Cenap Şahabettin Bütün Şiirleri

Konusu 'En Güzel Şiirler' forumundadır ve SeçiL tarafından 5 Mart 2016 başlatılmıştır.

  1. SeçiL Well-Known Member


    Cenap Şahabettin'in Bilinen En Güzel Şiirleri

    Benim Kalbim

    Sesin işler gibi bir şuh kanat gamlanma
    Seni dinlerken olur kalbim uçan kuşlara eş,
    Gün batarken sanırım gölgeni bir başka güneş;
    Sarışınlık getirir gözlerin akşamlarıma...

    Doğuyor ömrüme bir yirmi sekiz yaş güneşi
    Bir kuş okşar gibi sen saçlarımı okşarken.
    Koklarım ellerim gülleri koklar gibi ben;
    Avucundan alırım kış günü bir yaz ateşi.

    Gönlüme avdet eder her unutulmuş nisan
    Ne zaman gençliğini yolda hırâman görsem.
    Eskiden pembe dudaklarda dağılmış busem
    Toplanır leblerime, bir gece dargın olursan.


    Bitmemiş bir gül


    Bir gonce râz-ı aşkı sarar penbe bir güle
    Bir gül bugün nişanlanacak andelîb ile

    Güller açınca kendini her kalb-i derbeder
    Güller açınca arş-ı hayâlâtı devreder

    Cûlar güler uzakta, çemenlerde bâd-ı saf
    Eyler harem-serâyım eş kuşların tavaf

    Güllerle rû-be-rû açılır taze sineler,
    Her sine kendi üstüne güllerle iğneler.


    ELHAN-I ŞİTA


    Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
    Eşini gaib eyleyen bir kuş
    gibi kar
    Geçen eyyâm-ı nev-bahârı arar.

    Ey kulûbun sürûd-ı şeydâsı,
    Ey kebûterlerin neşîdeleri,
    O bahârın bu işte ferdâsı:
    Kapladı bir derin sükûta yeri
    karlar
    Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar.

    Ey uçarken düşüp ölen kelebek,
    Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek
    gibi kar
    Seni solgun hadîkalarda arar.

    Sen açarken çiçekler üstünde
    Ufacık bir çiçekli yelpâze
    Na'şın üstünde şimdi ey mürde
    Başladı parça parça pervâze
    karlar
    Ki semâdan düşer düşer ağlar.

    Uçtunuz, gittiniz siz ey kuşlar;
    Küçücük, ser-sefîd baykuşlar
    gibi kar
    Sizi dallarda lânelerde arar.

    Gittiniz, gittiniz ey mürgan,
    Şimdi boş kaldı ser-te-ser yuvalar,
    Yuvalarda -yetîm-i bî-efgan:-
    Son kalan mâi tüyler kovalar
    karlar
    Ki havâda uçar uçar ağlar.


    HAKİKAT-I SEVDÂ

    Bir şüphe-i hissiyye ile dalgalanır dil;
    Bir heykel-i gül-rû dikilir kalb üzerinde;
    İnsan bütün ahzân ü meserrâta muâdil
    Bir tatlı dönüş hisseder âvâre serinde

    Her cevf-i hayâtî, sevilen şeyden ibaret
    Bir lem'a-i nev, şa'şaasıyla eder ihfâ;
    Bir berk arkasından ederek ömrü temâşâ
    Bin müddet için göz kamaşır... İşte muhabbet!

    Pek boştur o his, lakin o boşlukla dolar dil;
    Âfâk-ı hayatiyyedeki cevfi o örter;
    Herkes hep o boşlukta arar bir tutacak yer
    Pîrâmen-i ömründeki girdâbâ mukâbil

    Sevdâya mukabil duyulur rûhta her gâh
    Bir def-i pey-â-pey ile bir cezb-i pey-â-pey;
    Bir istiyor insan onu, bir istemiyor, âh
    Sevmek bile doğmak gibi, ölmek gibi bir şey!


    SENİN İÇİN

    Sesin işler gibi bir şuh kanat gamlarıma
    Seni dinlerken olur kalbim uçan kuşlara eş,
    Gün batarken sanırım gölgeni bir başka güneş;
    Sarışınlık getirir gözlerin akşamlarıma.

    Doğuyor ömrüme bir yirmi sekiz yaş güneşi
    Bir kuş okşar gibi sen saçlarımı okşarken.
    Koklarım ellerini gülleri koklar gibi ben;
    Avucundan alırım kış günü bir yaz ateşi.

    Gönlüme avdet eder her unutulmuş nisan
    Ne zaman gençliğini yolda hıraman görsem.
    Eskiden pembe dudaklarda dağılmış busem
    Toplanır leblerime, bir gece dalgın dursan.

    Seni zambak gibi gördükçe açık pencerede
    Gül açar bahtımın evvelki hazanlık korusu
    Genç eder ufkumu hülyalarımın genç kokusu;
    Sorarım ak saçımın örttüğü yıllar nerde?

    Cebhemi varsın o solgun seneler soldursun
    Yeni yıldız gibi doğdukça güzel her akşam,
    Gençliğin böyle benimken kocaman, hiç kocamam...
    Ruhum, ölsem bile ben, sen yaşayan ruhumsun.

    Cenap Şahabettin
     



Sayfayı Paylaş