Devin Elması Hikayesi

Konusu 'Masal ve Hikayeler' forumundadır ve CAN tarafından 2 Temmuz 2016 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Devin Elması Masalı

    Saat öğlenden sonra civarıydı"Yürü daha hızlı yürü çocukSeni bekleyerek vakit harcayamam"diye yankılanan azarlama sesleri geliyordu kasabaya giden yoldanSiyah kıyafetler içinde bir adam ve yırtık elbiseler içinde yalınayak yürüyen bir çocuk yolda ilerliyorduAdam orta boylu ve orta yaşlı gözüküyorduYüzünde ve alnında çizgiler çatık kaşları ve simsiyah saçları vardıPek temiz gibi gözükmüyordu. Bıyıklarında bulaşmış yemek artıkları vardı zayıf mavi gözleri ve kumral şaçları vardıSırtında bir sürü eşya taşıyorduEşyaları taşımaktan bitap düşmüş gibiydiÜzerinde dizleri parçalanmış bir pantolon ve sadece iki düğmesini ilikleyebildiği kolları yırtılmış bir gömlek vardıBembeyaz teni gömleğin her yerinden fışkırıyordu.

    "Hadi sene yoksa kemerimin tadına tekrar bakmak mı istersin?" diyerek adam çocuğu tekrar azarlamaya başladıÇocuk adımlarını hızlandırmaya çalışıyordu ama taşıdığı yük buna engel oluyorduNasır olmuş ayakları tozlu yolda güçlükle ilerlerken sol ayağı birden taşa takıldı ve yere düştü.

    Adam birden gelen gürültü sesinden korktu ve hemen arkasına döndü

    "Seni ahmakNeden doğru düzgün bir iş yapamazsın sen?" diyor bir yandan da çocuğu kolundan tutmuş iteliyorduÇocuk eşyaları tekrar sırtlayıp yürümeye devam ettiBir an etrafına bakınırken yolun yukarısındaki ormandan bembeyaz bir elbise içerisinde altın rengi saçlı peri kadar güzel bir kız gördüKız da çocuğun baktığını farkederek gözlerini ona dikti ve gülümsediBirkaç saniye birbirlerine baktıktan sonra kız arkasını dönerek tekrar ormanın karanlığına daldıÇocuk bir garip olmuştu hayatı boyunca hiç bu kadar güzel bir insan görmediği her halinden belliydiYavaş yavaş kasabının evlerinden yükselen dumanlar gözükmeye başladıSaat de akşam olmak üzereydiMavi gökyüzü kararıyor havada delikleri andıran yıldızlar parıldamaya başlıyordu

    Adam çocuğa dönüp "Şimdi bir arkadaşımı göreceğizSonrada bizim için son bir şey daha çalacaksınAnladın mı beni?" dedi

    Çocuk başını önüne eğip "Artık çalmak istemiyorumHırsızlık kötü bir şey" diyerek adama yanıtını verdiAdam kaşlarını çatıp çocuğun gözlerine bakmaya başladı

    - "YapacaksınBen senin sahibinimYoksa yoksa sonrasına karışmamTamam mı?" diye bağırıyorduÇocuk başını tekrar önüne eğdiBu zorlada olsa kabul ettiği anlamına geliyorduKasabanın içinde ilerlemeye devam ettiler ve son eve geldiklerinde adam durdu ve:

    - "İşte burası bakalım dostum içeride mi?" diyerek kapıya vurduKapıyı kısa boylu şişman kızıl saçlı bir adam açtı

    - "Ooo kimler gelmiş" diyerek birbirlerine sarıldılar ve ikisinide içeri aldıÇocuk eşyaları kapının yanına bıraktıHava da tamamiyle kararmıştıÇocuğun sırtı eşyaları taşımaktan iki büklüm olmuştuUzun bir sürede iki büklüm kaldıŞişman adam çocuğa:

