Cemşid ü Hurşîd Mesnevisi

Konusu 'Türkçe-Edebiyat' forumundadır ve RüzGaR tarafından 20 Ekim 2009 başlatılmıştır.

  1. RüzGaR Super Moderator


    Cemşid ü Hurşîd Mesnevisi

    1958 yılında Sultan Cem’in “Cemşid ü Hurşîd” mesnevîsini Kütahya Vahid Paşa İl Halk Kütüphanesi’nden ortaya çıkarıp Türk Dili dergisindeki makalesiyle edebiyat dünyasını haberdar eden Münevver Hanımefendidir. Sultan Cem’in “Fâl-ı Reyhân-ı Sultan Cem” adlı mesnevîsinin İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde Türkçe Divan’la beraber ikinci bir nüshanın daha olduğunu bir makalesiyle edebiyat dünyasına tanıtan da O’dur.
    Başka eser ve makalelerinin yanı sıra “Sultan Cem Hayatı ve Şiir Dünyası” adlı kitabı, Kültür Bakanlığı tarafından 1992 yılında yayımlanmıştı.
    Sultan Cem’in “Cemşid ü Hurşid” mesnevîsinin tenkitli metni ise incelemesiyle beraber 1997 yılında yayımlandı. Cem Sultan’ın hayatını, esaretini, edebî kişiliğini, eserlerini ve şiirlerini ele aldığı “Cem Sultan” isimli eseri ise 2006 yılında Ankara’da neşredildi. Neredeyse bir ömre malolan son derece ciddî ve takdire şâyân bir eser.

    Bilindiği gibi Osmanlı’nın talihsiz şehzadesi Cem Sultan’ın hayatı acılarla, ümitlerle, hüsranlarla, bekleyişler ve hüzünlerle doludur. Onun hayatını, esaret yıllarını, edebî kişiliğini, eserlerini ve şiirlerini Münevver Okur Meriç Hanımefendi ömrünü vererek kaleme aldı. Yazarının “Hep başkalarının çizdiği yoldan yürümeye mecbur edilen bir ömür yaşadığını” söylediği Cem Sultan’a dâir kitaba önsöz yazan Yusuf Beyazıt şöyle demektedir: “Cem Sultan hakkında ileri sürülen pek çok asılsız suçlamaların belki de en önemlisi onun en hassas olduğu dinine, inancına yönelik olanlardır. Osmanlı İmparatorluğunda şehzâdelerin çok ciddî bir eğitim aldıkları herkesin malumudur. Devrin en büyük ulemasından; en üst düzeyde eğitilerek geleceğe hazırlanırlardı. Bu kadar ciddî eğitim almış bir şehzâdeden din değiştirme gibi bir şeyin sadır olması her halükârda beklenemez. Nitekim Papa’nın Cem’e “Eğer Hıristiyanlığı kabul edersen Avrupa Devletleri seni Osmanlı Padişahı yapacaklar” teklifine karşılık Cem: “Dünya padişahlığını verseler ben dinimden geçmem.” cevabını veriyor.”

    Cem Sultan’ın hayat hikâyesini, sanat dünyasını, bütün şiirlerini, dramını görmek ve anlamak, bu talihsiz şehzade hakkındaki bütün bilgilere ulaşmak isteyenler Münevver Okur Meriç’in bu kitabını almak, edinmek ve okumak zorunda. Çünkü bu sahada yapılmış en kapsamlı, emek mahsulü ve müstesna bir eser. Yazarımızın Çengelköyü’ndeki Boğaza nâzır evinde gerçekleştirdiğimiz bu mülâkatta eserin bütün cepheleri üzerinde durmadık. Sadece okuyucularımızı “Cem Sultan” kitabından bu sohbet vasıtasıyla haberdar etmek istedik. Konu ile ilgili olanların bu eseri alıp okuması ve Cem Sultan’ın engin dünyasında uzun zaman gezinmesi lâzım. Bu tavsiyeyi yaptıktan sonra şimdi sizi sorularımız ve değerli araştırmacımızın cevaplarıyla baş başa bırakalım:

    YARDIM: Sizin Cem Sultan hakkında hazırladığınız eserin hikâyesi ne zaman ve nasıl başladı, lütfen anlatır mısınız?

