Çocuk Hastalıkları -Genel-

Konusu 'Çocuk Sağlığı' forumundadır ve RüzGaR tarafından 9 Aralık 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    RAŞİTİZM

    Vitamin D yetersizliği sonucu görülen bir hastalıktır. D vitamini yeterince vücuda alınmadığından kemikleşme bozulur ve kalsiyumdan yeterince yararlanılamaz.

    Belirtileri Nelerdir?

    -Doğumda bebekte kasılma
    -Huzursuzluk
    -Baş terlemesi, başın sürekli sağa ve sola çevrilmesi
    -Kabızlık
    -El-bilek genişliği (ağrısız ve 6 aydan sonra)
    -Kaburgalarda yuvarlak çıkıntılar (tesbih tanesi gibi)
    -Bıngıldakların kapanmaması (18 aydan sonra)
    -Kafa kemiklerinde yumuşama ve eğrilme (baş alın ve yanlarında çıkıntı)
    -Geç oturma ve yürüme
    -Bacaklarda eğrilik
    -Göğüs kemiklerinde bozukluk (göğüs içe veya öne doğru çıkar)
    -Kamburluk, bel kemiğinde eğrilik

    Raşitizmin Önlenmesi
    -Çocuğun her gün kalsiyum içeren besinler tüketilmesi sağlanmalıdır. Kalsiyumun en iyi kaynağı süt ve ürünleridir (yoğurt, peynir, çökelek vb). Pekmez de iyi bir kalsiyum kaynağıdır.
    -Çocuk her gün güneşe çıkarılmalıdır. D vitamininin en iyi kaynağı güneştir. Besinlerde D vitamini yeterli miktarda bulunmaz.turkeyarena.com
    -Güneşlenme cam arkasından olmamalıdır.
    -Güneşin az olduğu sonbahar ve kış aylarında yeni doğan bebeğe ek D vitamini, ihtiyacı kadar verilmelidir.
     



  2. RüzGaR Super Moderator

    KAWASAKİ HASTALIĞI

    Özellikle 5 yaşın altındaki çocuklarda döküntü ve ateşle giden ve koroner arterler dahil orta büyüklükte arterlerde vaskulite neden olabilen bir hastalıktır. Bulaşıcı değildir, ancak bazı bakteri toksinlerinin patogenezde superantijen rolü oynadığı sanılmaktadır. Otoimmünite üzerinde de durulmaktadır, ancak kesin bilgi yoktur. Prognoz koroner anevrizma gelişmemişse iyidir, hastalık kendiliğinden düzelir.

    Klinik : En az beş gün süreli ateşle birlikte aşağıdaki beş bulgudan en az dördü varsa ve klinik tablo başka bilinen bir hastalıkla açıklanamıyorsa tanı için yeterli kabul edilir:
    1. Bilateral, nonpürülan konjunktival hiperemi,
    2. Orofaringeal mukoza değişiklikleri: Farinkste hiperemi; dudaklarda kuruma, fissür ve/veya enfeksiyon; kırmızı çilek dili,
    3. Periferik ekstremite değişiklikleri: El ve ayaklarda ödem ve/veya eritem, genellikle periungual başlayan deskuamasyon,(turkeyarena.com)
    4. Özellikle gövdede görülen, polimorf, non-veziküler döküntü,
    5. Servikal lenfadenopati ( en az 1.5 cm büyüklüğünde).

    Hastalığın dört evresi vardır:

    1. Akut dönem: Yaklaşık 10 gün süren; ateş, konjjunktivit, oral mukoza ve ekstremite değişiklikleri, irritabilite, döküntü, servikal lenfadepoti, eritrosit sedimentasyon hızı yüksekliği, aseptik menenjit, miyokardit ve perikarditin görülebildiği dönemdir.

    2. Subakut dönem: Hastalığın 11-21. Günleri arasında genellikle ateş düşer, irritabilite devam eder ve klinik bulguların çoğu normale dönmeye başlar. Bu dönemde palpe edilebilen anevrizmalar gelişebilir.

    3. Konvalesan dönem: Hastalığın 21-60. günleri arasında klinik bulguların çoğu düzelmiştir, periferik damarlarda anevrizmal dilatasyonlar, konjunktivit, miyokardial infarkt ve anevrizma rüptürleri görülebilir.

    4. Kronik dönem: Hastalığın 60. gününden sonra anjina pektoris, koroner stenoz veya miyokard yetmezliği görülebilir.
    Komplikasyonlar : En önemli komplikasyonu koroner arter yetmezliği ve anevrizma kanamalarıdır
     
  3. RüzGaR Super Moderator

    BRUSELLA (Kayalık ateşi, Kıbrıs ateşi, Malta humması)

    Brusella, brusella mikrobunu taşıyan hayvanlarla temasla bulaşır.
    Brucella bakterisi, sığır, keçi, köpek, domuz gibi hayvanlarda bulunabilir.
    Bu hayvanların enfekte etleri, plesentaları, pastörize edilmeyen sütlerinden geçer.
    Hastalık yıllarca sinsi kalabilir.
    Akut brusellozis, basit gribal enfeksiyon gibi ateş eşliğinde başlar. Titreme, terleme kas ağrıları ve bitkinlik en önemli belirtileridir. İştah kaybı ,yorgunluk, kilo kaybı, baş ağrısı, karın ağrısı, karaciğer büyümesi, sırt ağrısı, eklem ağrısı yapabilir.Yükselip inen bir ateş seyri vardır. (Ondulan ateş)
    Çocuklarda eklem tutulumu sıktır.
    Tanıda brucella antijenine bakılır.

    Tedavi
    Uygun antibiyotikler verilir.
    Uzun süreli antibioterapi gereklidir.

    Önleme
    Hijyen ve pastörize peynir,süt en önemli koruma yöntemidir.
    Hayvanlar için aşı mevcuttur.
     
  4. RüzGaR Super Moderator

    AKDENİZ ANEMİSİ (Talasemi)

