Çocuk ve Tiyatro

Konusu 'Çocuk Bölümü' forumundadır ve OrKuN tarafından 24 Mart 2013 başlatılmıştır.

  1. OrKuN Well-Known Member


    Çocuklar ve Tiyatro
    çocuk ve tiyatro önemi ve özellikleri, çocuk tiyatrosu, yeni çocuk ve tiyatro

    Çocuk ve tiyatro ilişkisi söz konusu olduğunda, çocuğun bireysel algıla­masından ayrı olarak pek çok etken devreye girmektedir. Öncelikle çocuk tiyat­rosu söz konusu olmaktadır ki, bu olanak, en büyük şehirlerimizde bile oldukça kısıtlı bir biçimde sürdürülebilmektedir. Hem fiziksel şartlar hem ekonomik kaygılar hem de çocuklar için hazırlanan oyunların azlığı çocuk ve tiyatro ilişki­sinin olması gereken düzeyin çok altında kalmasına neden olmaktadır. Temelde, çocuğun tiyatro ile olan ilişkisi pek de yabancıl bir ilişki değildir. Oyun oyna­mayı seven çocuğun tiyatro ile aslında sürekli birlikte yaşadığı, hatta tiyatronun içinde yaşadığı bile söylenebilir. Çocuklar için yaşam nasıl bir oyunsa, tiyatro da o oyunun yetişkinler tarafından sahneye aktarılmış biçimini oluşturmaktadır.

    Çocuk tiyatrosu, bir yandan yarının tiyatro izleyicisini oluşturmak, öte yandan bugünün çocuğunun düşünsel, duygusal ve sanatsal gelişimine yardımcı olmak açısından önem taşımaktadır. Ülkemizde çocuk oyunlarının başlangıç tarihi oldukça eskidir. 1935-1936 tiyatro döneminde M.Kemal Küçük'ün "Ti­yatro Dersi" adlı oyunuyla 3 Ekim 1935 Cumartesi günü İstanbul Şehir Tiyatro­sunda ilk çocuk oyunu oynamıştır. Ankara'da ise ilk çocuk oyunu Devlet Tiyatrosunca Mümtaz Zeki Taşkın'ın "Karaböcek" adlı çocuk oyununun sahnelenmesiyle 1948 yılında gerçekleşmiştir.

    Çocuk oyunu da tıpkı diğer oyunlar gibi, bir bildirisi olan, olayları, du­rumları, çelişkileri, karakterleri birbiriyle ilişkili ve gelişen bir dramatik kurgu içinde ele alan, sahnede seyirciyle birlikte yaşanarak gerçekleştirilen bir sanat olayıdır. Dekor, müzik, ışık, çocuk sahne oyunlarında da yararlanılan öğelerdir. Çocuk tiyatrosunun kişilerinin çocuk olması koşulu da yoktur. Oyuncularının Tümünün yetişkin olması durumunda bile çocuk oyunundan söz edilebilir. Oyuncuların amatör ya da profesyonel olması, yetişkin ya da çocuk olması, bir rastlantı sonucu izleyicilerin büyük bir çoğunluğunun yetişkin olması durumun­la bile çocuk oyunundan söz edilebilir. Çocuk oyunundan söz edebilmek için En önemli koşul, oyunun çocuk izleyiciyi amaçlamasıdır.