    - "Gece çok işimiz var onun için biraz dinlen" diyerek yatağı gösterdiÇocuk yatar yatmaz uyuduAdamlar ise şöminenin önüne oturdu ve plan yapmaya başladıAcaba nasıl çalacaklardı?Hangi yöntemi kullanacaklardı?Çocuk ise tek yüzünün güldüğü rüyalardan birini görmekteydiRüyasında karanlık ve sisli bir ormanın içinde ilerliyoduSislerin içinden birden yolda gördüğü kız çıkıverdi karşısına"Merhaba!" dedi kızBu gözleri kamaştıran güzellik karşısında çocuğun dili tutulmuştu ve söylemek istedikleri ağzından mırıltı şeklinde çıkıyorduKız:

    - "Oraya gitmemelisinO şeyi çalmamalısınYoksa bu senin sonun olur" dedi ve geri geri yürümeye başladıHer geriye adım atışında ormanın içinde kızın sesi yankılanıyorduKız sisin içinde tekrar kaybolduÇocuk kararsız kalmıştıÇalmalı mıydı?Eğer çalmazsa sonunun çok kötü olacağını biliyorduTam o sırada adamlar çocuğu uyandırdı:

    - "Hadi vakit geldi yola koyuluyoruz" dedi ve eşyaları tekrar çocuğa verdiler

    Karanlık yolda ilerlemeye başladılarŞişman olan adam çocuğa:

    - "Dev'in elmasını çalacaksınDiğer çaldığın mücevherler gibi çok basit olacakMağaraya girdiğinde dev -dilerim- uyuyor olacakSende başucunda duran elması alıp hemen çıkacaksınDikkat et dev uyanırsa hemen kaçArkana bakmadan koş" diyerek konuşmaya devam ettiÇocuk korkmuş gibi gözüküyorduBu ne yolda giden bir insandan altın çalmaya benziyordu ne de Kraliyet hazinesine girmeye benziyorduYolun yukarısında gene o kızı gördüKız artık hiç gülmüyorduGözlerine acı perdesi inmiş gibi çocuğa bakıyorduÇocuk yanındaki şişman adama dönerek:

    - "BakŞu kızı görüyor musun? diyerek yolun yukarısını gösterdiAdam çocuğun gösterdiği yöne baktı ama ortalıkta kız felan yoktu

    - "Kafayı yedin heralde senKız felan yok" diyerek çocuğun kafasına bir tokat attıAma çocuk kızı hala görüyorduYasak ormanın içine doğru girdilerUzun bir yol sonunda devin olduğu mağaraya geldiler ve çalılıkların arkasına saklandılarŞişman adam:

    - "Dev içeride değilBirazdan gelir" dediği sırada yer oynamaya başladıDev büyük bir gürültüyle mağarasına geldiEtrafına şöyle bir bakındıktan sonra içeri girdiElinde yakalamış olduğu bir geyik vardıÜçüde devi gördüklerinde dehşete düşmüştüHayatları boyunca hiç bu kadar korkunç bir şey görmemişlerdi:

    - "Burada kamp kuralım sabaha karşı devin en derin uykusunda elması çalarız" dedi şişman adamDiğeride:

    - "Evet evet öyle yaparız" dediÇocuğun gözleri korkudan donuklaşmıştıSahibi çocuğa;

    - "Git ve biraz çalı çırpı toplaAteş yakıcaz" dediÇocuk olduğu yerden zorlukla doğrulduBacakları tirtir titriyorduÇocuk adamların yanından yavaş yavaş uzaklaştı ve küçük dal parçalarını toplamaya başladıAğaçların arasında gene o kızı gördüKız;

    - "Buraya gelSeninle konuşmam lazım" diyerek çocuğu yanına çağırdıÇocuk etrafına şöyle bir bakındıktan sonra kızın yanına doğru ilerledi;

    - "Kaçmalısın yol buradan gidiyorArkana bakmadan koşarsınSeni asla bulamazlar" dediÇocuk endişeli bir şekilde;

    - " Beni bulamazlar değil mi?Asla bulamazlar değil mi?" dedi kızaKız başıyla tasdik ederek parmağıya yolu gösterdiÇocuğun sahibi;

