Çökertme Türküsünün Hikayesi

Konusu 'Masal ve Hikayeler' forumundadır ve CAN tarafından 26 Haziran 2016 başlatılmıştır.

  1. CAN Well-Known Member


    Çökertme Türküsü ve Öyküsü - Bodrum Yöresi

    Memleketin keşmekeş içinde olduğu, işgal ordularının yurdu parsellediği yıllardıEge ‘de Yunan varEli silah tutan tüm gençlerin bellerinde pistov, ellerinde Rus filintası, sırtlarında yatakları, dağları, taşları, ovaları mesken tuttukları yıllar. Küçük Menderes ‘ten, Köyceğiz’e, Denizli ‘den Bodrum’a her karış toprakta onların alın teri.

    Bir yandan işgalcilerle boğuşuyorlar, bir yandan da devletin seçip gönderdiği yöneticilerle. Bir yandan düşmanı kovalarken diğer yandan da işbirlikçilerle boğuşuyorlar. İşte o yıllarda Halil adlı yiğit bir delikanlı vardı. Merttiİyi silah kullanır, üç kuruşluk mevkiye boyun eğmezdi. Çam yarması gibi, kaşı gözü ,eli yüzü düzgün, cesurduYiğitliği de dillerdeydi. Bir de “Bodrum kaymakamı” vardıHalk düşmanı , astığı astık, kestiği kestikİstanbul ‘un da gözde adamı. Adına da “Çerkez Kaymakam “ derlerdi. Halk arasında “Kalleş Kaymakam” Bir eli yağda bir eli baldaSandal sefaları, gece alemleri. Etrafında etek öpenler, fedailik yapanlarMilletin kıtlıktan kırıldığı günlerde yağlı ballı yemeklerle donatılmış sofralar.

    Bir de güzelliği tüm yörenin dilinde Çakır Gülsüm vardı. Bitez yalısında otururduSahilde şipşirin bir köy. Köyün yakınlığından adına “Bitez yalısı” demişler. Herkes güzel Gülsüm ‘ü yiğit Halil ‘e yakıştırıyordu. Gülsüm adı Halil ‘le beraber anılırdıBunca dillenen güzellik Bodrum Kaymakamının kulağına da ulaşmıştı. Etrafındaki dalkavuk çömezler kaymakamın kulağını doldurmuşlar”Gülsüm güzel kız. Saraylara layık. Halil gibi baş kaldırmış bir eşkıyanın eline düşerse yazık olurSen evet de on Gülsüm getirelim sana. Zaten Halil dağda, çetelerle dolaşıyor” diyerek şişirmişlerAmaçları kaymakama yaranmak, hem de çıkarlarına taş koyan Halil ‘e zarar vermek.

    Çerkez Kaymakamın ‘ın çok hoşuna gitmiş bu düşünce Hem güzel Gülsüm’e sahip olacak, hem de büyüklerinin kulağına gitmiş bir efenin nişanlısını kaçırıp daha da yaranacak onlaraKaymakam Bitez yalısına göndermiş kolcularını. Bir feryat, bir figan sarıp sarmalıyıp götürdüler Gülsüm ‘üGülsüm ‘ün apar topar içine atıldığı sandal kıyıdan uzaklaşmak üzereyken çökertme tarafından hızlı hızlı gelen sandal göründü. Sandalın kürekleri kanat gibi açılıp kapanıyordu. Bir yanda kaymakam kolcularının sandalı bir diğer yanda da Bitez yalısına girdi girecek olan Halil’in sandalıYanında en güvendiği arkadaşı İbrahim Çavuşİbrahim Çavuş asılmış küreklere, Halil ise ayakta gözünü siperlemiş eliyle kolcuları gözlüyor. Millet sahile dökülmüş yürekleri ağzında seyrediyor onları.

    Halil’in sandalı uçuyor gibi. İki sandal burun buruna geldi vuruşma başladı. Patlayan silah sesleri. Ve ardından Gülsüm’ün figanı. İbrahim Çavuş’un figanı İbrahim Çavuş kapanmış sandala haykırıyordu” GittiYiğit Halil gittiVurdular Halil’iKalleş Kaymakamın adamları vurdu Halil‘i

    Kolcuların sandalı Bodrum’a hızla Gülsüm ‘ü götürürken, Halil’in sandalı da ağır ağır sahile yaklaşıyordu. Sonra sandaldan çıkardılar Halil’i Oluk oluk kan akıyordu İbrahim Çavuş’un kollarında verdi son nefesiniSonra kalabalığı bir uğultu sardıBir hıçkırık, bir gözyaşı seli. Bunların arasından da yanık içli bir ses yükseldi Ağlayan,ağlatan.


    Çökertme'den Çıktım Da Halil'im
    Aman Başım Selâmet,
    Bitez De Yalısına Varmadan Halil'im
    Aman Koptu Kıyamet

    Arkadaşım İbram Çavuş
    Allah’ıma Emanet,

    Burası Da Aspat Değil Halil'im
    Aman Bitez Yalısı,
    Ciğerime Ateş Sardı,
    Telli Kurşun Yarası

    Güverte De Gezer İken
    Aman Kunduram Kaydı,
    İpekli Mendilimi Halil'im
    Aman Mor Rüzgâr Aldı

    Çakır Da Gözlü Gülsüm'ümü
    Aman Kolcular Aldı,

    Gidelim Gidelim Halil'im
    Çökertme'ye Varalım,
    Kolcular Gelirse Halil'im
    Nerelere Kaçalım

    Teslim Olmayalım Halil'im
    Aman Kurşun Sıkalım
     



Sayfayı Paylaş