    Çocuk tiyatroda etkili bir öğrenme ortamina sahip olmaktadır. Çünkü tiyatro çocuğa, "Drama" sözcüğünün kökenine uygun olarak "Yaşama Sanatı"nı öğretir. Ancak bu öğrenme ve öğretme işlevi, büyük ölçüde çocuğun gelişim düzeyi ve özellikleriyle, cinsiyetine bağlıdır. Çocuk, tiyatroda gözlem yoluyla öğrenirken oyun kahramanının davranışlarıyla kendisini özdeşleştirerek farklı davranış kalıpları edinir. Yavuzer, saldırgan davranışları içeren oyunların izlenmesiyle, bu tür davranışların oluşumu arasında yakın bir ilişkinin varlığı çeşitli araştırmalarla saptandığını belirtmektedir Yine modelde öğrenme yo­luyla fobi türündeki tepkilerde bir azalma, buna karşılık korkulan nesneyle ilişki kurma davranışlarında da bir artma olduğu saptanmıştır. Böylelikle çocukların doktor, karanlık, köpek korkusu gibi korkularının azalmasında, izledikleri çocuk oyunlarındaki model davranışlar etkili olabilmektedir.

    Tiyatro çocuğun zihinsel gelişimi için de önemli bir araçtır. İzleyen çocuk bir anlamda oynayan çocuktur. Oyunu izlerken kendi başına sentezler yaparak yargılara varabilir ve "Sahnede olsaydım nasıl yanıt verirdim?" sorusunu sık sık kendisine soran çocuk, özdeşleşme yoluyla kendi yeteneklerine ve yaratıcı içtepilerine çıkış yolu bulabilir. Ancak burada önemli olan, oyunun çocuğun yaşma hitap edebilmesidir. 2-7 yaş döneminin çocuk tiyatrosunda, hareketli, taklitli ve sembolik öğeleri olan renk, ışık ve ses düzenine ağırlık veren oyunlar yer almalıdır. 7-11 yaş dönemi için de toplumsal niteliği olan, ahlak ve toplum kurallarının doğrusu ve yanlışıyla sergilendiği çocuk oyunları düzenlenmelidir. 12 yaşından sonra ise ergenlerin anlama ve eleştirme yeteneklerinin erişkin düzeyine ulaşması nedeniyle daha karmaşık, kültürel ve toplumsal konulara yer verebilmelidir. Çünkü çocuk, farklı toplumların çeşitli kültür kalıplarından, yaşam biçimlerinden, kendi kültürünün bazı yüzlerinden bu yolla haberdar olabilir.

    Tiyatro, çocuğun duygusal gerginliğinden kurtulmasına, iç çatışmalarına ve bireysel sorularına çözüm bulmasına yardımcı olabildiği gibi, onun birikmiş enerjisinin boşalımına da olanak sağlayabilir. Günümüz modern psikoloji ve pedagojisi, tiyatroyu bir tedavi aracı olarak kullanmaktadır. Örneğin, annesinin sık sık kendisini uyarmasından şikâyet eden bir çocuk, tedavi amacıyla girdiği "psiko-drama" çalışmasında anne rolünü gerçekleştirirken, annelik görevinin ne denli güç olduğunun bilincine kolaylıkla varabilir. Yine ruhsal çatışmaları olan çocuklar ve gençler, kendilerinin ve arkadaşlarının sorunlarını tiyatro etkinlikle­rine benzer çalışmalar içinde çözümleyebilirler. Bu anlamda tiyatro, çocuk ve genç için bir uygulamalı tedavi tekniği niteliği taşımaktadır. Işık, ses ve sahne düzenlemesi nedeniyle görsel ve işitsel duyulara hitap etmesi, tiyatroyu kitaptan daha etkili bir eğitim aracı haline getirmektedir.