    MERİÇ: Cem hakkında yapılmış yanlışlıkları toparlamak için Tarih ve Toplum dergisinde bir makale yazdım. Ondan sonra bana “Cemşid ü Hurşid’i siz yazın, kongreye siz hazırlayın” dediler. Demek bu bana ait bir görevdi. O sırada Ankara İlahiyat Fakültesi’nde Cemşid ü Hurşid’in ikinci nüshası bulunmuştu. Onunla karşılaştırarak bir inceleme metni hazırladım. Bu arada Cem konusuna girmiş olduk. Baktım ki, o kadar çok yanlış şey söylemiş ki, sanki herkes Cem ile ilgili bir şey söylemeyi ayrıcalık olarak görüyordu. Aklına gelen kendine göre yorum yapmış. Doğruları yazmayı kendime borç olarak gördüm. Sonra bazı konularda, alınyazısı olaraktan mıdır, nedir, onun bilinmeyen güzelliklerini ortaya çıkarmak sanki bana bir vicdan borcu olarak geldi. Ve bu kitap 1997’de basıldı. Sonra 2006’da “Cem Sultan Hayatı Esareti Edebi Kişiliği Eserleri ve Şiirleri” kitabını neşrettim. Bu kitabın ana fikri Cem için yapılmış yanlışları ortaya çıkarıp, doğrusunu yazmak… İnsanların yanlışlarını ortaya çıkarmak için değil de, yanlışsız bir Cem ortaya çıkarmak… Çünkü herkes bir yanlış yapar. Ama o yanlışın kulaktan kulağa geçmesi, elden ele geçmesini engellemek istedim. Mesela yabancı diyarlarda, hala Avrupa’da bu konu gündemde… Müracaat ettiğim birçok yabancı kaynak var, 2000, 2002 ve 2004 tarihli.

    YARDIM: Onlar nasıl bakıyorlar bu hadiseye? Doğru mu bakıyorlar, yoksa kendi bakımlarından mı değerlendiriyorlar?

    MERİÇ: Onlar kendi yönlerinden değerlendiriyorlar.

    YARDIM: Peki Cem’in Hıristiyan olduğunu kabul ediyorlar mı? Öyle bir iddiaları var mı?

    MERİÇ: Hayır, hayır! Onlar Cem’i dini bütün olarak kabul ediyorlar. Kitabımda da yazdım. Cem Fransa’ya götürüldükten sonra, bütün Avrupa onu Haçlı Seferi için bir koz olarak alıyor, ona o gözle bakıyor. Ve çok defa da dini bütün olduğu için, dinine sadık olduğu için onun Haçlı ordusunun önünde başarılı olacağı kanaatindeydiler. Bizden bazı kimseler, bana göre kasıtlı, bilhassa böyle yanlış yapıyorlar. Bizden başka kimse ona Hıristiyan gözüyle bakmadı, bir zan altında bırakmadı. Cem üzerine bir kitap yazmam, Cem’in iki eserini birden çıkarmam, bu kadar uğraşı pek çok kitapla, pek çok makaleyle, dergiyle, gazeteyle karşılaşmakla oldu. Ve buralarda bana göre ortak fikir şu: Cem olduğu gibi tanınmıyor, tanıtılmıyor. Bunu da ben kendime üstlendim.

    YARDIM: Başkaları âdeta ona bir rol biçmiş, o şekilde tanıtıyorlar, öyle değil mi? Şimdiye kadar öyleydi.

    MERİÇ: Evet, bakın meselâ kitabımda isim vererekten yaptım; ama ben onların akademik kariyerlerini falan düşünmüyorum. Akademik kariyeri olan da yanlış yapabilir. Ben onlara derece vermiyorum. Benim bütün derdim Cem’e yapılan bütün yanlışlardan silkindirilmiş, gerçek Cem’i ortaya çıkarmaktı. Sanıyorum ki öyle oldu; çünkü ben sade yerli kaynaklara değil, yabancı kaynaklara da baktım. 1892’de yazılmış kıymetli bir Cem kitabı var. “Cem’in Hayatı ve Serüvenleri” diye.

    YARDIM: Tarih kitaplarından okuduğumuz kadarıyla, Cem Sultan’ın son derece dramatik, hüzünlü bir hayatı var. Gurbet, yalnızlık, mücadeleler… Onun hayatını en iyi incelemiş biri olarak lütfen bize özetler misiniz? Nasıl bir hayat yaşamıştır?