    Akdeniz anemisi ya da tıptaki adıyla Talasemi ; Akdeniz ülkelerindeki ırklarda (Beta-Talasemi geni nedeniyle) görülen ve çocuğa kalıtımsal (otozomal resesif ) olarak geçen bir çeşit hipokrom anemidir. Hastalığın değişik şekilleri vardır ve bu hastalıkların ağırlıkları farklıdır.
    Anemi (kansızlık) oluşmasına neden olan etmen, kanda alyuvarların yapısında yer alan “hemoglobin” maddesinin yapımındaki kusurdur.
    T.Major ve T.Minor olarak iki formu vardır.
    T. Minor major forma göre çok daha hafif seyreder. Heterozigot formdur. Bireylerde sadece anemi vardır. Hatta bazıları evlenme işlemlerinde yapılan (zorunlu) kan testine kadar bu durumu bilmezler. Serum demir düzeyi normal veya artmıştır. En çok görülen anemi olan ve bu hastalıkla en çok karıştırılan Demir Eksikliği Anemisi’nde ise azalmıştır. Tanı Hemoglobin Elektroforezi ile konulur. HbA2 normalde %3,4 iken bu hastalıkta % 7 ye yükselmiştir. HbF hafif düzeyde (%2-6) artmıştır. T. Minor’ün esas önemi evli çiftlerin her ikisinde de bu hastalıktan olmasında ortaya çıkar; çocuğun %25 T. Major olma riski mevcuttur.
    Talasemi Major ise hastalığın homozigot formudur ve bir diğer ismi Cooley anemisidir. Çoğunlukla bebek daha 6 aylıkken birdenbire başlayan ağır anemi sonucu kalp yetmezliği gelişir. Bunun olmaması için düzenli olarak sık sık kan nakli yapılmalıdır. Kan nakli yapılmazsa hasta birkaç senede ölür. Kan nakli yetersiz yapılırsa kemik iliğinin aşırı kan yapması sonucu harap olan kemiklerde kırılmalar olur, yüz şekli değişir: Burun kökü çökük, alın ve elmacık kemikleri çıkıktır. Üst dişler öne fırlamıştır.Baş dört köşe şeklindedir. Dalak ve karaciğer büyür. Boy kısa kalır. Çocuk ergenlik çağına giremez.Kan nakilleriyle vücutta biriken aşırı demirin yol açtığı kalp problemleri (myokardit, kalp yetmezliği vs) ileriki yaşlarda çoğunlukla ölüm sebebidir. Hemoglobin elektroforezinde % 50-90 vakada görülen HbF tanı koydurucudur. Tedavide kan nakillerinin yanısıra vücutta biriken fazla demirin idrar atılımını sağlayan Desferoksamin ve C vitamini verilir. Aşırı büyümüş dalak ameliyatla alınır. Dalak ameliyatı sonrası depo penisilin koruma (profilaktik) tedavisi ve pnömokok aşısı yapılır. Özellikle erken yaşta( henüz kan nakilleri fazlaca yapılmadan) doku tipi uyan kemik iliği nakli ile bu hastalar %70-80 tam olarak sağlıklarına kavuşabilmektedir.
    Ülkemizin de bir Akdeniz ülkesi olması nedeniyle Türkiye toplumu olarak beta-talasemi geni taşıma riskimiz vardır. Bunun için her çifte evlenmeden önce mecburi yapılan tahliller içinde Hemoglobin (Hemogram içinde) ve Hemoglobin Elektroforezi de yer alır.
     
  5. RüzGaR Super Moderator

    TurkeyArena

    BARSAK PARAZİTLERİ

    Vücudumuza dışarıdan giren bazı canlıların bizde yarattığı rahatsızlıklardır.
    Genellikle ağır hastalığa yol açmazlar ama yaşam kalitesini bozarlar.
    Kirli sulardan,bulaşmış sebzelerden,bulaşmış musluklardan,pişmemiş etten,parazit yumurtalarının döküldüğü çarşaf ve çamaşırlardan,topraktan,enfekte hayvanlardan geçebilir.
    Sık karın ağrısı-krampları(açlıkta daha fazla), şiddetli gaz, geçici ishaller, dışkıda yumuşama veya keçi pisliği gibi dışkılama, burun kaşıntısı, anüste (büyük abdestin yapıldığı yer) kaşıntı, yastığa salya akması, diş gıcırdatma, dil kenarında kabartılar, kilo alamama, sabah bulantıları, ağız kokusu, iştahsızlık veya aşırı yeme, vücutta kaşıntılar. (Hasta çoğunlukla gastrit,ülser zanneder, doktoruda bu yönde etkiler.)(Ağız bölgesine ait şikayetler diş ve dişetiylede ilgili olabilir.) Tenya(Şerit) gibi bazı parazitler anüsten dışarı dökülüp hasta tarafından görülebilirler.
    Parazitin cinsine bağlı olarak; uzun süreli parazite maruz kalınca; kansızlık, barsak tıkanması, büyümede gecikme, akciğer belirtileri, karaciğer-dalak büyümeleri, deri döküntüleri, hatta ağır organ hasarları bile olabilir.
    Yukarıdaki şikayetlerin birkaçı birlikte bulunan veya biri şiddetli şekilde bulunan bir kişide dışkıda parazit aranması, anüse bant uygulanarak yumurtaların aranması gibi tetkiklere başvurulur. Sonuç negatif çıksada, parazit olasılığı yüksek görülüyorsa tahlil defalarca (örneğin üç gün üstüste) tekrarlanabilir. (Paraziti yakalamak herzaman mümkün olmuyor.)
    Tedavide parazitine göre değişen ilaçlar vardır. Bazılarının karaciğere veya başka organlara etkisi, ciddi zararları olabileceğinden tam teşhis konduğu zaman, gerektiği gibi kullanılmalı, şikayetler sürsede kendi kendine tekrarlanmamalıdır.
    Bazı parazitlerde tüm aile aynı zamanda ilaç kullanmalıdır.
    Oksiyür(kıl kurdu) gibi bazı parazitlerde yumurtalar döküldüğünden çarşaf-çamaşırı kaynatmak (makinanın 90 derecesi yeterli değil, 100 derece olmalı), çok iyi ütülemekte tedavinin bir parçasıdır.
    Şüpheli sular içilmemeli, kaynatılmalı, iyi yıkandığı şüpheli salatalar, ıspanak vb., az pişmiş-pişmemiş et yenmemelidir. Çocukların toprakla oynadığında ellerini ağızlarına götürmeleri engellenmeli, tuvalet temizliğinde anüse dokunulmamalı, sadece tuvalet kağıdıyla temizlik yapılmalı, çocuklarada öğretilmelidir. Tırnaklar kısa tutulmalıdır. Musluklarla fazla temastan kaçınılmalı, toplu yerlerde de, evlerde de mümkün olduğunca az dokunulan tipte musluklar ve sabunluklar ve sıvı sabun tercih edilmelidir. (Sabundan çok üstündür ama sıvı sabunların kötü markaları ve fazla beklemişleride enfeksiyon kaynağı olabiliyor.)
     
  6. RüzGaR Super Moderator

    TurkeyArena

    Demir Eksikliği Anemisi

    Çocuklarda kansızlık ( anemi ) nedenleri arasında, demir eksikliği başta gelir. Kanda oksijen taşıyıcı hemoglobinin yapımı için gerekli olan demir gıdalarla yeterince alınmamazsa, vücut tarafından emilemezse, kan kaybı olursa veya demir ihtiyacı artmışsa ‘ Demir Eksikliği Anemisi ‘ gelişir. Özellikle bebekler ve ergenlik dönemindeki kızlarda risk daha yüksektir.
    Demir eksikliğinin nedeni ; Bebeklerde en sık neden anne sütünün yeterince verilmemesi, inek sütüne erken başlanması, ek gıdaya geçiş döneminde de bebeğin demirden zengin gıdaları ( kırmızı et, yumurta sarısı, tavuk, balık, kuru baklagiller, pekmez gibi ) yeterince alamamasıdır. Anne sütünün içerdiği demir vücut tarafından iyi emilmektedir. İlk 6 ay sadece anne sütü alan bebekler, 6 aydan sonra uygun ek gıdaların başlanması ve inek sütünün 1 yaşa kadar verilmemesiyle demir eksikliğinden korunacaklardır. Ayrıca, bitkisel gıdalardaki demirin çok iyi emilmediğinin, C vitaminin demir emilimini olumlu, çayın olumsuz etkilediğinin de göz önünde tutulması gereklidir. Bu nedenle, kahvaltıda yumurtanın yanında portakal suyu veya domates iyi bir seçim olacaktır. Toplumumuzda çoğumuzun tiryakisi olduğumuz çayın ise, bebek ve çocuklara içirilmemesi gerekmektedir.

