Cengiz Han Efsaneleri

Konusu 'Güncel Konular' forumundadır ve BaRıŞ tarafından 5 Eylül 2012 başlatılmıştır.

  1. BaRıŞ Well-Known Member


    Cengiz Han Destanı Cengiz Han Efsanesi Efsaneleri
    Cengiz Han Efsaneleri Anlatımı

    Cengiz Han 1155 yılında dünyaya geldi, 13 yaşında iken Kitay Kabilesi tarafından babası Yesügey Bahadır öldürüldü. Kahramanlığı ve müthiş zekasıyla kısa zamanda sivrilen Temüçin, 20 yaşındayken, bölgede önemli bir güce sahip Kerayitlerin (KaraKitay) beyi Tuğrul'un himayesini kabul edip, Cacirat beyi Camuka (Camoka: bildiğimiz Camoka ) ile de kan kardeşlik kurarak nüfuzunu ve gücünü artırmıştır.

    Cengiz Han Destanı

    On üçüncü yüz yıl ortalarına doğru teşekkül etmeğe başlamıştır. En eski Oğuz ve Uygur soyuna ait bir kısım destanımsı söylentilerin, daha sonra diğer Türk Boyları arasında anlatılıp genişlemesi ve bunlara yapılan ilaveler, bilinen Cengiz Han Destanının esasını teşkil etmektedir.

    Daha doğrusu Cengiz Han Destanı, aslı bu söylentiler olan ve sonradan Cengiz Han' ın şahsiyeti ve adı etrafında toplanıp geliştirilen yakıştırma bir destan görünüşündedir.

    Cengiz Han Destanını anlatan eserler, Cengizname adını taşır. Tıpkı Oğuz Han Destanını anlatan eserlere Oğuzname denildiği gibi. Moğol, Türk ve İslami motifleri işleyişleri bakımından Cengiz Han Destanı üç ayrı rivayet halindedir.
    Türk rivayetlerinin işlediği bütün motifler, daha önce de belirttiğimiz gibi eski Türk Destanlarının motiflerine benzer. İslami rivayetiyle Cengiz Han Destanı, bir İslam mücahidin destanı gibidir. Moğol rivayetinde ise Cengiz Han' ı bir Moğol bahadırı olarak görürüz.

    Cengiz Han, baba tarafından Oğuz Han' a dayanmaktadır; ana soyundan da Altın Han' a varmaktadır. Altın HaN Akdeniz' de, Malta' da hüküm sürmektedir. Çok güzel bir kızı vardır. Altın Han, dillere destan olan bu çok güzel kızını, güneş yüzü görmeyen, hiç bir yanından iç tarafına hiç bir ışık sızdırmayan bie saraya kapatıp gözlerden ırak tutmaktadır. Günlerden bir gün, bütün dikkatlere rağmen gün ışığı Altın Han' ın güzel kızını bulur. Kızın, bu gün ışığından bir çocuğu olacağını anlayan Altın Han utancını ve yüz karasını kimseye göstermemek için kızını, kırk cariye ile birlikte bir gemiye koyar denize salar.

    Gemiye, denizde bir kahraman rastlar. Bu kahramanın adı Tumavi Mergendir. Altın Han' ın kızını görür görmez beğenir, alır. Kızın bir oğlu olur. Adını Dobun Bayan koyarlar.

    Altın Han' ın kızının, tumavi Mergen' den de çocukları olur. Bunları da, Bilgidey ve Büdenedey diye çağırırlar.

    Dobun Bayan büyür, evlenecek çağa gelir; evlendirirler. Alanguva adında bir güzel kız alırlar. Dobun Bayan' ın, Alanguva' dan üç oğlu olur. Bundan sonra Dobun Bayan ölür.

    Dobun Bayan' ın ölümünden bir müddet sonra, Onun bir nur halinde yeniden dünyaya döndüğü anlaşılır. Bu nur halinde dönüşten sonra, yine Alanguvan' ın kocası olmuştur ve Alanguva bir erkek çocuk daha doğurmuştur. Bu çocuğun adını Cengiz koyarlar.

    Cengiz doğunca, ruhu nur halinde dünyaya dönmüş olan dobun Bayan, kurt halinde dünyayı bir daha terkeder.