    Böylesine etkili olan tiyatro etkinliklerinin sanat gücünden çok eğitimsel yönü ağırlıkta olmalı, yazar ve oyuncu aktarmak istenilen kavramları somut ve özlü bir biçimde vermeye özen göstermelidir. Tiyatro yazarı, gerek yerli gerekse yabancı konuları işlerken, olayları çocuğa gerçekçi bir biçimde yansıtmalı ve zaman zaman onun özgürce, tek başına düşünüp yargıya varabilmesine, konuyu eleştirebilmesine olanak hazırlamalıdır.
    Çocuk oyununda konu kadar, özlü sunuş ve kullanılan dil büyük önem ta­şımaktadır. Çocuk, dikkatini uzun süre belirli bir konu üzerinde yoğunlaştıramadığından, özellikle 5-6 yaş çocuğuna yönelik bir oyun, gerek konu, gerekse dil açısından sade ve basit olmalıdır. Sade bir dekor, ışık ve ses düzeni içinde konunun yalın bir dille işlenmesi çocuğun düş gücünü geliştirmesine olanak hazırlar. Sonuç olarak tiyatro, çocuğun zihinsel, duygusal ve toplumsal gelişi­minde önemli işlevi olan bir sanat etkinliğidir. Çocuklar 4 yaşından başlayarak tiyatroya gitme alışkanlığı kazanabilirler. Eğitimsel öneminin yanı sıra bu alış­kanlık çocuğa tiyatro ve sanat sevgisi ile estetik duyarlık ve düş gücü kazandı­racak, toplumsallaşmasına katkıda bulunacaktır.

    Ülker Koksal, çocuklara yönelik oyunların özelliklerini şu şekilde sıralar.
    a)kişiler
    b)eylemler
    c) oyuna katılım
    d) oyunun bildirisi ve çocuklara öğreticilik niteliği
    e) olaylar

    Kişiler: Her oyunda ve filmde olduğu gibi çocuklara yönelik olan oyun ve filmlerde de olumlu ve olumsuz kişilerin bulunması gerekecektir. Çocuğa olumlu bir tutum ve davranış kazandırmayı amaçlayan film ve oyunlarda asla kumsuzların kazanmaması gerekir. Çocuğun sevdiği, taraf tuttuğu, örnek aldığı oyun kişisi, oyun süresince pek çok engellerle karşılaşsa bile, sonunda mutlaka başarıya gitmeli, kötüyü yenmeli, doğru, iyi ve haklı olan kurtarılmalıdır. Film­lerin sonu karamsar, umutsuz olmamalıdır.
    Tiyatro oyunundaki karakterlerin her bakımdan mükemmel, kusursuz, ek­siksiz, erişilmez kişiler olması da kimi zaman çocuğun oyuna ve karaktere yabancılaşmasına neden olup, kendine karşı güvensizlik duymasına yol açabilir. Oyun kişilerinin çocuksu kusurları, gülünç şaşkınlıkları beceriksizlikleri, zaafla­rı, korkuları olduğunda çocuklar için daha sevimli, daha gerçekçi, çocuğa daha yakın karakterler ortaya çıkacaktır.

    Eylem: Gerek çocuk tiyatrosunda gerekse çocuklara yönelik filmlerde ey­lem açısından zenginlik ve süreklilik olmalıdır. Çocukların sabırsız izleyiciler İmaları nedeniyle, gündemde sürekli olarak bir sorun ve hareket bulunması çocuğun ilgisini çekecektir. Öte yandan, bu hareket tutkusu, sirkteki hareketlere benzeyen öğelerle örneğin koşma, düşme ayağı kayma, kovalama, takla atma, çarpışma gibi hareketlerle sıkça tekrarlanacak olursa, anlamsızlaşır, çocuk tarafından yadırganır. Ayrıca, çocuğun zihinsel sınırlarını zorlayan çok karışık bir olay örgüsünden kaçınılması gerekmektedir.