    Belirtileri :
    Soluk renkte cilt
    Halsizlik, huzursuzluk, iştahsızlık
    Büyümede yavaşlama
    Gelişim basamaklarında geri kalma
    Çabuk yorulma
    Toprak, kağıt yeme
    Davranış bozuklukları
    Sık enfeksiyon geçirme
    Katılma nöbetleri
    Dikkatini toplayamama
    Öğrenme güçlüğü, okulda başarısızlık görülebilir.
     
  7. RüzGaR Super Moderator

    TurkeyArena


    Üst Solunum Yolları Enfeksiyonu

    Belirtiler burun akıntısı (önce sulu sonra kıvamlı ve sarımsı renktedir), hapşırma, burun tıkanıklığı bazen de kuru öksürük, ateş, aşırı halsizlik, iştah kaybıdır. Yılın herhangi bir mevsiminde olabilir ancak yaygın olarak mevsim dönümlerinde ortaya çıkar. Nedeni 100 farklı virüs olabilir. Genellikle el teması ile geçer. Hastalık bulaştıktan ortalama 1-4 gün arasında belirtiler ortaya çıkar. Genellikle hastalık üç ila on gün sürer.

    Bilinen kesin bir tedavisi yoktur. Ancak bebeğinizi rahatlatmanın yolları tabii ki vardır. Öncelikle bebeğinizi en çok rahatsız edecek olan burun tıkanıklığını gidermeniz gerekir. Bunun için bir burun aspiratörü çok faydalı olacaktır. Eğer burun içini yumuşatmak gerekirse bir serum fizyolojik ile yumuşatıp burnu öyle temizleyin. Bu işlemi sık sık bebeğinizin burnu tıkandıkça tekrarlayın. Ortamın havasını nemlendirin.

    Korunma en iyi şekilde bebeğe ve bebeğin eşyalarına dokunanların ellerini yıkamaya özen göstermesiyle olur. Ayrıca bebeğinizin iyi besleniyor olması da vücudunun direncini artırır. Ayrıca anne sütü alan bebekler anneden geçen antikorlarla bu hastalıklara karşı daha dirençli olacaktır.
     
  8. RüzGaR Super Moderator

    Tüberküloz (Verem)

    Her ne kadar çocuk hastalıkları başlığı altında ele alsak ta, aslında tüberküloz (verem) tüm dünyada her yaştan kişiyi tehdit eden yaygın bir hastalıktır. Özellikle akciğerleri etkileyen bakteriyel bir enfeksiyondur. Kişi mikropla karşılaştıktan sonra, bağışıklık sistemi onunla savaşır. Üstesinden gelemezse bakteri akciğerlere yerleşir.Bazen de belirti vermeden yıllarca vücutta kalıp yıllar sonra hastalık alevlenebilir.
    Bağışıklık sistemi henüz zayıf olduğundan bebekler ve kalabalık, pis ortamlarda yaşayan, iyi beslenemeyen çocuklar hastalık için en riskli gruplardır.

    Belirtiler Nelerdir?
    Öksürük, kanlı balgam, hafif ateş, iştahsızlık, kilo kaybı, yorgunluk, terleme, göğüs ve sırt ağrısı, parmaklarda çomaklaşma görülebilir. Ayrıca, tüberküloz vücutta farklı bölgeleri etkileyip menenjit, eklem iltihabı da yapabilir. Etkilenen bölgeye göre belirtiler de farklılık gösterir.
    Tanı koymak için doktorunuz bir cilt testi isteyecek, şüphe varsa akciğer filmi çektirecek, bazı kan testleri yaptıracak, mikrobun varlığını kanıtlayacak testleri görmek isteyecektir.
    Tüberküloz, hasta kişinin aksırık ve öksürüğünden bulaşır. Çocuklar, genellikle mikrobu erişkinlerden alırlar. Hasta bir çocuğun yaşıtlarına mikrobu bulaştırma riski çok düşüktür. Tedavi başlandıktan sonra 2-4 hafta daha bulaşıcılık sürebilir. Tedavi 1 yıl kadar uzun sürebilir.

    BCG aşısıyla tüberkülozdan korunmak mümkündür
     
  9. RüzGaR Super Moderator

    TurkeyArena

    Suçiçeği
    Karamuk, varicella da denilen, oldukça bulaşıcı, selim seyirli, daha ziyâde çocuklarda görülen, deri ve mukozalarda sathî, içi saydam sıvıyla dolu baloncukların husûlüyle karakterize bir hastalık. Hastalığın sebebi, varicella zoster denen bir DNA’lı virüstür. Bu virüsün bir tipi vardır, doku kültürlerinde ürer. Virüs organizmaya solunum yolundan girer. Burada ve organlarda çoğalır, kan dolaşımına karışır. Deriye ve bâzan akciğere yerleşir.

    Hastalığın kuluçka dönemi 12-16 gündür. 37,5-39° ateşle başlar. 24 saat içinde pembe renkli döküntüler meydana gelir. Bu döküntüler en fazla gövdede bulunur. Kırmızı kabarıklık şeklinde başlar. Daha sonra birkaç saat içinde, içi berrak sıvı dolu baloncuk hâline geçer. Baloncuk içindeki sıvı 24-48 saatte bulanıklaşır. Üçüncü gün baloncuk ortasında göbekli bir kısım belirebilir. Sonra kurur ve kabuklanır. Koyu kahverengi pullar hâlinde dökülür ve iz bırakmaz. Târif edilen döküntü gelişim dönemlerinin her biri aynı anda görülebilir. Bu, su çiçeğinin çiçek hastalığından ayrılması için özel bir belirtidir.

    Genel olarak döküntüler gün aralıklarıyla 3-4 alevlenmeyle çıkarlar. Daha sonra ateş düşer. Hastalık nâdiren yılancık ve orta kulak iltihabına dönüşebilir. Ölüm oranı % 1’den azdır. Su çiçeği virüsüyle yetişkinlerde zatürre ortaya çıkabilir.

    Su çiçeği geçirende devamlı bir bağışıklık durumu ortaya çıkar ve ikinci defâ yakalanma çok nâdirdir. Teşhisi kolaydır. Alışkın olmayan bir göz çiçeğiyle karıştırılabilir. En çok 2-6 yaş olmak üzere çocuklarda salgın yapar. Kışın ve baharda fazla olan hastalık, ilk dönemlerde bulaşıcı olup, damlacıklarla veya deri temasıyla bulaşır.