    MERİÇ: Cem Edirne Sarayı’nda doğdu. Orada gayet saltanatlı bir hayat yaşıyor. Fakat Osmanlıların bir kaidesi vardı: Daha çocukken eğitime başlanırdı. 9 yaşına gelince lalalarıyla, yanındaki büyük devlet adamlarıyla beraber Kastamonu’ya yerleşiyor. 10 yaşında eğitimi başlıyor. O zaman lalalar da gidiyor ama çocukları kötü yola düşürür mü, düşürmez mi endişesiyle anneleriyle beraber gidiyorlar. Cem için özel kitaplar basılıyor, öğrenmeyi çok seven, iyi öğrenen bir öğrenciymiş. Arapçayı da öğrenmeye çalışıyor. Fakat o devirde Kastamonu âlimlerin, ulemaların bulunduğu bir ilim merkeziymiş. Fatih, Cem’i en yüksek seviyede devlet görevlerine getirmek istiyor. O dönemlerde Otlukbeli Savaşı’na, yanında adamları ile birlikte, Cem’i gönderiyor; hem de padişahlığa hazırlamış oluyor. Savaştan döndükten kısa bir süre sonra büyük oğlu Karaman Beyliği’nde, şehzadesi Mustafa ölüyor. Fakat Karaman çok nazik bir bölge… Çünkü orada sadrazam Karamanlılara çok eziyet ediyor, aileleri sürgün ediyor, medreseleri yakıyor. Karaman halkı bundan çok şikâyetçi... Onları Osmanlı’yla barıştırmak için şehzade Mustafa’nın yerine Cem gidiyor. Cem orada birçok imaretler yapıyor, güzellikler yapıyor.

    YARDIM: Muhterem Hanımefendi, sizi daha fazla yormak istemiyoruz. Biraz da okuyucu eseriniz vasıtasıyla Cem Sultan’ı tanıma fırsatı elde etsin istiyoruz. Bize lütfettiğiniz cevaplar için teşekkür ediyoruz.

    MERİÇ: Ben de sizlere teşekkür ediyorum.

    HAYATI EDEBİYAT
    Münevver Okur Meriç hayatını edebiyata adamış çok değerli bir araştırmacı ve kıymetli bir edebiyat tarihçisidir. Uşak Gül İlkokulu’nu bitirdikten sonra orta eğitimini İstanbul Erenköy Kız Lisesi’nde tamamladı. Ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Önce Millî Kütüphane’de çalıştı, daha sonra Bağdat Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde iki yıl Arap Dili ve Edebiyat eğitimi aldı. Dönüşünde Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde Atatürk’ün demeç ve konferanslarının sadeleştirilmesi çalışmalarında bulundu. Pertevniyal Lisesi, Çapa İlköğretmen Okulu, Çapa Eğitim Enstitüsü ve Ortaköy İlköğretmen Okulu’nda çalıştı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın açtığı bir sınavla Belçika’da L’Universite Libre de Bruxelles’de görev aldı. Bu görevi devam ederken Gand Üniversitesi’nden gelen aynı doğrultudaki teklifi değerlendirerek her iki üniversitede dört yıl Türk Dili ve Edebiyatı Okutmanlığı yaptı, oradan emekliye ayrıldı.

    Çalışmaları arasında:
    1 - 1958 yılında Sultan Cem’in “Cemşid ü Hurşîd” mesnevîsini Kütahya Vahid Paşa İl Halk Kütüphanesi’nden ortaya çıkarıp Türk Dili dergisindeki makalesiyle edebiyat dünyasını haberdar etti.
    2 - Sultan Cem’in “Fâl-ı Reyhân-ı Sultan Cem” adlı mesnevîsinin İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde T.Y. 5547 numarada kayıtlı Türkçe Divan’la beraber ikinci bir nüshanın daha olduğunu Tarih ve Toplum dergisinin Aralık 1991 deki makalesiyle edebiyat dünyasına tanıttı.
    3 - “Sultan Cem Hayatı ve Şiir Dünyası” adlı kitabı, Kültür Bakanlığı tarafından 1992 yılında yayımlandı.
    4 - Sultan Cem’in “Cemşid ü Hurşid” mesnevîsinin tenkitli metni incelemesiyle beraber Atatürk Kültür Merkezi tarafından 1997 yılında yayımlandı.turkeyarena.com
    5 - “Ölümünün 503. yılında Sultan Cem ve Bilinmeyen Gerçekler” başlığı altındaki ilmî makalesi 1998 Tarih ve Toplum dergisinde yayımlandı.
    6 - Kayseri Raşid Efendi İl Halk Kütüphanesi’nde 1262 numarada kayıtlı Türkçe Divanı’ndan bugüne kadar hiçbir yerde yayımlanmamış 18 adet mu’ammâsını daha ortaya çıkartarak bu sayı şimdilik 59 adede ulaştırılmıştır.
     



Sayfayı Paylaş