Cömertlik İle İlgili Hikayeler

Konusu 'Dini Sohbet' forumundadır ve CAN tarafından 9 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Cömertlik İle İlgili Dini Hikayeler

    cömertlik imtihanı, cömertlik hikaye, cömertlik hikayeleri

    Peygamberimizin cömertliğiyle ilgili bir hikaye

    Kerem ve cömertlik Peygamberimiz'in tabii özelliğiydi. Bilhassa ramazan aylarında O'nun kerem ve cömertliğine sınır olmazdı.

    Bir gün, bir adam, Rasûl-i Ekrem (a.s.m) mer'ada otlayan keçilerini sayarken gelmiş ve bir kaç keçi istemişti. Rasûl-i Ekrem de ona bütün sürüyü vermişti. Adam sürüyü kabilesine götürdüğünde:

    • Hepiniz müslüman olunuz Muhammed (a.s.m) o kadar cömert ki, fakirlikten hiç korkmuyor, demişti.

    Rasûl-i Ekrem (a.s.m) bazen birinden bir şey satın alır, sonra onu yine ona hediye ederdi. Kendilerine bir şey geldimi, derhal onu, başkalarına hediye ederdi. yanlarında bir şey, bir gece kalacak olsa ondan üzüntü duyardı.

    Rasûl-i Ekrem (a.s.m)'in Hanımı Ümmü Seleme (Radıyallahu anha validemiz anlatıyor: Rasûlüllah'ın yüzünde bir değişiklik hissettim. Sebebini sorunca: "Dün aldığım yedi dinarı veremedim yanımda kaldı.", buyurdu.

    Hz. Muhammed (a.s.m)'in cömertliği

    Peygamber efendimiz, son derece cömert ve mükrim idi. Hiçbir dilenciye "yok" diyerek cevap vermezdi. Eğer yanlarında verilecek birşey bulamazsa, ya ashabından ödünç alarak verir yahut "yarın gel" gibi birşey söylerdi.

    Huneyn savaşında ganimet mallarından bir vadiye toplanmış olan develer için Safyan ibni Umeyye: "Ne iyi develer!" Peygamberimiz (a.s.m) "Öyle ise onlar senin olsun," deyip bu yüz deveyi Safvan'a bağışlamıştı.

    Safvan bu ikramı görünce: "Bu kadar cömertlik ancak Peygamberlerde bulunur," diyerek hemen müslüman olmuştur.
     



  2. CAN Well-Known Member

    Hazreti Ebubekir (r.a) ve Gerçek Cömertlik

    Hz. Ebû Bekr (r.a)’in, Medine’nin civarında Sünün mevkiinde bir hazinesi vardı. Bu, herkes tarafından biliniyordu. Fakat bu hazinenin bekçisi yoktu. Ebû Bekr (r.a)’e:
    • Ey Allah Resûlünün halifesi, hazinenin başına bir bekçi koymayacak mısın? dediler.
    • Korkmaya lüzum yok, dedi.
    • Niçin? diye sordular.
    • Kilitlidir, dedi.
    Hz. Ebû Bekr (r.a), hazinesindeki bütün servetini hiç bir şey kalmamacasına dağıtıyordu. Şehrin civarından, şehrin içine taşındığında, hazinesini de getirdi ve oturduğu evin içine koydu. Kabel madenlerinden, Cüheyne madenlerinden çok miktarda mal geliyordu. Beni Süleym madeni de Ebû Bekr (r.a)’in hilafeti devrinde çalışmaya başlamıştı. Onun da zekâtı getirildi. Bunlar, Beyt’ül-Mal’e konuyordu. Ebû Bekr (r.a) bunları halka külçe külçe dağıtıyor ve yüz kişilik bir gruba bir külçe veriyordu. Bunu dağıtırken insanlar arasında hiçbir ayrım yapmıyordu. Hür, köle, erkek, kadın, küçük, büyük hepsine eşit olarak taksim ediyordu. Develer, atlar ve silahlar alıp onları Allah yolunda infâk ediyordu. Bir defasında çölden getirilen kadife kumaşları satın alıp, kışın Medine’li dul kadınlara dağıtmıştı. O vefât edip de defnedilince, Hz. Ömer (r.a) ileri gelenleri çağırarak onlarla beraber Ebû Bekr’in hazine olarak kullandığı yere girdi. Hz. Ömer (r.a)’in yanında Abdurrahman b. Avf, Osman b. Affan ve diğerleri (r.a) vardı. Hazinenin kapısını açınca ne bir dinar, ne de bir dirhem bulabildiler. Sadece bir döküntü içinde tek bir dirhem bulabildiler. Ebû Bekr (r.a)’e hayır dua ettiler.

    Resûlüllah (a.s.m) zamanında Medine’de mal ve mülkün miktarını tesbit eden memurlar vardı. Onlardan birine:
    • Ebû Bekr’e gelen mal ne kadardı? diye sorulduğunda:
    • İkiyüzbin dirhem, dedi.
     

Sayfayı Paylaş