Çocuklarda Şeker Hastalığı (Diyabet)

Konusu 'Çocuk Sağlığı' forumundadır ve elif tarafından 7 Haziran 2008 başlatılmıştır.

  1. elif Moderator


    Çocuklarda Şeker Hastalığı (Diyabet)

    TİP-1 DİYABET NEDİR?
    Şeker Hastalığı olarak da bilinen diyabetin çocukluk çağında görülen şekline Tip-1 diyabet diyoruz. Tip-1 diyabet insülin yetersizliği sonucu ortaya çıkan ve kan şekeri (glukoz) da yükselme ile seyreden bir hastalıktır. İnsülin vücudumuzda pankreas bezinden salgılanan ve kandaki şekerin vücut hücreleri tarafından kullanılmasını sağlayan bir hormondur. Normalde vücudumuzdaki hücreler yaşamlarını ve görevlerini sürdürebilmek için gerekli enerjiyi kandaki şekeri adeta bir yakıt gibi kullanarak sağlarlar. Nasıl ki, bir araba yeterli benzin sağlanmadan çalışamaz ise hücreler de şekeri kullanamazlarsa görevlerini yerine getiremezler.

    Besinlerle aldığımız karbonhidratlar barsaklarda basit şekerlere dönüştürülerek emilir ve kana karışırlar. Beslenme sonrası kan şekeri yükselmeye başladığında diyabeti olmayan insanlarda pankreastan insülin salgısı artar ve bunun sonucunda kana geçen şeker hücreler tarafından kullanılır veya depo edilir. Diyabetlilerde ise insülin salgısı yetersiz olduğu için barsaklardan kana geçen şeker hücreler tarafından kullanılamaz ve kan şekeri yükselir.

    Sağlıklı kişilerde beslenme veya açlık sırasında kandaki şeker düzeyine göre vücut kendi kendine insülin salınım miktarını ayarlayarak kan şekerinin normal sınırlar arasında kalmasını sağlar. Ancak diyabetli bir çocukta ise pankreas insülin üretemediği için kan şekeri devamlı yüksektir ve beslenmeden sonra daha da yükselir.

    TİP-1 DİYABET NASIL GELİŞİR:
    Çeşitli çevresel ve bünyesel nedenler sonucu pankreasın insülin üreten hücrelerinin harap olması sonucu diyabet gelişir. İnsülin yeterince üretilemeyince kandaki şeker hücreler tarafından alınıp kullanılamaz ve kullanılamayan şeker kanda birikerek kan şekerinin yükselmesine neden olur. Kan şekerinin normalin üzerine çıkmasına HİPERGLİSEMİ denir. Normalde diyabetli olmayan kişilerde kan şekeri düzeyi 70-110 mg/dl arasındadır. Diyabetlilerde ise kan şekeri bu değerlerin çok üzerine çıkar. Kan şekeri 170-180 mg/dlnin üzerine çıktığında kandaki şekerin bir kısmı idrara da geçer ve idrarda şeker çıkmaya başlar. İdrardaki şekeri idrar test çubuğundaki renk değişimi ile saptayabiliriz. İdrarda şeker miktarı artınca şekerle beraber su da atılacağından çocuğun çıkardığı idrar miktarı artmaya başlar. Sık sık idrara çıkar veya geceleri idrar kaçırmaya başlayabilir. İdrarla olan bu su kaybını yerine koyabilmek için de çok su içmeye başlar. Böylece çok su içme ve çok idrara çıkma başlar. Bunlar hipergliseminin belirtileridir.

    Diyabetli çocuklarda insülin eksikliği sonucu kandaki şekerin kullanılamaması sonucu aç kalan hücreler enerji sağlayabilmek için yağları ve proteinleri parçalamaya başlarlar. Bunun sonucunda kilo kaybı meydana gelir. Ayrıca yağların enerji üretimi için kullanılması sırasında KETON adı verilen asit yapıda maddeler açığa çıkar. Ketonlar mide bulantısı ve kusma’ya neden olurlar. Ayrıca vücuttan bu asit maddeleri atabilmek için hızlı nefes alıp verme başlar. Ketonlar idrarla da atılırlar. İdrarda keton olup olmadığı idrar test çubuğu ile kolayca anlaşılabilir. İdrarda keton (turkeyarena.com) var ise test çubuğundaki açık renk koyu pembe-mor renge dönüşür. Eğer diyabet bu dönemde teşhis edilmez ve gerekli tedavi başlanmaz ise çocuk diyabet ketoasidozu dediğimiz ağır tabloya girebilir ve koma gelişebilir.