    Özel bir tedâvisi yoktur. Üzerine eklenen bakteri enfeksiyonlarını önlemek için antibiyotikler verilebilir. Hasta çocuklar tecrit edilir ve ancak kabuklar düştükten sonra okula devam etmelerine izin verilir.

    Suçiçeği Hastalığının Tanımı

    Suçiçeği ya da varisella, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilirse de daha çok çocuklarda görülen bir bulaşıcı hastalıktır. Bu hastalığın tipik özellikleri ateşle seyretmesi ve deride ortaya çıkan kabartılardır. Suçiçeği adının da bu kabartıların birkaç saat içinde içi saydam sıvıyla dolu kesecikler haline gelmesiyle ilişkili olduğu söylenmektedir.

    Başlıca Nedenleri

    Bu hastalık özellikle on yaşın altındaki çocukları etkileyen salgınlar şeklinde ortaya çıkar. Varisella zoster virüsünden kaynaklanır ve olağanüstü bir bulaşıcılığa sahiptir. Her ne kadar bu hastalığı geçirmekle yaşam boyu bağışıklık kazanılırsa da, virüs uyku halinde bekleyip daha sonra yetişkinlik çağında kendini herpes zoster yani zona olarak gösterebilir.

    Suçiçeğinin Çocukluk Çağındaki Belirtileri Nelerdir?

    Enfeksiyondan sonra 14 ila 21 günlük bir kuluçka devresi vardır ve daha sonra çocuk ateşlenir ya da hafif bir titreme görülür veya kusma ile sırt ve bacaklarda ağrı gibi şikayetlerle kendini daha hasta hissedebilir. Hemen hemen aynı zamanda, sırt ve göğüste, bazen de alın çevresinde ve daha nadiren kol ve bacaklarda çok sayıda kırmızı ve kaşıntılı kabartı oluşur. Bu kabartılar birkaç saat içinde saydam bir sıvıyla dolu kesecikler haline gelir. Bu keseciklerin görülmesi birkaç gün devam eder ve ikinci günden itibaren içerikleri irine dönüşüp, bir iki gün içinde patlayabilir ya da kuruyup büzüşerek tepelerinde kahverengimsi kabuklar oluşur. Bu küçük kabuklar bir haftaya varmadan pullanarak dökülür ve iyileşme tamamlanır.

    Hastanın Çevresindekilerden Tecrit Edilmesi Gerekli midir?

    Hasta çocuk döküntünün görülmesinden itibaren bir hafta süreyle ya da kesecikler kuruyuncaya değin bu hastalığı geçirmemiş çocuklardan tecrit edilmelidir. Ancak kabukların dökülmesini beklemeye gerek yoktur.

    Hangi Yaşlarda Görülebilir? Belirgin Olarak Görüldüğü Dönemler Var mıdır?

    Çoğunlukla çocukluk çağında görülür. Kış ve ilkbaharın ilk ayları suçiçeğinin yaygın olarak görüldüğü aylardır.

    Yetişkinler Daha Büyük Risk Altında mıdır?

    Yetişkinler ve ergenlik çağındakiler çocuklara kıyasla daha ağır hastalık riski altındadırlar. Ağrı, ateşin süresi, kırıklık, kaşıntı gibi belirtiler daha şiddetli olur, döküntü daha geniş alana yayılır ve daha uzun sürede iyileşir ve hastalığın seyri daha uzun olur. Ayrıca, suçiçeği olan yetişkinler ve gençler için şiddetli komplikasyon riski daha yüksektir.
    Suçiçeği En İyi Nasıl Tedavi Edilir?

    Tedavi hem belirtilere yönelik hem de etkene yönelik yapılabilir. Belirtileri hafifletmek için antipretikler ya da sistemik atihistaminikler kullanılabilir.

    Etkene yönelik tedavide antiviraller kullanılır.

    Erken tedavi ağrı ve şikayetleri azaltır. Bazen kaşıntıyı önlemek için kalamin losyonu kullanılır. Bağışıklık sorunu olan ya da enfeksiyon ve komplikasyonları açısından risk altında bulunan çocukların Varicella zoster enfeksiyonu tedavisinde antiviraller kullanılabilir. Uygulama döküntülerin ortaya çıkmasını takiben ilk 24 saat içinde ve 2 yaşından büyük çocuklarda yapılmalıdır.

    Antiviraller eğer erken kullanılırsa (döküntülerin ortaya çıkmasını takiben ilk 24 saat içinde), kalıcı izleri azaltır, iyileşme sürecini hızlandırır, lezyon sayısını azaltır, kaşıntıyı azaltır ve ateşi düşürür; hastalığın süresi kısalır ve şikayetler azalır.

    Kaşıntının şiddetini azaltıp, süresini kısaltarak, asiklovir aynı zamanda döküntülerin yara haline gelip kalıcı izler bırakma riskini de en aza indirir.
     
  10. RüzGaR Super Moderator

    [FONT=Times New Roman, Times, serif]
    [FONT=Times New Roman, Times, serif]K I Z A M I K[/FONT]​
    Daha ziyade 3-10 yaşları arasında görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde morbilli denilen bu hastalığın nedeni, bir çeşit virüstür. Kızamıklı hastanın tükürük damlacıkları aracılığı ile sağlamlara da bulaşır. Bu nedenle, kızamık lekeleri kaybolduktan sonraki 10 gün içinde de hastayı, sağlıklı kimselerle görüştürmemek gerekir.
    Hastalık mikrop alındıktan sonra 10 gün içinde orataya çıkar. Hastanın gözleri kızarır, burnu akar, hapşırır, öksürür. Ateş yükselir. Baş ağrılarından şikayet eder. Kuvvetli ışıktan rahatsız olur. Bu belirtilerden aşağı yukarı 4 gün sonra küçük kırmızı ufak lekeler görülmeye başlar. Bunlar grup halindedir. Bu dönemde dudaklarda kuruluk ve dilde paslanma dikkati çeker. Bir süre sonra da kızamık lekeleri yüzün her tarafına, boyuna, göğse, kollara, karına, ve bacaklara yayılır. Bu dönem 3-4 gün devam eder. Sonra ateş yavaş yavaş ya da birdenbire düşerek belirtiler kaybolur.
    Hastanın odası güneş görmeli ve çok temiz olmalıdır. Oda ısısı
    18-20 derece arasında tutulmalı, günde en az iki kere havalandırılmalı ve hastanın üşütmemesi için azami dikkat gösterilmelidir. Ayrıca, hastanın ağız, burun ve beden temizliğine özen gösterilmelidir. Bunlara dikkat edilmediği takdirde hastalık, zatürree, bronkopnömoni, zatülcenp, ortakulak iltihabı veya ensafalit gibi tehlikeli hastalıklara neden olabilir.
    Kızamık geçirenler, bağışıklık kazanıp bir daha kızamık olmazlar. Ayrıca çocuklara 2 yaşında yaptırılacak kızamık aşısı da bağışıklık sağlar.
    [/FONT]
     