    Katılım: Tiyatroda çocuğun katılımı çok daha kolay ve yararlıdır. Çocuk, oyun sırasında gerektiğinde sahneye çıkabilmeli, sahnedekilerle konuşabilmeli, onların sorularına yanıt verebilmeli, onlara yol göstererek gerektiğinde oyunu yönlendirebilmelidir. İyileri koruyup kötüleri şaşırtmaya çalışarak, sır tutarak, bağırıp alkışlayarak oyuna katılabilmesi çocuğu olumlu bir şekilde etkiler. Televizyon ya da film söz konusu olduğunda ise çocuğun katılımı ya çok sınırlıdır ya da hiç söz konusu değildir, oysa tiyatro söz konusu olduğunda çocuğun iletişime katılması da söz konusudur. Çocuğun özellikle tiyatro oyunundan sonra oyuncuları görmesi, bunun yalnızca bir oyun olduğunun ayırdıma varabilmesi, oyunla ilgili sohbetler ya da etkinliklerde bulunabilmesi, izlenimlerini, duygularını anlatabilmesi, paylaşa- bilmesi de hem çocuğun gelişimi açısından hem de oyunun kalıcılığı açısından çok yararlıdır. Kimi oyunlarda, izleme sırasında sorulacak sorular, detaylara ya da genel anlama ilişkin bulmacalarda da dikkate yönelik sorular, çocukların ilgisini topla­maya ya da oyunun değişik boyutlarına çekebileceği gibi yaratıcı düşünmelerini ve etkin algılama stratejileri kullanmalarını sağlayabilir.

    Çocuklara yönelik bildiri ve öğreticilik: Dergilerde, tiyatrolarda, filmler­de, çocuklara yönelik iletiler olabildiğince açık, net ve somut bir biçimde veril­melidir. Bildiriler, iyiyi, doğruyu, haklıyı tutan, gerçekçi, akla dayalı, çocuğu düşündürücü, onu yargılamaya, karar vermeye, seçim yapmaya yöneltici olma­lıdır. Anlatının biçimi ister masalsı isterse gerçekçi olsun, olayların gelişimi ve eylemler kendi içinde tutarlı, akılcı, çağdaş ve aydınlık olmalıdır. Çocukların çözülmez sırlarla, batıl inançlarla kandırılması, batıl inançları destekleyen, yan­lış değer yargıları veren doğaüstü güçlerin varlığına inandırılması da oldukça kolaydır. Üstelik korku duyarak etkilenmesi de söz konusudur çocuk için. İleti­lerin her zaman yinelenen kalıplar şeklinde olmaması gerekmektedir. Çocuklara yönelik iletilerin, öğreticiliğin dolaylı bir biçimde verilmesi, oyunun tümünden çıkarılan, oyuna sindirilmiş yedirilmiş bir biçimde verilmesi yeğlenmelidir.

    Çocuklara yönelik anlatıların olayları: Olayların zenginliği ve çocuk yapısına uygunluğu çocuğun olayı kavrama ve değerlendirmesi açısından önem taşır. Olayların çocuğun değerlendirebileceği, yabancı olmayan benzerlerine kendi yaşamında rastlayabileceği olaylar olması, çocuğun kendi yaşamıyla ko­şutluk kurmasına yol açacaktır. Böylece çocuk, kendi yaşamını da değerlendire­bilecektir. Son dönemler çocuk tiyatrosuna bakıldığında, çocukların karşısına daha gerçekçi oyunlarla çıkıldığı gözlenmektedir. Çocuk, tiyatroda oyun biçi­minde de olsa, toplumda karşılaşabileceği, gerçek yaşamda uygulayabileceği şeyleri görmek ister. Bu nedenle tiyatro oyununun ele aldığı konu, olay ve bun­ları aktarım biçimi son derece önemlidir. Çocuklara yönelik anlatıların olayları ve kahramanları çocuğa yabancı bazı unsurlar içermekteyse, bu iki açıdan zarar­lı olabilir. Ya çocuk, yabancı oldukları için bunları yeterince benimseyemez, sonuçta, çıkarsaması gereken dersi alamaz ve gerçek yaşama da aktaramaz, ya da çocuğun yerli yabancı ayırımı yapmadan bu unsurları alıp aynen uygulaması söz konusudur ki, bu daha da tehlikeli boyutlara varabilecek sonuçlar doğurabilir.

    Kaynak: Nilüfer Pembecioğlu İletişim Ve Çocuk
     



Sayfayı Paylaş