Çocuklar İçin Masallar

Konusu 'Çocuk Bölümü' forumundadır ve BaRıŞ tarafından 20 Mart 2013 başlatılmıştır.

  1. BaRıŞ Well-Known Member


    Çocuklar İçin En Güzel Masallar

    Aslanın Nasihatı

    Bir zamanlar bir kurt varmış pek tembel,
    Avını beklermiş mağarasında.
    Bazen bir tepede çekermiş gazel,
    Kalırmış çoğu kez açlık yasında…

    Bir gün bir arslan oradan geçerken,
    Görmüş dağ başında bu garip kurdu.
    Varmış yanına ve hal hatır derken,
    Bakmış kurdun çökmüş karnı, avurdu.

    Demiş: “Nedir bu halin ey arkadaş,
    Niçin böyle çelimsizsin zayıfsın.
    Yoksa hasta mısın nedir bu kardaş,
    Söylemezsen derde derman bulmazsın…”

    Kurt demiş: “Yok bir derdim arslan kardeş,
    Avlanma zorluğu beni ürküten…
    Yiyeceğim valla bulsam kokmuş leş,
    Bilmiyorum bu korkum niçin, neden…”

    Arslan demiş: “Bu tembellik pek acı,
    Yenmelisin bu kötü duyguyu sen.
    Çalışmaktır bu derdin tek ilacı,
    Tez zamanda düzelirsin istersen.”

    Kurt dinlemiş nasihatı iyice,
    Sonra çıkmış av için mağaradan.
    Şöyle birkaç av bulup da yiyince,
    Ölgün vücuduna can gelmiş birden.

    Bir gün arslan ile karşılaşınca,
    Teşekkür etmiş ona pek derinden.
    Arslan bakmış ona inceden ince,
    Neşe akarmış kurdun gözlerinden.

    Arslan demiş: “Ha şöyle, böyle dinç ol,
    Tembellik bir kula hepten zarardır.
    Zordur deme kalk rızkını arabul,
    Zorlukla beraber kolaylık vardır…”

    Hak vermiş kurt arslanın öğüdüne,
    Gayret, azim canlara can olurmuş.
    Minik zorluklardan kaçar birine,
    Belki de bu âlem zindan olurmuş…

    MEHMET ERDOĞAN
     



  2. BaRıŞ Well-Known Member

    Devenin Gölgesi

    Bir zamanlar deve hükümdar imiş,
    Hayvanların hükümdarı elbette.
    Ama kimse ondan memnun değilmiş,
    Çünkü hakkı görüyormuş kuvvette.

    Böyle olmasına rağmen bu deve,
    Yalan söyleyeni asla sevmezmiş.
    "Bir hayvan ne kadar da acı çekse,
    Asla yalan söylememeli!" dermiş.

    Ama buna rağmen nice dalkavuk,
    Bu zorbaya yağ çekermiş bitevi.
    Çevresinde sallarlarmış hep kuyruk,
    Yalancılar onu sarmış bir nevi.

    Bir gün deve kurtulmak için bundan,
    Bir toplantı düzenlemiş yaz günü.
    Her yer ışıl ışıl, güllük gülistan,
    Duyulmuş çok yerde o günün ünü.

    Millet gelmiş diz kırıp boyun bükmüş,
    Toplanmışlar büyükçe bir meydanda.
    Devenin boyu hepsinden büyükmüş,
    Herkesi görürmüş baktığı anda.

    Demiş: "Bugün bir sınav yapacağım,
    Sonunda mükafat ve ceza vardır.
    Yalancıyı bu yurttan atacağım,
    Bizden göreceği sade zarardır."

    Doğru sözlü olan ödül alacak,
    En güzel şeyler de onundur artık.
    Çevresi hizmetçilerle dolacak,
    Yalan yok sözümüz kanundur artık."
    Böylece söylemiş deve kuralı,
    Bütün hayvanlar kabul etmiş bunu.
    Hepsi bekliyormuş o zor suali,
    Neymiş acaba bu zor olan soru?

    Deve şöyle ortaya çıkmış ve de,
    İşaret etmiş uzun gölgesini.
    Demiş: "Ne görüyorsunuz gölgemde,
    Söyleyin doğrusunu, eğrisini?"

    Dalkavuklar başlamış konuşmaya,
    Demişler: "Ah ne eğrisi efendim.
    Bakın ne kadar düzgün olduğuna,
    Cetvelle ölçülür bu santim santim."

    Ama doğrular gerçeği söylemiş:
    "Eğri büğrü bir şekildir gölgeniz."
    Diyerek hepsi de boynunu eğmiş,
    "Doğru budur ceza verseniz de siz."

    Deve dönmüş dalkavuklara ve de,
    Demiş: "Hepiniz bu vatandan gidin,
    Görünmeyin bir daha bu ülkede,
    Kalbinizde doğruluk yoktur sizin!"

    Dalkavuklardan biri öne çıkmış,
    Demiş ki: "Ey kralımız suçumuz ne?”
    Deve ona dönüp sertçe bir bakmış,
    Üç cümleyle nokta koymuş sözüne.

    Demiş: "Bire ahmak, suçunuz yalan,
    Sahte bir söz kalpte değer bulur mu?
    Vücudunda birçok eğrisi olan,
    Birinin gölgesi doğru olur mu?"

    MEHMET ERDOĞAN
     
  3. BaRıŞ Well-Known Member

    Uysal Kedi

    Tekir kedi pek uysalmış,
    Uysallıkta ödül almış.

    Bu yüzden herkes onunla,
    Dalga geçermiş oyunla.

    Bazısı vurup kaçarmış,
    Üstüne toprak saçarmış

    Kimisi vurup başına
    Ortak olurmuş aşına.

    Oyuncak olmuş ellerde,
    İsmiyse "uyuz" dillerde.

    Bir gün köpek onu görmüş,
    Yanına varıp yürümüş.

    Ona vurmaya başlamış,
    Lâf ile epey haşlamış.

    Tekir kedi hep sabretmiş,
    Aldırmadan çekip gitmiş.

    Ama köpek bu, durur mu?
    Isırmış sağını solunu

    Kedi kaçmış, o yürümüş,
    Gözünü öfke bürümüş.

    En son kedi pek mecâlsiz
    Köşeye sıkışmış hâlsiz

    Köpek, “Fırsat budur.” demiş
    Her yanını hep dişlemiş.

    Kedi bakmış iş çetindir,
    Köpek ise pek haindir.

    Hem ısırıp sırıtıyor,
    Zevk ile de kırıtıyor.

    Kaçacak yer de hiç yokmuş,
    Kedi artık yayda okmuş.

    Köpek ise işkencede,
    Bakmadan vurmuş yine de.

    Kedi bir anda fırlamış,
    Köpek havlamış hırlamış.

    Kedi üstte o alttaymış,
    Bir de ona lâflar saymış.

    En son köpek kaçmış ordan,
    Yara almış şurdan burdan

    Kedi kazanmış savaşı,
    Bunu duymuş bütün çarşı.

    Merak ederek sormuşlar,
    Etrafını hep sarmışlar.

    Demişler bu nasıl oldu,
    Olay nasıl vuku buldu.

    Kedi anlatmış olayı,
    Şaşmış çarşının alayı.

    Biri demiş: "Sen uysaldın,
    Nasıl vahşi şekil aldın?"

    Kedi demiş: "Bu pek açık,
    Ben uysalım değil kaçık."

    Sıkışınca bir an gelir,
    Kedi de arslan kesilir!

    MEHMET ERDOĞAN
     

Sayfayı Paylaş