    Fakat, en çok kardeşleri, Cengiz' in hem nurdan doğmuş olduğuna hem de kendi kardeşleri olduğuna bir türlü inanmak istemezler. Kardeşlerine türlü eziyetler ederler. Fakat halk ötekilerden çok Cengiz' i sevmektedir.

    Bir gün Cengiz kardeşlerinden kurtulmak için kaçar, dağda yaşamağa başlar. Türk boyları, aralarında temsilciler seçerek cengiz' e gönderirler ve yaşamakta olduğu dağda Cengiz' i bulup kendilerine Han seçerler.

    Cengiz Han, bütün ömrünü yurduna ve milletine verir; çalışıp didinir, dünyanın en büyük ve en sağlam devletlerinden birini kurar. Sonunda bu devleti çocukları arasında taksim ederek ölür.

    Cengiz Han Destanının İslami rivayeti:

    Bu rivayete göre Cengiz' in bir adı da Timuçin' dir. Doğacağını çok önceden kahinler haber vermişlerdir. Doğduğu zaman da , babası, Tatar Hanlarından Timuçin' i mağlup etmiştir. Bu yüzden doğan oğlunun adını Çimuçin (Timuçin) koyar.

    Tıpkı Davut Peygamber gibi Timuçin de on yedi yaşına kadar çobanlık yapıp, dağda bayırda sürüsünü otlatır. Babası ölünce de, halk, Timuçin' in kendilerine Han olmasını isterler. Zaten Timuçin' in Han olarak seçilmesini Tanrı da buyurmuştur.

    Eyliyalardan Abız gelerek Timuçin' e Cengiz adını vermiş ve bütün dünyayı fethedip efendisi olacağını muştulamıştır. Bu sırada bir kuş ötmeğe başlamış ve öterken: "Cengiz!.. Cengiz!.." diye haykırmıştır.

    Bunun üzerine Hanlığı kabul eden Cengiz evliyanın dediklerini doğrulamıştır.


    Cengiz Han'ın mezarının laneti

    Moğol imparatoru Cengiz Han'ın 800 yıldır nerede olduğu bilinmeyen mezarını bulduklarını iddia eden Amerikalı arkeologların başına tuhaf şeyler gelmeye başladı. Bunun üzerine kazı ekibi araştırmalarına ara vermek zorunda kaldı ve Cengiz Han'ın mezarına ilişkin lanet öyküleri yeniden gündeme geldi. Bundan tam sekiz asır önce, 1227 yılında ölen Cengiz han'ın mezarının yerine dair üretilen efsaneler, günümüzde de bilim adamlarını ve gazeteleri meşgul ediyor. Rivayete göre, Cengiz Han ölmeden önce,Mizarımın yeri asla bilinmesin diye talimat vermişti. Öümünden sonra bu talimatın yerine getirilmesi için son derece titiz davranıldı. Cengiz Han'ı gömen bin asker, tören bittikten sonra öldürüldü. Onların öldürülmesinde kullanılan 800 asker de aynı akibete uğradı. Daha sonra, binlerce at mezarın üzerinden geçirildi ve en küçük bir iz kalmaması için büyük özen gösterildi. Chicago Üniversitesi'nden tarihçi John Woods ile bir zamanlar altın ticareti ile uğraşmış olan Maury Kravitz, geçen haziranda Moğolistan hükümetinden izin aldılar. Kazı alanı başkent Ulan Bator'un 200 mil kuzeyindeki Oglogchiin Kherem'di. Mezarın bulunduğu varsayılan bölgeyi koruyan iki mil uzunluğundaki duvar yılan kaynıyordu ve araştırmacıları birer birer sokmakta gecikmediler. Ekibin araç ve gereçleri, herhangi bir neden yokken kendiliğinden tepelerden aşağılara yuvarlandı. Son darbe ise Moğolistan'ın eski Başbakanı Dashiin Byambasuren'den geldi. Amerikalı araştırmacıları kutsal bir alana saygısızlık yapmakla suçlayan Byambasuren,Birkaç dolar uğruna atalarımızın mezarında rahat bırakılmamasından ve mezarlarımızın dokunulmazlığının hiçe sayılmasından ötürü çok üzgünüm. Ölenlerin ruhlarına ilişilmemelidir diyerek ekibi suçladı
     



Sayfayı Paylaş