  11. RüzGaR Super Moderator

    KIZAMIKÇIK

    Bu hastalık hafif geçirilen bir hastalıktır. Bu yüzden çocuğunuzun genel durumu iyi olup yatmak istemeyebilir. Belirtiler virüsün alınmasından iki üç hafta sonra ortaya çıkar.Çocuğunuzun bol sıvı almasını sağlayın. İlk günlerde hafif boğaz ağrısı ,kulak arkasında ,boyunda ve bezelerde şişlik görüleilir. Yüzden başlayarak vücuda yayılan pembe renkli döküntüler oluşur. Genelde 10 gün sürer. Kızamıkçık geçiren çocukları gebelerden uzak tutmalısınız. Yoksa bebeklerinde anormallikler görülebilir.Gebelikleri sırasında kızamıkçık geçiren annelerin çocuklarında %20-50 ihtimalle doğumsal bozukluklar görülebilir. Körlük, sağırlık ve kalp rahatsızlıkları en sık rastlananlardır. Özellikle kızamıkçık gebeliğin erken dönemlerinde geçirildiğinde bebekte doğumsal bozukluk riski daha yüksektir. Gebeliğin 20. haftasından sonra geçirilen kızamıkçıklarda risk sıfıra yakındır. Gebeliğin ilk 6 ayı içinde kızamıkçık düşünülen kadınlarda çeşitli yöntemlerle antikor aranmalı ve 3 hafta sonra da testler tekrarlanmalıdır. Antikor var, fakat miktarı artmıyorsa gebelik devam ettirilebilir.Erken dönemde antikor olmasa bile3 hafta sonra gelişir ve artarsa gebelik sonlandırılmalıdır.

    • Çocuk hastalık süresince veya döküntü gelişmişse, döküntü kaybolduktan sonra bir hafta süreyle evde tutulmalıdır.
    • Şikayetlere yönelik tedavi uygulanır. Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir.
    Zayıflatılmış canlı virüs aşısı 15 aylık çocuklara tek doz uygulanır. Çocukluğunda kızamıkçık geçirmemiş kız çocukları ergenlik çağına kadar mutlaka aşılanmalıdır. Aşı canlı olduğu için gebelikte kullanılamaz. Çocuk doğurma çağındaki erişkinler aşılandıktan sonra 2 ay süreyle gebe kalmamalıdır.
    • Gebeyseniz ve kızamıkçık enfeksiyonuna maruz kalma riski varsa.
    • Çocuğunuz kızamıkçık geçiriyor ve sürekli uyku eğilimindeyse, huzursuz ve gerginse, sayıklıyorsa veya şiddetli kasılmaları varsa. Çok nadir olsa da çocuğunuzda beyin iltihabı gelişmiş olabilir.• Çocuğunuz kızamıkçık geçiriyor ve aynı zamanda çocuğunuzda kusmayla beraber karın ağrısı varsa. Bu durumda pankreas veya karaciğer iltihabı gelişmiş olabilir.
     
  12. RüzGaR Super Moderator

    KABAKULAK
    Kabakulak, kabakulak virüsünün (mumps) neden olduğu bir hastalıktır.


    Kabakulak virüsü nasıl yayılır?

    Kabakulak virüsü kişiden kişiye hava (solunum) yoluyla yayılır. Kızamık veya suçiçeğinden daha az bulaşıcıdır.

    Kabakulak virüsü bulaştıktan ne kadar süre sonra hastalığın belirtileri ortaya çıkar?

    Kabakulağın kuluçka dönemi ortalama 14-18 gün arasındadır. Ancak 14-25 gün arasında değişir.

    Kabakulağın belirtileri nelerdir?

    Kabakulak virüsünü alan kişilerde ilk belirtiler genellikle başağrısı, iştahsızlık ve düşük düzeyde ateş gibi spesifik olmayan belirtilerdir.

    Kabakulağın en çok bilinen belirtisi kulakların hemen altındaki tükrük bezlerinin (parotid bezlerin) şişmesidir. Bu şişlik kabakulak virüsünü alan çocukların %30-40’ında görülür.

    Kabakulak virüsünü alan kişilerin %20’ye yakını hiçbir hastalık belirtisi göstermezler ve diğer bir %40-50’lik kısmı sadece spesifik olmayan veya solunum yolu belirtileri ile hastalığı geçirirler.

    Kabakulak ne kadar ciddi bir hastalıktır?

    Kabakulak çocuklarda genellikle hafif seyreden bir hastalıktır. Erişkinlerde hastalık daha ciddi seyredebilir ve daha fazla komplikasyon gelişebilir.

    Kabakulağa bağlı olarak gelişmesi muhtemel komplikasyonlar nelerdir?

    Kabakulağa bağlı olarak merkezi sinir sisteminin tutulumu (menenjit) sık görülen bir komplikasyondur ancak çoğunlukla ciddi değildir. Kabakulak geçiren kişilerin yaklaşık %15’inde görülen menenjit başağrısı ve ense sertliği ile seyreder ve çoğunlukla kalıcı bir hasar bırakmadan düzelir.

    Erişkin erkeklerin %50’ye yakını kabakulağa bağlı bir komplikasyon olarak testis tutulumu (orşit) yaşar. Testis tutulumuna bağlı ağrı, şişlik, bulantı, kusma, ateş ve haftalarca devam eden bir hassasiyet görülür. Testis tutulumuna bağlı kısırlık nadir görülen bir durumdur.

    Hamileliğinin ilk üç ayında kabakulak geçiren kadınlarda düşük görülme ihtimali artmaktadır. Ancak kabakulağa bağlı doğumsal sakatlıklar geliştiğine dair bir kanıt yoktur.

    Bir veya iki kulakta sağırlık yaklaşık her 20.000 kabakulak vakasından birinde oluşabilmektedir.

    Kabakulağın tedavisi var mıdır?

    Kabakulağın tedavisi yoktur. Sadece yatak istirahatı, sıvı takviyesi ve ateş düşürme gibi destekleyici tedavi uygulanır.

    Kabakulak geçiren bir kişi ne kadar süreyle hastalığı bulaştırabilir?

    Kabakulağın bulaştırıcı olduğu dönem yaklaşık 7 gündür. Bulaşıcılığın hastalığın belirtileri başlamadan üç gün öncesinden başlayıp, belirtiler başladıktan sonraki dört gün boyunca devam ettiği kabul edilmektedir.

    Çocuğumun kabakulak virüsü ile karşılaştığını düşünüyorum. Ne yapabilirim?

    Eğer çocuğunuz KKK aşısı olmamış ve kabakulağa karşı bağışıklık kazanmamış ise karşılaşma sonrasında eğer çocuğunuz hali hazırda enfekte olduysa çocuğunuzun aşılanması hastalığı geçirmesini önlemeyecektir. Bununla birlikte eğer çocuğunuz virüsle karşılaştıktan sonra enfekte olmadıysa aşı onu ileride karşılaşabileceği kabakulak enfeksiyonuna karşı koruyacaktır.