    Diyabet belirtileri

    · Çok su içme

    · Çok idrara çıkma

    · Gece idrar kaçırma veya gece idrara kalkma

    · Aşırı yemek yeme

    · Kilo alamama veya kilo kaybı

    · Halsizlik, yorgunluk, uyuma isteği

    · Ağızda çürük elma kokusu

    · Karın ağrısı

    · Mide bulantısı ve kusma

    · Hızlı nefes alıp verme

    TİP-1 DİYABET NASIL TEDAVİ EDİLİR:

    Tip-1 diyabeti vücuttan tamamen uzaklaştıracak yani vücudun yeniden kendi insülinini yapmasını sağlayacak yaygın bir tedavi bugün için mümkün değildir. Ancak, vücüdun ihtiyacı olan insülini dışarıdan enjeksiyon ile vererek kan şekerini istenilen düzeylere indirmek ve yukarıda sayılan olumsuz gelişmeleri tersine çevirmek mümkündür. Çocuklarda görülen Tip-1 diyabet erişkinlerde görülen Tip-2 diyabetten farklıdır. Erişkin diyabetlilerin çoğunda pankreasın insülin üretimi devam ettiği için diyet veya ağızdan alınan diyabet ilaçları ile tedavileri mümkün olmaktadır. Ancak Tip-1 diyabetde pankreasın insülin üreten hücreleri tamamen veya tama yakın ölçüde harap olduğu için bu (turkeyarena.com) mümkün değildir. Bu nedenle diyabetli çocukların dışarıdan enjeksiyon ile insülin almaları gerekmektedir. İnsülin ağızdan verildiğinde midede parçalandığı için etkisizleşir. Bu nedenle enjeksiyonla verilmesi gerekmektedir.

    Diyabet tedavisinde insülinin yanısıra dengeli bir beslenme ve aktivite planı ile çocuklar tamamen normal ve aktif bir yaşam sürdürebilmektedirler.

    O halde diyabet tedavisinde üç ana unsur sözkonusudur.

    Bunlar:

    1. İnsülin

    2. Beslenme planı

    3. Aktivite ve egzersiz’dir.

    Diyabetin istenilen şekilde kontrolü bu üç unsur arasında iyi bir denge kurulmasına bağlıdır. Bunlardan insülin ve aktivite kan şekerini düşürücü, beslenme ise kan şekerini yükseltici yönde etki yapmaktadır.

    Diyabette hedef kan şekerleri

    Diyabetli olmayanlarda kan şekerleri 70-110 mg/dl arasındadır. Diyabetlilerde ise tedavi ile kan şekerlerini mümkün olduğunca normale yakın tutmak istiyoruz. Aşağıda yaşlara ve açlık-tokluk durumuna göre diyabetlilerdeki hedeflediğimiz kan şekeri düzeyleri görülmektedir:

    0-1 yaş: Açlıkta: 90-170 mg/dl

    Toklukta: 120-200

    Yatmadan önce: 110-170

    Okul öncesi: Açlıkta: 80-160

    Toklukta: 110-190

    Yatmadan önce: 110-150

    Okul çocuğu ve: Açlıkta: 80-130

    ergen Toklukta: 110-170

    Yatmadan önce: 110-130

    Diyabetli bir çocukta zaman zaman kan şekerinin bu sınırların dışına çıkması kaçınılmazdır. Ancak önemli olan kan şekerlerinin çoğunun bu sınırların içinde kalmasını sağlamaktır. Bu da iyi bir diyabet eğitimi, kan şekerinin mümkün olduğunca sık ölçümünün yanı sıra insülin, beslenme ve egzersiz arasındaki dengenin iyi bir şekilde kurulması ile sağlanır.
     



Sayfayı Paylaş