Çocuk Gelişimi Ve Psikolojisi

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve RüzGaR tarafından 20 Ekim 2007 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    TurkeyArena

    "Çocuğun ilk altı yılı" bireyin gelişiminin temel taşlarını oluşturması, temel bilgi ve becerilerinin bu erken gelişim döneminde kazanılması nedeniyle büyük önem taşır.
    Kişiliğin oluşumu yönünden de önem taşıyan ilk 72 ayda çocuk, kendisine uyarıcı bir çevre sunan, SEVGİ gösteren ve SAĞLIKLI GELİŞİMİNİ sağlayan anne-babaya ihtiyaç duyar.
    O-6 Yaş arası, çocuk gelişiminin hızla yönlendiği kritik yıllardır. Bu erken gelişim yıllarında temeli atılan beden gelişimi, psiko-sosyal gelişim ve kişilik yapısının, ileri yaşlarda yön değiştirmekten çok aynı yönde gelişme şansı daha yüksektir. Çocuk gelişiminin kendine özgü dinamikleri olduğu, her gelişim evresinin büyük oranda daha önceki evreler tarafından belirlendiği bir gerçektir. Araştırmalar çocukluk yıllarında kazanılan davranışların yetişkinlikte, bireyin kişilik yapısını, tavır, alışkanlık, inanç ve değer yargılarını büyük ölçüde biçimlendirdiğini ortaya koymaktadır.
    DOĞUM:
    Çalışmalar gebelik sırasında kaygı ve zorlanma içinde olan annelerden doğan çocukların, 2,5 yıl sonra gözlendiğinde, toplumsal ilişkilerde çekingen olduklarını, oyunlara katılma isteği göstermediklerini, tehlikeler karşısında diğer çocuklardan daha çok kaygı gösterdiklerini ortaya koymaktadır.
    YENİ DOĞAN (0-1 AY)
    Yeni doğanın davranışları çok sınırlıdır. Bu ilk davranışlar ilkel olmalarına rağmen gelişimin temelini oluştururlar. Bebek doğduğu andan itibaren yüksek bir öğrenme potansiyeline sahip olmakla birlikte yapabildikleri öğrendiklerine oranla azdır. Yeni doğan görme alanı içindeki (15-25 cm.) parlak cisimleri fark eder. İnsan yüzlerini inceleyebilir. Gördükleri 2-4 ncü aya kadar net değildir. Yeni doğan iletişimini ağlayarak yapar. Ağlama repertuarı ihtiyaca bağlı olarak oldukça geniştir.
    Fiziksel durum: Yeni doğan bebek beklenilenden oldukça değişik bir görünüme sahip olacaktır. Tahminlerden daha küçük ve narin olabilir. Kafasının biçimi tuhaf gelmemelidir. Cildi verniks denilen bir yağ tabakası ile kaplıdır. Ayrıca sistemleri henüz tam olarak çalışmadığı için derisinde benekler, morluklar ve renk değişiklikleri olabilir. Bunların hepsi normaldir ve bu tip şeyler 2 haftalık olduktan sonra geçer. Burada önemli olan bebeğin özellikle anne sesini duyduğu zaman sakinleştiği ve huzur bulduğudur.

    1 NCİ AY:
    Yattığı yerden başını 1-2 saniyelik bir süre için kaldırabilir. İnsan ve özellikle anne yüzüne odaklanabilir. Şiddetli seslere bedensel olarak tepki verir. Ağlama dışında bazı sesler çıkartabilir (cıvıldama). Gülümsemeye gülümseme ile karşılık verir.
    3 NCÜ AY:
    Yakın mesafede bulunan hareketli nesneleri takip edebilir. Yüksek sesle gülebilir. Ellerini bir araya getirebilir. Başını dik tutabilir. Bir yöne doğru yuvarlanabilir. Kısacası etrafındaki nesnelerle veya insanlarla kendi çapında iletişime geçebilir.
    6 NCI AY:
    Başını vücudu ile aynı hizada tutabilir. Ünlü ve ünsüz harf bileşimlerinden oluşan kelimeler çıkarabilir. Birine veya bir şeye tutunarak ayakta durabilir. Kendisini besleyebilir. Ellerini rahatça kullanır.
    9 NCU AY:
    Mizah duygusuna sahip olmakta ve ebeveynlerini güldürmekten haz duymaktadır.
    12 NCİ AY:
    Yürüyebilir ve rahatlıkla iletişime geçebilir. Öğrenme isteği daha da kuvvetlenmiştir.
    Bebekler çevresindekilerle ağlayarak iletişime geçerler. Ağlama repertuarları çok geniştir. İhtiyaca cevap verilmezse ağlama şiddeti artar. Bir bebeğin ağlamasına neden olabilecek yedi durum şunlardır:
    1. Hastalık
    2. Pişikler
    3. Kolik: Düzenli olarak günün belli bir saatinde yoğun ve yatıştırılamayan ağlamalarla beliren bir durumdur. Genellikle öğleden sonra veya akşamları ortaya çıkar. Kolik bebeğe zarar vermez fakat doktora başvurulmalıdır.
    4. Bulunduğu ortam
    5. Hoşlanmadığı şeyler: Giyindirilmesi veya soyundurulması, göz veya kulağına burun damlatılması, banyo olması gibi rahatsız edici durumlar bebeğin ağlamasına sebep olur. Ayrıca yedinci aydan sonra bebek anne veya babasını yanında görmediği zamanda tedirgin olup ağlayabilir.
    6. Ebeveynin ruh hali: Akılda bulundurulması gereken en önemli husustur. Her bebek ebeveynin ruh halini anlayabilir ve buna bağlı olarak huzursuz olabilir. Sinirli hareket, tavır veya seslerden kaçınılmalıdır.
    7. Aşırı ilgi: Bebeğin kucaktan kucağa dolaştırılması, aşırı sıkılarak sevilmesi, aç değilken üstelenerek beslenmesi, gereksiz yere altının değiştirilmesi, ağlarken bebeğe sinirli bir şekilde bağırılması bebeği kızdırır veya tedirgin eder.
    Kitapta asıl belirtilmek istenen anne ve baba olmanın kurallarına uyulduğu sürece, ne kadar kolay bir yetiştirme ve büyütme evresi geçirebileceğimizdir. Her ne kadar bir bebek için iletişim bize göre "agu gugu" gibi şeyler ifade etse de aslında bir bebeğin dünyası, iletişim kabiliyeti bizim kendileri hakkında bildiklerimizden çok daha geniştir. En önemlisi onların da olurunu alarak, güvenlerini kazanarak bu dünyaya girebilmek ve onları doğrulara motive etmektir.
     



Sayfayı Paylaş