    Kabakulak bir kereden fazla kez geçirilebilir mi?

    Hayır.
     
  13. RüzGaR Super Moderator

    Menenjit

    Menenjit, beyni saran zarların iltihaplanmasıyla oluşan, hemen tedavi edilmezse işitme kaybı, beyin hasarı ve ölümle sonuçlanabilen ciddi bir bakteriyel enfeksiyondur. Hastalığa yakalananların %95'i 5 yaş altındaki çocuklardır. Kalabalık ortamlarda bulunan çocuk ve erişkinler daha fazla risk taşırlar. Bazı virüs türleri de daha hafif bir menenjit tablosuna yol açabilirler. Ancak, bakteriyel menenjit tıbbi bir acildir.

    Belirtiler Nelerdir?

    Ateş, şiddetli başağrısı,halsizlik, iştahsızlık, ensede ağrı veya ense sertliği, bilinç bulanıklığı, uyku hali, kusma, parlak ışığa bakamama, ciltte basmakla solmayan lekeler, havale geçirme menenjitin belirtileri olabilir. Menenjit, birkaç gün süren bir üst solunum yolu enfeksiyonu veya barsak enfeksiyonu gibi de başlayabilir. Devamında çocuğun tablosu ağırlaşır, diğer belirtiler de ortaya çıkmaya başlar.
    Bebeklerde belirtiler daha zor anlaşılabilir. Yüksek veya düşük vücut ısısı, huzursuzluk, kucağa alınınca geçmeyen ısrarlı ağlamalar, uyku hali, beslenmede isteksizlik, kafadaki bıngıldağın normalden bombe olduğu farkedilebilir.

    Nasıl Bulaşır?

    Mikrop, solunum yoluyla veya ellerle vücuda alınır.

    Tanı ve Tedavi Nasıl Yapılır?

    Bakteriyel menenjit, tıbbi bir acildir. Çocuğun durumundan şüphelenirseniz, hemen doktorunuza başvurmalısınız. Doktor, çocuğu muayene edecek, kesin tanı için beyin omurilik sıvısından örnek alacaktır ( Bu işlemin sanılanın aksine çocuğa herhangi bir zararı yoktur, işlemin yapıldığı bölgede sinir dokusu bulunmamaktadır ). Bakteriyel etken söz konusuysa, hemen antibiyotik tedavisine başlanacak, çocuk büyük olasılıkla hastanede izleme alınacaktır. Bazen, hastayla temastaki kişilere de koruyucu ilaç verilebilir. Eğer viral bir menenjit söz konusuysa, antibiyotiklerin tedavide yeri yoktur. Ağrı kesici, ateş düşürücü, sıvı tedavisi gibi rahatlatıcı yöntemlerle hasta takip edilecektir.

    Menenjiti Önlemek Mümkün mü?

    Hijyen kurallarına uymak, sık sık elleri yıkamak tehlikeli mikropların vücudumuza ulaşmasına engel olacaktır. Bu konuda, çocuklarımıza örnek olmalı, küçük yaşta iyi alışkanlıklar kazandırmalıyız.
    Özellikle çocuklarda önemli menenjit etkenleri olan H.influenza ve Pnömokok adlı bakterilerden aşıyla korunmak mümkündür.
    Anne sütü almanın, pekçok başka faydaları yanında, bebekleri menenjitten de koruduğu gösterilmiştir.
     
    1 kişi bunu beğendi.
  14. RüzGaR Super Moderator

    Boğmaca

    Boğmaca, her yaşta duyarlı bireyleri etkileyen, hızlı seyirli, bulaşıcı solunum yolları enfeksiyonudur. Özellikle çocuklarda ağır seyreder. Hastalık etkeni Bordetella pertussis olarak adlandırılmıştır. Boğmaca belirli bir coğrafi dağılım göstermez ve mevsimsel olarak daha çok sonbahar aylarında görülmekle beraber yıl her mevsiminde görülebilir, ancak asıl ortaya çıkmasına neden aşılama oranının düşüklüğüdür. Bu nedenle aşı oranının düşük olduğu bölgelerde daha sık ortaya çıkar. Boğmaca erişkinlerde tanısı zor konulan bir hastalıktır ve genellikle daha ılımlı bir klinik tablo gösterdiğinden basit üst solunum yolu enfeksiyonları ile karıştırılarak tanısı konulamayabilir. Boğmaca hastalığında aşılama büyük önem göstermekte, aşının uygulamaya başlanılmasından sonra hastalığın ortaya çıkış sıklığında ve neden olduğu ölüm olaylarında belirgin bir gerileme olduğu saptanmıştır. Bununla beraber hastalığın sayısında son yirmi yılda artış eğilimi olduğu gözlenmektedir. Bazı bilim adamlarına göre aşılamanın sağladığı koruyuculuğun yıllar içinde azaldığı, yaygın aşılama faaliyetinin doğal yoldan oluşan bağışıklamayı engellediği ve böylelikle yaygın aşılamanın olduğu bölgelerde erişkin insanların bu hastalığa karşı daha duyarlı hale geldiği savunulmakta. Hastalığın görülme sıklığında cinsiyet ayrımı olmamasına rağmen, çocukluk döneminde erkek ve kadınlarda hastalığın görülme sıklığı aynı iken bu durum erişkinlerde kadınlar aleyhine gelişmektedir. Bunun nedeni de kadınların çocuklarla daha çok ilgilenmesinden dolayı etken ajan ile daha çok karşılaşmasıdır. Hastalığın sosyoekonomik düzeyi düşük toplumlarda, toplu yaşam alanlarında, kalabalık gruplar halinde yaşayanlarda, uygun olmayan hijyenik koşullarda, yetersiz ve kötü beslenme durumunda ölüme daha çok sebep olduğu bilinmektedir. Ülkemizde boğmaca salgın bir hastalık olduğundan ve ölümlere sebep olması nedeniyle bildirilmesi zorun bir hastalıktır.

    Boğmacanın kontrol altına alınabilmesi için 6 yaşın altındaki bütün çocuklara boğmaca aşısının uygulanması çok önemlidir. Sağlık Bakanlığı çocukluk dönemi aşı takvimine göre; herhangi bir engel olmadığı sürece, okula başlayana kadar toplam dört kez boğmaca aşısı yapılması gerekmektedir. İlk iki aylıkken verilir ve ardından birer ay ara ile iki kez daha uygulanır. Dördüncü kez ise 16. ile 24. aylar arasında yapılır. Aşının bazı yan etkileri görülebilir. Aşı yerinde lokal reaksiyonlar (kızarıklık, şişme, ağrı), 38oC’yi geçen ateş, sistemik belirtiler (baygınlık, bulantı, kusma), 3 saatten fazla süren çığlık tarzında durdurulamayan ağlama, konvülsiyon (nöbet geçirme), Anaflaksi (şok), ensefalopati v.b. yan etkiler gelişebilir.