    - "Nerde kaldı bu?Kaçmış olmasın sakın?Hemen bul şunu" diyerek şişman adama söylendiÇocuk tam kaçacağı yola doğru dönerken önüne birden şişman adam çıktı

    - "Ne o kaçıyor musun yoksa?" diyerek çocuğu dövmeye başladıYakasında tutup sürükleyerek sahibinin yanına getirdiSinirli bir şekilde;

    - "Az kalsın kaçıyordu" diyerek yerde yatan çocuğa bir iki tekme daha attıHava aydınlanmaya başladıŞişman adam yerde yatan çocuğu kaldırdı ve

    - "Zaman geldiGir ve elmasımızı bize getir" dediHer iki adamın da gözleri kararmış zengin olma hırsı bürümüştüÇocuk bir an duraksadıEğer çalmazsa adamlar çocuğu parçalayacaktıEğer çalarken dev uyanırsa bu seferde dev onu parçalayacaktıÇocuk mağaraya doğru tekrar ilerlemeye başladıArtık her ne olduysa korkmuyorduSonuna doğru ilerlediğinin farkındaydıİçeri girdiİçerisi inanılmaz karanlıktıBir tek devin horultusu vardıHorultunun yönüne doğru ilerlemeye devam ettiBüyük bir oda gibi bir yere geldiİçerisi yanan ateş sayesine aydınlıktıDev yerde uyuyorduElması ise eliyle tutmuştuÇocuk ses çıkartmadan yavaş adımlarla deve doğru ilerlediElması iki eliyle kavradı ve yavaş yavaş çekmeye başladıElması tam devin elinden aldığı sırada yere düşürdüÇocuk devle gözgöze geldiElması birden yerden alıp kaçmaya başladıDev de birden ayağa kalkarak büyük bir çığlık attıBu öyle bir çığlıktı ki mağaranın tüm taşları yerinden oynadıTavan çökmeye başlamıştıÇocuk tam dışarı çıkacağı sırada dev ona yetişip eliyle güçlü bir şekilde vurduÇocuğun elinden elmas dışarı fırladıÇocuğun cansız bedenide kapıdan dışarı uçtuDev tam dışarı çıkacağı sırada mağara büyük bir gürültüyle çöktüDev de mağaraya hapsolmuştuAdamlar gürültü durunca saklandıkları çalıların arkasından çıktılar ve yerde parlayan elmasa doğru atıldılarElmasın az önünde de çocuğun cansız bedeni yatıyorduŞişman adam çocuğun yanına gitti ve kulağını kalbine dayadı:

    - "ÖlmüşNeyse elmasımızı alalım ve gidelim burdanArtık zenginiz" diyerek arkadaşının yanına doğru ilerlediİkisi de eşyaları toplamadan geldikleri yola doğru gitmeye başladılarFakat her adımlarında yol kararıyorduEtrafı hafif bir sis sarmaya başladıHızlandılarBir anda kendilerini etrafını ağaçların sardığı yuvarlak bir boşlukta buldularAğaçlar artık geçit vermiyorduBirbirlerine söylenmeye başladılar.

    - "Neredeyiz biz?Burası neresi?" diye birbilerine bağırıyorlardı.

    Ağaçların içinden bir sürü kız çıkmaya başladıHepside birbirinden güzeldiBaşlarında da çocuğun konuştuğu kız vardıAdamlar hayretler içerisinde kızlara bakıyorduKızlar adamları ortalarına alıp etraflarını çevirdilerAdamlar donup kaldıVücutlarından ruhları çıkmaya başladıİki tane siyahlar içerisinde yüzleri gözükmeyen kişi geldiRuhları alıp ormanın karanlığında kayboldularKız ölen çocuğun yanına gittiOnunda ruhunu aldıElele tutuştularİkiside çok mutluydu Ormanın içide kayboldular sonsuza kadar ama o bunları pek önemsiyormuş gibi durmuyorduÇocuk ise onbeş ya da onaltı yaşlarında.
     



Sayfayı Paylaş