. Yemek. 2. Üstün gelmek.
    Gıl ve Gış: Gizli kin, gizli ve kötü amaç.

    - H -

    Hadsiz: Sayılamayacak kadar çok, çok fazla, sınırsız, sayısız.
    Halife: Hz. Muhammed'in vekili olarak Müslüman'ların imamlığını ve din koruyuculuğunu yapmakla görevli kimse.
    Hatime: Son, sonuç.
    Havale Etmek: 1. Bir şeyin alınmasını, yapılmasını bir kimseye bırakmak, ısmarlamak, devretmek. 2. Yollamak, göndermek.
    Hayır: 1. İyilik, karşılık beklemeden yapılan yardım. 2. İyi, hayırlı, yararlı, faydalı.
    Hemdem Olmak: Birlikte, dayanışma içinde olmak, yanında olmak.
    Hikmet: 1. Bilgelik. 2. Sebep, gizli sebep. 3. Tanrı'nın insanlarca anlaşılamayan amacı. 4. Özlü söz, vecize. 5. Felsefe.
    Hilafet: Halifelik.
    Huri: Cennette yaşadığına inanılan kız.
    Huşu: 1. Alçak gönüllülük. 2. Tanrı'ya boyun eğme, gönlü korku ve saygı ile dolu olma.

    - I -

    Irk: 1. Kalıtımsal olarak ortak fiziksel ve fizyolojik özelliklere sahip insanlar topluluğu. 2. Soy. 3. Bir canlı türünde aynı karakteri taşıyan canlıların oluşturduğu alt bölüm.
    Islah Etmek: İyi bir duruma getirmek, iyileştirmek, düzeltmek.
     

Sayfayı Paylaş