    Hastalık yapıcı etkenin bulaşma yolu solunum yollarıdır. İnfekte bireyin solunum sistemi salgıları damlacık yolu ile yayılarak diğer insanları infekte eder. Aynı evde yaşayan insanların bağışıklaması yok ise %90 oranında bu hastalığı alırlar. Genellikle ev içinde hastalığa kaynak olan kişi erişkinlerdir. Küçük çocuklar hastalığı sessiz bir şekilde hastalığa yakalanmış olan büyük kardeşleri ve yetişkinlerden alır. Bulaşıcılığın en çok olduğu dönem öksürüğün başlamadan önceki dönemdir, ancak öksürük başladıktan üç hafta sonrasına kadar bulaşıcılık devam eder. Hastalık etken olan ajanın alınımından yaklaşık 4-21 gün sonra ortaya çıkar. Öncelikle hastalığın ilk döneminde burun akıntısı, gözde yaşarma, halsizlik ve fazla yükselmeyen ateş gibi hafif üst solunum yolu enfeksiyonuna benzer belirtiler ortay çıkar. Bu dönemde hastalığın tanısının konulması güçtür. Ancak etrafta boğmaca hastalığına yakalandığı bilinen bireylerin varlığı mevcut ise tanı konulabilir. Bu dönemin ardından kuru öksürük başlar ve çok geçmeden boğmaca için karakteristik şiddetli öksürük nöbetleri ortaya çıkar. Bu dönemde bir dizi soluk verirken patlama tarzı öksürüğü, tipik bir nefes alma sesi (whooping) ortaya çıkar. Öksürüğün şiddeti ile hastada morarmalar ve kusma görülür. Bu dönemde ortay çıkan öksürük nöbetleri sayısı günde otuzu bulabilir, çoğu kez kendiliğinden ve gece ortaya çıkarken bazen gürültü ve soğuk hava gibi faktörlerde nöbetin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu aşamaya kadar hastada ateş ya çok hafiftir yada görülmez. Altı aylık çocuklarda bu dönem farklı seyredebilir, öksürük nöbetlerinden daha çok ani kısa süreli soluk alamama görülebilir. Klasik boğmacanın süresi 6-10 hafta olmakla birlikte, hastaların yarıdan çoğunda hastalık 6 haftadan az, hastaların dörtte birinde ise 3 hafta ve daha kısa sürer. Öksürüğün şiddetinin ve sıklığının azalması ile hasta iyileşme dönemine girer. Bu dönemde, uzun bir aradan sonra yeniden öksürük atakları olabilirse de hastalığın alevlendiği anlamına gelmez, çoğu kez soğuk gibi bir etken ile ortaya çıkmıştır ve bakteri saptanamaz.

    Tedavi
    Altı aylıktan küçük bebeklerin ve kliniği ağırlaşabileceği düşünülen hastaların öksürük nöbetleri, ani soluk alamama, morarma, beslenme güçlükleri ve diğer komplikasyonlar açısından destekleyici tedavi uygulanabilmesi için genellikle hastaneye yatırılmaları gerekir. Hastalarda antibiyotik kullanımı zorunludur. Tercih edilmesi gereken antibiyotik eriythromisindir. Hastalığın bulaşıcı olması ve özellikle 6 ay altındaki çocuklarda ölüme sebebiyet vermesi nedeniyle uzman bir hekim tarafından takip edilmesi ve çocukların aşılarının zamanında yapılması ç.ok önmelidir
     
  15. RüzGaR Super Moderator

    İdrar Yolu Enfeksiyonu

    İdrar yolu enfeksiyonu, çocuklarda sık görülür. Anatomik yapılarından dolayı kızlar, bu enfeksiyona daha yatkındırlar. Erkeklerde ise, 1 yaştan önce idrar yolu enfeksiyonu daha sık görülür. Sünnet olmuş erkek çocuklarda, idrar yolu enfeksiyonu riski azalmaktadır.

    En sık nedeni, bağırsaktaki bakterilerin idrar yoluna bulaşarak yukarı doğru yol almalarıdır.

    Çocuğun yaşı ne kadar küçükse, belirtileri anlamak da o kadar güç olur. Küçük bebeklerde, huzursuzluk, ateş, kilo alamama, kusma, idrarda değişik renk veya koku görülebilir. Daha büyük çocuklar ise; karın ağrısı, sık ve az idrar yapma, idrarda yanma, kanlı idrar, ateş, idrar kaçırma gibi şikayetlerle karşımıza gelebilirler.

    Ateş çok yüksekse, kusma, yan ağrısı varsa piyelonefrit (böbrek iltihabı) düşündürür. Böbreklerin zarar görmemesi için tedaviye hızla başlanması gerekir. Bu yakınmalarla doktora başvurduğunuzda, tanı koymak için çocuktan idrar tetkiki ve idrar kültürü istenecek, kültürde saptanan mikrobun hangi antibiyotiğe hassas olduğu antibiyogram ile saptanacaktır. Uygun antibiyotik tedavisi ile çabuk sonuç alınacak, çocuk 1-2 gün içinde rahatlayacaktır.

    İdrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda, idrarın mesaneden böbreklere doğru geri kaçışının (reflü) olup olmadığını saptayacak özel grafilerin çekilmesi gerekebilir. Eğer, reflü varsa koruyucu tedavilerle böbreklerin zarar görmesi önlenecek, ileri derece reflülerde ameliyat gerekecektir.

    İdrar yolu enfeksiyonunu önlemek için; bebeklerde bezi sık değiştirip altının kirli kalmamasını sağlamak, özellikle kızlarda alt temizliğini önden arkaya doğru yapmak önemlidir. Çocuk büyüdüğünde de tuvalette kendi temizliğini uygun şekilde yapması, gerekli oldukça tuvalete gidip mesaneyi boşaltması konusunda uyarılmalıdır. Özellikle okul çağındaki çocuklar, okulda geçirdikleri uzun saatler boyunca tuvalete gitmeden eve gelebiliyorlar, böylece idrarın uzun süre mesanede kalmasıyla enfeksiyonlara zemin hazırlıyorlar. Bol su içilmesi de, idrar yolu enfeksiyonundan koruyucu olacaktır.
     
  16. RüzGaR Super Moderator

    TurkeyArena

    Giardia

    Giardia, kirli yiyecek ve içeceklerle alınan, ince bağırsağa yerleşen bir parazittir. Hiç bulgu vermeyeceği gibi, aniden başlayan sulu, kötü kokulu dışkı, gaz, karın şişliği ile ortaya çıkabilir. Bazen aylarca süren karın ağrısı, gaz, bulantı gibi yakınmalara yol açabilir. Çocuklarda gelişme geriliği yapabilir.
     
  17. RüzGaR Super Moderator

    Çocuk Felci

    Çocuk felci hastalığının nedeni, polio virüsü denilen bir mikroptur. Çevre koşularının kötü olduğu yerlerde suların, besinlerin mikroplu dışkı ile kirlenmesi ve kalabalık ortamlarda havaya yayılan mikropların solunmasıyla bulaşır. Hastalığa yakalanan çocuklarda hafif ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, bulantı-kusma gibi her hastalıkta görülebilecek ortak bulgular mevcuttur. Bazı çocuklarda hastalık bu bulgularla sınırlı kalırken, bazılarında ise kalıcı felçler meydana gelmektedir. Felçler çok tipik olarak yumuşaktır. Yani kaslar sert ve kasılmış durumda değildir. Felçler genel olarak, çocuğun kendini ayağa kaldırmasında ve yürümesinde güçlük şeklinde ilk bulgularını verir. Çoğu hastada felç olan bacak ya da kolda duyu kaybı yoktur. İğne batırıldığında bunu hissederler. Bir yaşından büyük yaş grubundaki hassas çocuklar ve yetişkinler mikrobu kaptıklarında felç gelişmesi açısından daha büyük risk altındadırlar. Felç gelişen hastalarda ölüm oranı %2 ile %20 arasında değişmekte ancak beyindeki solunum merkezinin etkilenmesiyle bu oran %40 a kadar çıkabilmektedir.Çocuk felci hastalığının çiçek hastalığında olduğu gibi ülkemizde ve tüm dünyada kökünün kazınması için yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Tedavisi bulunmayan, kalıcı sakatlıklar ve ölümlere neden olan bu hastalığın kökünün kazınması, ancak aşılanma ile mümkündür. Hem bu açıdan hem de virüsün çevremizde yaygın olarak bulunması nedeniyle çocuk felci aşılamasının önemi oldukça artmaktadır.

    Çocuk felci aşıları;
    Günümüzde çocuk felci hastalığına karşı kullanılan iki farklı aşı vardır. Inaktive çocuk felci aşısı (enjeksiyon şeklinde uygulanır) ve oral çocuk felci aşısı (ağızdan damla şeklinde verilir).Inaktive çocuk felci aşısı ölü aşıdır. Son derece güvenli ve etkin olması en önemli özelliğidir. Yaşamın ikinci ayından başlayarak 1-2 ay arayla toplam 3 doz enjeksiyon şeklinde uygulanır. Bebek 18 aylık olduğunda bir hatırlatma dozu daha yapılmalıdır.

    Inaktive çocuk felci aşısı sanofi pasteur tarafından geliştirilen beşli aşı içerisinde difteri, tetanoz, boğmaca ve hib aşıları birlikte bulunmaktadır. Başta sanayileşmiş ülkeler olmak üzere bir çok ülkede yaygın olarak kullanılmaktadır.Çocuk felcine karşı bireysel korunmanın sağlanmasında vazgeçilmez bir aşıdır.

    Canlı bir aşı olan oral çocuk felci aşısı ağızdan damla şeklinde verilerek uygulanmaktadır. Oldukça etkin bir aşı olmakla birlikte aşının verilmesi sırasında çocuğun kusması ya da tükürmesi gibi durumlardan olumsuz etkilenebilmektedir. Aşı uygulanması esnasında ishali olan bebeklere bir ay sonra bir doz aşının daha uygulanması tavsiye edilmektedir. Çocuk felcine karşı toplumsal korunmanın sağlanmasında önemi vardır.
     
  18. RüzGaR Super Moderator

    Büyüme Ağrısı Nedir?

    Büyüme ağrısı, 3-12 yaş arası çocuklarda genellikle bacaklarda (dizin arkası, uyluk ve baldırlarda), akşam ve geceleri ortaya çıkan ve uykudan uyandıran, birkaç dakikadan birkaç saate dek sürebilen, nedeni bilinmeyen ağrılardır. Eklem veya kemikte değil, kasta ağrı söz konusudur. Genelde, artmış fiziksel aktivite sonrası görülür. Bazen günlerce ağrı olmazken, bazen de tekrar başlayabilir.

    Ne Zaman Hemen Doktora Gitmeli?
    Eğer,
    - Ağrıyla birlikte ateşte varsa
    - Yürürken topallıyorsa
    - Eklemlerde şişlik, kızarıklık varsa
    - Günlük normal aktivitelere engel olan bir ağrı varsa. Doktora gidilmeli.

    Büyüme Ağrısısı Tanısı İçin Neler Gerekir?
    Genelde, doktor öyküden büyüme ağrısından şüphelenir. Fizik muayenede bulgular normaldir. Şüpheli bir durum varsa, kan testleri, filmler gerekebilir.

    Büyüme Ağrısısı Tedavisinde Ne Yapılır?- Çocuğa ve aileye olayın masum olduğu açıklanıp bilgi verilir.
    - Ağrı sırasında masajdan yarar görecektir.
    - Gerekirse ağrı kesiciler kullanılabilir.
    - Kas germe egzersizlerinin yararı olabilir.
     
  19. RüzGaR Super Moderator

    TurkeyArena

    Beşinci Hastalık

    İlkbaharın ilk aylarında görülür. Yüzde yoğun kızarma (yanağa tokat atılmış gibi) ile ortaya çıkar. Daha sonraki günlerde kollarda ve bacakta kızarma ve döküntü, üçüncü gün el ve ayak parmaklarında ve popo da kırmızılık görülür. Etkeni insan parvo virüsüdür. İnsandan insana bulaşır. Kuluçka 4-14 gün sürer. Hastalık 3-10 gün sürer. Hastalık kendiliğinden geçer.
     
  20. RüzGaR Super Moderator

    TurkeyArena

    Astım

    Hastalık nöbetler biçiminde ortaya çıkar. Yineleyen öksürük, soluk alıp vermede güçlük, bu güçlük sırasında duyulan ıslık sesine benzer bir ses tipik bulgularıdır. Son on yılda hasta çocuk sayısında artış görülmüştür. Astım alerjik ve alerjik olmayan biçiminde ikiye ayrılabilir.

    Alerjik astımda olayı tetikleyen nedenler bitki polenleri, besinler, ev tozu, ilaçlar, hayvan tüyleri olabilirken; alerjik olmayan astımda ısı değişiklikleri, soğuk hava, kokular, solunum yolu enfeksiyonu yapan virüsler etkin olabilmektedir.

    Astım iyi tedavi edilip, gerekli korunma önlemleri alınmazsa öldürücü olabilir. Doktora başvurmada gecikmemek ve önerilen ilaçları düzenli kullanmak gerekmektedir. Çocuğun alerjisi olduğu bilinen besin ilaçlardan uzak tutulması, evde kesinlikle sigara içilmemesi, çocuğun yastığının, yorganının kuştüyü ve yün olmaması, odasında az eşya bulundurulup sık olarak nemli bezle tozunun alınması, tüylü oyuncaklar bulundurulmaması alınacak önlemlerin bazılarıdır. Çocukluk çağında görülen astımın uzun süreli izlemlerinde sonuçlar iyidir. Çocukların çoğunun büyüdükçe düzeldiği gözlemlenmiştir.
     

Sayfayı Paylaş